Gıda Hattı

Türkiye'de gıda güvenliğinin garantörüyüz

8 Ağustos 2006, 01:54
Paylaş
TGDF Başkanı Şemsi Kopuz 
 
Türk gıda sektörünün bundan böyle Avrupa liginde olduğunu artık kabul etmeliyiz. Bu başarı hepimizin başarısıdır. Başkanlığını yürüttüğüm Federasyonumuzun herbir üyesinin, herbir çalışanın, onun da ötesinde Türkiye'nin başarısıdır.

Kısa adı TGDF olan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu'nun; Avrupa Birliği Gıda ve İçeçecek Konfederasyonu'na (CIAA) üyeliğinin kabulünün coşkusu sürerken; Brüksel'den gelen başka bir haber mevcut coşkuyu daha da arttırdı. TGDF, CIAA'nın Yönetim Kurulu'na seçildi. Biz de bu haber üzerine Şemsi Kopuz'la başta CIAA olmak üzere değişik konularda keyifli bir söyleşi yaptık:

“Federasyon temelleri 1999 yılında atılmıştır. O zaman Dernekler Yasası elvermediği için Gıda Dernekleri Platformu adı altında toplandık. Mevzuat değişince sektörün kararlığı ve birleşme azmi daha da büyüdü ve Federasyon çatısı altında birleştik. Son olarak da ismimizi Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Gıda ve İçeçek Sanayi Dernekleri Federasyonu olarak değiştirdik. CIAA üyeliğimizle birlikte Federasyon yapımızı da CIAA'ya uyumlaştırma çalışmalarımız sürmekte.

TGDF'nin CIAA'ya üyeliğini doğru okumak gerekli. Bu sektörün Avrupa standartlarında olduğunun en önemli göstergesidir. Nitekim üyeliğimiz hemen ardından geçtiğimiz haftalarda yapılan genel kurulda Türkiye'nin yönetime seçilmesi bizim ne denli haklı olduğumuzu ve doğru yolda olduğumuzu bir kez daha ortaya koymuştur. Türk gıda sektörünün bundan böyle Avrupa liginde olduğunu artık kabul etmeliyiz. Bu başarı hepimizin başarısıdır. Başkanlığını yürüttüğüm Federasyonumuzun her bir üyesinin, herbir çalışanın, onun da ötesinde Türkiye'nin başarısıdır. Böyle bir başarı hepimizin gurur kaynağıdır. Bugün Türkiye Avrupa Birliği'ne et ve süt dışındaki tüm ürün gruplarından ihracat yapmaktadır. Et ve süt ürünlerinin ihraç edilememesinin nedeni ise hayvan hastalıklarıdır.

Gıda Sanayi açısından baktığımızda Federasyon olarak kendimizi en çok Gıda Güvenliği noktasında sorumlu görüyoruz. Kamu olsun, biz üreticiler olsun en temel yaklaşımımız budur. O yüzden Tarım Bakanlığı ile de sürekli bir işbirliği halindeyiz. Özellikle şu an üzerinde çalıştığımız Hijyen Standartları ve Kılavuzlarının oluşturulması çalışması bu açıdan son derece önemsediğimiz bir projedir. Federasyona üye şirketlerimizin tamamı bu konuda gerekli hijyen standartlarına sahip, kalite kontrol sistemlerini kurmuş işletmelerdir. O yüzden gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Güvenli Gıda mı tüketmek istiyorsunuz? Alın bizim üye şirketlerimizin listesini elinize onların sattığı ürünleri tüketin.. Bu kadar açık yürekliyim bu konuda.. Mutlaka bize üye olmayanlar da bu kurallara uyuyordur. Ama biz bu ülkede Gıda Güvenliğinin garantörüyüz. Bunu unutmamak lazım. Bizim derneklerimiz zaten yasal çerçeve içinde çalışmayan şirketleri üye olarak kabul etmezler. Buradaki amacımız bir taraftan da sektör içi denetim mekanizmalarını kurmak ve geliştirmektir.

Tabii Federasyon olarak sektörün değişik açılardan önünün açılması da en temel yaklaşımımızdır. En son gerçekleştirilen Etiketleme Tebliği Fonksiyonel Gıda pazarından Türkiye'nin de hak ettiği payı alması açısından çok önemli bir adım olmuştur. Sayın Bakan da bu konuda sektörün yanında bir irade göstermiş ve neredeyse AB'nin de ötesinde ve önünde bir düzenleme yapılması sağlanmıştır. Şu an gündemimizdeki en temel problem, KDV sorunudur.

Maliye Bakanı ile görüşmelerimiz devam ediyor; daha da edecek. Tekstil de indirim yapıldı son zamanlarda turizmi duyar olduk. Gıda sanayi olarak bu konuya tepkimiz çok büyüktür. Sağlıklı bir toplumun en temel şartı sağlıklı beslenen bireylerdir. Ama bizim devletimiz giyimi ucuzlattı, şimdi tatili ucuzlatacak belki; ama en temel konumuz olan Gıda da bir yaklaşım gösterilmemesi kaygı vericidir. Bunu ne şahsen, ne de sektör olarak anlaşılır bulmuyoruz. Üstelik Maliye Bakanı'mızın da gıda sanayi ile hayli teşviki mesaisi olmuşken konu hepimize daha da anlaşılmaz gelmektedir.

Ben artık Tarım Sanayi Entegrasyonu demekten yoruldum. Türkiye'de meselelerin çözümü buradan geçmektedir. Nüfusumuzun tarımdan gelir temin eden bölümünde kırsal kalkınma ve gelir çeşitliliğinin makro politikalarla arttırılması en temel çözümdür. Ama gelin görün ki sadece siyasiler değil – ki ben özellikle söylemlerine dayanarak Sayın Eker'i başka görürüm - konuyla ilgili tüm paydaşlar bu çiftçi mağduriyetini bir araç haline getirmişlerdir. Tarım kesiminin tüm önderlerine sesleniyorum, buradan artık Türkiye'nin gideceği yer bellidir, bu da, “Kaliteli Tarımsal Üretim” dir.

Burada enteresan bir şey daha belirtmek istiyorum; 5179 Sayılı Kanun Gıda Sanayi için bir devrim niteliği taşımaktaydı. AB uyum sürecinde gıda sektörü için çıkarılan yasa ve yönetmelikler, firmaların uymasını zorunlu kılan sıkı kuralları da beraberinde getiriyor. 5179 sayılı Gıda Yasası'nı destekleyen 22 yönetmelik ise uyum süreleri tamamlanarak bir bir çıkarılıyor. Bu yönetmeliklerin hazırlanmasından başlayarak yayınlanıncaya kadar ki bütün safhalarında biz Federasyon olarak görev alıyoruz. Yönetmelikler ve tebliğler bir anlamda bizim görüşlerimizi de yansıtıyor. Şimdi mevcut 5179 Sayılı Gıda Kanunu'nun yerine geçmek üzere hazırlanan Gıda, Yem, Gıda Hijyeni ile Gıda ve yemin Resmi Kontrolleri, Veteriner Hizmetleri Kanun Taslakları'nı incelediğimizde bizim çok önemli endişelerimiz var. Biz her şeyden önce gıdanın tek kanunla ifade edilmesini istiyoruz. AB'ye üye hiçbir ülkede gıda, dört ayrı kanunla ifade edilmemekte. Uygulayıcı bir oraya bir buraya bakmasın. Sonra kanunları uygulayanlar farklı farklı insanlar olacak, kanunları farklı farklı yorumlayacaklar ve sıkıntıyı benim üreticim çekecektir. Bürokratlarımız söz verirken acaba bu sektör ne diyor diye dönüp bize bir sorsunlar. Yoksa Brüksel de verilen sözler Türkiye için çok onulmaz yaralar açabilir. Bunun önüne geçmenin yolu, tarafların bir araya gelerek müştereken karar vermeleridir. Kanun taslaklarına baktığımızda birbirleriyle uyumsuz, çelişkili, karmaşık, dolambaçlı, aşırı teferruatlı olduğunu gördük. Hiçbir AB ülkesinde gıda hijyeni, gıda kanundan ayrı düşünülmemiştir. Çünkü gıda kanunları hazırlanırken esas amaç gıda güvenliğinin sağlanması, gıdayı taklit ve tağşişten korumaktır. Gıda güvenliği için de hijyen şarttır. Gıda Kanunu Taslağı'nda, 5179 sayılı kanunda geçen tüketici hakları yerine tüketici menfaatleri ifadesi kullanılmış. Menfaat ifadesi hak ifadesinin yerini tam olarak karşılayamadığı gibi tüketicilerin gıda kontrolüne katılma hakkı da geri alınmaktadır. Hazırlanan taslaklar, 5179 sayılı kanundan daha geri bir durumu arz etmektedir. Bu konuyu her yönüyle inceliyoruz. Avrupa'daki kuruluşlarla da görüşüyoruz. CIAA ile de temasa geçtik. Meclis açılır açılmaz en önemli gündem maddelerimizden biri bu olacaktır.

Gıda sanayinin bugünkü durumuna baktığınız zaman,yaklaşık 40.000 gıda işletmesinde 75 milyar ABD Doları üretim yapan, 400.000 insana istihdam sağlayan, ithalat ve ihracat dengesine baktığınız zaman, ihracat lehine büyümesi gereken yegane sektörün gıda olması gerekir. Tarım ve tarıma dayalı gıda sanayi ihracat rakamları 8 milyar ABD Dolarıdır. İthalat ise, 5 milyar ABD Dolarıdır. İthalat ile ihracat birbirini yakalar hale gelmiş. Bu aslında, gıda açısından baktığımızda bizim ülkemizin bir ayıbıdır. Çünkü bu coğrafyada, ihracat ve ithalat dengesinin lehte olması gereken birinci sektör, gıdadır. Bugün 8 milyar dolar ihracat rakamı, Türk tarım ve gıda sanayisi için yeterli midir? Değildir. Bu coğrafyada, bu rakamın en azından 2010 yılında 15 milyar dolar olması lazım. Bizim de bu konuda birtakım açılımlarımız oldu. Dış Ticaret Bakanlığı ile yaptığımız etkinliklerde gerek fuarlar olsun, gerek Türkiye'de ARGE çalışmaları olsun sanayicimizi dünya ile buluşma adında birtakım etkinlikler yaparak, bu ihracat rakamlarımızı daha da artırmak istiyoruz.

2006 senesi içersinde çok ciddi bir atılım var. Bizim söylemiş olduğumuz ihracat hedefleri gerçekleşebilir bir hedeftir. Bu hedefe de ulaşmamız lazım. Bildiğiniz gibi, gıda sektörü, KOBİ'lerin ağırlıklı olduğu bir yapı. Bugün dünyadaki gıda işletmelerine baktığınız zaman %60'ı KOBİ. Ama finans ağırlıklarına baktığınız zaman, finans kaynaklarının belki de %40'ını, %50'sini alıyor. Türkiye'de bunun altını çiziyorum, KOBİ'lerin finans argümanı kullandıkları oran %2.5'i geçmiyor. Bu durumda KOBİ'lerimizi, biz Avrupa Birliği sürecinde nasıl hazırlayacağız? Finans demek öz sermaye demek. Finans demek ARGE, markalaşma demek. Ciddi anlamda bizi bekleyen bir tehlike. Zaten %95'imiz de KOBİ. Kayıt dışı ve haksız rekabet. Bu Türkiye'nin kangreni. Ama gıda sanayisinde bunu daha fazla görüyorsunuz. %50 kayıt dışı var, GSMH 5.000 dolar diyoruz. Bu çok düşük. Aslında kayıt dışı direkt gıda güvenliğini de etkiliyor. Kayıt içine almadaki en büyük sıkıntı şudur: Biz Ankara'da Tarım Bakanımıza da, Başbakanımıza da söyledik. Kanunlar, yönetmelikleri yapıyorsunuz, ama size soruyorum: Kayıt dışı çalışan bir firmanın, firmaların kanunla, yönetmelikle ne ilgisi var? Onlar için kanun yok. Kanun, sadece yasaya uyanlar için var. Aslında bu çıkan kanunlar sistemde kayıt içi çalışan firmaları etkiliyor, onlara sıkıntı yaratıyor. Ben iddia ediyorum, bugün Türkiye'de gıda güvenliği konusu Milli Güvenlik Kurulu'nun konusu olması lazım. Milli politika olması lazım yani…

Federasyonumuza üye gıda dernekleri bünyesinde çok sayıda yabancı sermayeli kuruluş da var. Yabancı sermayeli kuruluşlar, derneklerimiz bünyesinde çok aktif olarak yer almaktadır. 10 derneğimizin yönetiminde yabancı sermayeli kuruluş temsilcileri de bulunmakta ve Derneklerden birinin başkanı da yabancı sermayeli bir firmamızın yönetim kurulu başkanıdır.

Yabancı sermayeli kuruluşlar, Türkiye'nin geleceğini çok iyi gördükleri için Türkiye'de yatırım yapmışlar ve yapmaya da devam etmektedirler. Kalkınmak ve yatırım yapabilmek için yabancı sermayeye ihtiyacımız bulunmaktadır. Özelleştirmelere baktığımız zaman büyük ölçekli özelleştirmelerde Türk sermayesinin nasıl zorlandığını hep beraber gördük. Onun için bu memleketin kalkınması ve işsiz insanımıza iş bulabilmek için sermayeye ihtiyacımız bulunmakta ve bunu Türkiye'den temin edemediğimize göre bunu mutlaka bir yerlerden bulmamız gerekir”.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.