AramaArama
Gıda Hattı

Tuzdan arındırma dünyanın su sorununu çözer mi?

28 Ocak 2019, 01:50
Paylaş
Tuzdan arındırma dünyanın su sorununu çözer mi?

Dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'i suyla kaplı olsa da dünyanın su sorunu hayli büyük. Zira mevcut suyun sadece yüzde 2,5'i tatlı. Ve bu küçük bölümün yüzde 70'i buzullarda sıkışmış durumda. Bu da içme, hijyen, tarım ve endüstriyel ihtiyaçlarımızı karşılamak için yüzde 1'den az bir orana sahip olduğumuz anlamına geliyor.

Dünya temiz su sorununu nasıl çözecek?

2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşacak olan dünya temiz su sorununu nasıl çözecek? Tuzdan arındırma dünyanın su sorunu için çözüm olabilir mi? Tatlı su üretmek için neler yapılıyor?

Tuzdan arındırma neden önemli?

Nehirler, göller ve yeraltı kaynakları hala bu tatlı suyun çoğunu sağlarken, değişen iklimimiz bu en birincil kaynağın tükenmesine yol açıyor. Her dört kişiden biri su kıtlığı ile karşı karşıya ve Dünya Sağlık Örgütü bu rakamın 2025 yılı itibarı ile ikiye katlanabileceğini söylüyor.

Su tüketim miktarları oldukça değişken. Zengin ülkelerde bir kişi sadece duş almak, yemek pişirmek ve tuvalet temizlemek gibi gündelik işler için günde 800 litreye yakın su kullanabilirken, yoksul ülkelerde yaşayan insanlar tüm ihtiyaçlarını karşılamak için günde 10 litreden az suya sahip.

Tuzdan arındırma dünyanın su sorununu çözer mi?
Tuzdan arındırma dünyanın su sorununu çözer mi?

Tuzdan arındırma nasıl sağlanır?

Tuzlu suyun insan tüketimine uygun hale getirilmesinin iki ana yolu var: Termal yöntem ile tuzdan arındırma ve ters ozmoz.

Termal yöntem ile tuzdan arındırma işlemi, suyun buharlaşmasına ve yoğunlaşmasına neden olurken, tuzun ve diğer kirlerin bırakılmasını sağlıyor. Ters ozmoz ise sadece su moleküllerinin geçmesine izin veren ve böylece suyu, tuz ve diğer maddelerden ayıran bir membran filtre kullanılarak yapılan arındırma işlemine deniyor.

ABD’de 1950’li yıllarda icat edilen ters ozmoz yöntemi, termal yöntem ile arındırma işleminden enerji açısından daha verimli. Bu nedenle de arındırma işlemlerinde daha yaygın olarak kullanılan ters ozmoz, tuzdan arındırılarak üretilen suyun yaklaşık yüzde 70’inde kullanılan yöntem olarak öne çıkıyor.

Su arıtma işleminden sonra, güvenli ve sağlıklı içme suyu elde etmek için gereken standartlar, mineraller ve kimyasallar suya ekleniyor ve süreç tamamlanıyor.

Okyanus sularını tuzdan arındırma su sorununu çözer mi?

Bu durum göründüğü kadar basit değil. Tuzdan arındırma işlemi, özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika gibi kurak bölgelerde bir çözüm sunsa da, oldukça enerji gerektiren ve bu enerjinin genellikle fosil yakıtlar kullanarak sağlandığı bir işlem.

Bu kullanımın bir sonucu ise, küresel ısınmaya katkıda bulunan emisyonlar. Tuzdan arındırma işlemleri nedeniyle yıllık tahmini 76 milyon ton karbondioksit (CO2) atmosfere salınıyor.

Dolayısıyla, küresel su sıkıntısını giderecek kaynaklar hala varken, tatlı su üretmek için yapılan işlemler bu doğal kaynakların tükenmesine katkıda bulunmuş oluyor.

Okyanuslardan tatlı su üretim miktarı ne kadar?

Dünya çevresinde, 100’den fazla ülkede yaklaşık 16 bin tuzdan arındırma tesisi bulunuyor. Toplu olarak, günde yaklaşık 95 milyon metreküp tatlı su üretebilen tesisler bu sayede 300 milyon kişiye su tedarik edebiliyor.

Tesislerin yüzde 70’i, ki bu rakam dünyadaki tuzdan arındırılmış su üretiminin yaklaşık yarısının üretildiği tesislere tekabül ediyor, çoğunluğunu Arap Yarımadası'ndaki ülkelerin oluşturduğu zengin ülkelerde bulunuyor.

Bu kurak bölgede tatlı su kaynakları az, ancak deniz suyuna erişim kolay, ayrıca petrol ve doğal gaz da ucuz. Bu bölgedeki tuzdan arındırma tesisleri, fosil yakıt enerji santrallerinden gelen atık ısı ile destekleniyor.

Arındırılan tuza ne olur?

Tuzdan arındırma işlemi sırasında kullanılan kimyasallarla birlikte çoğu suya geri dökülüyor.

Her gün yaklaşık 142 milyon metreküp tatlı su üretiminden ortaya çıkan tuzlu karışım denize geri dönüyor. Bu miktar, Almanya'nın bütün yüzeyini kaplamak için yeterli olacak kadar büyük.

Denize dökülen bu tuzlu karışımın üretiminin yüzde 55'inden Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar sorumlu.

Yoğunluğun fazla olmasından dolayı deniz dibine batan ve tüm deniz ekosistemlerini zarar verebilecek şekilde yayılan bu karışım, Basra Körfezi gibi yarı kapalı denizlerdeki yaşamı olumsuz etkiliyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.