Gıda Hattı

Yıldızı Parlayan Meyve Suyu Sektörü Atıl Kapasite Riski ile Karşı Karşıya

23 Kasım 2007, 16:04
Paylaş

Meyve suyu tüketimi son altı yılda yüzde 80 artınca pek çok firma bu alana yatırım yapmaya başladı. Türkiye'de meyve üretiminin yeterli olmadığını ve bu tesislerin atıl kapasite oluşturduğunu vurgulayan sektör temsilcileri, bu yüzden önümüzdeki dönemde sektörden çekilmeler ve birleşmeler yaşabileceğini ifade ediyor.

Son yıllarda tüketimin artmasıyla birlikte yıldızı parlayan meyve suyu sektörü, atıl kapasite riskiyle karşı karşıya kaldı. Meyve suyu tüketimi yüzde 80 artarken meyve üretiminin yalnızca yüzde 7 yükselmesi yüzünden firmalar işlenecek meyve bulmakta sıkıntı çekmeye başladı. Yatırımların artması ile birlikte meyve eksikliğinin daha da artacağına dikkat çeken sektör temsilcileri, yeni tesislerin atıl kapasite oluşturduğunu vurgularken önümüzdeki dönemde sektörden çekilmeler ve birleşmeler yaşabileceğine dikkat çekiyor.

Meyve üretiminin en kısa zamanda artırılması gerektiğini söyleyen Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Başkanı Aziz Ekşi, "Türkiye'de yılda ortalama 580 bin ton meyve işleniyor, biz 1 milyon ton işleme kapasitesine sahibiz. Tesisler artarken meyve sayısının artmaması zayıf firmaların elenmesine ya da birleşmelere neden olabilir. Aslında Türkiye'de 1 milyon ton meyve işlenebilir. Ancak plantasyonların artırılması gerekiyor" diye konuşuyor. Meyve suyu sektörünün son altı yıldır düzenli bir büyüme sürecine girdiği ve sektöre yatırımlar giderek arttığını dile getiren Ekşi, "2007 yılında sektör ortalama yüzde 30 büyüdü. Bu büyüme ile orantılı olarak meyve üretimi artmadığı için sıkıntı baş göstermeye başladı.

Daha şimdiden vişnenin yüzde 27’si, elmanın yüzde 17’si ve şeftalinin yüzde 1’i meyve suyuna işleniyor" diye konuşuyor. Ayrıca meyve çeşitlerinin meyve suyu üretimi için yeterli olmadığına ve bunun da kaliteyi olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Ekşi, özellikle; portakal, elma ve şeftali plantasyonlarının uygun çeşitlerle yenilenmesi gerektiğini vurguluyor.

Meyve suyunun parlayan bir sektör olduğuna dikkat çeken Aroma Genel Müdürü Mahmut Atom Duruk, "Eski firmaların bile atıl kapasiteleri var. Yeni yatırımcılar hata yapıyorlar. Kulaktan dolma yatırım yapıyor. Türkiye'de olmayan meyveye tesis kuruluyor. Türkiye'nin en büyük eksiği sanayi envanteri. Üretime geçmemiş fabrikaları biz hurda olarak görüyoruz. Daha sanayi envanteri yapılmamış" diyor.

Hedef tüketimi 27 litreye çıkarmak

Döviz kurunun ithalatı özendirirken ihracatı zorlaştırdığını ve sektörü hammadde açısından dışa bağımlı hale getirdiğini anlatan Ekşi, "Bunun en tipik örneği portakal. Portakal meyvesi ağaçta kalırken yaklaşık 100 bin ton meyve karşılığı portakal suyu konsantresi ithal ediliyor. Taze meyveye verilen ihracat desteği, meyve suyuna işlenen meyveye de verilmeli" diyor. Döviz kurunun aynı seviyelerde gitmesi durumunda tüm üreticilerin ithalata yöneleceğini aktaran Ekşi, bunun ülke ekonomisi için çok olumsuz bir gelişme olduğunu aktarıyor. Meyve plantasyonlarının artması için çiftçiye daha çok teşvik verilmesi gerektiğini ifade eden Ekşi, hükümetten destek beklediklerini belirtiyor.

Türkiye’de 2000-2006 yılları arasında işlenen meyve miktarının yüzde 34 artışla 433 bin tondan 582 bin tona ulaştığını ifade eden Ekşi, aynı dönemde kişi başına meyve suyu, gibi alkolsüz içecek tüketiminin de 4.4 litreden 8.1 litreye ulaşarak yüzde 84 artış gösterdiğini dile getiriyor. Ekşi, hedeflerinin 2015 yılına kadar meyve suyu tükeminin kişi başına 27 litreye yaklaşmasını hedeflediklerini belirtiyor. Türkiye'nin 2007 yılında ortalama 40 bin ton civarında markalı mevye suyu ihraç ettiğini ve bunun ortalama 20-25 milyon dolarlık bir pazara denk geldiğini söyleyen Dimes Genel Müdürü Ozan Diren, çevre ülkelerden Batı Avrupa'ya kadar ihracat yapıldığını aktarıyor. Türkiye'nin dünya meyve suyu pazarında önemli bir konumda olduğuna dikkat çeken Tamek Genel Müdürü Haluk Öget, meyve üretiminin mutlaka artırılması gerektiğini söylüyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.