Gıda Hattı

Tayfun Bayındır

11 Haziran 2007, 02:01
Paylaş
Tayfun Bayındır

Onunla da Onsuz da olmuyor

İyi ve doğru beslenen her sporcu, bunu yapmayanlar karşı ciddi avantajlar elde ediyor.Bu durum sadece sporcular için geçerli değil.

Aylardır yazılarımda sporcu sağlığından, sağlıklı beslenmenin faydalarından bahsedip durdum. Aktarmaya çalıştığım bilgilerin hemen tamamı zaten yeterli eğitim almış ve kendi sağlığını düşünen her insanın bildiği şeylerdi. Ben biraz daha bilimsel yaklaşıp rakamlarla bilinen gerçekleri desteklemeye çalıştım... Tüm bunları sizlere aktarırken eksik kalan tek bir konumuz kalmıştı, o da iyi beslenme sonucunda elde edilen avantajlar. Aslında küçük parçacıklar halinde önceki yazılarımda bu avantajları bulmak mümkün. Şimdi ise hepsini bir araya getiriyorum...

Beslenme uzmanları, diyetisyenler, spor hekimleri kısacası bu konuda söz söyleyecek her bilim adamının buluştuğu ortak nokta, koşullar ne olursa olsun iyi ve doğru beslenen her sporcu bunu yapmayanlara karşı ciddi avantajlar elde eder. Peki nedir bu avantajlar tek tek inceleyelim.

Sporcu vücudunu tanır, kontrol etmeyi başarır. İyi ve doğru beslenmeyi sürdürdükçe vücudundaki olumlu gelişmeleri yakından gözlemler. Antrenmandaki performansı en üst düzeyde olur. Antrenman programına kolay ve çabuk uyum sağlar. Farklı antrenman teknikleri ve değişikliklerine geçişte zorluk çekmez. Hava ve saha koşulları, ani iklim değişikliklerini çabucak karşılar. Mental olarak da üst seviyelere ulaşır. Konsantrasyonu hem saha içinde hem de saha dışında mükemmele yakındır. Dengeli beslenme, fiziki gelişmenin yanı sıra mental gelişmeyi de etkiler.

Minik ve yıldız kategorisinde sporcu büyümesi dengeli beslenmeyle birlikte gözle görülür biçimde fark edilir ki; bu ergenliğe ulaşıldığında istenilmeyen vücut ölçülerini karşılar. İyi ve doğru beslenme, hem sakatlık hem de hastalanma oranında %45 ila 55 arasında azalma sağlamaktadır. Enerji kullanımı da iyi beslenme sayesinde üst düzeydedir. Bir sporcunun enerji harcaması normal bir kişiden 2-3 kat fazla olmaktadır. Gelelim bu yazının temel konularından biri olan yağlara. Yağlar genel olarak şişmanlık sebebi olarak gösterilirler ama insan vücudu bu madde olmadan yaşamını sürdüremez. Yağlar, tam anlamıyla enerji kaynağıdır. Aynı miktardaki karbonhidrat ve proteinlerden 2 misli daha fazla kaloriye sahiptirler. İnsan vücudunda yapılamayan ve vücut için gerekli olan “linoleik asidin” vücuda alınmasını sağlarlar. Hayati öneme sahip organlar için (kalp, akciğer, böbrek, beyin) koruyucu tabaka oluştururlar. Deri altındaki depolama sayesinde vücut ısısının korunmasında ve ayarlanmasında etkilidirler.

 Günümüzde aldığımız enerji kaynağının %40'ını yağlar oluşturmaktadır. Bir saatten fazla aralıksız devam eden maksimal oksijen tüketiminin %60-80 olduğu uzun mesafe koşu, bisiklet, yürüyüş gibi spor dallarında enerji ihtiyacının %70’i yağlardan karşılanır. Yağların dayanıklılık sporlarında enerji olarak kullanıldığını bilen bazı sporcular, müsabaka öncesi günlerde günlük yağ tüketimlerini artırmaktadırlar. Bütün besin yağları gliserin ve yağ asitlerinden oluşmaktadır. Yağ asitleri, içerdiği hidrojen atomlarının sayısına göre “doymuş” veya “doymamış” olarak ayırt edilir. Vücut bazı durumlarda doymuş veya doymamış yağ asitlerini kendi de oluşturabilir. Sporcunun günlük alması gereken enerjinin %30’nun yağlardan sağlanması gerekir. Yağ gereksiniminin karşılanmasındaki denge şu şekilde olmalıdır: %10 Doymuş Yağlar (tereyağı, margarin) %10 Yarı Doymuş Yağlar (zeytinyağı) %10 Doymamış Yağlar (ayçiçeği, mısırözü) Egzersizlerde harekete başlar başlamaz kas hücreleri tarafından yağlar enerji kazanmak için çekilmektedir. Daha yüksek yoğunluktaki egzersizlerde yağ yakımı, karbonhidratlara oranla gittikçe yükselmektedir. Örneğin, uzun saatler süren kas çalışmasına bağlı kondisyon antrenmanında enerji ihtiyacının %70-90‘ı yağ metabolizmasından elde edilir. Antrenmanlardaki dayanıklılık kapasitesi yükseldikçe, iskelet kaslarının yağ asitlerini yakma kabiliyeti de yükselir. Yüksek yoğunlukta bile enerji ihtiyacının büyük bir kısmını yağ metabolizmasından karşılayabilme kabiliyeti, üst düzey dayanıklılık sporcularında görülebilir.

Yağların dezavantajı ise, karbonhidratlara nazaran daha çok oksijene ihtiyacı olmasıdır. Fakat bu düşük ve orta yoğunluktaki egzersizlerde bir önem taşımaz. Çünkü bu yoğunluklarda yeterince oksijen bulunmaktadır. Sporcu için, yağ metabolizmasının anlamı ekonomik karbonhidrat deposunu yıpratmamakta yatar. Yağ metabolizmasının kullanılan bölümü ne kadar yüksek ise, o kadar az karbonhidrat kullanılmaktadır. Harcanmayan karbonhidratlar, egzersizin uç yoğunluk noktalarında, yani ara ve son ani yüklenmeler için hazır tutulur. Antrenmansız birinin yağ metabolizması daha düşük seviyede çalışır. Bu teknik ve bilimsel yaklaşımları göz ardı etmeyin ve siz siz olun yediğiniz yağa dikkat edin.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.