Gıda Hattı

Türkiye’de sera gazı emisyonları %116 artacak

10 Ekim 2015, 01:47
Paylaş
Türkiye’de sera gazı emisyonları %116 artacak

Türkiye iklim değişikliği ile mücadele amacıyla hazırladığı plan ve öngörüleri gösteren Ulusal Katkı Niyeti Bildirimi’ni açıkladı. Bildirime göre Türkiye’de önümüzdeki 15 yıl içinde sera gazı emisyonlarında %116 oranında bir artış öngörülüyor.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 21. Taraflar Konferansı, Aralık ayında Paris’te gerçekleşecek. Bir önceki taraflar konferansında alınan karar uyarınca sözleşmeye taraf olan bütün ülkelerden sera gazı emisyonlarını indirmeleri için Ulusal Katkı Niyeti Bildirimleri’ni (Intended Nationally Determined Contributions-INDC) sunmaları istendi.

8 Ekim 2015 tarihi itibariyle, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 147 ülke, gelecek yıllarda iklim değişikliği ile mücadelede gerçekleştirmek istedikleri uygulamalara dair ulusal katkı niyetlerini kamuoyunun bilgisine sundu. Paris’te yapılacak toplantıda tüm ülkeleri kapsayan Kyoto Protokolü benzeri yeni bir anlaşmanın imzalanması bekleniyor.

toplamseragaziemisyonlariSunulan resmi bildirimdeki Referans Senaryo’ya göre Türkiye, sera gazı emisyonlarında 2030 yılında %21 oranına kadar azaltım öngörüyor ve 2012-2030 yılları arasında toplam sera gazı emisyonlarını 430 milyon tondan 929 milyon tona çıkarmayı planlıyor. Hazırlanan bu indirim senaryosuna göre bile emisyonlarda %116 oranında bir artış planlanıyor. Bu da yılda ortalama %5’lik bir artışa denk geliyor.

Bildirimi değerlendiren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Bu artış oranı büyüme stratejileri ve projeksiyonları ile yakın bir ilişki düşünülerek hesaplanmış olabilir. Buradan anlaşılacağı üzere, enerji yoğun, kömüre ve diğer fosil yakıtlara dayalı ekonomik büyümenin devam edeceği öngörülüyor. Yeşil ve karbonsuz bir büyümenin de mümkün olduğu tamamen göz ardı ediliyor” şeklinde konuştu. Ataç, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye’nin emisyonları 2030’da Avrupa’yı ikiye katlayabilir

“Bildirimde Türkiye’nin 2012-2030 yılları arasında emisyonları için bir zirve yıl da öngörülmüyor. Ne yazık ki bu, Türkiye’nin 2030’dan sonra bile emisyonlarını artırmaya devam edeceğinin düşünüldüğü anlamına geliyor. Eğer ülke olarak emisyonlarımızı bu plandaki gibi artırmaya devam edersek, kişi başına emisyonlarımız 2030 yılında ülke olarak girmeyi planladığımız ve aday ülke olarak benzer stratejiler geliştirme sorumluluğumuz olan AB ülkelerinin kişi başı emisyonlarının neredeyse iki katı olacak.

Bu bildirim ile Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim değişikliğine uyum konusunda herhangi bir sorumluluk almadığını açıkça belirtmiş oluyor. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin açıkladığı İklim Değişikliğiyle Mücadele İçin Ulusal Katkı Niyeti Bildirimi’nin iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayamayacağını, tam tersine iklim krizinin daha da derinleşmesine yol açacağını düşünüyoruz. Bu bildirim bizler için büyük bir hayal kırıklığı oldu.”

Türkiye, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerin başında gelen Akdeniz Havzası içinde yer alıyor. Bildirim, iklim değişikliğinin özellikle tarım, gıda güvenliği ve şehirler üzerindeki etkilerine uyum konusunda da somut stratejiler içermemesi nedeniyle oldukça önemli eksiklikler taşıyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.