Gıda Hattı

“Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulsun” talebi!

15 Ekim 2021, 14:22
Paylaş
“Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulsun” talebi!

“Tarımsal Biyoçeşitlilik, Yerel Çeşitler, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler” panelinde konuşan YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Türkiye’de Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulmasını önerdi. Tekelioğlu, “Türkiye’nin kalite politikalarıyla meşgul olacak bir enstitü olmalı. Organik tarım da bu enstitünün içerisine sokulabilir” dedi.

Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi işbirliğiyle online düzenlenen “Tarımsal Biyoçeşitlilik, Yerel Çeşitler, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler” paneli, Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde yapıldı.

Panele YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz, Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Uzmanı Dr. Kürşad Özbek konuşmacı olarak katıldı.

“Yöresel ürünler ekonomik krizin çaresi, sahip çıkalım”

Moderatör Özdil, yöresel ürünlerin kırsal kalkınmanın anahtarı olarak görüldüğünü belirterek, Antalya Ticaret Borsası tarafından 2008 krizinden sonra “kriz varsa çare de var” sloganıyla yöresel ürünler projesinin geliştirildiğine dikkat çekti. Özdil, “Yöresel ürünlerin ekonomik krizin çaresi olarak görülmesi çok anlamlı. Yöresel ürünlerimize sahip çıkalım” dedi.

“Tüketici kalıpları değişti”

Pandemi sonrasında tarımın, yöresel ürünlerin, coğrafi işaretli ürünlerin ön plana çıktığını vurgulayan YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, hem üretim hem de tüketim kalıplarının değiştiğini anlattı. Tekelioğlu, “Üretimde daha az enerji kullanılan, daha çok çevreye saygılı olan yöntemler kullanılıyor. Tüketici de daha çok bitkisel ürün tüketmeye daha az hayvansal ürün tüketimine yöneliyor” diye konuştu.

“Sadece tescil almakla iş bitmiyor”

Tescillenmiş ürünlerin büyük bölümünün tarımsal ürünler olduğunu belirten Tekelioğlu, Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısının 900 olduğunu, 744’de tescil bekleyen yöresel ürün olduğunu söyledi. Tescil rakamların sevindirici olduğunu ancak coğrafi işaret sisteminde yönetişim ve denetim ayağının eksik olduğunu vurgulayan Tekelioğlu, “Esas olan yönetişim ve denetimdir. İdeal coğrafi işaret sistemi kurulmalı” dedi.

Coğrafi işaret tescili alan kurumun görevlilerinin yetkisinin olduğunu ancak sorumluluğun bulunmadığını kaydeden Tekelioğlu, “Tescili alan kurum ürünün tanıtımı yapacak, üreticiye teknik hizmet götürecek, Ar-Ge çalışmaları yapacak, tescil belgesindeki standartları uyup uyulmadığına ilişkin denetime bakacak” diye konuştu. Malatya kayısısının AB’den tescil aldığı yıl fiyatının yüzde 35 düştüğüne dikkat çeken Tekelioğlu, “Yönetişimi ve denetimi iyi yapmalıyız. Denetimsiz coğrafi işaret olmaz. Fransa’da coğrafi işaretli olan Rokfor peyniri yılda 400 denetimden geçiyor. Türkiye’de ise coğrafi işaret sistemi tescil al, tescil ver şeklinde yürüyor. Coğrafi işaret katma değer katmalı” diye konuştu.

“Türkiye topraklarında doğalgaz, petrol aramasın, yöresel ürün zenginiyiz”

İdeal coğrafi işaret sisteminin kurulmasıyla yöresel ürün potansiyeli yüksek olan Türkiye’nin korkunç bir sosyo ekonomik açılım sağlayabileceğini vurgulayan Tekelioğlu, “Türkiye, topraklarında doğalgaz, petrol aramasın. Yöresel ürün zenginliğimiz dünyanın hiçbir yerinde yok. Bu kadar biyoçeşitliliği olan, birçok mikro kliması bulunan, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış böyle bir ülke dünyada yok” dedi.

Tekelioğlu, Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulmasını da önerirken, “Türkiye’nin kalite politikalarıyla meşgul olacak bir enstitü olmalı. Organik tarım da bu enstitünün içerisine sokulabilir” dedi.

“Üreticinin kırsalda kalması ve üretmeye devam etmesi lazım”

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık ise, yöresel ürünlerin üretiminde küçük aile işletmelerinin önemini vurguladı.

Tarımsal üretimin yüzde 80’ini küçük aile işletmelerinin gerçekleştirdiğini kaydeden Selışık, “Dünya nüfusunun yarısı kentlerde yaşıyor. 2050’de üçte ikisinin kentlerde yaşayacağı öngörülüyor. Kırsalda üreticinin kalması ve üretmeye devam etmesi lazım. Bunun için de motivasyonunun olması lazım. Bu motivasyonunun kaynağı ise ekonomik koşulların güçlendirilmesinden geçiyor” diye konuştu.

Yöresel ürünlerin desteklenmesi ve coğrafi işaretin artılarının üreticiye yansıması gerektiğini vurgulayan Selışık, “YÖREX bir anlamda bu ürünlerin pazarlamasında ayrı bir farkındalık oluşturdu. Tüketiciyi tercihleri değişiyor. Artık doğal, organik ürünleri tercih ediyoruz. Her ürünü bir çiftçi üretiyor ve her ürünün özel bir üretim tekniği var. Bu yöntemler yaşatılmalı. Tüketici de coğrafi işaretin ne olduğunun farkına varmalı. Çiftçinin pazara erişinin güçlenmeli” dedi.

“Tarımsal biyoçeşitliliğimize sahip çıkalım”

Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Uzmanı Dr. Kürşad Özbek, Anadolu’nun 12 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığının bunun 4 bininin endemik bitki türleri olduğunu bildirdi. “Tarımsal biyoçeşitlilik açısından Türkiye özel bir konumda” diyen Özbek, tarıma konu olan buğday gibi türlerin çıkış yerinin de Türkiye olduğunu belirtti.

Geleneksel tarım yöntemlerinin geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Özbek, “Tarımsal biyoçeşitliliğimiz artımız ancak bu çeşitlilik her geçen gün kayboluyor. Tarımsal biyoçeşitliliğin azalmasının nedeni kırsalın boşalması ve yaşlanması. Köylere gittiğimizde yenilebilir türleri bilen insan bulamıyoruz. Korkunç bir göçle karşı karşıyayız. Tarımsal biyoçeşitliliğimize sahip çıkalım” şeklinde konuştu.

“Yerel bitki çeşitleri sigortamız”

Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz de, yerel bitki çeşitlerinin küresel ısınmaya karşı sigortamız olduğunu belirterek, “Yerel çeşitler değişime uyum sağlayabilen bitkiler. Bu nedenle onların üretimini yaygınlaştırmalıyız” dedi.

Yerel çeşitlerin değişen dünya koşullarına en kolay şekilde uyum sağlayan, sürdürülebilir tarımı en iyi destekleyen türler olduğunu kaydeden Karagöz, “Ülkemiz bir çok üretilen bitkinin gen kaynağı, merkezi durumunda. Yerel çeşitler sürdürülebilir tarım stratejisini destekliyor. Yerel çeşitler yeşil mutabakata uygun. Bizim kurtarıcımız yerel çeşitler” diye konuştu.

İHA

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.