Gıda Hattı

TGDF Başkanı Şemsi Kopuz: "Gıda Ürünlerinde Yapılan KDV İndirimleri Çok Geç Kalınmış Bir Uygulamadır

29 Ekim 2007, 14:48
Paylaş

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in gazetelerde yer alan “Gıdada KDV indirimi erken yapılmış bir uygulamadır” açıklamasına TGDF’den yanıt gecikmedi. Yazılı bir açıklama yaparak; gıda ürünlerinde yapılan KDV indirimlerinin erken değil, aksine çok geç kalınmış bir uygulama olduğunu belirten TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, “Eğer KDV indirimi bu yıl Mayıs ayında yapılmamış olsa idi, yaşanan kuraklığın etkisiyle artan hammadde fiyatları, gıda fiyatlarını çok daha yukarıya çekecekti.” dedi. TGDF Başkanı Kopuz açıklamasında; 10 milyon insanımızın açlık sınırı altında yaşadığını, KDV indiriminin bu insanların beslenmesine bulunduğu katkının ne denli büyük olduğunun altını çizdi.

Açıklamada ayrıca şu bilgilere yer verildi:

“Devlet Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in ifade ettiği üzere, gıda ürünlerinde gerçekleşen KDV indirimleri erken değildir. TGDF olarak, yıllardan beri üzerinde çalıştığımız bu indirimin uygulanmasında geç bile kalındığının altını çizmek isteriz.

Gıda ürünlerinde yapılan KDV indirimleri erken değil aksine çok geç kalınmış bir uygulamadır. Çünkü ülkemiz nüfusunun yarısının yoksulluk sınırı altındadır. 10 milyondan fazla yurttaşımızın da açlık sınırı altında yaşadığı göz önüne alınırsa, açlık ve yetersiz beslenmeyi ulus olarak ne kadar derinden yaşadığımız ortadır. Bu sene Dünya Gıda Günü için belirlenen temanın‘Gıda Hakkı’ olduğu düşünüldüğünde, devletin gıda hakkını temin etmede başlıca sorumlu olduğunu rahatlıkla söylemekteyiz. Bu nedenle her türlü imkanın en üst seviyede kullanılarak ülkemizin en ücra köşesinde yaşayan insanımızın dahi yeterli ve güvenli gıdaya ulaşma hakkını elde etmesinin sağlanması gerekmektedir.

Eğer Hükümetimiz KDV indirimini bu sene Mayıs ayında yapmamış olsa idi, yaşanan kuraklığın etkisiyle artan hammadde fiyatları, gıda fiyatlarını çok daha yukarıya çekecekti.

Gıdada KDV indiriminin uzun dönemde etkisi de kayıtdışılığı azaltması olacaktır. Gıda sektöründe yüksek oranda varolan kayıtdışı ile savaşmanın bir yolu da gıda üzerinde olan vergi yüklerini azaltmaktır. Çünkü kayıtdışı üretim, halk sağlığını ciddi boyutlarda tehdit etmekte, yüksek ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Kayıtdışı ile yaratılan haksız rekabet, ülkemizin gıda sektöründe özel sektör aracılığı ile büyümesini engellemekte ve sürdürülebilir rekabet gücünü azaltmaktadır. Kayıtdışılığın tarladan sofraya her alanda etkin denetimi ve kamuoyunun gıda güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi bu sorunun çözümü için en önemli adımları olarak görmekteyiz.

Yukarıda izah edilen sebeplerle hükümetimizin geçtiğimiz Mayıs ayında %18 olan KDV oranlarını %8 indirerek sektörün kayıt içine alınması için çok büyük adım attığını ve KDV indiriminin meyvelerini de önümüzdeki yıllarda toplayacağımıza inanmaktayız.”

Ekonomi Gazetecileri Derneği İlk Buluşması, Gıda Zirvesi’ne Dönüştü

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nce (EGD) ilki düzenlenen geleneksel buluşmanın konuğu Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker oldu. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz’un evsahipliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Eker, 2008-2012 yıllarını kapsayacak çalışma planını ekonomi gazetecileri ile paylaştı.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz’un evsahipliğinde düzenlenen Ekonomi Gazetecileri Derneği buluşma toplantısında konuşan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, yeni Gıda Kanunu çalışmalarının AB müktesabatına uygun olarak yürütüldüğünü söyledi. Yılbaşından beri gıdayla ilgili denetimleri yoğunlaştırdıklarını da hatırlatan Eker, etkin gıda denetimi mekanizmasının kurulması ve yaygınlaştırılması için çalışmaların sürdüğünü belirterek, 2012 yılına kadar kamuoyunda gıda güvenliği bilincinin oturtulmasını hedeflediklerini söyledi. Tarladan, çatala sürecinde, AB’ne satılan bazı ürünlerde kaynağından izleme çalışmalarını başlattıklarını belirten Tarım ve Köyişleri Bakanı, bunun yaygınlaştırılarak, 2012 yılında Türkiye’nin 20 üründe lider üretici konumuna getirilmesinin amaçladığını ifade etti. “Helal Gıda”ya ilişkin soruları da cevaplandıran Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, “Eğer talep varsa üzerinde çalışılması gereken bir konu. Eğer dışarıya ürün üreteceksek, 'müşteri esastır' diyorsak, ona uygun bir standart geliştirilmesinde bir sakınca görmüyorum. Üzerinde çalışılabilir bir konu” dedi.Türkiye'nin kırmızı et ihracatı yapmadığını belirten Eker, “Dünyaya tavuk, kümes hayvanları eti ve balık satıyoruz. Bunlarda bu tür şeyler yoğun bir şekilde gelmiyor. Türkiye'nin standardı var mı? Bu oluşturulur. Eğer gerçekte bunun bir talebi varsa, bunun standardı oluşturulur” ifadesini kullandı.

Konuşmasında bu yıl yaşanan kuraklığın etkilerine de genişçe yer veren Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, kuraklığın etkisiyle 2006-2007'de buğday üretiminde yüzde 10-12 civarında bir azalma olduğuna, arpada ise bunun biraz daha yüksek seviyede bulunduğuna işaret ederek, kuraklığın bölgeler arasında farklılık gösterdiğini, Türkiye'nin sorununun İç Anadolu, İç Ege ve Güney Marmara'da olduğunu söyledi.

Eker, 2006'da 20 milyon ton buğday üretilirken, bu yıl bu rakamın 17.7 milyon tona düştüğünü, arpada 9-9.5 milyon ton olan üretimin 7.5 milyon tona gerilediğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Buğdayda açığımız sadece 300 bin tondur. Bu da çok rahat giderilebilecek bir şey. Spekülatif maksatlı bilgiler var. Üretici, yüksek fiyat beklentisiyle buğdayı piyasaya sunmuyor. TMO'da 600 bin ton buğday stokta, depoda bekliyor. Vatandaş gelip almıyor. Bununla ilgili çeşitli önlemleri de almaya başladık” dedi.

Bakan Eker, Türkiye’nin periyodik dönemlerde kuraklık yaşadığına dikkat çekerek, “1973'te, 2006-2007 sezonundan daha az yağış aldı. 1989'da da yine şiddetli bir kuraklık olmuş. Ama 1973 ve 1989'un tahribatı, 2006-2007'deki kadar olmamış. Hem kuraklık, hem ısı artışı nedeniyle 2006-2007'nin tahribatı daha yüksek oldu. Kuraklığı daha yakından izlemek için Kuraklık Test Merkezi kuruyoruz” şeklinde konuştu.

Ekmeğin maliyeti içerisinde buğdayın yüzde 20, unun ise yüzde 30 maliyeti olduğunu belirten Eker, “Ekmekte yüzde 20 artış yapıyor ve bunu buğdayla ilişkilendiriyorsanız, buğdayın fiyatının yüzde 100 artması gerekiyor. Oysa Türkiye'de buğday fiyatı 2007 başından bugüne yüzde 25 artış göstermiştir” dedi.

Meyve sebze üretimi anlamında doğrudan kuraklıktan kaynaklanan bir hasarın yok denecek kadar az olduğunu, fiyat artışlarının tek gerekçesi olarak kuraklığın söylenmemesi gerektiğini kaydeden Eker,“Türkiye'de sebze üretimindeki düşüş sadece yüzde 1-1.5'tur. Bu, zam yapılmasını gerektirecek bir şey değil. Meyvede de aynı şekilde... İhracattan kaynaklanan iç piyasada bir azalma var. 'Kuraklık oldu, fiyatlar arttı', bununla alakası yok” ifadesini kullandı.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.