AramaArama
Gıda Hattı
banner
AramaArama

Ünlü yazar Amin Maalouf: “Dünya çok kötü yönetiliyor”

Ünlü yazar Amin Maalouf: “Dünya çok kötü yönetiliyor”
22 Mayıs 2021, 12:55

Afrikalı Leo, Semerkant gibi dünyada pek çok dile çevrilmiş kitapların Lübnanlı yazarı Amin Maalouf’a göre, salgın bir şeyleri değiştirecek, ancak değişimin hangi yönde olacağını söylemek zor… Maalouf, “Dünyanın şu an çok kötü yönetildiğini görüyorum. Gerçek hiç bir düzen yok, sadece vahşi doğa kurallarına tabi bir durum var. Türkiye elindeki siyasi kartları kullanabilirse, dünyada da önemli değişiklikler yapabilir” diyor.

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi ünlü Lübnanlı yazar Amin Maalouf, Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) sitesindeki habere göre, Galatasaray Üniversitesi Mezunları Derneği’nin katkıları ile Fransızca-İngilizce simültane düzenlenen etkinlikte Maalouf, öğrencilerin sorularını cevapladı.

“İnsanlık için değerleri temel alan toplumlar en iyisi”

Geçmişte toplumları birleştiren millet, din, hanedan gibi kavramlar günümüzde eski moda kaldı. İnsanlık olarak ihtiyacımız olan kavram nedir?

Milliyet, din ya da hanedan gibi tarih boyunca insanlar için birleştirici rol oynamış kavramların modasının geçtiğini söyleyemeyiz aslında. Halklar için hâlâ bir dinin ya da bir hanedanlığın birleştirici gücü var. Örneğin Fransa'da bu, devlet kavramıyla sağlanıyor. Devletin etrafında örgütlenmiş bir millet görüyoruz. Kendi açımdan, uygarlığımızda belirli değerlerin temel alındığı toplumlar oluşturabilmek en iyisi olacaktır. Ama bu saydıklarınız üzerine kurulmuş bir milletin birliğinin ve gelişmesinin uzun dönemde mümkün olduğunu düşünmüyorum.

“Ülkelerinde geleceğinin olmadığını düşünen insanların sayısı arttı”

Son yıllarda Doğu ülkelerinin halkları birçok felaketle karşılaştı. Özellikle gençler arasında Batı'ya göç etme arzusu gözlemleniyor. Doğu kimliğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz, bu kadar savaş, çatışma ve yoksulluk içinde hayatta kalabilir mi?

Dünyada çok fazla kişi bir geleceğinin olmadığını düşünmeye başladı. Başka bir ülkeye gitmiş biri için kritik yorum şudur; bu kişi yerleştiği yerin değerlerini de benimsemeli, kendi ülkesine ait değerleri de korumalıdır. Kendi kimliğiyle yerleştiği yerde edindiği kimliği arasında bir uyum, bir denge bulmalıdır. Ben de göç etmiş biri olarak, kendi önceki toplumumuzdan içinde yaşadığımız topluma bir “mesaj taşıyıcı“ olarak görev yapabileceğimizi düşünüyorum.

Lübnan’dan nasıl göç etti?

Lübnan'dan ayrılmaya karar verdiğiniz andan bahseder misiniz?

Gençliğimde Lübnan’dan göç etmeyi hiç düşünmedim. Göç kararım çok hızlı gelişmişti. Lübnan'da iç savaşın çıkmasının arifesinde üniversiteden arkadaşlarımla iletişime geçip bir şeyler yapmak için çağrıda bulunmuştum. Savaşa doğru gittiğimizi hissediyorduk çünkü. Zamanla kendi evim yıkılmış, iş yerime de gidemez olmuştum. O zaman “Lübnan'da sonsuza kadar kalamayacağım“ demeye başlamıştım kendime. Ama asıl Lübnan'dan ayrılma kararım, ayrılmadan 48 saat önce verilmiş bir karardı. Limana inip en yakın destinasyon olan “Kıbrıs'a bilet var mı“ diye sorup sonrası gün yolculuğa çıktım.

“Yolların Başlangıcı“ kitabınızda, Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetindeki 19. yüzyıl Lübnan’ını anlatıyorsunuz. Osmanlı’nın dağılmasının Lübnan'daki mevcut durum üzerindeki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Osmanlının Orta Doğu'da hâkim olduğu toprakların hâlen bütün bir ülke olarak devam etmesini isterdim. Otoriter bir sultanla değil, ama anayasal monarşiyle zaten başlamış olan demokratikleşmenin ve modernleşmenin devam etmesini isterdim.

“Türkiye’nin elinde çok büyük siyasi kartlar var”

Türkiye, dünyayı uluslararası ve bölgesel alanda daha iyi bir yer hâline getirmede nasıl bir rol oynayabilir?

Türkiye'nin elinde çok büyük siyasi kartlar var, coğrafya gibi. Bunları kullanabilirse dünyada da önemli değişiklikler yapabilir.

“Salgın bir şeyleri değiştirecek ama…”

Salgının insanlığın farklı bileşenlerini nasıl etkileyeceğini ve Batı ile Doğu arasındaki diyaloğu nasıl değiştireceğini düşünüyorsunuz?

Pandeminin bir şeyleri değiştireceğine ikna olmuş durumdayım. Hangi yönde bir değişim olacağını söylemek zor, çünkü hâlen bu durumun ortasındayız. 40 yıldır söylem hep, gelişmenin ve özgürlüğün karşısında devletin bir engel olduğu yönündeydi. Ama pandemiyle bu değişmeye başladı. Krizle yüzleşebilmek için birçok vatandaşa ve şirkete yardımlar yapıldı. Ekonominin çökmesi engellenmeye çalışıldı. Devletten başka kim bu yeniden inşa sürecini kendi sorumluluğuna alabilirdi?

En çok anlatmayı sevdiği Doğu şehirleri

Doğu şehirleri içerisinde en çok hangi şehri anlatmayı seviyorsunuz?

İstanbul, Beyrut ve İskenderiye.

Eserlerinizden birini sinemaya uyarlayabilseydiniz bu hangisi olurdu?

Pek çok kitabım sinemaya dönüştürülme yolunda. Ancak hangisi önce çıkar bu şartlarda, bilemiyorum.

“Dünyanın çok kötü yönetildiğini görüyorum”

Hızla ilerleyen bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, insanlığın sonunu getireceğini düşünüyor musunuz? Bu gelişmeler dünya için bir ütopya mı yoksa bir distopya mı oluşturacak?

Teknolojik ilerlemedeki hızımızın azalması gerektiğini düşünmüyorum. Ama zihinsel ilerlememizi hızlandırmamız ve teknolojik gelişmelerin hızına getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Dünyanın şu an çok kötü yönetildiğini görüyorum. Gerçek hiç bir düzen yok, sadece vahşi doğa kurallarına tabi bir durum var.

“Bu bölgenin sorunu, evrensel kültür içinde hak ettiği yeri alamaması”

Doğu’da bir yazar eksikliği olduğunu düşünüyor musunuz?

Orta Doğu'da bir yazar eksikliği olduğunu düşünmüyorum. Aksine çok önemli şahsiyetler var bu topraklardan çıkmış. Her alanda hem de. Ben eski Arap şairlerin şiirleriyle büyüdüm. Bu aslında, ezbere 5 bin mısra bilen babam sayesindeydi. Mütenebbî gibi, Yunus Emre gibi çok yüksek kalitede pek çok şairimiz var ama bunlar dünyada bilinmeyen kişiler. Bu bölgenin sorununu, evrensel kültür içinde hak ettiği yeri alamaması olarak görüyorum. Ama bu topraklardan çıkıp, özellikle de göç etmiş kişilerin bir görevinin de, tarihten bu mükemmel insanları keşfedip tanıtmaları olduğunu düşünüyorum.

Amin Maalouf kimdir?

1949 yılı Beyrut doğumlu Lübnanlı yazar Amin Maalouf, kitaplarını Fransızca yazdı.

Fransa’da yaşayan yazar, 1993 yılında Goncourt Akademisi Edebiyet Ödülüne layık görülmüştür. Kitapları 40’dan fazla dile çevrilen Maalouf’un eserleri, Fransa ve çevrildiği birçok dilde geniş okur kitlesine ulaşmıştır.

Eserlerinden bazıları; Afrikalı Leo, Semerkant, Işık Bahçeleri, Doğudan Uzakta, Doğunun Limanları, Uygarlıkların Batışı, Yolların Başlangıcı, Empedokles'in Dostları…

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.