Gıda Hattı

Üniversite ile sanayi'nin entegrasyonu

8 Ağustos 2006, 03:04
Paylaş
Sanayi ve bilim elele    
Her zaman Sanayi ile üniversitenin entegrasyonundan sözedilir ve bu iki kesimin entegre olamadığından yakınılır. Oysa ki ülkemizde Bilkent Üniversitesi gibi daha bir çok üniversitemiz bu prensiple sürekli bir çaba içinde.

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 150 kişilik son sınıf öğrencileri ile sektördeki şirketleri endüstri mühendisliği problemlerini çözme odaklı bir yıllık projeler yapıyor. Bugüne kadar 140 tane proje yapıldı. Son üç yıldır da seçilen çalışmalar kitap olarak yayınlanıyor. Bu çalışmalarla ilgili her sene Mayıs ayında bir fuar yapılıyor. Bu fuara farklı üniversiteler, sanayi kuruluşları davet ediliyor. Fuarda yirmi tane proje içinden finale kalmış olan projeler ödüllendiriliyor.

Proje bir yıllık bir süreci kapsıyor. Her sene yaz aylarında firmalarla yazışılıyor. Firmalara saha ziyaretleri yapılıyor veya firmalar Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümüne ziyaretler gerçekleştiriyorlar. Gelecek sene yapılacak projeler ortaya çıkarılıyor. Başvurular arasından beş altı kişilik bir öğrenci grubunun çözebileceği kadar zorlukta, ciddi, firmaya ekonomik manada önemli katkılar sağlayan projeler hazırlanıyor. 

Rekabetçi, çok acımasız bir dünyada ayakta kalmak isteyen firmalar mutlaka var olan sorunların içinde beş altı kişilik bir mühendis grubu ile bir yıl içerisinde çözülebilecek ölçekte olan bir proje teklifini hazırlamak için üniversite ile temasa geçiyorlar. Üniversite son yıllardaki projelerle ilgili bir kitapçığı fikir vermesi amacı ile firmaya gönderiyor. Yapılan çalışmaları tanıtan kısa yazılar gönderiliyor. Fuar kitapçıkları gönderiliyor. Firmalardan bir sayfalık yapılması amaçlanan proje konusu ile ilgili doküman isteniyor. Dökümanı ilgili öğretim üyeleri inceliyor. Firma ile temasa geçiliyor, temas firma ziyareti, saha ziyareti veya telefonla görüşerek gerçekleştiriliyor. Yaz ayları süresince net bir proje tanımı ortaya çıkıyor. Firmalarla gerçekleştirilecek projeler belirleniyor. Eylül ayında firmalar bu projeleri İngilizce veya Türkçe olarak gönderiyorlar. Bölüm metin üzerinde hemfikir olduktan sonra proje bir proje havuzuna atılıyor. Gruplar projelerini bu havuzdan seçiyorlar. Son sınıf öğrencileri Eylül ayında derse başladıklarında bölüm öğrencilerle ekip çalışması üzerine workshoplar düzenliyor. Workshoplardan sonra öğrenciler kendileri gruplar oluşturuyorlar. Oluşan ekipler projeler için tekliflerde bulunuyorlar. Bu bilgiler firmalarla paylaşılıyor. Her bir proje bir gruba aktarıldıktan sonra çalışmalar başlıyor. Proje kabul edildikten sonra Eylül ayında öğrencilerle beraber ilk firma ziyaretini yaparak çalışılmaya başlanıyor.

Proje tanımlanması sıkça rastlanan sorunlardan. Firmalar çoğu kez belirtilerle üniversiteye geliyorlar. Gerçek sorunları tanımlayamıyorlar. Bu nedenle projeye başlanıldığında ilk bir ay, sunulan konunun gerçek sorun olup olmadığının araştırılması ile geçiyor. Çözülmesi gereken sorun tesbit ediliyor. İlk bir ay gerek öğretim üyeleri, gerek öğrenciler firmaya sıkça ziyaret gerçekleştiriyorlar, “firmada yaşıyorlar”. İlk sunulan sorunla yıl içinde yapılan çalışma arasında büyük farklar ortaya çıkabiliyor. Çalışma kapsamı konusunda firma ile birlikte kararlar alınıyor. En çok tartışma yapılan dönem, bu karar süreci. Firma sorunun nerede olduğunu görüyor. AR-GE konusunda çalışmaları olan firmalar bu süreçte hızlı yol alıyor.

Her firma farklı kültürlere sahip. Öğrencilerin bu farklı kültürlerden etkilenmemeleri için belli kurallar var. Her firma projeye bir veya iki tane mühendisini danışman olarak atıyor. Her bir grubun aynı zamanda Endüstri Mühendisliği bölümünden bir tane akademik danışmanı var. Bütün bu çalışmaları izleyen de bir komite kuruluyor. Gruplar belli dönemlerde sunumlar yapıyorlar. Dolayısıyla firmalara grupların belli dönemlerde belli işleri çıkartmaları için danışmanlık hizmeti veriliyor.

Firmalar projenin gelişiminde verilerin önemini fark ediyorlar. Firmalar veri toplamak için ekip oluşturuyorlar. Öğrencilerden veri toplayarak analiz etmelerinin dışında karar noktalarında bulunmaları da bekleniyor. Ciddi problemleri çözmek için vakit harcamaları isteniyor. Veri toplama işinde firmaları işlemin bir parçası haline getiriyorlar.

Mart ve Mayıs ayları arasında grup olarak yapılan çalışma ile ilgili el kitapçıkları hazırlıyor, seminerler veriyor, gerekli personel eğitimlerini gerçekleştiriyor. Geliştirilen sistem mevcut sisteme entegre ediliyor. Bu entegrasyonu firma kendi gerçekleştiriyor. Öğrenci grubu bir yazılım gerçekleştiriyor, firmaların IT grupları bu yeni yazılımı mevcut yazılımla uyumlu hale getiriyor. IT grupları çok yoğun çalıştıkları için bu entegrasyon gecikebiliyor.

Kağıt üzerinde kalmıyor

Bir yıl boyunca öğrenci grupları firmalarda ciddi problemler üzerinde çalışıyorlar. Problemleri çözüyorlar, çözümleri uygulanabilir hale getiriyorlar. En önem verilen nokta, yapılan çalışmaların kağıt üzerinde kalmaması. Eylül'de başlanan projeler Mart ayında bitiriliyor. Uygulama sonuçları Mayıs ayında alınıyor. Değerlendirme sonuçları alındığında, firmaya son sunum yapılmış, fuar tanıtımında sorun çözülmüş ve çözüm uygulanmış oluyor.

Üniversite firmaların projelere bir kaynak ayırmasını talep ediyor. Üniversite çalışmalar için özel bir ücret istemiyor. Bu projeler gerçekleşirken oluşacak masrafların firmalar tarafından karşılanması isteniyor. Projelerin kullanım hakkı firmaya ait oluyor. Diğer firmalar fuara katılarak yapılan çalışmaları görüyorlar ve hazırlanan kitapta gizlilik ilkelerinden arındırılmış genel bir özet veriliyor. Örneğin geçen sene Unilever'e, şu anda uygulamaya konulmuş olan performans değerlendirme sistemi geliştirildi. Altı kişiden oluşan bir öğrenci topluluğu bir yıl boyunca Unilever yetkilileri ile birlikte Unilever dağıtım ağı ve dağıtıcılarının performans değerlendirme sistemi oluşturuldu. Varolan sistem yeniden yazıldı, bir yazılım haline dönüştürüldü ve bu yazılım kullanılır hale sokuldu. Unilever bu projeyi birkaç ay önce uygulamaya aldı. Bu çalışma geçen seneki fuar kitapçığında yer aldı. Bu çalışmayı gören başka bir şirket benzer bir çalışma istedi, geçen yıl bu da gerçekleştirildi.

İlk yıllarda firmalar bu çalışmalara eleman almak için fırsat olarak bakmış. Bu nedenle proje yapan firmalar öğrencileri de işe alıyorlar. Bu sayede projeler devam ediyor. Kimi firmalar hemen uygulamaya başlarken kimi firmalar bir uygulama sürecinden geçiyor. Varolan sistemin entegre olması lazım. Bazı firmalar da uygulamaları erteliyor.

Projeler bir fuarla tanıtılıyor

Proje sonuçlarının sergilendiği fuar Bilkent Üniversitesi içindeki kongre alanında gerçekleştiriliyor. Son yıl yapılan, açılışını Sanayi Bakanı Ali Coşkun'un yaptığı fuarda 350'ye yakın katılımcı vardı. 21 proje gerçekleştirildi, 13 firma ile çalışıldı. 350 kişilik bir anfide proje sunumları yapıldı. Türk iş dünyasının çeşitli firma temsilcilerinden oluşan bir juri finale kalan eserleri inceledi, sunumları dinledi. Son bir değerlendirme ile ödüller belirlendi. Fuar alanında da her proje grubu kendilerine ayrılmış alanda yapmış oldukları çalışmaları katılımcılara tanıttılar.

Endüstri Mühendisliği Başkanı Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu üniversite ile sektör arasındaki bu işbirliğinin Türkiye'deki AR-GE çalışmaları için çok önemli olduğunu düşünüyor:“Türkiye'deki AR-GE harcamaları çok düşük. Hükümet AB uyum çabaları çerçevesinde TUBİTAK'a 400 milyon dolarlık AR-GE çalışması için bir bütçe ayırıyor. Ben TUBİTAK'da üst düzey bir komitenin üyesiyim. Çok seçkin firmaların AR-GE çalışmalarını devlet destekliyor. O toplantılarda sorduğumda geçen seneki bütçenin yüzde yirmisinin kullanıldığını söylediler. Türkiye'de şu an AR-GE harcamaları için ayrılmış bir bütçe var. Bu bütçenin kullanılması için bir şirketin üniversite ile bir araya gelip bir AR-GE çalışması yapma koşulu konuyor. Türkiye'de bu kaynağı kullanan firma sayısı az. Türkiye'deki firmaların çoğunun bu kaynaktan haberi yok. Büyük firmalar bu kaynaktan haberdar, ama önemli olan bu kaynağı kullanmak için hareket etmek ve üniversite ile beraber iş yapabilmek.”

“Bence yaşayarak öğreniyorsun, başka hiçbir şey olmuyor. Siz şunları eksik yapıyorsunuz, gel ben size bu eksiklerinizi gidereyim, eğitim seminerleri vereyim, ben size bunu anlatayım. Böyle olmuyor, iş yaparak oluyor. Daha fazla ilişki kurmamız lazım.”

2006'da gıda alanındaki projeler

Unilever ile “Ürünlerin rafta bulunabilirliğini artırmak amaçlı sipariş takip sistemi”

Coca Cola ile “Bayilerde tedarikçi yönetimli stok sistemi geliştirilmesi”, “Çapraz yüklemeye dayalı bir ürün dağıtım sisteminin geliştirilmesi”

Anadolu Efes ile “Ürün takip sistemi tasarımı”

Eti ile “Talep tahmini ve tahmin bilgileri akış sisteminin tasarımı”, “Dağıtım ağı performans değerlendirme sistemi geliştirilmesi”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.