Gıda Hattı

TGDF Genel Sekreteri Menlik: “Tarihi anlamadan, geleceğin meselesini çözemeyiz”

15 Ekim 2021, 19:06
Paylaş
TGDF Genel Sekreteri Menlik: “Tarihi anlamadan, geleceğin meselesini çözemeyiz”

TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolasıyla düzenlenen Gıda Sempozyumu’ndaki bir panelde konuştu, önemli mesajlar verdi.

16 Ekim Dünya Gıda Günü dolasıyla düzenlenen Gıda Sempozyumu’nun ikincisi, Elazığ’da başladı. Sempozyum BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, Elazığ'da Fırat Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlendi.

14 – 15 Ekim tarihlerinde iki gün olarak programlanan sempozyum, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı iş birliğinde organize edildi. Sempozyumda daha iyi üretim, daha iyi çevre, daha iyi yaşam ve daha iyi beslenme konulu paneller gerçekleştirildi.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Denekleri Federasyonu Genel Sekreteri İlknur Menlik, Sempozyumun 2. günündeki Daha İyi Bir Yaşam başlıklı panele konuşmacı olarak katıldı.

Menlik: “Tarım ve gıda üretiminde hekimlerin bakış açısına ihtiyacımız var”

Tüm dünyada ilgili kurum ve otoritelerin dünya nüfusunun geleceği için bir arayış içerisinde olduğunu söyleyen Menlik, “Bugünü değil, geleceği ve geleceğin sorunlarını konuşuyoruz. Nüfus 9,7 milyara ulaştığında, insanlar beslenebilecek mi? İnsan onuruna yakışır, sağlıklı, adil bir dünyanın içinde olabilecek mi? Aslında yanıtını aradığımız sorular bunlar.

Sempozyumda yapılan konuşmalar oldukça faydalı. Ben de buradan kendim ve kurumum için birçok ders çıkardım. Biz hakikaten tıp bilimiyle daha yakın çalışmalıyız. Hekimlerin bakış açısına çok ihtiyacımız var.

Tarım ve gıda üretiminde bizim birinci derecede yasal otoritemiz Tarım ve Orman Bakanlığı. Dolayısıyla bu meseleleri tıbbın dışındaki disiplinlerle tartışıyoruz. Bence burada ciddi bir eksiklik var” dedi.

birleşmiş milletler sürdürülebilir kalkınma hedefleri

“Tarihi anlamadan, geleceğin meselesini çözemeyiz”

Daha iyi bir gezegen çabasının arkasında bir tarihçe olduğunu belirten Menlik, “Tarihte olup biteni anlamadan, geleceğin meselesini çözmek mümkün değil. Halen süren bu çabalar 1873 Uzun Depresyon döneminde itibaren başlayan bir süreç. İnsan hayatını etkileyen çevre kirliliği, aşırı yapılaşma, nüfus artışı gibi problemlerin bir şekilde çözümü için kalkınma ve ekonomi eksenli bir çaba ortaya konuyor.

Bugün birtakım hedeflerimiz var, daha iyi yaşamı nasıl tesis edeceğimizi konuşuyoruz. Bunun için tarihteki önemli olaylara dönüp bakmamız gerekiyor.

2015 yılında ekonomi ve yoksulluk kökenli problemlerin o kadar büyüdüğü bir döneme geldik ki, liderler 3 noktada uzlaştı; aşırı yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele ve iklim değişikliğini düzeltme.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, 17 maddeden oluşuyor. Bu 17 hedefin de 169 göstergesi var, bizim bu göstergelere iyi bakmamız gerekiyor. Ben herkesin zaman ayırarak bunları incelemesini rica ediyorum. Bizler TGDF olarak sık sık buraya dönüp bakıyoruz, bu göstergelerin bize yüklediği sorumluluklara yoğunlaşıyoruz.

‘Daha İyi Bir Yaşam’ için 17 başlığımız var. Bu başlıklarda yapmamız ve terk etmemiz gereken her şeyi görüyoruz. Birey olarak daha iyi bir yaşam istiyorsak, şu anda yaptıklarımızı ve bunların doğaya, çevreye etkilerini düşünmemiz lazım.” diye konuştu.

“Gıda endüstrisi olarak vazifemizi biliyoruz”

Öncelikle işin esasının beslenme olduğunun gıda ve içecek sektörü tarafından bilindiğini vurgulayan Menlik, “İnsanlığın ömrü, tarihin belirli dönemlerinden itibaren toplamda yaşam kalitesinin artmasıyla birlikte gelişti.

Gıda dediğimizde tüm ürünler, bir zincirden geliyor. Bu zincir hem girdileri hem çıktıları itibariyle son derecede kritik. Bugün tarım dediğimizde, topraktan başlıyoruz. Toprak, su ve hava kritik önemde. Bu 3 parametreyi etkileyen her adım, yediğimiz her lokmada bize geri dönüyor. Bu zincir aynı zamanda çok zor bir zincir.

Gıda sektörü olarak bizler zincirin gıda üretimi kısmındayız. Buradaki fabrikalarda, çevre ve iklim temelli risklerin tümünü baz alan, ciddi kalite yönetim sistemleri var” ifadelerini kullandı.

“Açıkta satılan ürünler sorunlu”

Açıkta satılan gıda ürünlerine de değinen Menlik, “Açıkta satılan ürünlerin tüm zincir içindeki davranış kodlarında çok büyük problem var. Bunlar denetlenmiyor.

Pazar yerlerinde elma, patates, armut, ne satılıyorsa düzenli olarak numune alınıp incelenmiyor. Bunlar açıkta ve kayıt dışı satıldığı için hem ekonomik anlamda büyük bir yük, hem de sağlık anlamında büyük bir sorun oluşturuyor” diye konuştu.

“Kaybedecek 1 saniyemiz bile yok”

TGDF’nin tarımsal sürdürülebilirlik çalışmalarından söz eden Menlik, “İlgili uzmanlarla birlikte tarımsal sürdürülebilirliği nasıl sağlarız diye araştırdık ve bir rapor ortaya koyduk. Biz daha Covid’in C’si ortada yokken, 2017 yılında, ‘gıda üretimi sınırlanacak, fiyatlar artacak’ dedik.

Bakın bu daha iyi günlerimiz. Gıdaya erişim sorunumuz nispeten daha az, fiyatlar anlamında da satın alınabilirlik çizgisini henüz, en azından buralarda oturan dinleyiciler için aşmış durumda değiliz. Ama daha kötü günler geliyor. Dolayısıyla kaybedecek 1 saniyemiz bile yok” dedi.

Yeşil Mutabakat süreci

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatla ilgili sürece değinen Menlik, “Avrupa Yeşil Mutabakatı kabul etti, Komisyon da onayladı. Nedir bu Avrupa Yeşil Mutabakatının önemi? Bu mutabakat AB ülkelerinin fiilen onayladıkları ve ‘Ben artık birincil üretimden itibaren meselelerini sürdürülebilirlik ekseninde çözmemiş ülkelerden tarım ve gıda ürünü almayacağım, alırsam da o ülkelere vergi koyacağım’ dediği bir mutabakat” şeklinde konuştu.

“Türkiye’ Avrupa’nın en büyük arazisine sahip tarım ülkesi”

Türkiye’nin Kıta Avrupası’nın en büyük arazisine sahip tarım ülkesi olduğunu söyleyen Menlik, “Tarımsal hasıla anlamında baktığımızda çok ciddi bir yerde duruyoruz. Pandemi öncesinde ‘her yıl 100 milyon insanı doyuruyoruz’ diyorduk: 80-85 milyon nüfus, 20-30 milyon yurt dışından turist geliyor, biz ülke olarak 100 milyon insana, paketli paketsiz gıda tedarik ediyorduk.

Pandemiyle ne oldu? Turistler gelmedi. Turistler gelmeyince ne oldu? Biz pandemiye kadar yaş meyve sebzeyi en katma değersiz, en ucuz şekilde Avrupa’ya sevk ediyorken, pandemiyle beraber daha iyi işlenmiş, daha fazla koruma altına alınmış olan konserve, kurutulmuş ürün gibi kategorilerde ihracat patlaması yaşadık.

Şimdi biz dönüp tarımda katma değerli üretime odaklanmazsak, bu işin Ar-Ge’sine varımızı yoğumuzu koymazsak, konuştuğumuz her şey boş olur, bir yere gidemeyiz. Bu 9,7 milyar insanı da şu andaki kafamızla ve davranış biçimimizle o yıllarda doyurabilir miyiz bilmiyorum.

Bilimin açtığı yol önemli bir yol. Eğer bu yoldan gidersek şunu bileceğiz: ‘Mucizelere yer yok’. Bunu bilerek bu yola çıkacağız ve önerdiği çözümlerin, yazdığı acı reçetelerin de gereğini yapacağız. Bunu yapmak zorundayız. Aksi takdirde çözümümüz yok. Dolayısıyla ben tekrar bilim kısmının altını çizmek istiyorum. Bütün üniversitelerimizin, hocalarımızın, akademisyenlerimizin kendilerine de dönüp ‘Ben neyi, neden, nasıl yapıyorum?’ diye sorması gerek” diye konuştu.

Konuşmanın tamamını, 2 kısım halinde aşağıdan izleyebilirsiniz...

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.