AramaArama
Gıda Hattı
AramaArama

Sistemler Dijital, Çalışanlar Duygusal! Nasıl olacak bu dijital dönüşüm?

Didem Tınarlıoğlu

TÜM YAZILARI

Didem Tınarlıoğlu

28 Ekim 2019, 13:32

Dijital dönüşüm sadece yeni teknolojileri devreye almaktan geçmiyor. İyi işleyen süreçler, öngörü ve deneyimi teknoloji ile iyi entegre edebilen patronlar, motive ve yetkin insan gücü ve bilinçli bir yönetim varsa dijital dönüşümden bahsetmeye başlayabiliriz.

Sistemler Dijital, Çalışanlar Duygusal! – Didem Tınarlıoğlu

Şunu göz ardı edemeyiz; biz duygusal, sözel tarafı analitik tarafından daha kuvvetli bir toplumuz. Soyut kavramlara olan inanç, somut verilere olan inancın önünde gider bizim kültürümüzde. Kararlarımızı duygularımıza, önsezilerimize, sağduyumuza hatta vefa gibi, gönül bağı gibi, mahcubiyet gibi yabancı dilde karşılığı bile olmayan manevi kavramlara göre alma eğilimindeyizdir. Peki iş dünyasının sistem kullanıcıları ve para otoriteleri bu kadar duygusalken, dijitaleşmeye dönüşüm ne boyutta, ne hızda ve nasıl olacak?

Dijitalin yerlileri!

Öte yandan önemli bir husus var ki, şu an iş dünyasının patronlarının büyük bir çoğunluğu dijital göçmen. Türkiye’de 1993 yılında bilgisayarla tanıştıklarında çoğunluğu ergen veya gençlik yıllarını yaşıyordu. Bu yıldan sonra doğanlar dijitalin yerlileri. Onlar bu dönüşüme doğuştan şanslı olarak daha kolay adapte olabilecekler olsalar da yatırımı yapacak olan patronları ile aynı dili konuşup aynı bakış açısında olabiliyorlar mı?

Konumuzu biraz açalım: Dijitalleşme demek dönüşüm demek. Bilgisayar teknolojilerinin ucuzlayarak yaygınlaşması, internetin hayatımızın değişilmez bir parçası olması, son dönemde yapay zeka tabanlı çalışmalar, ister istemez iş yapış biçimlerini, ilişki kurma biçimlerini, eğlenme biçimlerini, kısaca yaşam biçimlerini çok ama çok derinden etkiledi.

İnternet üzerinde ayak izimizi bırakıyoruz!

Yaptığı her alışverişte, Google’dan yaptığı her sorguda, okuduğu her sayfada kullanıcı internet üzerinde dijital ayak izleri bırakmaya başladı, bu da her kişinin muazzam bir veri seti olarak tanımlanabilmesine yol açtı. Bu durum karşımıza zaten dijital dünyanın içine mevcut koşulları görerek doğan birçok yeni nesil; Google, Amazon, Facebook vb. gibi şirketler çıkardı ve bu şirketler dünyanın kısa sürede en fazla para kazanan şirketleri haline dönüştüler.

Peki ya bu dijitalleşme bombardımanın öncesinde eğitim gören insanlar ve kuruluşu bu büyük dönüşümün öncesinde olan şirketler ne yaptı ve ne yapıyor?

İşe “e-” harfi eklemekle başladılar!

Bu dönüşüm, kendilerince, önce yaptıkları işin başına veya şirketlerinin adına e- harfini eklemekle başladı. Sanıldı ki e-ticaret, e-iş, e-devlet deyince bütün süreçler elektronikleşip dijitalleşecek ve hayat bu geleneksel yapıya sahip şirketler için kaldığı yerden tozpembe olarak devam edecek. Hatta yeni bilgisayarlar alıp, bunlara en son sürüm yazılımlar yükleyip, başına da bilgisayar çağının içine doğmuş bir bilişim okuryazarı genç oturtunca teknolojiyle buluştuklarını zanneden şirketler oldu.

Dijitalleşmeyi, temelde bir düşünce sistemi olarak tanımlamalıyız. Dolayısıyla öncelik düşünce sisteminin değişmesinden geçiyor. Bunu yapmak şu an dahi birçok şirket için fazla iş yükü olarak tanımlanabilir ama bugün bu işe soyunmayanlar çok yakın gelecekte rekabet treninden inmek zorunda kalacaklar.

Sadece makinaların değil, bu makinaların başında oturacaklardan, en üst düzey çalışanlara, patronlardan sahada ter dökenlere kadar herkesin mental dönüşümünden ve iş yapış modelinin değişiminden söz ediyoruz.

Dijital dönüşüm, basit bir süreç değil!

İşte tam da bu yüzden dijital dönüşüm çok da basit bir süreç değil.

İşletmeler için üzerine düşünülmesi gereken asıl önemli konu, yeni teknolojilerin mevcut iş akışlarına entegre edilmesinin gerekip gerekmediği değil, bu entegrasyonun mevcut iş akışlarını sekteye uğratmadan, en verimli biçimde nasıl gerçekleşeceğidir.

Çalışanların veriye dayalı karar alabildiği, organizasyonun müşteri tatmini ve müşteri mutluluğu üzerine odaklandığı ve bu süreçleri tamamen şeffaf bir bilgi akışı ile yönettiği bir yöne doğru ilerliyoruz. Bu ihtiyacı doğru anlayabilen kurumlar ayakta kalırken, buna cevap verecek yetenekleri geliştiren bireyler de kendileri adına ileri doğru bir adım atmış olacaklar.

Bilgi işlem ve yazılım departmanları tekelleşmemeli!

Dijital dönüşüm, özellikle teknik departmanların şirketin karar alıcı mekanizması haline geldiği bir süreç asla olmamalıdır, bilgi işlem ve yazılım departmanlarında tekelleşmiş bir süreç değildir.

Tüm dünyanın kullandığı bir iş uygulamasını veya programını reddetmek, artık rekabetin çok daha çetin olduğu bu ortamda mümkün olamayacak.

Son söz: Dijital dönüşüm sadece yeni teknolojileri devreye almaktan geçmiyor. İyi işleyen süreçler, öngörü ve deneyimi teknoloji ile iyi entegre edebilen patronlar, motive ve yetkin insan gücü ve bilinçli bir yönetim varsa dijital dönüşümden bahsetmeye başlayabiliriz.

Sevgilerimle,

Didem Tınarlıoğlu

[email protected] 

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.