AramaArama
Gıda Hattı

TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik zam dalgasını değerlendirdi: Sütten sonra sırada ekmek var!

27 Ağustos 2021, 18:28
Paylaş
TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik zam dalgasını değerlendirdi: Sütten sonra sırada ekmek var!

Gıda ürünlerinin ardı ardına zamlanmasını değerlendiren Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, fiyat artışlarının temel nedeninin girdi maliyetleri olduğunu söyledi.

Girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle litresi neredeyse 10 lira olan sütten sonra bir zam beklentisi de ekmek için geldi.

TGDF Genel Sekreteri Menlik, TGRT Haber’den Sinem Eryılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Kuraklık dolayısıyla buğday üretimi azalırken Menlik, “Bazı şehirlerde ekmek fiyatına yapılan zamların, önümüzdeki dönemde daha da yayılarak devam edeceğini öngörebiliriz” dedi.

Tablo karamsar: “Zamlar sütle sınırlı kalmayacak, sırada ekmek var”

Kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatları artarken, yem hammaddeleri fiyatlarında da artış yaşandı. Girdi maliyetlerin yüksek olmasından dolayı süt üretimi yapan işletmeler elindeki hayvanın bir kısmını satarak küçülmeye ya da tamamen kapanmaya gitti. Üreticiler sattıkları sütün yem fiyatını karşılamadığından dolayı zarar ettiklerini ifade ediyor. Tüm bunlar nedeniyle süt fiyatları neredeyse 10 lira sınırına dayanırken, vatandaş da bu duruma isyan etmiş durumda.

Menlik, artışın temel nedeninin girdi maliyetleri olduğuna dikkat çekerek, “Neredeyse tüm maliyet kalemlerinde ciddi artışlar yaşanıyor, bunları fiyata yansıtmadan üretimi sürdürmek mümkün değil” dedi.

Hayvan yemindeki dış ticaret açığı vahim: 3,2 milyar dolar

Hayvan yeminde 2020 yılında toplam ihracat rakamı 3,78 milyar dolar olurken, ithalat ise yalnızca 580 milyon dolarda kaldı. Bu da toplamda 3,2 milyar dolarlık dış ticaret açığı söz konusu.

Sektörün en büyük girdilerinden birinin hayvan yemi olduğunu kaydeden İlknur Menlik, “Ülkemizde hayvancılık sektörü çok büyük miktarlarda yem ithal ediyor. Bu kadar büyük bir girdi kaleminde dışa bağımlılık, dövize endeksli ham madde, maliyet ve fiyat artışını kaçınılmaz hale getiriyor. Ham madde dışında, personel ve üretim giderlerinde de önemli artışlar var.

Asgari ücretin artması, enerji fiyatlarının artması, dövize bağlı olarak fiyatı artan ambalaj, makine ve diğer giderler… Aslında bugün market rafında gördüğümüz süt fiyatları, sütün rafa gelene kadarki tüm maliyetlerin artmasını yansıtıyor” diye konuştu.

Sütte yalnızca ambalaj maliyeti 1,5 lira

Sektör temsilcileri sütteki fiyat artışında hammaddesinin yüzde 70’i ithal olan kutu maliyetinin de etkili olduğunu ifade etti.

Ayrıca bir litre sütün üzerinde yüzde 11-21 arasında değişen kutu maliyeti olduğunu, bunun da yaklaşık 1-1,5 liraya tekabül ettiğini söyledi.

“Ambalaj fiyatları dünya piyasalarında da yükseliyor. Biz de ek olarak bir de kur artışı söz konusu” diyen Menlik, Yani bu unsur da fiyatlara etki ediyor. Ambalaj sektöründe plastik ve diğer ambalaj malzemesi ham maddeleri, ağırlıklı olarak yurt dışından ithal ediliyor. Bu da fiyatların doğrudan döviz kurlarından etkilenmesine yol açıyor. Tabi ki her sektörde olduğu gibi ambalaj sektörünün de girdilerini ithal etmek yerine ülke içinde üretmesi ve temin etmesi, hem sektöre hem ülke ekonomisine katkı sunacaktır” açıklamasında bulundu.

Süt ürünleri 1 yıl olmadan %25 zamlandı

Son zamanlarda süt fiyatlarında yaşanan fahiş zamlar, vatandaşın sofrasından eksik olmayan peynir ve yoğurt gibi birçok ürünü de etkiledi. Marketlerde peynirin kilo fiyatı 140 liraya kadar çıkarken yoğurt ise 10 TL'yi aşarak et fiyatlarıyla yarışır hale geldi.

“Halka yansıyan gıda fiyatlarına yönelik araştırmalara göre süt ve süt ürünlerinde bu yıl ilk 8 ayda yaşanan yükseliş yüzde 25 civarında oldu” diyen Menlik, “Geçtiğimiz yılın Ağustos ayına göre değerlendirildiğinde ise fiyat artışının yüzde 35’i geçtiği ifade ediliyor” yorumunda bulundu.

Zamları önlemek mümkün mü?

Fiyat artışının önüne geçmek için en önemli iki girdi kaleminde dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğinin altını çizen İlknur Menlik, “Artışı durdurmak için öncelikle girdi maliyetlerini aşağı çekmek gerek. Yem ve mazot maalesef iki ana kalem. Ve her ikisinde de dışa bağımlılığımız söz konusu.

Özellikle yağlı tohumlarda yerli üretimin desteklenmesi, kaba yem üretiminin artırılması, taşımacılık maliyetlerinin azaltılması gereklidir. Bunun için havza bazlı üretim modelleri devreye sokulmalı, demiryolu taşımacılığı imkanları artırılmalıdır. Alternatif yem hammaddeleri ile ilgili çalışmalar yürütülmelidir” dedi.

“Ucuz süt göremeyeceğiz”

Tüketicinin kısa vadede rafta daha ucuz süt bulmasının zor olduğunu belirten Menlik şunları dile getirdi:

“Ekonomide özellikle dış alıma dayalı hammaddelerde döviz kuru ve enflasyonist baskı kaynaklı olarak girdi maliyetlerinin genellikle yüksek seyrettiği göz önünde tutulacak olursa, önümüzdeki günler için belirleyici faktörler ortada. Dünya genelinde süren pandeminin etkisinin hangi yönde devam edeceği uluslararası tarımsal emtialardaki fiyat düzeyinde belirleyici olacağı gibi, ülkemizdeki gelişmelerin seyrini de yakından ilgilendirmektedir.

Bu kapsamda başta ‘kuraklık’ kaynaklı üretim düşüşlerine dayalı yem hammaddelerinde artan ihtiyacın, ancak uluslararası piyasalardan pahalı ithalatla karşılanacağı beklenebilir.

Bu da üreticinin, üretimi sürdürme noktasında yaşadığı güçlüğün devamı anlamına gelirken, tüketicinin kısa vadede rafta daha ucuz ya da stabil fiyatlarla karşılaşma ihtimalini oldukça düşürmektedir. Bunun için süt ya da süt ürünlerinde fiyat tahmini yapmak oldukça zor.”

Ekmekte zam bekleniyor mu?

TMO 300 ton buğday, 245 bin ton arpa ithalatını geçtiğimiz günlerde onayladı. Kuraklık kaynaklı artan ihtiyaç uluslararası piyasalardan pahalı ithalatı beraberinde getirirken sektör TMO’nun atacağı adımları bekliyor.

“Bu, zaten bir süredir yaşanan bir gerçeklik. Özellikle tahıl üretiminde ‘kuraklık’ kaynaklı üretim düşüşü tahminleri bir kez daha ithalatı gündeme getirirken, ithalata rağmen yükselen fiyatlar un ve ekmek fiyatlarında artışı da beraberinde getirmektedir” diyen Menlik, “Bazı şehirlerde ekmek fiyatına yapılan zamların, önümüzdeki dönemde daha da yayılarak devam edeceğini öngörebiliriz. Buradaki seyir, devletin TMO eliyle ne ölçüde fiyatları sübvanse edip, sektörü destekleyeceği ile doğrudan ilintili” şeklinde konuştu.

“Devletin imkanlarının boşa harcanması kanayan yaramız”

Devlet üreticiyi desteklemek adına birçok kredi destek programı sunuyor. Ancak yatırım yapacağım diye kredi alıp da bunu gerçek bir yatırım için kullanmayanlara karşı da önlemler alınacağını Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan geçtiğimiz günlerde duyurdu. Bu da üretimde aksaklıkları doğuruyor.

“Devletin imkanlarının boşa harcanması kanayan yaramızdır. Bunun engellenmesi önünde atılacak adımları her zaman olumlu karşılıyoruz” ifadelerini kullanan Menlik, “Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu üyeleri olarak böyle bir sıkıntımız yok.

Bakanlığımızın tedbirleri; kuralına, kitabına uygun şekilde yatırım ve üretim yapan, ülkemize katma değer sağlayan firmalara değil, haksız kazanç elde etmeye çalışanlara karşıdır. Bunlar ayıklandıktan sonra üretim aksaklıkları da ortadan kalkacak, piyasa kendi kendini tedavi edecektir” dedi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.