AramaArama
Gıda Hattı
AramaArama

Slow Food niye yaygınlaşamadı?

Fikri Türkel

TÜM YAZILARI

Fikri Türkel

9 Mart 2016, 11:46

Slow Food, Fast Food'a tepki olarak doğmuştu. Fast Food algısı ne kadar olumsuz ise Slow Food algısı da o derece olumlu izlenimler bırakıyor. Buna rağmen yeterince kabul görmüş bir beslenme biçimi ve sosyal bir hareket olduğu söylenemez. Niye?

Fikri Türkel

Önce hareketin doğuşuna bir bakalım.

slow-food-carlo-petrini-gidahattiRoma'nın ünlü meydanına ilk McDonalds'ın açılması büyük bir tepkiye sebep olmuştu. Bunu müteakip, 1982 yılında sosyolog, gazeteci Carlo Petrini tarafından Kuzey İtalya'da kurulan hareket bugün farklı boyutlar almış durumda. Geleneksel tatları ve yiyecekleri üretmek için fon kullandırıyor, dünyanın bütün tatlarının yer aldığı sergi yapılıyor ve fuar organize ediliyor. Şili, Peru'nun 1000-2000 metre yükseklikte geleneksel beslenme tarzlarından genetiği değiştirilmemiş gıdaların korunmasına, mahalli üreticilerin sorunlarından bilinmeyen tatların keşfine kadar farklı çalışmaları yürütüyor.

Petrini ile birkaç yıl önce tanışmıştım. Torino'da Gastronomi Bilimleri Fakültesi Petrini'nin hareketinin merkezi sayılır. Slow Food'un sloganı "iyi, temiz ve adil" olarak belirlenmiş. İyi ve temiz beslenirken küçük üreticilerin unutulmamasını hatırlatmak için "adil" kavramı seçilmiş. Petrini, her yıl binlerce Güney Amerikalı köylüye krediler açarak onların üretimlerini dünyaya sunuyor. Türkiye'de bu fondan bir kere faydalanılmış.

Geçen hafta Güney Ege Mutfağı üzerine yazmıştım. Yüzlerce ayrı ürün ve lezzetleri aktarmaya çalıştım. Buyurun başka bir yöremize ait yeni yemek çeşitlerinden bir sofra sunayım: Kurut, pirpirim, yaprak tarhana, kerebiç, kopanisti, madımak, erikli dolma, peynir helvası, keşir salatası. Hem öncekiler hem bunlar slow food'a örnek oluşturabilecek lezzetler. Yani Anadolu'da binlerce yıldır bu lezzetler korunuyor ve yaşatılıyor.

slow-food-logo-gidahattiİyi, temiz ve adil sloganı, sadece slow food hareketine münhasır kalmadı. Her yaygın gıda şirketinin sürdürülebilirlik politikalarında bu kavramlar birer esas. Fast Food deyince akla gelen MC Donald's bile salata ve ton balıklı ürünleriyle geleneksel tarzını bırakalı yıllar oldu.

Aynı şekilde pizzacılar da yeni slow benzeri ürünleriyle bu anlayıştan etkilendiklerini gösteriyorlar.

Fast Food, Slow Food'a karışmış durumda.

Türkiye açısından bir diğer sorun da şu: Slow Food hareketinin temsilcileri, daha çok şarap tadım etkinlikleri, yerel şarap üretimleriyle birlikte anılıyorlar. Bunun yaygınlaşmada bir savunma kalkanı oluşturduğunu düşünüyorum.

Bu bir İtalyan tepkisi olduğu için, Akdeniz Beslenme kültürüyle sınırlı bir izlenim oluşturuyor. Her yer Torino, Toscana olamayacağına göre, bu tarzın her kültüre göre bir uyarlaması ortaya çıkmalıdır.

Ayrıca, Slow Food hareketi bir de kendi tarzına uygun şehir Cittaslow yani sakin şehirler standardı oluşturdu. Pek çok belediye başkanı da bu tanımı sevdi.

İtalya'da başlayan Slow Food hareketi, 1999'da işi kasaba boyutuna çıkardı. Dört İtalyan kasabası bir araya gelerek Cittaslow olarak belli ilkeler ortaya koydu. İşin odağında yine Slow Food var.

İş bu kadar basit değil. AB kriterleri mi Cittaslow kriterleri mi tercih edilmeli noktasına gelebilirsiniz. Bu yıl yapılan yeni standartlarla 7 başlıkta 70 kriterin uygulanacağı şehirler ancak Cittslow olabiliyor. Daha önce 5 başlık ve 59 kriter vardı.

slow-food-seferihisar-gidahattiTürkiye'de konuya ilk Seferihisar Belediyesi el attı. Ardından yenileri de geldi. Galiba, Türkiye'deki Cittaslow şehirlerin sayısı 10'a yaklaştı.

İşin odağında özgün mutfağı olmalı, çevreci bir anlayış hakim kılınmalı, doğal ve organik tarıma yönelik faaliyetlerle birlikte yaşam kalitesini yükseltecek bir ortam sağlanmak amaçlanmalı.

Böyle bir ortamı kim istemez? Ancak iş bu kadar basit değil. Kasabalılar bazı tercihlerde bulunması gerekiyor. Bütün dünyanın rant peşinde koştuğu bir dönemde, önlerine çıkacak fırsatları tepebilirler mi?

Malum pek çok ilimiz "marka şehir" konusunda çalışmalar yürütüyor. Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Kalkınma Ajansları olmak üzere bu projelere destek veriyor. Türkiye’de pek ilçe de "Tarihi Şehir" kapsamında. Safranbolu, Alaçatı, Beypazarı hatta son günlerin popüler mekanı Şirince gibi bu tarz kriterlere itibar etmeden kendi yolunu çizmiş olanları var.

slow-food-seferihisar-yemekleri-gidahattiAslında Cittaslow kriterleri arasında olmamasına rağmen; bazı konularda bu kasabalar ve adaylarının yeni hedefleri de olmalı. Bunların başında "coğrafi işaret" geliyor. İster Yenipazar'ın pidesi, Seferihisar'ın enginarı, Perşembe'nin Dikenucu veya Sakarca'sı olsun. Bu yörelere ait yüzlerce endemik ürün vardır. Hatta Perşembe'nin "külde çayı" da coğrafi işaret olabilir.

Çevre önemli, binalardaki LEED çevre standardı gibi bu şehirlerin de çevre standartları sertifikalandırılmalı.

Bunca olumlu tanıma rağmen, Cittaslow yani sakin şehirler, çoğu kere kafa dinleyebileceğiniz yerler sunmada yeterli olamıyor. Eleştiri dozunu artırabilirim ama daha işin başındalar. Bekleyelim görelim.

Slow Food hareketi perakendede kendini gösteremedi hala. Eğer halka ulaştıramazsanız, kabul görecek şartlar oluşmazsa Slow Food gibi Cittaslow da cılız kalmaya mahkumdur veya istenilen ölçüde yaygınlaşmasına mani olur.

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.