Gıda Hattı

Tayfun Bayındır

11 Haziran 2007, 02:01
Paylaş
Tayfun Bayındır

Gıda denetimi

Gıda ürünlerinde son yıllarda bir hayli gelişen denetimin aksine, işin eğitim sayılacak tarafında ise hiç bir denetim yok

Bu yazımda  sporcu sağlığı ve sporcu beslenmesi başlığımızın biraz dışına  çıkıyorum, izninizle.

Doğal besinlerin daha hormonla tanışmadığı, domatesin tadının domatese benzediği, yumurtaların çift sarılı olmasının normal sayıldığı, uskumru'nun uskumru, hamsinin de hamsi gibi olduğu 1970'li yıllarda, "Sağlıklı beslenmenin yolları" ya da "En iyi diyetler" gibi başlıklar altında satılan bir çok kitap bulmak mümkün müydü acaba? Bu soruya yanıt vermek zor. Ama bir-iki tane kitap çıkardı herhalde. 

Peki günümüzde durum ne? Ne yazık ki vahim. Bu alanda yazılan o kadar çok kitap var ki, bırakın stand kurmayı kütüphane bile açabilirsiniz. 

Gelelim işin korkutucu noktasına. Sakın beni bir kitap sevmeyen gibi algılamayın lütfen asla kitaba karşı değilim aksine, artmasını destekliyorum. Benim korkunç olarak nitelediğim durum şu. Sağlıklı beslenmeyle ilgili yazılan kitapların bir çoğu eksik ve yanlış bilgilerle dolu. İşin uzmanları, doktorlar ve diyetisyenler ne yazık ki azınlıkta kalmışlar. İnsan sağlığını hiçe sayan, sadece ticari amaç güden bir sürü insan çalakalem doldurmuşlar sayfaları, birbirlerini tekrar etmişler. Bol miktarda da uzmanların yayınlarından kopyalamışlar.

Bu geniş saptamayı yapma nedenim tamamen denetimle ilgili. Gıda ürünlerinde son yıllarda bir hayli gelişen denetimin aksine, işin eğitim sayılacak tarafında ise hiç bir denetim yok. Bu sayıdaki konumuz aslında insan sağlığı ve gıda denetimi.

 Gıda ürünlerindeki denetimin başlangıcı 1900'lü yıllara uzanıyor. Temeli ABD ve İngiltere atmış. Konuyla ilgili olarak Internet de dolaşırken son derece ilginç ve çarpıcı bir araştırmaya rastladım. Nafi Çoksöyler, Güler Dizdar, Halis Korkut, Petek Ataman ve Jale Çepni  tarafından hazırlanan Türkiye Gıda Denetim Sistemi ve Tüketici Hakları başlıklı makale gıda denetiminin tarihçesinden Türkiye'de ki uygulamasına kadar çok geniş bilgiler veriyor. Bu makalenin bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istedim. Bu Araştırmacılar diyor ki “İnsanlık tarihi boyunca gıda en stratejik ürün ve gıda güvencesi devletlerin en önemli konusu olmuştur.” Son 40-50 yıl içinde tarımdaki gelişmelerle tarımsal üretimde çok büyük artışlar elde edilmiş olmasına karşılık bu yeni üretim tarzı birçok gıda kaynaklı sağlık riskini de beraberinde getirmiştir. Günümüzde başta gelişmiş ülkeler olmak üzere gıda güvencesi kaygısının yerini gıda güvenliği almaya başlamıştır. Gıda güvenliği devletin bir sorumluluğu olup, ancak çok etkili bir gıda denetimi ile sağlanabilir. Türkiye etkin bir gıda denetimi için uygun yasal alt yapıya yaklaşık 50 yıllık bir uğraşı sonunda son birkaç yıl içinde kavuşmuştur. 5179 Sayılı gıdaların üretim, tüketim ve denetlenmesi ile ilgili kanun ve buna bağlı olan kodeks, işyeri açılış, ışınlama, kırmızı etler, kanatlı etleri ve gıdaların üretim, tüketim ve denetlenmesine ait yönetmelikler ile tüm gıda denetimi esas olarak tek bir kurum tarafından yürütülecektir. Bu denetimin asıl amacı gıda güvenliği ve tüketicinin korunması olmaktadır. Bu denetim sisteminde yeni olarak işyeri sorumlulukları belirtilmiş ve firmaların sorumlu bir yönetici istihdam ederek gıda güvenliğini sağlamaları istenmiştir. Denetimin prensibi daha çok güvenlikle ilgili bir sistemin kurulup devam ettirilmesinin izlenmesine yöneliktir. Ayrıca gıda iş yeri açılışlarında bir sicile kayıt, kaydedilen üretimi yapılmasına olanak sağlayan bina ekipman ve personel varlığının incelenerek karar verilmesi, denetimler sırasında görülen bir gıda tehlikesinin tüm birimlere haber verilmesi ve ürünün ve tehlikelerin izlenmesi gibi yeni kavramlarda yeni mevzuatta bulunmaktadır. Denetim ile ilgili kurumlar da yine 1970'li yıllardan bu yana geliştirilmektedir. Ancak sayıları 40 000'i aşan gıda işyerinin oldukça farklı ve etkin bir şekilde denetlenmesi oldukça zordur. Bu zorluk toplam ve iller bazında gıda eğitimi almış denetçi sayısının azlığı, laboratuar sayı ve alt yapılarının ihtiyacı henüz karşılayamaması gibi nedenler ile kanunun ve yönetmeliklerin çeşitli kısımlarındaki boşluklar veya uygulamada çıkabilecek aksaklıklardan dolayı olacaktır. Mevzuatın çeşitli kısımlarında sorumlu yönetici ve gıda denetçilerinin tanımlarında farklılıklar bulunmaktadır ve bu tanımlar gıda güvenliğini üstte tutacak şekilde düzeltilmelidir. Etkin bir gıda denetim sistemi için sorumlu yönetici ve denetçilerin yetki ve sorumlulukları artırılmalı, tanımlanmalı ve özlük ve ekonomik hakları güvence altına alınmalıdır. Haksız rekabetin önüne geçilmeli ve özellikle ithalat, bavul ticareti de dahil olmak üzere sıkı denetlenmelidir. İzlenebilirlik sistemi denetimin etkinliğini artırmak üzere hemen kurulmalı ve bu çerçevede tarımsal üretimin izlenebilmesi için ziraat mühendislerinin ve veteriner hekimlerin sorumlu olduğu iyi tarım tekniklerinin kullanıldığı bir tarımsal yapı oluşturulmalıdır. Ülke çapında sürdürülebilir bir gıda güvenliği sisteminin kurulması ancak her sorunun üzerine giderek çözülebilir. Sorunların bulunup ortaya konulması da önemli teknikler içerir. Meslek etiği eğitimi almış denetçiler mevzuatı birebir uygulayarak eksikliklerin bir an önce görülmesine olanak sağlayacaklardır. Denetim mekanizmasının başarısının ölçümünde en güvenilir kaynak tüketici şikayetleridir. Batıda olduğu gibi ülkemizde de bağımsız tüketici örgütleri, bir yandan tüketiciyi korurken diğer yandan üreticinin kalitesini geliştirmeye zorlamaktadır. Gıda alanında da tüketici şikayetlerinin teşvik edilmesi için tedbirler alarak ve onların şikayetlerine gereken önem verilerek denetim mekanizması yetkinleştirilebilir."
 
Bu ilginç ve etkileyici değerlendirmeden Gıda Denetiminin ne derece önemli bir konu olduğunu ama ülke olarak da bir işe ne kadar geç soyunduğumuzu görüyoruz. Dikkat! biz tüketicilere çok iş düşüyor.

 

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.