AramaArama
Gıda Hattı

Tarımsal Finansman Dünyasını Önemli Değişimler Bekliyor

27 Ağustos 2021, 16:18
Paylaş

Geçtiğimiz 50 yıl içerisinde tarım sektörü geleneksel yöntemlerle finanse edilmiş ve sektörün gelişimi finansman kaynakları ile hızlandırılmıştır.

Ancak halen hem ürün kalitesi hem de gıda güvenliği açısından sektörün sorunları devam etmekte, verimlilik ya da kalite problemi çözülememektedir. Bu problemler sadece işletme sermayesi ya da çiftlik alım kredileri ile çözülebilecek türden problemler değildir.

Finansman kaynaklarına erişimin zor olması, faiz maliyetlerinin yüksek olması gibi nedenlerle tarım sektöründe finansal kaynak kullanımı maalesef sınırlı kalmaktadır. Çiftçiler hem finans kaynağına erişim hem de o kaynağı doğru şekilde kullanabilme noktasında sorunlar yaşamaktadır. Kamu kurumları ve hükümetlerin tarımsal üretime yönelik sıfır faizli kredileri ya da teşvik paketleri de uzun vadede kalıcı çözümler sağlamamaktadır.

Diğer taraftan özel bankaların tarım sektörüne verdikleri kredilerin maliyetleri her zaman tüketici kredilerinin faiz oranlarından daha yüksek olmaktadır. Çünkü bankalar tarım sektöründeki risk primini faiz oranlarına yansıtarak hareket etmektedir. Bunun temelinde ise birçok bankanın (ana işi tarım kredisi olanlar hariç) tarımsal iş ve ticaret yapısını yeterince bilmemesi ve bu konuda ihtisas sahibi ekiplerle çalışmamasıdır.

2020 – 2030 arasında neler bekleniyor?

Bu çerçevede 2020-2030 yılları arasında 3 önemli değişiklik beklenebilir:

  • Agri-Fintech şirketlerin ortaya çıkması
  • Agri-Fintech – Finansal Enstitü İşbirliği ile nitelikli finansman kaynağının sektöre aktarılması
  • Tarım bankacılığının Tarım Ticaret Bankacılığına dönüşmesi

Önümüzdeki 10 yılda tarım sektörünü çok iyi tanıyan, sektöre ait verileri işleyebilen ve finansman ihtiyaçlarını tarifleyebilen Agri-fintech şirketlerinin hızla yayıldığını göreceğiz. Bunların içerisinde tarım sektörüne multi disipliner şekilde bakabilen, sahadaki uygulamaları içselleştirebilen ve finansal kuruluşlar ile doğru entegrasyonları kurabilenlerin başarılı olacağı düşünülmektedir.

Agri-fintech şirketleri tarımsal üretim zincirini anlama, takip edilebilirliği geliştirme ve finansman kaynaklarını sigortalı bir yapıya kavuşturmak için çaba sarf edecektir. Çünkü finansman sağlayıcıların tarım sektörüne aktaracakları paranın amacına uygun kullanıldığını görmesi, takip edebilmesi ve bunu sürdürebilmesi önemlidir.

Ayrıca, Agri-fintech şirketleri sadece finansal kuruluşlarla değil aynı zamanda yeni nesil tarımsal üretim teknolojileri geliştiren şirketlerle işbirliği yaparak finansman sağladıkları tarımsal üretim zincirindeki çiftçilerin ya da firmaların bu yeni nesil teknolojileri temin etmesine aracılık edebilmelidir.

Yeni teknolojiler ile çok daha kapsamlı ve çeşitlilikte verilerin elde edilmesi sağlanarak robotik süreçlerin ve yapay zekâ kullanımı desteklenebilir. Bu sayede finansman ihtiyaçlarına yönelik karar süreçlerinin tam otomatik ve en optimum düzeyde oluşmasının sağlanabileceği varsayılmaktadır.

"Agri-fintech bankaların rakibi değil"

Agri-fintech şirketleri tarımsal üretim-gıda işleme-ihracat ile devam eden üretim zincirini hem kaynak yönetimi yazılımları hem de ödeme sistemleri ile donatarak finansal enstitülerle işbirliği yapmaya başlamalıdır. Agri-fintech şirketleri asla banka ya da benzeri finansal kuruluşların rakibi değildir ve olmamalıdır.

Ancak agri-fintech şirketlerinin tarımsal üretim zincirini dijital olarak okunabilir hale getirmesi bankalara alternatif birçok finansman kaynağını ortaya çıkarabilecektir. Çünkü izlenebilen tarımsal üretim ve nakit akışları, nakit olmayan ve sadece tarımsal ürün ya da girdiye karşılık gelen gayri nakdi bir finansman kaynaklarının ortaya çıkmasına olanak tanıyacaktır.

Bu noktada Agri-fintech şirketlerinin finansal kuruluşlarla tam entegre olması, finansal kuruluşların müşteri portföyüne katkı yapacak çalışmalar için iş birliği halinde olması gerekecektir. Agri-fintech şirketi kurduğu altyapılarla finansal kuruluşların daha düşük maliyetli finansman kaynaklarını sektöre sunmasına yardımcı olabilecektir.

Bu aynı zamanda finansal kuruluşun kendi kaynak maliyetlerini daha rahat kontrol edebilmesine, batık kredi oranlarının önemli ölçüde azalmasına ve borçlanma kapasitesine olumlu katkı yapabilecektir. Çünkü agri-fintech şirketi üretim zincirine ne zaman finansman kaynağı aktarılacağını ve bunun geri ödemesi için en doğru zamanın hangi döneme denk geldiğini bilecektir. Böylece Agri-fintech şirketi hem tarım sektörüne ilişkin uzmanlığını finansal kuruluşa kullandırabilecek hem de finansal kuruluşun sağladığı paranın kullanımına ilişkin dijital teknolojilerle bankanın görünmeyen bir şubesi ya da işkolu gibi davranabilecektir.

Agri-fintech şirketleri finansman kullanımını optimize edebilir

Bu yapı sayesinde finansman kaynağının üretim döngülerine tam uyumlu hale gelmesi, ihtiyaç dışı finansman kaynağı kullanımının önlenmesi ve buna bağlı olarak faiz maliyetinin düşürülmesi, sözleşmeli tarım altyapısının Agri-fintech şirketleri tarafından kurularak tam otomatik ve finansal kuruluşlarla entegre hale getirilmesi sağlanabilecektir.

2030 yılında çok daha önce yani birkaç yıl içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde bir cips üreticisi Brezilyalı patates üreticileri ile üretim kontratı yapabilecek ve üretime ilişkin avanslar için blok zincir üzerinden teyit edilebilen sözleşmelerin finansal değer haline getirilmesi mümkün olacaktır. Bu durumda agri-fintech şirketi, bu kontratlar ile geleneksel tarım kredisine alternatif daha düşük maliyetli ve uygun vadeli finansal kaynak sağlayabilecektir.

Bu işbirliğinin özellikle gelişmekte olan ülkeler için önemi büyüktür. Doğu Avrupa ülkeleri, Sahra Altı Afrika ve Latin Amerika için bu yapının çok büyük fayda getireceği söylenebilir. Bu işbirliği daha çok finansman kaynağının tarım sektörüne aktarılmasının önünü açacaktır. Bu durumda sulanabilen arazilerin genişletilmesi ile sadece tahıl üretimi yapılan ve çok büyük arazilere sahip olan ülkelerin yaş meyve sebze gibi ürünleri üretebilmesi imkânı doğabilir. Örneğin orta asya ülkelerinde milyonlarca hektar arazi sadece hububat üretimi için kullanılmaktadır.

Tarım destek parası ne kadar

Tarım kredileri, toplam kredilerdeki payını nasıl arttırır?

Finansman kaynağı ile satın alınacak teknolojiler hem toprak işleme hem de yeni ürünlerin yetiştirilmesi için gerekli altyapıyı sağlayacaktır. Özetle Agri-fintech ve finansal kuruluşların arasında yapılacak işbirliği tarım sektörünün toplam kredi pazarından daha fazla pay almasını sağlayabilecektir. Günümüzde tarım kredilerinin payı toplam krediler içerisinde ortalama %3-4 oranında pay sahibidir. Bu payın %1 oranında artırılması dahi dünya tarımının gelişmesi için büyük olanak sağlayabilecektir.

Agri-fintech ve finansal kuruluşların işbirliği sayesinde finansal kuruluşların geleneksel tarım bankacılığı kavramından çıkıp tarımsal ticaretin ve mal/hizmet akışlarının finanse edildiği bir bakış açısına geçiş yapması beklenmektedir. 2030 yılında kredi başvurusu yapan bir çiftçinin tüm diğer aktörlerle ilişkileri, üretim kontratları, nakit akışı hacmi gibi unsurlar değerlendirilmelidir. (Az da olsa bazı gelişmiş ülkelerde buna benzer yapılar sadece belli alt sektörlere uygulanabilmektedir). Ancak tarımsal finansmanın geleneksel anlayıştan çıkarılması ve gerçek bir dönüşümün sağlanması için hem değer zincirinin hem de çiftçinin diğer çiftçilerle olan ilişkilerinin ortak değerlendirildiği bir finansal network çerçevesinin ortaya koyulması gerekmektedir. Bu durumda tarım bankacılığı tarımsal iş bankacılığına dönüşebilecektir. Bu dönüşüm kredi teminatlarına, faiz oranlarına, vade yapılarına kadar her unsura etki edebilecektir. Arazi ipotekleri yerini üretim kontratlarına bırakabilecek, işletme sermayesi kredi limitleri çiftçinin gerçek nakit döngüsü bilinerek hesaplanabilecektir.

Bu dönüşüm sayesinde Türkiye’deki bir levrek üreticisi Hollanda’daki gross market zincirine yapılacak balık ihracatının kontratı üzerinden kredi limiti elde edebilecektir. Tarımsal finansmanın dönüşümü hükümetlerin tarım sektörüne sağladığı teşvik ve kredi paketlerinin daha nitelikli hale gelmesine olanak sağlayabilecektir.

Tarım destek sorgulama

Agri-fintech şirketinin sağlayacağı veriler neden değerli?

Hükümetler coğrafik farklılıkların finansman ihtiyacı ile olan ilişkisini daha net şekilde görebilecek ve teşvikleri çok boyutlu şekilde tasarlayabilecektir. Ayrıca, Agri-fintech şirketinin sağlayacağı verilerin uzun dönem üretim planlamaları için kamudaki karar alıcılara destek olacağı söylenebilir.

Sonuç olarak 2030 yılı için entegre dijital ödeme sistemleri ile donatılmış tarımsal üretim zincirlerinin finansal kuruluşlar tarafından çok hızlı ve düşük maliyetle kredilendirildiği bir yapıya sahip olabileceği öngörülmektedir. Bir çiftçinin kredilendirilme sürecinin aylık maaşlı bir çalışan kişi ya da bir makine imalatçısının kredilendirilmesinden farklı bir süreci olmamalıdır. Agri-fintech şirketlerinin yukarıda sayılan 3 temel dönüşüm ile tarım sektörünün finanse edilme sürecini tarım dışı sektörlerle aynı yapıya sahip hale getirebileceği çok açıktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.