Gıda Hattı

Tayfun Bayındır

11 Haziran 2007, 02:01
Paylaş
Tayfun Bayındır

Ramazan geldi hoş geldi

 Takım sporunda oruç tutmak belki daha az etkiler sporcuyu, ancak bireysel sporlarda daha çok etkiler.

Sporcu sağlığı'nın bir endüstri olmasından bu yana Ramazan aylarında ilginç bir tartışma yaşanır durur. Özellikle takım sporlarında "oruç" ile ilgili yoğun kargaşa olur. Bazı takımlarda teknik adamlar sporcularının oruç tutmalarına onay verir, hatta antrenman programını ona göre hazırlar, bazı teknik adamlar ise her türlü ayarlamaya karşın oruç tutmanın sporcunun performansını olumsuz etkilediğini savunur. Ramazan sıcak aylara denk geldiğinde bu tartışmalar daha da alevlenir. Tıpkı şu sıralar Türkiye'de yaşandığı gibi

Emin olun ki, bu tip tartışmalar gelecek yıllarda da yaşanacaktır. Özellikle profesyonel futbolcular arasında görünen bu durum, aynı takımda yer alan ve oruç tutmayan yabancı futbolcular açısından da bir hayli ilginç görüntü ortaya çıkarmaktadır.

Peki, oruç tutmak faal sporcunun performansını olumsuz yönde etkiler mi?

Bu konuda Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Gülgün Ersoy'un bir süre önce Anadolu Ajansı'na yaptığı bir açıklama var. Prof Ersoy ''Oruç tutması sağlık yönünden sakıncalı gruplar içerisinde sporcuları da sayabiliriz'' diyor.

Prof. Dr. Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan ayının bu sene sıcak havalara gelmesinin, oruç tutmak isteyen sporcular açısından sakıncaları olduğuna değinerek, ''Sporcular açısından, böylesine sıcak havalarda uzun süre aç kalmak, sıvı alamamak büyük sorun yaratır. Çünkü sıvı tüketmeden uzun bir süre dayanıklılık sporu yapmak büyük sorun ve hakikaten sakıncalı. Sıvı eksikliği konsantrasyon bozukluğu ve ciddi performans düşüklüğü yaratır'' diye konuşmuş Prof Ersoy, "Genelde insanlar oruç tutarken konsantrasyon eksikliği nedeniyle oturmak ve daha az efor sarf etmek ister" deyip, sözlerini şöyle tamamlamış.

''Sporcular hem antrenmanlarında, hem de müsabakalarında çok efor sarf etmek durumundalar. Ancak oruç tutan sporcuların açlık ve susuzluk nedeniyle kan şekerleri gün içerisinde giderek düşeceğinden ve vücudun ihtiyacı olan sıvı takviyesi mümkün olamayacağı için, sıvı kaybına bağlı olarak büyük problemler ve kan şekeri düşüşüne bağlı ciddi performans kayıpları olur. Antrenman ve müsabaka sonrası tüm sporcuların ilk 2 saat sıvı kayıplarını yerine koymaları bakımından altın saatlerdir. Sıvı eksikliği, vücudun dengesini bozar. Çift görme, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu, bulantı, kusma, çarpıntı gibi sorunlar ortaya çıkar.'' 

Öneriler 

Prof. Dr. Gülgün Ersoy, oruç tutmak isteyen sporcuların orucunu açınca birden yemeğe yüklenmemeleri gerektiğine değinerek bir dizi önerilerde de bulunmuş. 

''İftarda yavaş yavaş yesinler ve midelerini yormayacak şekilde iyi beslenmeye dikkat etsinler. Az yağlı karbonhidrat ağırlıklı beslensinler, sebze ve meyve ile protein olarak da yumurta tüketmeleri doğru olur. Ayrıca sahura da mutlaka kalksınlar. Hiç bir zaman aç müsabakaya, antrenmana başlamayalım diye önerilerimiz var. Çünkü vücudun kan şekerinin devamlılığını ancak böyle sağlayabilirsiniz ve bu sizin performansınıza doğrudan etki eder. Şayet oruç tutan sporcular olursa, iftar ile maç saati arasında mutlaka en azından 3 saatlik bir zaman farkının olması çok isabetli olur. Şayet böyle olursa, sporcunun iftarda her gruptan besinini alması, öğle yemeği yiyormuşcasına beslenmesini öneriyoruz. Takım sporunda oruç tutmak belki daha az etkiler sporcuyu, ancak bireysel sporlarda daha çok etkiler. Ramazan ayına bakılırsa, sağlık adına oldukça sıkıntılı görülüyor. Sağlık yönünden oruç tutamayacak grupların içerisinde şeker hastası, çocuklar, sporcular, yaşlılar, işçileri sayabiliriz. Bunlar genelde yoğun çalışan kesimden oldukları için oruç performanslarını olumsuz etkiler. Oruç tutmak bu gruplarda yer alan insanlar açısından sağlık adına, performans adına olumlu sonuçlar vermez.'' 

Neler Yapılıyor

Hem spor hekimlerinin, hem gıda sektörünün uzun yıllardan beri, Ramazan ayı ve bu dönemde sporcu sağlığı konusunda pek de yoğun çalışmaları yok. Medyada yer alan haberler ve bunların ışığında üç-beş cılız girişim var hepsi o...Elbette akademisyenler, diyetisyenler bu konuda kafa yoruyorlar, öneriler yapıyorlar hatta hayata geçirilmesi son derece kolay çalışmalar da hazırlıyorlar ama bunlar konunun önemiyle hiç de orantılı değil...

Bu durumda en büyük iş özellikle takım sporu yapan kulüplerimize düşüyor. Oruç tutan faal sporcular için özel beslenme programları hazırlamaları gerekiyor. Ayrıca onlar için farklı bir antrenman programı da uygulamak durumundalar. 
 
Bunu yapanlar elbette var. Ama inanın sporun çok büyük bir sektör olduğu günümüzde az sayıda kulüp bu çabayı gösteriyor…

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.