Gıda Hattı

"Sıra dünya dondurma pazarında!"

26 Ekim 2011, 15:27
Paylaş
"Sıra dünya dondurma pazarında!"

Ahmet Coşar - Unilever Global Dondurma Kategorisi Pazar Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı

“Türk dondurma pazarını yeniliklerle tanıştıran Ahmet Coşar, yeni göreviyle birlikte dünya dondurma piyasasına yön vermeye hazırlanıyor”

Röportaj: Metin Ertunç

Unilever dünyanın 1 numaralı dondurma şirketi ve  %17’lik pazar payı ile dünya lideri. Algida Türkiye ise Unilever’in dünyadaki en yüksek pazar payı performansını ortaya koyan operasyonu… 2006 Eylül’ünden bu yana Algida Genel Müdürü olarak başarıyla görev yapan Ahmet Coşar; bugünlerde Unilever’in global dondurma pazarını büyütmeye hazırlanıyor.

1 Şubat itibariyle Unilever Global Dondurma Kategorisi Pazar Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak yeni görevine başlayan Coşar, yeni görevinde Amerika’dan Çin’e kadar Unilever dondurma kategorisinin operasyonlarının olduğu tüm ülkelerde ev dışı dondurma tüketiminin arttırılması için pazar geliştirmeden sorumlu olacak.

Coşar; “Hedeflerimin başında Unilever global dondurma kategorisini daha da büyütmek var. Bu büyüme, elbette Türkiye’deki dondurma kategorisinde de iş hacminin büyümesi yönünde etkili olacaktır” diyor.

Onunla birlikte global yapısına bir Türk yönetici daha katan Unilever dünyasında ise toplam 15 ülkede görev yapmakta olan orta ve üst düzey Türk yönetici sayısı 48’e ulaştı. Sohbetimizde dikkatimizi bu noktaya çeken Coşar; birçok açıdan içinde bulunduğu bölgede yönetim, ihracat ve bölgesel üs olarak liderliğini koruyan Unilever Türkiye’nin aynı zamanda “küresel lider” yetiştiren bir okul olduğunu belirtiyor.

Unilever Türkiye’nin “Küresel Lider Yetiştirme Programı” ile başlayalım sohbetimize isterseniz…

Unilever, lider yetiştirme misyonu çerçevesinde her seviyedeki çalışanı için çok detaylı ve özel eğitim programları sunuyor. Ayrıca bu programlar sırasında alınan eğitimi ve bu süreçten kazandıklarını çevreleri ile paylaşacakları ortamları da yaratıyor.

Unilever Türkiye birçok açıdan içinde bulunduğu bölge içinde yönetim, ihracat ve bölgesel üs olarak liderliğini koruyor. Bulunduğu bölgede “Yönetim Üssü” olan Türkiye bir yandan yurtdışına yönetici gönderirken, bir yandan da Unilever dünyasına yönetici yetiştiren “Yönetici Okulu” misyonuyla yurtdışından farklı sorumluluklardaki yönetici ve yönetici adaylarının en çok çalışmak istediği bir ülke haline geldi. Bu nedenle Türkiye, globaldeki liderleri yetiştiren önemli bir konuma sahip oldu.

Tüm bunların yanı sıra bu önemli olanaklardan yararlanarak yetişen liderlerin Türkiye’de sıkça yaşanan krizler ve uzun dönem yüksek enflasyon ortamının kazandırdığı ciddi bir kriz yönetimi deneyimi bulunuyor. Bu nedenle değişken ekonomik ortama/krizlere çok daha iyi adapte olabiliyor ve baskı altında da çok yüksek performans gösterebiliyoruz.

Bunlara ek olarak Türk yöneticilerin yurtdışında tercih edilmesinin, çeşitli kültürlere çok kolay adaptasyon sağlayabilme yeteneğimiz ve duygusal zekâmızın yüksek olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Türk yöneticilerin Unilever gibi dünyanın dev şirketlerinin uluslararası arenasında yer almasında başka etkenler var mı?

Türk yöneticileri olarak bölgesel ve global yönetim ağında finanstan pazarlamaya kadar değişik fonksiyonlarda ağırlığımızın arttığını gözlemliyorum. Bu durumda Türkiye’nin Unilever içinde bulunduğu başarılı pozisyonun ve uyguladığı küresel lider yetiştirme programının etkisi olduğunu düşünüyorum.

Unilever dünyasında 8. sırada olan, dünyada 11 ülkenin yönetiminden sorumlu bir ülkede kazanılan iş deneyimi, gün geçtikçe globalde daha da önem kazanıyor. Türkiye’de başarıyla işleyen sistemlerimiz ve yüksek kaliteli iş gücümüzle tüm dünyada giderek daha fazla örnek teşkil etmemiz kuşkusuz Türkiye’nin de itibarını arttırıyor.

Bahsettiğim nedenlere ek olarak tüm dünyada artan Türk yönetici talebini karşılamak amacıyla hayata geçirilen “Küresel Lider Yetiştirme Programı”nın da yurtdışına ihraç edilen Türk yönetici sayısının da gitgide arttırdığı bir gerçek.

Algida’ya gelelim…Algida ile dondurma pazarımızda ne değişti?

Dondurma pazarını büyütmek için 20 yıldır önemli yatırımlara imza atıyoruz. Üretim ve dağıtım sistemlerine önemli ölçüde yatırım yaptık. Bu yaklaşım ile yarattığımız ve bizimle beraber büyüyen bir yan sektör var.

%100 yerli üretimle hem ülke ekonomisine katkı sağlıyoruz, hem de Türk damak tadına uygun lezzetleri pazara sunma imkânı buluyoruz. 1990’dan bu yana 400’ü aşkın yeni ürün yarattık ve bunun için 800’ü aşan farklı ürün fikrini projelendirerek çalıştık.

Dünya dondurma pazarında örnek gösterildiğimiz en önemli özelliklerimizin başında yenilikçiliğimiz, yani inovasyon alanında yaptıklarımız geliyor.  Antep fıstığı, kestane, ceviz, fındık gibi yerel tatlar dondurmalarımızdan eksik olmadı. Maraş dondurması gibi ürün bazında yaptığımız öncülükler de büyük takdir görüyor.  2002 yılında hayata geçirdiğimiz “Dondurulmuş Tatlı Kategorisi” ile yalnızca Türkiye’de bir ilke imza atmadık aynı zamanda Unilever operasyonları içinde de bir ilki gerçekleştirdik. Bu başarılı inovatif adımı her yıl tekrarlıyoruz.

Dondurma pazarında kriz nedeniyle bir küçülme yaşandı mı?

İlk çeyrekte küçülse de yaz ayları ile yeniden aylık büyüme yakaladı. Pazar 750 milyon euroluk büyüklüğünü korudu. Pazarın %96'sı endüstriyel dondurmaya aitti ve satışların %88'i Mayıs ve Eylül ayları arasında gerçekleşti.  2009'da dondurma satışlarının %37 si Marmara Bölgesi’nde oldu. Kişi başı dondurma tüketimi 2008 yılı ile aynı şekilde 2009’da da 2,5 litre olarak gerçekleşti. Algida olarak yüksek sezonda 200.000'in üzerinde dondurma kabiniyle tüketicilere ulaştık.

Bu yıl için hedefiniz nedir? Yatırımlara devam edecek misiniz? 

Algida olarak 2010’da esnek ve güçlü planlarımızla büyümeyi sürdürürken, pazar payımızı ve liderliğimizi de korumaya devam edeceğiz. Bu yıl yine her yıl olduğu gibi tüketici odaklı bir tutum sergileyeceğiz. Gerek tanıtım kampanyaları gerekse farklı olmaları nedeniyle Türk tatlılı dondurma çeşitlerimiz büyük ilgi görüyor ve daha fazla satılıyor. Algida olarak dört yıldır Carte d’Or markamızda özel Ramazan ürünlerine yer veriyoruz. 2009 yılında İncir Tatlılı, 2008 yılında Tel Kadayıflı, 2007 yılında Güllaç Keyfi ve Aşure Bereketi’ni özel olarak tüketicilerin beğenisine sunduk.

Ekibimiz, bir takım ayrıcalıklı projelerle, Unilever dondurma dünyasının tamamına ışık tutan öncülüklere ve yeniliklere imza atıyor. Üstelik lokal sorumluluklarını mükemmel uygulamalarla yaşama geçiriyor. Lokal tüketicisine çok saygılı, Türk damak tadına çok duyarlı.

Maraş dondurması gibi ürün bazında öncülüklerinin yanı sıra dağıtım kanallarında da çok özgün projelere imza atıyor. Algida, global dünyasına kattığı yenilikler açısından da dünyadaki aktif ülkeler arasında yer alıyor. Bütün yeni ürün projelerinde, tüketicinin beğenisini ve tercihini daha da ileriye götürmek, Carte d'Or markasını tüketicinin günlük yaşamına dahil etmek ve dondurmayı yazın yanı sıra kışın da tüketilir hale getirmek hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Bu yılın inovasyonu olan Dondurmalı Pasta ürünümüzden oldukça umutluyuz. Sıcak yaz günlerinde konuk ağırlarken, ziyaret hediyesi seçerken ve doğum günleri kutlarken tercih edileceğini düşünüyoruz.

Tüketimde mevsimsel farklar göze çarpıyor. Türkiye pazarında mevsimselliğin kırılması yönünde bir gelişme görüyor musunuz?

Dünya dondurma pazarında sık sık örnek gösterildiğimiz konuların başında yalnızca yaz aylarında dondurma yiyen Türkiye’de, dondurmayı dört mevsim tüketilen bir keyif yiyeceği haline getirmek için yaptığımız çalışmalar geliyor.

Bu çalışmalar esnasında tüketicileri, dondurmanın boğaz ağrıttığı gibi yanlış kanaatlerden uzaklaştırmak için pek çok eğitsel kampanya düzenledik ve onlara dondurmanın yaz-kış keyifle yenebilecek sağlıklı bir gıda olduğu mesajını aktardık.  Kış aylarında yürüttüğümüz reklam ve promosyon çalışmalarıyla, dondurmanın mevsim meselesi değil, zevk meselesi olduğunu anlattık. Türkiye’de faaliyete geçtiğimiz dönemde kişi başı dondurma tüketimi 0,3kg seviyelerindeydi. 2009’da kişi başı dondurma tüketimi 2,5lt oldu. Bu rakam ABD’de 25; İsveç gibi kuzey ülkelerinde 13-14; Avrupa’da ise ortalama 6,5-7 litreler seviyesinde.

Magnum’la çikolata pazarına girdiniz. Burada işler nasıl gidiyor?

Magnum’un çikolatasını 2007 yılında İstanbul, İzmir ve Ankara’da büyük marketlerde satışa sunmuştuk. Böylece Magnum Çikolata’nın göreceği ilgiyi test etme imkanımız olmuştu. Ürün pazarda büyük ilgi gördü. Bu da bizleri hem Magnum Çikolata ürün portföyünü hem de satış ağını genişletmeye teşvik etti. Ürünü tüm Türkiye’de satışa sunma kararı aldık.

Magnum Çikolata bize iş anlamında önemli bir fırsat yaratırken, aynı zamanda Magnum markasıyla tüm mevsimlerde tüketicimizin yanında olma fırsatı verdi.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.