Gıda Hattı

Yanlış beslenme nedeniyle obezite artışta

8 Ağustos 2006, 02:00
Paylaş


Diyet ürünleri büyük bir Pazar
Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Emine Akal Yıldız ile teknolojinin, gıda sanayinin ilerlemesi, hazır besinlerin, besin çeşitliliğinin artması konularında bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkiye Diyetisyenler Derneği 1969 yılında kuruldu. Kuruluş amacı, bilimsel çalışmalar yapmak, diyetisyenlerin  özlük haklarını korumak, topluma eğitici faaliyetlerde bulunmak, halkın beslenme konusunda bilinçlendirilmesi, bilimsel kongreler düzenlemek, yurtdışıyla bilimsel faaliyetleri yürütebilmek. Hem diyetisyenlerin özlük hakları, hem de eğitim ve araştırmalar hakkında çalışmalarda bulunuyor. Her yıl meslektaşlarımıza yönelik workshoplarımız oluyor. En son 2006’da Uluslararası Beslenme Kongresi içerisinde iki tane work shopımız oldu. Ulusal Diyabet Kongresi içerisinde Diyabet Diyetisyenleri Sempozyumu düzenlendi. 6 Haziran Diyetisyenler Günü olarak kutlanıyor ülkemizde, o amaçla mutlaka her yıl toplantı düzenleniyor. Bu yıl ki toplantımızın konusu, diyetisyenlerin özlük hakları idi. Üç tane şubemiz var; İstanbul, İzmir ve Antalya’da. Yaklaşık 1.200 kadar üyemiz var. Üç tane bölüm var, Hacettepe Beslenme Bölümü bunlardan ilki. Toplam nüfusa bakacak olursak 2000 gibi bir sayı çok az. Bunun için stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor, üniversitelerde bölümlerin açılması gerekiyor. Yetişen diyetisyenin de donanımlı bir diyetisyen olması gerekiyor.

Obezite tedavisi zayıflama tamamen bir ekip işi. Ve bu ekibin içinde mutlaka bir hekimin olması gerekiyor. Gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra diyetisyene yönlendirip, diyetisyen de beslenme alışkanlığınızı değiştirip size uygun bir beslenme planı geliştirecek. Eğer bu şekilde geliştiyse olay, diyet bir ilaç değil, mucizevi bir olay da değil. Diyet sizin tamamen bir beslenme alışkanlığınız. Siz verilen programa uymadınız, yemek yemediniz, aşırı kilo verdiniz, tabi ki başta psikolojik sorunlar olmak üzere hormon dengeniz bozulacaktır, vücuttaki yağ oranınız aşırı derece azalacaktır; bizim zayıflamadaki amacımız vücuttaki yağ oranının azalmasıdır. Çünkü yağ dokusu var; hem de yağsız doku var ve sıvı var vücutta. Kilo verirken bu yağ dokusundan sizin kilo vermenizi istiyoruz, yağsız dokudan kaybınız olsun istemiyoruz, dolayısıyla obezlerde kilo verirken az da olsa yağsız dokudan da kaybınız olacaktır, o beklenen bir şey. Ama yağ dokusundan değil de kas dokusundan kaybederseniz, kas erimeleri kalbi zayıflatacaktır. Bu bakımdan sağlık sorunlarına yol açabilir, o yüzden mutlaka profesyonel bir destek alınması, her bu işi yapıyorum diyene güvenilmemesi gerekiyor.

Obezite, aslında şişmanlık olarak halk arasında bilinen, vücuttaki yağ miktarının normalin üzerine çıkmasıdır. Bunun en iyi göstergesi, vücut ağırlığının ölçülmesi boy ağırlığının ölçülmesiyle geliştirilmiş bir endeks beden kitle endeksi. Vücut ağırlığınızın boyunuzun metrekaresine bölünmesiyle ortaya çıkıyor. Bu değer, Dünya Sağlık Örgütünün tanımladığı 18,5 ile 24.9-25 arasında olması normal olarak değerlendiriliyor. Çok geniş bir aralık. Niçin geniş tutulmuş, tabi yaş ilerledikçe bu düzey biraz daha yükselebilir 26’ya kadar çıkabilir. Herkesin standart manken gibi ölçülerde olması mümkün değil. Çok değiştiği için yaşam içerisinde de çocukluktan yaşlılığa kadar geçen süre içerisinde gereksinmeler değişiyor. Yaş ilerledikçe bir miktar artış olması beklenen bir şey.

Obeziteye yol açan pek çok faktör söz konusu: yanlış beslenme, sağlıksız beslenme, özellikle çocukluk çağlarından başlayan ve yaşam tarzı haline gelen beslenme alışkanlığı yanlışlıkları. Teknolojinin ilerlemesi, gıda sanayinin ilerlemesi, hazır besinlerin artması , besin çeşitliliğinin artması ile özellikle çocuklarda obezite görülmeye başlandı. Önemli sebeplerinden birisi, fast food  tarzı beslenmenin artması, enerji içeriği çok yüksek olması, bu tarz yiyeceklerin, yağ içeriğinin çok yüksek olması, enerjisinin fazla olması gereksiniminden daha fazla tüketmesi, bir insanın harcadığının az tükettiğinin fazla olması, kişide o fazla olan enerjinin yağ olarak depolanması sebep olarak obeziteyi arttıran bir faktör. Bunun altında yatan pek çok  sağlık sorunları da söz konusu, bir endokrin bozukluğu söz konusu olabilir, endokrin derken hormonlarla ilgili bir sorun olabilir. Diyelim obez bir birey geldi, onu direkt beslenme tedavisinden önce bir sağlık kontrolünün yapılıp uzman bir hekim tarafından  nedir altta yatan etmen, yani endokrin bozukluğumu var, genetik mi, çeşitli faktörlerin saptanıp ondan sonra tedavisinde ne olursa olsun tabi ki beslenme tedavisi önemli yani kişinin sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılıp yaşantısının bu şekilde sürdürmesi önemli.

Bir kere diyetin bireye özel olduğu herkesin standart bir diyet uygulaması mümkün değil. Gazetede çıkan bir mönünün  zayıflama diyeti gibi  herkes tarafından kullanılması en büyük yanlışlardan biri. Diyet tamamen bireye özgüdür. O kişinin sağlık problemleri var mı, kimyasal bulguları nelerdir, beslenme alışkanlığı nedir, beslenme kültürü nedir, sosyal çevresi nedir, tamamen yaşı, boyu, cinsiyeti, ağırlığı, enerji harcaması; çünkü herkesin enerji harcaması da aynı değil. Örnek veriyorum, ben bir iş yaparım 500 kalori harcarım, siz bir işi yaparsınız 300 kalori harcarsınız, dolayısıyla her metabolizma ayrı değerlendirilip bireye özgü beslenme programının uygun beslenme alışkanlığının kazandırılması gerekiyor.

Bireye özgü diyette kişinin beslenme öyküsünü alıyorsunuz, hekim tarafından değerlendirilmiş öyküsünü alıyorsunuz, sahip olduğu bir hastalık var mı, ona özgü  bireyin uygulayabileceği, çünkü bu diyetler kişinin yaşam tarzına uygun değilse, örneğin brokoli yemeyen birisi illa ki brokoli yiyeceksin gibi bir yaklaşımla beslenme tedavisi veya beslenme alışkanlığı değiştirilmez. Burada ki amaç, özellikle obezite de kişinin beslenmeyle ilgili davranışlarını olumlu yönden değiştirmek. Al bu diyeti uygula gibi değil, o kişinin yapabileceği hedefleri nedir,  ne kadar kilo vermek istiyor, örnek veriyorum, ben 20 kilo vermek istiyorum. Bazı öyle kişiler oluyor ki hiç kilo almaması ya da olduğu kiloyu koruması onun için yeterli oluyor,  o yüzden bir çılgınlık gibi diyet peşine koşuyorlar, ama çok zayıf olmak da çok iyi bir şey değil. Özellikle hastalıklara daha çabuk yakalanma, vücudun alışmış olduğu kilodan çok hızlı aşağıya inme metabolizmayı, hem psikolojik yönden, hem de fiziksel yönden olumsuz etkileyen bir durum. Önemli olan sağlıklı beslenme alışkanlığını kazanacak ve bu alışkanlığı sürdürerek verdiği kiloları koruması. Çünkü 10 kilo verdi, üzerinden beş ay geçti, eski beslenme alışkanlığına döndü, tekrar o kiloları fazlasıyla geri alabilir.

Obezitenin tedbiri, yaşam tarzı değişikliği; ki bu yaşam tarzı değişikliği beslenmeyi de içerisine alıyor, sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılması nedir, bu sağlıklı beslenme alışkanlığı gereksinmesi kadar enerji tüketmesi, dört besin gurubundan günde üç öğün beslenilmesi, mutlaka öğün atlanmaması. Sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı, öğlen ve aksam yemeği gibi üç ana öğünün yenmesi, eğer kişinin alışkanlığı varsa ara öğünleri de tüketebilir, bu öğünler başta saydığım 4 besin gurubundan bir besinin olmasına çalışması, besin çeşitliliğini sağlaması, yani meyvelerden de farklı farklı meyveleri yemesi, sebzelerden de yeşil sebzeleri tüketmesi, sarı ve turuncu sebzeleri tüketmesi, çok aşırı tuzu tüketmemesi, tuz tüketimini  azaltması, azaltma derken  tuzsuz demiyorum, aşırı tuzlu değil. Tuzlu pişmiş yemeğin üzerine tuz atmak gibi bir alışkanlıktan vazgeçilmesi, yeterli sıvı alınması , posa tüketimini arttırmak için çok beyaz rafine ekmekler besinler değil de daha esmer ekmeklerin tam buğday unundan yapılmış ekmeklerin tercih edilmesi, günde en az beş porsiyon sebze meyve tüketilmesi, yani günde mutlaka iki porsiyon sebze yemeğinin tüketilmesi, yemeklerde salatalara yer vermesi, yağ tüketiminin de fazla olması, bir etken özellikle koroner kalp hastalığı açısından risk faktörü, o yüzden aşırı yağ tüketmekten kaçınılmalı, yemeklerde yağ türü olarak sıvı yağları tercih etmesi, özellikle zeytin yağ, ayçiçek yağı ya da diğer sıvı yağların mutlaka kullanması belirli oranlarda, beyaz eti tercih etmesi, özellikle balık tüketimini mutlaka hafta da iki kez tüketebiliyorsa tüketmesi , çünkü m3, omega3 yağları dediğimiz yağların en önemli kaynağı balıklar. Balık tüketerek alabiliyoruz.  Kuru baklagilleri haftada iki kez beslenmesi içerisinde yer alması, onun dışında peyniri seviyorsa ve kalp hastalığı, kalp kolestrolü yüksekse light olan yağı azaltılmış ürünleri tercih etmesi, ama mutlaka herkes yağsız ürün tüketecek diye bir kural yok, örneğin çocuklarda özellikle yağsız süt, peynir, yoğurt zaten önermiyoruz. Özellikle iki yaşına kadar bunu alması gerekiyor gelişimin tamamlanması anlamında.

Diyet ürünlerde şöyle bir yanlış anlaşılma söz konusu; sanki diyet ürünler sınırsızca tüketilebilecek ve zayıflamak isteyen diyabet hastalarının  tüketebileceği besinlermiş gibi anlaşıyor. Halbuki light ürünler, diyet ürünler içerisindeki belli bir yağ olabilir, bunun azaltıldığı, şeker miktarı kan şekerinizi yükselten sofra şekeri yerine başka bir şeker tadının verildiği, başka bir tatlandırıcının konulduğu  pek çok ürün var. Tabi en çok şimdi light ürünlerde süt, yoğurt, peynirleri görüyoruz. Yağ miktarını azaltarak bir katkı sağlıyor; çünkü süt, peynir , yoğurt önemli bir kalsiyum kaynağı ve mutlaka tüketilmesi gerekir. Bizim ülkemizde de hakikatten süt tüketimi oldukça düşük. Siz o kişiye peyniri de sınırladığınız zaman eğer kolestrolü yüksekse kalsiyum alımını çok aza indirmiş oluyorsunuz ve bu da bu tür riski olan insanların bu tür yağı azaltılmış ürünleri tüketmesi önerilebilir. Bunun dışında şekersiz ürünler, saf  karbonhidratın aşırı alınması fazla enerji alınmasına ve obeziteye sebep olabiliyor. Özellikle diyabet hastalarında aşırı şeker alınması ya da gereksiniminin üzerinde alınması sorun yaratabiliyor. O yüzden şekersiz, ama şeker tadı veren ürünler geliştirilmiş; ama bu da dikkat edilmesi gereken bir nokta, örneğin bir diyet çikolatadan bahsediyorsak, şekeri azaltılmış, ama yağ miktarı yüksek, yani bir diyet çikolatanın normal çikolataya baktığımız zaman çok bir farkı olmayacak, bu yüzden bunlarında bilinçli kullanılması  önemli. Bunlar sınırsız tüketilebilecek istediğim kadar yiyebileceğim besinler gibi algılanmaması lazım. Mutlaka sınırlandırılması ya da hangi ürüne yönelikse o ürünün mutlaka danışılarak bir profesyonele ona göre tüketilmesi daha sağlıklı.

Diyet ürünlerinin kullanımı gün geçtikçe artmasının nedeni,  obezitenin çok güncel hale gelmesi. İnsanların bunu daha iyi algılaması. Ama burada da bir bilinçsizlik söz konusu olabiliyor; nasıl insanlar o diyetten bu diyete atlıyorlar, bilinçsizce kendi bedenine uygun olmayan diyetler yapıyorlarsa  sanki diyet ürünü yediğinde işte beş tane yedim bir şey olmaz gibi algılama içerisinde olmak yanlış. Bunlar tabi ki yağı azaldığı için enerjisi de azalmış ürünler, ama bir çocuğa da diyet süt içirmenin hiçbir anlamı yok, çünkü onun hakikaten doymuş yağ alması gerekiyor, beyin gelişimini tamamlayabilmesi için. Çünkü doğduktan sonra ilk iki yaş, sonra da beş yaşına kadar sürüyor beyin gelişimi. Bu yüzden bu konuda zayıflığın, zayıf olma, sıfır bedenin de olma, özellikle gençlerde önemli bir sorun yaratmaya başladı. Yeme davranış bozuklukları, özellikle genç kızlarda çok fazla görülüyor; buna bağlı büyük bir pazar oluşturdu. Dünyanın her yerinde aslında büyük bir pazar hacmine sahip. Bizim ülkemizde buna ayak uydurmayı sağladı.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.