Gıda Hattı

Yediğimiz içtiğimiz ne kadar güvenilir?

1 Aralık 2019, 21:45
Paylaş

Her ülke için “gıdada kendine yeterlilik”, sürdürülebilir kalkınma, bağımsızlık ve milli güvenlik açısından hayati önemi haizdir. Gıda güvenliği ise sadece mevzuatla çözülemeyecek kadar karmaşık ve insan sağlığı açısından hayati önemdedir. Bu yüzden tarım ve gıda üretim süreçlerinde etik ilkelerinin benimsenmesine ve hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır.

Yediğimiz içtiğimiz ne kadar güvenilir? – Dr. Hüseyin Sungur

Dün olduğu gibi bugün de, yarınlarda da gıda en stratejik sektör olma özelliğini sürdürecektir. Bugün 7,7 milyar olan dünya nüfusunun, 2050 yılında 9,7 milyara çıkması beklenmekte ve yerkürenin sınırlı kaynaklarının artan dünya nüfusunu besleyemeyeceği endişesi giderek yaygınlaşmaktadır.

Gıdada kendine yeterlilik, hayati önemi haizdir!

Tarıma elverişli toprakların azalması, su kaynaklarının kirlenmesi, gıda üretiminin geçmişteki gibi büyük sıçramalar yapamayacak olması nedeniyle “yeterli ve güvenilir gıda üretimi” sorununun gelecek yıllarda da çok daha hayati ve kritik bir düzeye ulaşması kaçınılmaz görünmektedir.

Nitekim küreselleşme olgusu içerisinde, gerek giderek güç kazanan çok uluslu şirketlerin, gerekse gelişmiş ülkeler hakimiyetinin söz konusu olduğu Uluslararası Ticaret ve Tarım anlaşmalarında en büyük tartışma konularının tarım ve gıda ürünleri olması bir tesadüf değildir. Bu nedenle her ülke için “gıdada kendine yeterlilik” sürdürülebilir kalkınma, bağımsızlık ve milli güvenlik açısından hayati önemi haizdir.

Gıda Güvencesi herkesin sağlıklı ve üretken bir hayat sürdürülebilmek için yeterli gıdaya ulaşabildiği, yetersiz beslenmenin olmadığı ve gıdanın yeterli ve düşük maliyetle üretildiği sistemleri ifade eder. Gıda güvenilirliği ise gıda maddelerinde olabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve diğer her türlü zararların bertaraf edilmesi için alınan tedbirler bütünü olarak ifade edilebilir. Başka bir tanımlama ile tüketilen gıdanın sağlıklı ve güvenilir bir şekilde üretilmesini, depolanmasını ve pazara sunulmasını kapsar.

Güvenilir gıda üretiminin vazgeçilmez unsuru sağlıklı ham madde!

Gıda sektörü; bitkilerden, hayvanlardan ve su ürünlerinden elde edilen ham maddeleri çeşitli şekillerde işleyen, ambalajlayan ve muhafaza ederek tüketiciye/pazara sunan, birçok alt sektörünü de ilgilendiren dinamik bir yapıya sahiptir. Kaliteli ve standart ham madde temini, değişken tüketici eğilimleri, teknolojik gelişmeler, ürün yönetimi ve pazarlama, gıda sektörüne doğrudan etki eden ve gelişmeleri belirleyen önemli faktörlerdir.

Güvenilir gıda üretiminin vazgeçilmez unsuru sağlıklı ham madde teminidir. Bu ise ancak gıda ham maddesine kaynaklık eden hayvan, bitki ve su ürünleri varlığımızın sağlıklı olması ile mümkündür. Çiftlikten sofraya gıda güvenilirliği olarak adlandırılan yaklaşımın hayata geçirilebilmesi için hiç kuşkusuz güçlü bir Ulusal Gıda Otoritesine, kapsamlı gıda mevzuatına, yetişmiş insan kaynaklarına, iyi işleyen bir denetim sistemine ve laboratuvar alt yapısına ihtiyaç vardır.

Gıda etiği

Gıda güvenilirliğine etki eden, çoğu zamanda gözden kaçırılan diğer bir unsur ise gıda etiğidir. Gıda etiğinden kastım üretimden pazarlamaya kadar olan süreçteki tavırlarımızı belirleyen prensiplerin tamamıdır. Yani bir insanın işini yaparken keyfi davranışlardan sakınması ve mesleğin gerektirdiği davranışa yönlenmesidir.

Eğer gıda üretiyorsanız gıdanın sağlıklı ve hilesiz olmasından sorumlu olduğunuz gibi, spekülatif fiyatlardan da kaçınmanız ve tüketicinin yanıltılmasından uzak durmanız gerekmektedir. Aksi takdirde insan sağlığına ölümlere kadar giden akut veya kronik zararlar verebilir, onların refahını bozabilirsiniz. Bu yüzden “etik davranış” gıda üreticisinin düsturu olmak zorundadır.

Günümüzde birçok ülkede kapsamlı gıda mevzuatının ve denetim mekanizmalarının varlığına rağmen, dioksinden fibronile kadar birçok gıda skandalları yaşanıyorsa, gıda zehirlenmelerinden insanlar ölüyorsa, etik değerlerin içselleştirilmediği ve sadece kazanç odaklı bir üretim anlayışının sıklıkla olmasa da öne çıktığını söyleyebiliriz. İster hayvan kökenli ister bitki kökenli olsun her gıdanın çiftlikte/ahırda başlayan ve değişik aşamaları içeren bir yolculuğu vardır. Bu yolculuğun her aşamasında etik kurallar uygulanmaz ve tüketicinin güveni sağlanmaz ise gıdaların güvenilirliği sorgulanmaya ve gündem olmaya devam edecektir.

Tüketici aldatılıyor!

Ülkemizde de zaman zaman sahte bal, aflatoksinli kırmızıbiber, hileli et-süt ürünü, zirai ilaç kalıntılı meyve-sebze, bayat yumurta gibi sağlıksız gıda haberlerini irkilerek okuyoruz. Gıda takviyesi olarak satılması gereken birçok bitki karışımı ve özleri “binbir derde deva” gösterilerek ilaç niyetine aktarlarda yüksek fiyatlarla satıldığını, tüketicilerin bitkiler ile aldatıldığını görüyoruz.  Bu tür birçok üründe yanıltıcı etiket bilgilerine ve gıda mevzuatının yasaklamış olmasına rağmen, tansiyon düzenleyici, kolesterol düşürücü, zayıflatıcı, şeker ve prostatı tedavi edici gibi sağlık beyanlarına sıkça rastlamaktayız.

Güvenilir gıda üretiminde risk yaratan başka bir husus ise meyve-sebzede zirai ilaç ve hayvansal gıdalarda antibiyotik kalıntılarıdır. Elimizde yeterli veri bulunmadığı için ve ulusal gıda otoritesi bu konudaki denetim sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmadığı için, riskin boyutunu tam olarak bilemesek de, ihracattan geri dönen tarımsal ürünler ve gıdalar böyle bir sorunun varlığına işaret etmektedir.

Ulusal Gıda Otoritesi, popülizmden kaçınmalı!

Bütün bu olumsuzluklar denetim yetersizliği kadar etik sorununa da işaret etmektedir.

Öyleyse ulusal gıda otoritesi, açılım ya da kolaylık adına bilimsel temelden uzak popülist yaklaşımlardan kaçınmalı, gıda mevzuatını eksiksiz uygulamalıdır. Ancak gıda güvenliğinin sağlanmasını sadece gıda otoritesinden beklemek doğru bir yaklaşım olmaz. Başta çiftçi örgütleri, tarımsal üretici birlikleri, kooperatifler, marketler ve tüketici dernekleri bu süreçte sorumluluk almak zorundadır. Saydığım bu kuruluşlar güvenilir gıda üretimi konusunda üyelerinde farkındalık oluşturmalı, üretenin, işleyenin, satanın mevzuata uymasının gerekliliğini anlatmalı, etik ilkelerine uymayı teşvik etmeli ve kültürümüzde var olan Ahilik anlayışını içtenlikle benimsemelidir. Örneğin hayvan yetiştiricileri ve onların örgütleri güvenilir hayvansal gıda üretiminin sağlıklı hayvanlara sahip olmakla başladığını, güvenilir yem, ilaç ve aşı kullanmaktan geçtiğini bilmeli, hayvan refahı kurallarını ve çevre dostu üretim ilkelerini benimsemeli, adil ticarete inanmalıdır.

Benim kanaatim odur ki; gıda güvenliği sadece mevzuatla çözülemeyecek kadar karmaşık ve insan sağlığı açısından hayati önemdedir. Bu yüzden tarım ve gıda üretim süreçlerinde etik ilkelerinin benimsenmesine ve hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır.

Dr. Hüseyin Sungur

Veteriner Hekim

[email protected]

Yazarın Diğer Yazıları

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.