Gıda Hattı

TÜİK Başkanı’nın enflasyon savunması: “Yaşam maliyetini değil, enflasyonu ölçüyoruz”

25 Ocak 2022, 14:29
Paylaş
TÜİK Başkanı’nın enflasyon savunması: “Yaşam maliyetini değil, enflasyonu ölçüyoruz”

Hissedilen enflasyonun altında açıkladığı verilerle tepki çeken TÜİK’in Başkanı Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer, “yaşam maliyeti hesaplayan bir kurum olmadıklarını” söyledi. “Yaşam maliyetini değil, 84 milyon için enflasyonu ölçüyoruz” diyen Dinçer, “Yaşam Maliyeti Endeksi” adıyla özel kapsamlı yeni bir endeks üzerinde çalıştıklarını da açıkladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer, Dünya Gazetesi yazarı Maruf Buzcugil’e önemli açıklamalarda bulundu.

TÜİK Başkanı Prof. Dr. Dinçer ile TÜİK üst düzey yöneticilerinin açıklamaları şöyle:

“Önceliğimiz kurumun itibarı”

Bizim birinci önceliğimiz kurumun itibarını en üst düzeye çıkarmak. Çoğu zaman haksız ithamda bulunulan kurumun itibarını en üst düzeye çıkarmakla yükümlüyüz. Tamamen bilimsel yöntemler, Eurostat’ın standartları doğrultusunda ülkemize hizmet etmek ve bu hizmetimizi verirken de en doğru, güvenilir bilgiyi üretmek amacımız. Dünya Bankası, Eurostat gibi bu uluslararası kuruluşlara, tabiri caizse göbekten bağlıyız. Kurumlardan ayrı hareket etme şansımız yok. Tamamen şeffaf olarak bütün verilerimiz, yöntemlerimiz standartlara bağlanmış, bunlarla ilgili çalışmaları ilişki içinde yürütüyoruz.

“Yaşam maliyetini ölçmüyoruz”

Halk enflasyonu, bütün dünyada tartışılıyor. Hissedilen enflasyon, bütün dünyada farklı bir kavramdır. İnsanlar hep kendi hissettikleri enflasyonu en son aldığı ve daha sık tükettiği ürünlere bakıyor. Enflasyonda iki tane ölçü var. Ya enflasyona odaklanırsınız ya da eşya maliyetine odaklanırsınız. Biz enflasyonu ölçüyoruz. Halkın enflasyonu kişiden kişiye değişir. Biz tamamen Eurostat kurallarına bağlıyız.

Aslında iki amacı var bunun. Birincisi Merkez Bankası para politikasına yardımcı olacak, karar vericilerin, fiyat gelişmelerini yorumlayabileceği rakamı üretmek, ikincisi uluslararası hesaplara yardımcı olmak.

Bunun için de sabit bir sepet yapıyoruz. Tanımlarımız, işyerlerimiz, kalitemiz sabit. Yıl boyunca bu sabit tanımlar üzerinden gidiyoruz. İkincisi sepetimizin ağırlık sistemi var. Bu ağırlık sistemi, her şeyi algıyı değiştirebiliyor. Algıdan kastımız, örneğin bir çocuğunuz varsa bebek mamasından daha fazla etkileneceksiniz, bezden daha fazla etkileneceksiniz. Bende bu yoksa farklı şeylerden etkilenirim.

“84 milyonu kapsayacak veri üretiyoruz”

Ayrı bir endeks özel kapsamlı gibi düşünülebilir. Şu andaki yapımız, herhangi bir gelir grubuna, herhangi bir çalışan grubuna göre endeks üretmiyor. Biz 84 milyonu kapsayacak veri üretiyoruz.

Ancak TÜRK-İŞ endeksi ile bizim alt endeksler, gıda enflasyonu bire bir koreledir.

Bugün ürün seçmek lüksüne, bire bir sahip değiliz. Hanenhalkı Tüketim Eğilimleri Anketi’nden faydalanıyoruz. Sistemi kurduktan sonra, aynı işyerine gidip, aynı tanımdaki, aynı marka ürünleri bir yıl boyunca derlemeye çalışıyoruz.

Fiyat alınacak işyerini seçerken de bölgede en çok ciro yapan yerleri ele alıyoruz. Buralarda da en çok satılan ürünleri dahil ediyoruz.

“Şaibeleri ortadan kaldıracağız”

Artık barkod sistemiyle aylık olarak ürün bazında ciro ve miktar verisi geliyor. Bunları böldüğümüzde ürünün o aya ilişkin fiyatını rahatlıkla görebiliyoruz. Yani ayın belirli günleri fiyat almıyoruz. Geçen yıl 5 zincir marketten, 1 milyar 100 milyonun üzerinde veri girişi olmuş, diğerleriyle toplam veri girişi 7 milyara ulaşmış.

2021 yılında verilerin yüzde 21’i online olarak barkod sisteminden geldi. Bu oran gıdada yüzde 50 oldu. 2022 yılında sepetteki barkod hedefimiz yüzde 50. Gıda tarafında ise barkodun payının yüzde 75 olmasını hedefliyoruz. Yani şaibeleri ortadan kaldıracağız. Geçmiş yıllarda, “gece market açılıyor, veri alınıyor” gibi aslı astarı olmayan yorumlar yapılıyordu. Bunlar bertaraf edilecek.

“Halk en çok neyi tüketiyorsa, onun fiyat değişimine bakıyoruz”

Biz fiyat derlediğimiz ürünün ucuz veya pahalı olduğuna bakmayız. Hep aynı ürünü ele alıyoruz. Yani bir gün 500 liralık gömleği, başka bir gün 50 liralık markayı almıyoruz. Ayrıca bizim için önemli olan fiyatın düzeyi değil, bunun gelişimidir. Yani biz hep aynı işyerinden, aynı marka ve aynı ürünü alıyoruz. Tekrar ediyorum, halk neyi tüketiyorsa biz onun fiyatının değişimine bakıyoruz. Trakya peynirinin fiyatına bakıp TÜİK peyniri ucuz gösteriyor diyemezsiniz. TÜİK en fazla tüketilen peynir türlerini dikkate alıyor. Bir de halkın en çok hangisini tüketiyorsa, işyerlerinin cirosunda en fazla yer tutan kalemler.

“Elektrikte EPDK’nın tüketim verilerini dikkate alacağız”

3 Ocak’ta Aralık endeksini yayınladıktan bir gün sonra Başkan Yardımcımızla EPDK’ya gittik. Hane halklarının ne kadar elektrik tükettiğinin resmi bir yazıyla elimize gelmesini bekliyoruz. Günlük 5 kWh ve aylık 150 kWh bir sınır var, sınırın altındakilere yüzde 52, üstündekine yüzde 127 zam yapıldı. Biz, tüketimin ne kadarı günlük 5 kWh’ın altında, ne kadarı üstünde buna ilişkin ciro ve fatura değerlerine göre ağırlıklandırma yapacağız ve Ocak ayı enflasyonunda açıklayacağız.

ÜFE ile TÜFE arasındaki farkın açılması

ÜFE ile TÜFE makasının açılmasındaki etkenlerden bir tanesi de elektrik ve doğalgaz fiyatları. Bunlara tüketiciler için yüzde 20 zam yapılırken, üretici zammı bunun çok daha üzerinde oldu. Biz BOTAŞ ile de birlikte çalışıyoruz. Ayrıca emtia fiyatlarındaki inanılmaz artış da önemli. Üretici fiyatındaki artış bir şekilde tüketiciye de yansıyacak. Ancak biraz gecikmeli yansıyacak.

TÜFE’de anlatılması gereken bir olgu daha var. Süte ayın ikinci yarısında zam geliyor, bu TÜFE’ye ilk 14 gün eski fiyat, ikinci 14 gün yeni fiyat olarak yansıyor. Bunun artışı aslında bir sonraki aya sarkıyor. Zammı görünce, niye yüksek çıkmadı diyor.

“Zam yaptığınız an, TÜİK’te bunu görürsünüz”

Aslında Aralık ayında TÜFE’nin pik yapmasının bir nedeni de Kasım ayındaki kur artışının 1 ay sonra yansımasıdır. Yapılan her zam mutlaka yansır, yansımaması mümkün değil. Zam yaptığınız an, TÜİK’te bunu görürsünüz.

TÜFE’de her şey kira için geçerli. İş yerini de konutu da aynı kriterlere göre seçiyoruz. Konut seçildiği anda kiracıyı takip etmeye başlıyoruz. Biz fiyatın, kiranın düzeyini ölçmüyor, gelişimini ölçüyoruz. Kiradaki durum şöyle, biz konutu seçiyoruz, bu konutta genelde stok kiracıları oturuyor. Eğer aynı kiracı varsa zaten fiyat TÜFE 12 aylık ortalaması kadar artıyor. Kontrat ayını takip ediyoruz. Ancak kiracı çıkıp başka biri geldiğinde fiyat değişimi yaşanıyor. Ayrıca o kiracıyı üç ayda bir arıyoruz. Kendi enflasyon hesaplarını yapanlar, kirayı internet sitesindeki ilanlardan alıyorlar, biz ise gerçek ödenen kiradan alıyoruz.

“Pazara gitmeden enflasyon açıklayamazsınız”

Marketlerden fiyatı barkod ile alıyoruz ama pazarda sorunu barkod ile çözemezsiniz. Ancak pazarsız enflasyonu da açıklayamazsınız. Ayın son gününe kadar fiyat derleriz pazarlardan. Yani her bölgede her gün pazarlardan fiyat alınır. Burada da tabletlerle fiyat derliyoruz. Bu derlediğimiz her fiyatın konumunu alıyoruz. Yani anketörün hangi gün hangi saatte, hangi konumdaydı onu görüyorum. Pazarda; sabah, öğle, akşam farklı fiyat vardır. Biz öğlen gidip fiyat alırız. Ürünün fotoğrafı çekilip merkeze aktarılır.

“5 liralık fiyatı 3 lira olarak göstermek mümkün değil”

Bizim fiyata müdahale yetkimiz yoktur. Fiyat merkeze girince, 5 lira olarak girilen veriyi 3 lira yapacak, yetki yok. Girilen fiyatı değiştirebilme veya düzeltme sadece giren kişinin yetkisinde var.

Bir nokta daha biz hep kg. fiyatına çeviririz fiyatları. Böyle gramajlarla filan almayız. Örneğin peynirin sulu ağırlığıyla, süzme ağırlığı farklıdır. Biz burada süzme ağırlığını dikkate alıyoruz, yani TÜFE’de buraya kadar iniyoruz. Bu çok hassas bir konu, keza turşuda da aynı şey.

“Fiyatı bir ay düşürseniz takip eden ay ne yapacaksınız?”

Fiyatlara müdahale ederek düşürmek mümkün değil. Veri tabanımız arşivleniyor. Yani 560 bin rakamı, matriksi, ortak bir rakama dönüştürebilme lüksünüz var mı? Dönüştürdüğünüzü kabul edin, bir dahaki aya ne yapacaksınız? Daha sonraki aya ne yapacaksınız? Bu bir zaman serisi çünkü. Bunu bir yerde kırdığınız an bunun sonuçları sizi öyle bir hale dönüştürür ki bunun altından kimse kalkamaz.”

TÜİK, “ENAG gibi enflasyon açıklayan kuruluşların hesaplama yöntemlerini, bilgilerini bizim gibi kamuya açmaları gerekir. Bizim binlerce kişi ile yaptığımız hesaplamaları 15 kişiyle nasıl yapıyorlar merak ediyoruz” diyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.