Gıda Hattı

Yağ sektörünün fotoğrafı çekiliyor

8 Ağustos 2006, 02:05
Paylaş
Yağ konusu Meclis gündeminde  
 
Zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlar konusunda inceleme yapmak üzere oluşturulan TBMM Komisyonu çalışmalarını tamamlayarak raporunu Meclise sundu.

Zeytin ve Zeytinyağı İle Diğer Bitkisel Yağların Üretimindeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Ankara ve Anadolu'daki temasları sonucunda hazırladığı iki raporu Meclise sundu. Konuyla ilgili olarak Komisyon Başkanı Edirne Milletvekili Necdet Budak'la bir söyleşi gerçekleştirdik: 

“Komisyonumuz, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimine ilişkin sorunların araştırılması ile ilgili olarak kurulmuş bir komisyon. Özellikle diğer bitkisel yağlarda TBMM'de geçmiş parlamento dönemlerinde devamlı tartışıldı ve Türkiye'nin ayçiçeği, pamuk gibi yağlı tohumlarda bir yağ politikasına ihtiyacı var, bu nedenle bir araştırma önergesi verdik. Zeytin ve zeytinyağı Türkiye'nin parlayan yıldızı. AB içerisinde rekabet edebileceğimiz bir ürün. İnsan sağlığı, kalp, kanser, cilt güzelliğine kadar birçok anlamda önemli bir ürün. İhracat potansiyeli olan bir ürün. Bu nedenle sorunların giderilmesi ve özellikle AB içerisinde rekabet edeceğimiz bu alanda üretim potansiyeli ve kotaları daha da artırmamız için önemli bir konu. Araştırma komisyonunda bir dosyamız var. İki tane bölümü var: birisi zeytin ve zeytinyağı, diğeri ise bitkisel yağlı tohumlar. 14 Þubat 2006'da komisyon kuruldu ve Haziran ayı ortasında komisyon çalışmalarını tamamladık. Dört aylık bir çalışma süresi. 283 sayfalık bir komisyon rapor hazırlandı. Burada zeytin ve zeytinyağı ile diğer yağlı tohumlarla ilgili tesbit ettiğimiz sorunlar ve çözüm önerilerini görüş-mek üzere, yüzden fazla kurum, kişi, özel sektör temsilcisini Ankara'ya çağırdık, dinledik, tartıştık; daha sonra da Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu'ya milletvekilleri ile giderek, geniş katılımlı toplantılar yaptık. Bunların notlarını aldık, değerlendirdik ve bütün hepsini de birleştirerek böyle bir rapor ortaya koyduk. Bu raporumuzu da Meclis Başkanımıza teslim ettik, ilgili bakanlıklara da verdik.

İki rapor hazırlandı

Zeytin ve zeytinyağı ayrı bir ürün, ayçiçeği yağlı bir tohum. Hepsi yağ, ama özellikleri farklı. Hepsine ayrı ayrı komisyon kurulması da Meclis çalışmaları açısından yoğunluk yaratıyor. Bu nedenle hazırladığımız raporun bir yarısı zeytin ve zeytinyağı, diğer yarısı ise diğer bitkisel yağlı tohumlar konusunda hazırlandı.

Zeytinyağında tüketimimiz çok az, diğer yağlarda ayçiçeği gibi çok tüketim var. Zeytinyağı tüketiminin onbeş, yirmi kat daha fazla olması lazım. Türkiye çok kaliteli zeytinyağı üretiyor. Zeytinyağı alışkanlığı edinmemiz gerekiyor. Ama ayçiçeğinde de kendimize yeterli değiliz. Türkiye ürettiği kadar ithal etmek de zorunda. Ayçiçeğinde maalesef dışarıya bağımlıyız. Bununla ilgili politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Komisyonun kuruluş amaçlarından birisi, politikalar oluşturmak.

Tahıl rekabeti

Mesela ayçiçeği Trakya'da ağırlıklı yetiştiriliyor. Ama ayçiçeğinin yetiştirildiği bölgelerde buğday, tahıl üretimi de var. Tabi buğday kışlık, ayçiçeği ise yazlık; ama ayçiçeği ektiğiniz zaman buğday ekmemeniz gerekiyor. Ayçiçeği ile buğday rekabet içerisinde. Burada da bir parite problemi var. Ayçiçeği-buğday paritesi ayçiçeği lehine iki üç kat olması gerekiryorken Türkiye'de ayçiçeği veya buğday ürettiğiniz zaman üretici olarak aynı geliri elde ediyorsunuz. Buğday daha az riskli olduğu için tercih ediliyor. Ama bu bize yük getiriyor. 2005 yılı itirariyle 1,3 milyar dolar yağ ithali için ödedik. Halbuki Toprak Mahsulleri Ofisi buğday üreticisini rahatlatmak için ürününü satın aldı. 1 milyar dolara yakın Hazine'ye ek maliyet geldi bu nedenle. Devletin kasası hepimizin kasası. Buğdaydan Hazine'ye ek maliyet gelirken aynı bölgede ayçiçeğinden dolayı dışarıya para ödemek zorunda kalıyoruz. Geçtiğimiz yıl tahılda prim sistemine geçtik. Biz bu prim destekleme aletini kullanarak çiftçiyi buğday yerine ayçiçeğine yönlendirmemiz gerekiyor. Primi ayçiceğine çok daha yüksek tutarak buğday ekim alanlarında ayçiçeğini daha etkin kılmamız lazım. 2002'de ayçiçeği primi 75 bin lira iken 2005'de 175 oldu ve bu yıl alan olarak ayçiçeği üretiminde yüzde on-onbeş artışlar bekliyoruz. Önümüzdeki yıl sonbahar döneminde daha ekmeden önce üreticiye ayçiçeği priminin ne olacağını söylersek çiftçimiz de ona göre karar verecek. O zaman iki yıl ayçiçeği, bir yıl buğday ekecek.

Politika ihtiyacı

Ayçiçeği lehine politikalar oluşturmak lazım. Örneğin bu yıl Trakya'da ayçiçeğinde gübre desteği dekara 3 milyon, buğdayda ise 1,6 milyon lira. Ayçiçeğinde mazot desteği dekara 4,5 milyon, buğdayda 2,4 milyon lira. Gübre ve mazotta da ayçiçeğine daha çok teşvik verdik. Trakya'da hükümetimizin politikası, yağlı tohumları teşvik etmek. Bu şekilde dışarı daha az döviz öderiz. Mesela Akdeniz bölgesinde de mısır ve soya rekabeti söz konusu. Soya ve kolza gibi ürünler ülkemizde çok zayıf.

Dünya tahıldan yağlı tohumlara doğru yönlenmiş. Ama bizim ülkemizde, Cumhuriyet tarihinin ilk dönemlerinde buğday ekmek çok daha önemli olduğu için tahıl devlet koruması altında yüzde 130 gümrük vergileri ile, neredeyse dışarıdan hiç buğday ithal etmeden korunmuş. Ama dünya tahıldan yağlı tohumlara geçmiş. Bizim de Türkiye'de artık bu geçiş dönemini tamamlamamız lazım. Türkiye'de soya ve kanola konusunda çok fazla bir politika yok. AB ve ABD'deki uygulamaların ışığında, biyodizelin gelişmesi ile birlikte, soya ve kanola politikası geliştirilmesi gerekiyor.

Yağlı tohumlar tahılla rekabet ediyor, ama yağlı tohumların politikası ağırlıklı olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirleniyor. Tahıl ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yönlendiriliyor. Aslında bunun hem üretim yönlendirmesi, hem destekleme politikaları Tarım Bakanlığı'nın bünyesinde, tek elden yapılırsa daha etkin politikalar geliştirilebilir.

Yeni üretim havzaları

Bu parlamento döneminde Türkiye'de tarımla ilgili köklü reformlar yapıldı. Bir Tarım Kanunu çıkarttık. Yanı sıra Toprak Koruma Kanunu, tohumculuk, lisanslı depoculuk, gıda ile ilgili kanun, Tarım Sigortaları Kanunu çıkarıldı. Tarım Kanunu çerçevesinde ürün konseyleri oluşturulacak. Örneğin pamuk konseyi sivil toplum örgütleri, üreticiler, sanayiciler, kamu görevlileri ile birlikte Türkiye'deki pamuk politikasını daha iyi geliştirmek için politikalar ortaya koyacak.

Üretim havzaları oluşturarak şu bölgede ayçiçeği primi bu kadar, buğday primi şu kadar diye belirleyeceğiz. O zaman üretici hangi bölgede, hangi ürünün teşvik edildiğini bilecek; ama kendisi de özgür kılınacak, kendi tercihini işletmenin karlılığı hesap ederek belirleyecek. Biz bu destekleme politikaları ile hangi bölgede hangi üreticimizi destekleyeceğimizi belirterek üreticiyi yönlendireceğiz. Üretim havzalarının faydası bu olacak.

Tağşiş sorunu

Zeytinyağı ile ilgili bize gelen sorunlardan en önemlilerinden birisi, tağşiş. Bu konuda Ulusal Gıda Kodeksi Komisyonu'nca yemeklik zeytinyağı ve yemeklik prina yağı tebliğinde değişiklik yapılarak “zeytinyağı katı veya sıvı hiçbir yağla karıştırılamaz” ibaresi yer alacak. Zeytinyağına diğer yağların katıştırılmasını engellemek için denetimlerin artırılması isteniyor. Tağşış yapan firmaların cezalandırılması dışında tüketiciye de ilan edilmesini istiyorlar. Dünyada kaliteli zeytinyağı üretmemize rağmen tağşiş yaparak dışarı sattığımızda Türk imajı zedeleniyor. Bundan tüm Türkiye olumsuz etkileniyor.

AB sürecinde, ne kadar fidanımız olursa o kadar fazla kota alma şansımız var. Fidan ithali isteyen üreticilerle de karşılaşıyoruz. Ama Türkiye'de kendi yetiştirdiğimiz zeytin çeşitlerine ihtiyacımız var.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.