Gıda Hattı

TKDK, AB fonlarıyla otel, lokanta ve düğün salonu yatırımlarını desteklemiş!

18 Ekim 2021, 15:04
Paylaş
TKDK, AB fonlarıyla otel, lokanta ve düğün salonu yatırımlarını desteklemiş!

Sayıştay’ın IPARD Programı ile AB fonlarının dağıtımını yapan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) 2020 yılı Denetim Raporu’nda, çarpıcı bulgulara yer verildi. Desteklerin “kırsal sayılamayacak alanlarda da uygulandığı”, AB fonlarıyla şehir otellerinin, lokanta ve “yeme içme tesisi” adı altında düğün salonu yatırımlarının finanse edildiği vurgulandı.

Sayıştay Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) denetimlerinde ulaştığı bulguları içeren TKDK 2020 Yılı Denetim Raporu’nu yayınladı.

TKDK tarafından sunulan 2020 yılına ilişkin mali rapor ve tabloların, tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği kanaatine varıldığı belirtilen Raporun, mali rapor ve tablolara verilen görüş ile ilgili olmayan bulguların yer aldığı “Diğer Bulgular” bölümünde çarpıcı ifadeler kullanıldı.

“Kırsal sayılamayacak alanlarda destek verildi”

Bulgu 1: Kırsal Kalkınma Kavramının Kurumun Misyonuna Uygun Bir Şekilde Tanımlanmamış Olması Nedeniyle Desteklerin Kırsal Sayılamayacak Alanlarda da Uygulanması

Kırsal kalkınma destekleri kapsamındaki en temel sorunun, kırsal alan kavramı için belirgin ve net bir çerçevenin çizilmemiş olması olduğu vurgulanan raporda, kırsal kalkınma politikasına ilişkin temel belgelerin yanı sıra; IPA tarım ve kırsal kalkınma bileşeni kapsamında tahsis edilen fonların kullanımını düzenleyen IPARD Programı’nın da, strateji belgeleri temel alınmak suretiyle kırsal politika uygulamaları konusunda hazırlanmış, diğer bir temel doküman olduğu belirtilerek, şöyle denildi:

Kırsal kalkınma belgelerindeki temel eksiklik, tanımın belirsizliği

“Tüm bu belgelerin en temel ortak eksiği, kırsal alan kavramının tanımı noktasındaki eksiklik ve belirsizliktir. Bu da, kırsal kalkınma alanındaki politika ve stratejinin çerçevesinin sağlıklı bir şekilde çizilmesini zaafa uğratmaktadır.

Kırsal sözcüğünün anlamı, “Az insanın barındığı, genellikle kır durumunda olan yer.” olup, bu bağlamda kır da, “Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, dağ bayır.” olarak ifade edilmektedir. Kalkınma kavramı ise anlamına, ekonomi biliminde, kısaca zenginleşmek olarak karşılık bulmaktadır. Bu çerçevede kırsal kalkınma, insan hayatını güçleştiren kırsal çevre koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla, kırsal alanda yaşayan fertlerin ekonomik ve sosyal refahı ile yaşam kalitesinin artırılması olarak kabul edilmektedir.”

Kırsal kalkınma programları bağlamında, TÜİK tarafından belirlenen 20 bin kişilik nüfusun, kırsal alanları kentsel alanlardan ayırmak için bir eşik değer olarak kabul edildiği ve nüfusu 20 binden fazla olan yerleşim birimlerini kent, diğer yerleşim birimlerini ise kırsal alan kabul eden tanıma sadık kalındığı bildirildi.

kirsal-kalkinma-proje-gidahatti

“Kırsal alan tanımı için 20 bin nüfus yüksek”

Destek programlarının yürütülmesine ilişkin Bakanlık uygulamalarının, nüfusu 20 binden az olan belediye ve köyleri içeren listeye dayandırıldığı belirtilen Sayıştay Raporu’nda, şunlar kaydedildi:

“Bu çalışmada belediye ve köylerden oluşan 36.854 yerleşim birimi listelenmiş olup, 20 bin nüfus eşiği kriteri, her bir köy ya da belediye için ayrı ayrı gözetilmektedir ki, kırsal alan kavramından ne anlaşılması gerekeceğine dair tasavvur da tam bu noktada zedelenmektedir. Oysaki, kırsal alan kavramı oluşturmaya yönelik çabada, belediye ve köyleri hedefleyen 20 binlik bir nüfus sayısı çok yüksek olup, gerçekçi ve makul bir çerçeve çizilmesini imkânsız kılmaktadır. Nitekim, belediye ve köy bağlamında değerlendirilen 20 bin nüfus büyüklüğünü kır olarak kabul etmek, ülkenin kır ve kent kavramı ile ilgili gerçeğiyle de mütenasip değildir.

“Şehir merkezi sayılacak yerlere kırsal kalkınma desteği veriliyor”

Ne var ki mevcut durum, yakından daha yakın, adeta şehir merkezi sayılacak yerlere kırsal kalkınma desteği verilmesi gibi bir durum ortaya çıkartmaktadır.

Her bir belediye ve köy bağlamında ayrı ayrı değerlendirilen 20 bin nüfus büyüklüğünü kır olarak değerlendirmek, aslında kırsal özellikleri taşımayan alanlara söz konu kaynakların harcanmasına sebep olmakta ve asıl istifadesi amaçlanan kırsal alanların bu finansman kaynağından mahrum kalmasıyla, kır ve kent arasındaki gelişmişlik düzeyindeki farkın kapatılması güçleşmektedir.

2014-2020 yıllarını kapsayan UKKS-II dönemi tamamlanmış ve aradan altı yıl geçmiş olmasına rağmen, kırsal alan tanımın revize edilmemiştir.

“Bakanlığın politikaları sorgulanır hale geldi”

Kırsal alan kavramından ne anlaşılması gerektiği sorusuna verilecek cevabın doğrudan, kaynakların optimal kullanımına tesir ettiği, tartışma götürmez bir gerçektir. Nitekim, yürütülen çalışmalarda tüm kurgunun kırsal alan kavramı üzerine yapıldığı bir vakıa olup, bu alanın hatalı tanımlanmış olması halinde, uygulamanın amacından uzaklaşacağı açıktır.

Etkili bir kırsal kalkınma politikası yönetimi için gerekli olan bu tanımın, öngörülmesine rağmen son altı yılda da yapılamamış olması, aslında ilgili Bakanlığın bu konuda belirlenmiş olan politikalarını sorgulanabilir hale getirdiği muhakkaktır. Gerçekten de, kırsal kalkınmaya tahsis edilecek kamu kaynaklarının kullanımında, öncelikli alanların tespit edilmesindeki temel kriterin, kırsal kesimin ihtiyaçları olduğu muhakkaktır. Tam bu noktada, hangi alanın kırsal olduğunun makul bir tanım çerçevesinde belirlenmemiş olması, bu kaynakların doğru alana yönlendirilip yönlendirilmediğine dair şüpheyi de beraberinde getirecektir.

kirsal-kalkinma-kadin-gidahatti

“Hatalı tanım, hatalı sonuçlar ortaya koyuyor”

Kaldı ki bu tanım yeniden yapılırken, başlangıçtan beri esas alınan nüfus eşiği kriterinin tek başına belirleyici olmaya devam etmesinin, hatalı sonuçlar ortaya koyacağı da muhakkak olup, bu tercihin mevcut uygulama içerisinde yol açtığı tereddütlerin sayısı hiç de az değildir.

Her bölgenin kendine has dinamikleri olduğu tartışılmaz olup, kırsal alan kavramının tanımında sadece 20 bin kişilik nüfus yaklaşımına hapsolunması ve o yerin, ülkenin bütünüyle ve genel ekonomiyle entegrasyonuna itibar edilmemesi halinde, kaynakların kullanımında optimal faydanın sağlanması ve kırsal kalkınma programlarının kendisinden beklenen amaca ulaşması çok da kolay olmayacaktır.

“Nüfus eşiğine itibar ediliyor”

Nitekim raporda yer verilen kimi bulguların, kırsal alan kavramının tanımlanmasında gösterilen ihmale olduğu kadar, kırsal alanın tespitinde sadece nüfus eşiğine itibar edilmesine de dayandığını hatırlatmakta fayda görülmektedir.

Bu konudaki tasarrufun sadece sorumlu kuruluş olduğu ifade edilen Türkiye İstatistik Kurumuna terk edilmesi, mevcut durumda olduğu gibi, özellikli kimi hususların gözden kaçırılmasına yol açabilecektir.

Bu nedenle, kaynakların doğru, yerinde ve verimli kullanımının sağlanması için, “kırsal alan” tanımının, ülkenin coğrafi ve sosyoekonomik şartları ile Kurum'un misyonu dikkate alınarak, TÜİK tarafından yapılmış genel tanıma bağlı olmaksızın yeniden belirlenmesi gerekmektedir.”

Kırsal turizm kapsamında düğün salonu yatırımları desteklenmiş!

Bulgu 2: Kırsal Turizm ve Rekreasyonel Faaliyetler Kapsamında Desteklenen Yatırımlarda Kırsal Alan Tanımı Dışına Çıkılması

Yapılan incelemede, “Kırsal Turizm ve Rekreasyonel Faaliyetler” kapsamında desteklenen yatırımlarda, kırsal alan tanımının dışına çıkıldığının anlaşıldığı vurgulanan Raporda, belediye ve köy bağlamında 20 bin nüfus büyüklüğünü kır olarak değerlendirmenin, kaynakların kırsal özellikleri taşımayan alanlara harcanmasına sebep olduğunun altı çizildi. Raporda, şu çarpıcı örneğe de yer verildi:

“Somut örneklerle ifade etmek gerekirse eğer, bu kapsamda yapılan inceleme ve yerinde yapılan tespitler ışığında, şehir otellerinin ve “yeme içme tesisi” adı altında yapılan fakat düğün salonu olarak faaliyet gösteren yatırımların desteklendiğini belirtmek ne yazık ki kaçınılmaz olacaktır. Az sayıdaki örneklem üzerinden yapılan incelemede dahi elde edilen bulguların, bu alanda verilen desteklerin, gerek politika belgelerine aykırılığını gerekse başvurucuların, desteğin amacına aykırı faaliyet göstermesi gibi sonuçlar ortaya koymuş olması düşündürücüdür.

“Kent alanı içinde kalan yerlerde de destek veriliyor”

Uygulama, kırsal alan tanımındaki hatalı kabullerden dolayı, sadece kırsal alan kapsamına giren yerlerde destekleneceği ifade edilen yatırımların, kent alanı içerisinde kalan yerlerde de desteklenmesi gibi bir sonuca evrilmiştir.

Bununla birlikte, sadece UKSS’de çizilen çerçevenin dışına taşılmamış, söz konusu desteklerin anayasası kabul edilebilecek IPARD Programı’nda yer alan düzenlemeler de bu bağlamda ihlal edilmiştir.

Somut örnek; Trabzon Yomra’dan

Somut bir örnek vermek gerekirse, Trabzon Yomra’da finansal destek sunulan otel çarpıcı bir örnektir. IPARD programındaki “kıyılar ve başlıca turizm beldelerindeki ana akım turizme ek olarak Türkiye’nin yüksek doğal, arkeolojik, kültürel değerlerinin tanıtılması” vurgusunun, bu otelin web sayfasında kendi tanıtımını yaptığı şu satırlarla boşa çıkartıldığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır:

“Otelimiz, Trabzon’da mavi ile yeşilin en mükemmel noktada buluştuğu turistik bölgesi Kaşüstü’nde konumlandırılmış olup plaj ve restoranlarına çok yakın bir mesafededir.”

Burada yol açılan çelişki, tüm çıplaklığı ile zuhur etmekte ve Program hedefinden ne kadar uzaklaşıldığı ve sonuçta gelinen yerin, ana akım turizm ile kent oteli kavramının bir harmanı olduğu çarpıcı biçimde görülmektedir.

“AB fonları ile lokanta ve düğün salonları finanse edildi”

Aynı şekilde, 20 bin nüfus sayısının belediye ve köy ekseninde mütalaa edilmiş olması, şehir merkezi telakki edilecek yerlerde –ki şehir merkezi olarak kabul edilen noktaya yaklaşık 10 kilometre mesafede- lokanta ve düğün salonu gibi yatırımların, kırsal alanların desteklenmesi için edinilmiş AB fonları ile finansmanı gibi sonuçlar doğurmuştur. Bahse konu alanlar, kent merkezinde yer aldığı için, kırsal alan sayılamayacağı gibi, yüksek derecede şehirleşmiş bölgelere yakın kırsal alan bile sayılamazlar.

Mevcut durum, adeta şehir merkezi sayılacak yerlere kırsal kalkınma desteği verilmesi gibi bir durum ortaya çıkartmıştır.

Kırsal alan tanımının gerçekçi bir şekilde yeniden yapılmasının ardından, politika belgelerine riayet edilerek, tarım, gıda, ormancılık ve su ürünleri sektörleri ile kırsal çevreye ilişkin faaliyetleri dışında kalan faaliyetlerin desteklenmesinde, sadece kırsal alan tanımı kapsamına giren yerleşim yerlerinin hedef uygulama alanı olarak seçilmesi gerekmektedir.”

tkdk-gidahatti

Kısmi zamanlı uzmanlar sınavsız atandı

Bulgu 3: Kısmi Zamanlı Uzman Çalıştırılmasının Mevzuatıyla Belirlenmiş İlke ve Hükümlerin Dışında Gerçekleşmesi ve Bu Uzmanların Yine Sınavsız Olarak Kamu Görevine Girişinin Sağlanması

Sayıştay Raporu’nda, kısmi zamanlı uzmanların, özel bilgi ve uzmanlığa ihtiyaç duyulan işlerde çalıştırılması öngörülmüşken, mevzuatıyla öngörülen vasıfları taşımayan kişilerin kısmi zamanlı uzman olarak çalıştırıldığı; geçici olması gereken bu çalıştırmaların, süreklilik arz eden bir istihdam biçimine dönüştürüldüğü tespitine de yer verildi.

Yeni TKDK Personel Yönetmeliği ile kısmi zamanlı çalışanların, idari uzman unvanlı pozisyonlara sınav yapılmaksızın atanmasının, mevzuata aykırılığı ortadan kaldırmak bir yana ağırlaştırdığının altı çizilen Raporda, üst norma aykırı düzenleyici tasarrufların, idare tarafından yürürlüğe konulmasının hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

“Personel, belirlenmiş kriterleri taşımıyor”

Raporda, şöyle denildi:

“Öte yandan, söz konusu kısmi zamanlı uzmanların, mevzuat ile belirlenmiş kriterleri taşımadığı tespiti bulgumuzda zaten belirtilmişti ki bu tespit, her birisinin gerek eğitim gerekse iş tecrübesi bağlamında profilleri incelenerek oluşturulmuştur.

Normlar hiyerarşisine aykırı bir şekilde oluşturulan mevzuat ile istihdam sağlanması, başta Anayasa olmak üzere konuyla ilgili tüm mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.