AramaArama
Gıda Hattı

Tarım zararlıları ile nasıl mücadele edilir?

29 Ağustos 2021, 12:39
Paylaş
Tarım zararlıları ile nasıl mücadele edilir?
Tarım zararlıları ile nasıl mücadele edilir? Tarım zararlıları ile biyolojik mücadele yöntemleri nelerdir gibi araştırmalar tarım sektörü içerisinde olanlar tarafından merak ediliyor. Peki Tarım zararlıları neler? tarımda zararlılarla biyolojik mücadele yöntemleri nelerdir?

Tarım zararlıları ile nasıl mücadele edilir? Tarım zararlıları ile biyolojik mücadele yöntemleri nelerdir gibi araştırmalar tarım sektörü içerisinde olanlar tarafından merak ediliyor. Peki Tarım zararlıları neler? Tarım zararlıları ile nasıl mücadele edilir? Tarımda zararlılarla biyolojik mücadele yöntemleri nelerdir?

Biyolojik mücadele nedir?

Zararlı böceklerin, doğadaki mevcut doğal düşmanları yardımıyla ekonomik zarar düzeyinin altında tutması işlemine biyolojik mücadele denilmektedir. Biyolojik mücadelede hedef ilaçlı mücadelede olduğu gibi zararlıları tümüyle yok etmek değildir. Biyolojik mücadele, zararlı yoğunluğu ekonomik zarar düzeyinin altında tutulmakta, böylece söz konusu zararlının doğal düşmanlarının doğada sürekliliğinin sağlanması hedef alınmaktadır.

Biyolojik mücadele çalışmalarında birçok canlı grubu (doğal düşman)’ndan yararlanılmaktadır. Bunlardan başlıcaları böcekler, akarlar, örümcekler, kuşlar ve hastalık etmenleri (bakteri, virüs, fungus v.b.)’ dir.

Doğal düşmanları üç grupta toplayabiliriz.

  1. Predatör (Avcı) Böcekler (Predatör böcekler nelerdir? - TIKLA)
  2. Parazitoit (Asalak) Böcekler (Parazitoit böcekler nelerdir? - TIKLA)
  3. Entomopatojenler (Entomopatojenler nelerdir? - TIKLA

Tarım zararlıları neler?

Tarımsal üretimde zararlılarla mücadele

Dünya’da ve Türkiye’de zirai hastalıklar ve zararlılarla mücadele; üretimde prensip, eldeki mevcut olan potansiyelden olabildiğince yüksek verim sağlamaktır. İnsanlığın ilk defa sistemli olarak izlendiği belirtilmektedir. Toprağı işlemek için kullanılan ufak el aletlerinden başlayarak, motorlu ve güçlü yapılarıyla traktör, biçerdöver vb. aletler ile doğal bilimlerin tarım sektörüne uyarlanmasıyla birlikte birçok gelişmeyi bu alanda kullanabilir bir duruma getirmeyi insanların başardığı vurgulanmaktadır. Bunların yanı sıra geliştirilmiş bir takım ekim sistemleri de çığır açmıştır. Örneğin; İngiltere’nin Norfolk bölgesinde 17.yüzyılda geliştirilmiş olan ‘’dörtlü ekim sistemi’’ tarımsal üretim için önemli bir mihenk taşlarından biridir. Günümüzde Norfolk ekim sistemi diye anılan bu yöntemde toprağın bazı bölümlerine farklı zamanlarda farklı ürünler ekilmektedir. Bu yöntem ile toprağın hasat alımından sonra nadasa bırakma gerekliliği ortadan kalkmaktadır.

Tarımsal üretime teknolojinin kullanılması üretim alışkanlıklarında yapılan daha fazla değişiklikler ve gelişmeler üretim miktarının daha da artmasına yardımcı olmaktadır. Bugün geldiğimiz nokta buğdayın ilk defa ekildiği günden beri yaklaşık on bin yıllık süreç ortaya çok büyük bilgi birikimi ve teknolojik gelişim çıkarmıştır. Bu büyük gelişimin, mevcut olan ekilebilir arazilerdeki, hatta artık su ve küvez gibi toprağın dışında da, yapılan üretimin hacmi tarihte görülmemiş bir seviyeye gelmiş durumdadır. Ancak, maalesef bu yüksek potansiyelin hepsini hayata geçirememekteyiz.

Zirai hastalıklar ile zararlılar, yeni yeni ilgi alanımıza ve gündemimize girmekte olan iklim değişiklikleri ile kuraklık vb. sorunların ötesinde ve de onlardan çok daha eski zamandan beri, bütün teknolojik ve kültürel birikimlerimizi bir kalemde yok edebilmektedir. Hastalıkların ve zararlıların tarımsal üretimlerde verdiği kayıplar üreticilerle konunun uzmanlarınca alınan tedbirlerin kayıpları önlemede yetersiz kaldıkları görülmektedir.

Tarım zararlıları ile biyolojik mücadele yöntemleri

Bu yöntem ile zararlı olan böcek popülasyonlarını dolayısıyla böceklerin zararını azaltmak için canlı organizmalardan (mikro organizmalar, predatörler, parazitoid böcekler, omurgalılar, feromonlar, böcek büyüme düzenleyicileri, bitkisel maddeler ve genetik kontroller) yararlanılarak yapılmış olan ekonomik, güvenilir ve de başarılı olunmuş bir mücadele yöntemidir. ‘’Biyolojik mücadele’’ Kaliforniya üniversitesinden Harry Smith tarafından böcek popülasyonlarının çeşitli yöntemlerle kontrol altına alınması amaçlı terim olarak ilk defa kullanılmıştır. Daha sonraları ise biyolojik mücadele, ziraat ve de ormancılık alanlarında bitkiler açısından zararlı olan her çeşit böceğin tercih edilen herhangi bir organizmanın ya da organizmaya ait birçok farklı ürünler kullanarak kontrol altına alınması biçiminde ifade edilmiştir.

Biyolojik yöntemler türe özgüdürler ve de çevre koşullarına uyum sağlarlar. Bu yönleriyle diğer yöntemlerden avantajlıdırlar. Bu yöntemler kullanılarak ilaç kullanımı minimize edilebilir. Hatta sıfırlanabilir. Böylece daha önceleri kimyasal ilaçların kullanılması sebebiyle bozulmuş olan çevresel doğal denge çok kısa bir sürede yenilenebilir duruma gelmesine katkı sağlar. Doğal dengenin yeniden kurularak daha az ekonomik öneme sahip 54 olan zararlılar doğal düşmanlarca kolaylıkla kontrol edilebilir, kimyasal mücadeleye ihtiyaçta giderek daha da azalır.

Günümüzde ise zararlı böceklerin kontrolünün sağlanması sadece organizmalar kullanılarak değil, bununla birlikte birçok biyolojik materyaller ile de kontrol altına alınmaktadırlar. Biyolojik mücadelede kullanılmakta olan bazı materyaller; parazoid ve predatörler, feromon ve diğer cezbediciler, bitkisel insektisidler, böcek büyüme düzenleyicileri, mikrobiyal organizmalar ile genetik mühendisliği yöntemleridir.

Klasik biyolojik yöntemler

Biyoteknik yöntemlerin uygulanması çok eski senelere dayanmaktadır. Sirke yaklaşık olarak 7 bin sene evvel Mezopotamya’da bakteriler yardımıyla şaraptan üretilmiştir. 19. Yüzyılda Pastör’ün mayalamaya dair çalışması da klasik biyolojik yöntemlere dair bir örnektir. Aynı şekilde R. Koh’un bakterilerin insanların hastalanmalarındaki sebebini bulmasıyla bağışıklık sisteminin keşfedilerek ve de bunun sonucu olarak aşıların bulunması tıp alanında mikrobiyoloji biliminin ilerlemesine imkan tanımıştır.

Klasik biyolojik yöntem içerisinde en önemli uygulamalardan birisi penisilinin antibiyotik adıyla ilk defa hastalıkların tedavi edilmesinde kullanılması olarak kabul edilmektedir. Bunun devamında streptomisin üretimine yönelik araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca bitki steroitlerinin memelilere özgü hormonlara dönüştürülmesi sonucunda tıp biliminde önemli bir ilerleme sağlanmıştır. Günümüzde son otuz sene içerisinde şuruplar ve polisakkaritler üretilmiştir. Bunların dışında besin tatlandırıcılar, besin renklendiriciler, ilaçlar da doğrudan bitkilerden üretilmektedirler.

Biyoteknik mücadelede kullanılan feromonları içeren yeni teknolojiler

Bilinçsiz ve aşırı dozda yaygın bir şekilde pestisitlerin kullanılması insan ve çevre sağlığı açısından bir tehdit içermekte ve doğal yaşam dengesini bozduğu için de doğal diğer faydalıların ölümüne de sebep olmaktadır. Ayrıca ikinci derecede öneme sahip olan zararlıların da ana zararlı durumuna geçmesi, dirençlerinin yükselmesi ile birlikte ürünler üzerinde kalıntı sorunu gibi birçok problemi de beraberinde oluşturmaktadır. Bu tür sorunlar nedeniyle son yıllarda kimyasal mücadelenin alternatifi olarak farklı mücadele yöntemleri arayışı başlamıştır. Bu arayışların en dikkat çekenlerinin başında ise biyoteknolojik mücadele amaçlı yöntemler gelmektedir. Bu yöntemin en iyi yanı çevre koşullarının farklılığı sorun olmadan, kolay kullanılabilen ve de istenilen tek bir zararlıyla mücadele için etkinlik gösterme olanağı olan aynı zamanda hiçbir yan etkileri olmayan yapısından dolayı bu mücadele yöntemleri dolaylı veya doğrudan kullanılması yaygınlaşmıştır. Ülkemizde böceklerle mücadelede doğrudan ve dolaylı kullanılmaktadır.

Biyoteknik Yöntemler: Bu yöntemler zararlıların biyolojik, fizyolojik ve de davranış özellikleri üzerinde etkili olan bazı yapay veya doğal maddeleri kullanarak çiftleşme, beslenme, barınma gibi normal özelliklerini bozmak suretiyle uygulanan yöntemlerdir. Bu amaçlara ulaşabilmek için feromon, tuzak, feromon-tuzak sistemleri, cezbediciler, yumurtaya engel olucular, uzaklaştırıcılar, beslenmeyi engelleyiciler, kısırlaştırıcılar, böcek gelişmesini 61 engelleyiciler, böcek gelişmesini düzenleyiciler ve kısır böcek salınması gibi bazı doğal veya sentetik bileşik ya da yöntemlerden yararlanılmaktadır.

Biyoteknik yöntemlerde zararlılar ile mücadelede bir takım bileşiklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bileşikler canlılarda doğal olarak bulunmaktadır. Ayrıca sentetik olarak da üretilebilmektedirler. Zararlı böcekler ile mücadelede en fazla kullanım alanı olan biyoteknik yöntem olarak eşeysel (cinsel) feromon-tuzak sistemleri kullanılmaktadır. eşeysel feromonların ve de tuzaklarla yayıcıların tarihsel olarak gelişimine bakıldığı vakit, dişi kelebeklerin erkek kelebekleri cezbederek onları kendi bulundukları noktalara çekebilme yeteneklerine sahip oldukları bundan 120 yıl önce yapılmış olan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.