AramaArama
Gıda Hattı

Su kıtlığı, dünyadaki en önemli üç risk arasında bulunuyor

21 Mart 2016, 16:30
Paylaş
Su kıtlığı, dünyadaki en önemli üç risk arasında bulunuyor

Su konusu son yıllarda dünyanın gündeminde geniş bir yer tutmaya başladı.  Artan nüfus artışına bağlı su kaynakları, hızlı şehirleşme ve sanayileşme, iklim değişikliği nedeniyle su konusu uluslararası kamuoyunda bir hayli ilgi çekiyor.  22 Mart Dünya Su Günü, Birleşmiş Milletler tarafından suyun önemini vurgulamak ve içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması amacıyla ilan edildi. Ancak yıllar içinde su kaynaklarının azalması endişe verici boyutlara ulaştı. Su sorunu sosyal, ekonomik ve çevresel alanlarda kendini giderek daha fazla hissettiriyor. WWF, Türkiye’nin kişi başına kullanılabilir su miktarı göz önünde alındığında, su stresi çeken bir ülke olarak kabul edildiğini belirtiyor.

suyun-onemi-gidahattiDışişleri Bakanlığı’nın resmi inetrnet sitesinde yer alan ‘Türkiye'nin Su Politikası’ başlıklı yazıda, Türkiye’nin Su Politikası çerçevesinde, gelecek 20 ila 25 yıl içerisinde, artan su sıkıntısının Orta Doğu dahil bazı bölgelerde su krizine dönüşmesi ihtimaline dikkat çekiliyor.  21. Yüzyılın stratejik kaynaklarından biri olarak kabul gören su ihtiyacında, yarı kurak iklim kuşağında bulunan Türkiye’nin sanılanın aksine su zengini bir ülke olmadığı belirtiliyor. Bakanlık, kısıtlı su kaynakları nedeniyle, suyun verimli kullanımı ve entegre yönetimininin gerekliliğine işaret ediyor. Yazıda ayrıca, “Türkiye’nin yenilenebilir, ucuz ve çevre dostu olan hidroenerji potansiyelinden ve su kaynaklarının sağladığı diğer ekonomik ve sosyal faydalardan verimli ve sürdürülebilir biçimde yararlanması amacıyla gerekli projeler hayata geçirilmektedir. Bu çerçevede, başta GAP Bölgesi olmak üzere ülkemizdeki baraj, hidroelektrik santrali ve sulama projelerini bir an önce gerçekleştirmesine ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir. Tek bir nehir halinde denize dökülen Fırat ve Dicle Nehirlerinin tek bir havza oluşturduğu genel kabul görmektedir. İki nehir tek havza ilkesi Türkiye için vazgeçilmez bir koşuldur. “ ifadelerine yer veriliyor.

“Su savaş sebebi değil barış için bir anahtar olmalı”

suyun-faydalari-gidahatti2014 yılında gerçekleşen 3. İstanbul Uluslararası Su Forumu Final Raporunda, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, suyun ekonomik kalkınma, çevre ve insan sağlığı açısından taşıdığı hayati öneme bağlı olarak küresel boyutta su güvenliği alanında büyük problemler yaşanmakta olduğuna dikkat çekti. Gelecek için suya dayalı ekosistemler ile enerji, gıda ve su güvenliğinin sağlanmasına bağlı olduğunu belirten Bakan Eroğlu, suyla ilgili verilen kararların, suyun bu üç alandaki kesişen rolü dikkate alınarak bütünleştirici özellikte olması gerektiğine dikkat çekti. Eroğlu, su güvenliğinin ulusal ve uluslararası gündemde öneminin artırılması ve bu bağlamda disiplinler arası işbirliği kurularak, özelikle teknolojik destek ve bilgi temini konusunda işbirliğinin güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını bildirdi. Eroğlu, suyun bir savaş sebebi olması yerine barış için önemli bir anahtar olduğunun altını çizdi.

1 milyar insan içme suyundan mahrum

WWF Türkiye'nin Su Riskleri Raporu 2014 raporuna göre,  Dünya haritası göz önüne alındığında görülen maviliklerin sadece yüzde 2,5’i tatlı su. Bu suyun yüzde 70’i buzullar içinde saklı olmakla birlikte, erişilebilir tatlı su miktarı, dünyanın toplam su varlığının yüzde 1’inden bile az. Dünyada 2,7 milyar insanın yılda en az bir ay su sıkıntısı çeken havzalarda yaşadığının dikkat çekildiği raporda, 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlasının su stresi çeken havzalarda yaşaması bekleniyor. WWF’nin 2010 Yaşayan Gezegen Raporu’na göre 2007 yılı itibarıyla, 1,8 milyar insan internet erişimine sahipken, 1 milyar insan içme suyuna erişimden yoksun. Dünya Ekonomik Forumu için 2014 yılında hazırlanan Risk Raporu’na göre su kıtlığı, dünyadaki en önemli üç risk arasında yer alıyor. Bu durum, yalnızca su sıkıntısı çekilen havzaları değil, birçok üretim sürecini de etkiliyor. Artan uluslararası ticaret hacmiyle birlikte su, artık yerel değil küresel bir kaynak olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, tatlı su kaynaklarının sürdürülebilirliği yalnızca sosyal ve çevresel açıdan değil, aynı zamanda ekonominin sürdürülebilirliği açısından da kritik öneme sahip.

Su kaynaklarının miktar ve kalite olarak yetersiz ve erişilemez olması, hem iş dünyasını hem de karar vericileri doğrudan etkileyecek riskler oluşturabileceğinin dikkat çekildiği raporda, su kıtlığının, kamu idarelerinin en temel görevi olan temiz, sağlıklı ve yeterli su tedarikinde sıkıntı oluşturabileceği gibi ekonomik kalkınma hedeflerini gerçekleştirme yolunda da engeller yaratabileceğine işaret ediliyor.

Türkiye su zengini bir ülke mi?

suu-gidahattiAyrıca WWF, “Türkiye Su Zengini Bir Ülke mi?” sorusunu  “Türkiye ise kişi başına kullanılabilir su miktarı göz önünde bulundurulduğunda, su stresi çeken bir ülke olarak kabul edilir. Projeksiyonlara göre, bugün 1.519 m3 olan kişi başına düşen su miktarının 2030 yılında 100 milyonluk nüfusla 1100 m3’e düşecek ve ülkemiz su fakiri bir ülke olacaktır. Geçtiğimiz 50 yılda 3 Van Gölü büyüklüğünde 1,3 milyon hektar sulak alan kaybı yaşandı. Bugün tatlı su kaynaklarımızın %74’ü tarımda, %15’i evsel kullanımda ve %11’i de sanayide kullanılır. Diğer bir deyişle, su kıtlığı sadece yağışların az olmasına bağlı değildir. Genellikle karmaşık sosyal, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkilendirilmelidir. Su kıtlığına karşı aradığımız çözüm de birçok paydaşın katılımı ve farklı ölçekte harekete geçmeye bağlıdır.” şeklinde cevaplıyor.

Öte yandan TÜİK’in 2014 Belediye Su İstatistikleri raporunda, kişi başı çekilen günlük ortalama su miktarı 203 litre olarak hesaplandı. Üç büyük şehirde, çekilen kişi başı günlük ortalama su miktarı İstanbul için 181 litre, Ankara için 211 litre, İzmir için 180 litre olarak belirtildi.

15 yıl sonra mevcut su kaynakları, dünyanın sadece yüzde 60’na yetecek

Birleşmiş Milletler’in geçen yıl yayınladığı rapora göre, su tüketme alışkanlıkları hızla değişmezse 15 yıl sonra sahip olunan su ancak dünya nüfusunun yüzde 60’ına yetecek. UNESCO tarafından BM üye ülkeleriyle birlikte yürütülen Dünya Su Değerlendirme Programı’nın raporuna göre tüm üretim sektörlerinde su kullanımının artması beklenirken, Dünya Su Konseyi’nin olan iklim senaryosuna göre 2030 yılında dünya yüzde 40 oranında bir su kıtlığıyla karşılaşacak. BM raporunda “Eğer talep ve sınırlı arz arasında bir denge tekrar kurulamazsa, dünya gittikçe daha şiddetli bir küresel su kıtlığıyla karşı karşıya kalacak” ifadeleri kullanılıyor.

Su kaynakları dünya üzerinde eşit dağılım göstermiyor

Dünyada su zengini kıtaların başını ise Kuzey Amerika çekerek, ABD ve Kanada, Güney Amerika’da ise Brezilya dünyanın su zengini ülkeleri arasında yer alıyor. Eski kıtanın en zenginleri ise Rusya Avusturya, Fransa, Hollanda, İzlanda ve Norveç olarak belirtiliyor. Asya kıtasında Rusya’yı Çin, Hindistan ve Endenozya takip ediyor. Afrika kıtasında ise Mısır, Kongo ve Çad su sorunu olmayan ülkeler arasında gösteriliyor. Okyanusya’ya bakıldığında Avustralya ve Yeni Zelanda su probleminin yaşanmadığı ülkeler olarak belirlendi. Dünya nüfusunun yüzde 60’ına sahip Asya kıtası su kaynaklarının yüzde 36’sına sahip iken, su sıkıntısı çeken ülkeler dünya nüfusunun yüzde 20’sini oluşturuyor.

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.