Gıda Hattı

Şemsi Kopuz: "Gıda Sektörünün Dönüşümünde Yaşanan En Büyük Sorun Kayıt Dışı"

11 Mart 2008, 18:04
Paylaş

TGDF tarafından bu yıl ikincisi hazırlanan Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2007 çalışması, 11 Mart 2008 Salı günü İstanbul Hyatt Regency Oteli’nde basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. Geçen yıl ilki yayınlanan Envanter, bu alanda ilk ve tek olma özelliğini de taşıyor. Envanter, aynı zamanda gıda sektöründeki işletmelere karar alma süreçlerinde kaynak teşkil edecek verileri de içerisinde bulunduruyor.

Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2007’nin basın toplantısında bir konuşma yapan TGDF Başkanı Şemsi Kopuz; kendi alanında ilk ve tek çalışma olan Envanterin hazırlanmasındaki amacı; “Gıda ve içecek sanayimizin günümüzün rekabetçi koşullarında, geleceğe dönük hızlı ve doğru kararlar alabilmesindeki en temel koşullardan biri; güvenilir bilgi ve veri kaynaklarıdır. Gerek Sanayicimizin, gerek akademisyenlerimizin gerekse de karar alıcılarının bugün en temel sorunu “doğru ve güvenilir” verilere ulaşamamaktır. Hazırladığımız envanter bu alandaki boşluğu dolduracak ve sektörün karar alma mekanizmaları için kaynak teşkil edecektir” sözleriyle açıkladı.

Türkiye Gıda ve İçecek Federasyonu’nun; 23 ayrı sektörel derneğin bir araya gelerek kurduğu gıda sektörünün en büyük sivil toplum kuruluşu olduğunu ve Federasyona üye dernekler ve bu derneklere üye şirketlerin ülkemizin gıda ve içecek üretiminin, ihracatının, ithalatının ve istihdamının %98’ni karşıladığına dikkat çeken Kopuz; “Federasyonumuz ve üye şirketlerimizin en temel önceliği tabii ki gıda güvenliğidir . Halk sağlığı açısından Gıda Güvenliği ve Hijyen gıda sektörünü tüm diğer sektörlerden ayıran en temel unsurdur. Zira gıda sektörünün halk sağlığının korunması ve iyileştirilmesi açısından da büyük sorumluluğu bulunmaktadır.” dedi.

Gıda Sektörü Büyük Bir Dönüşüm Yaşıyor/Kayıtdışı bu dönüşümün önündeki en büyük sorun

Son yıllarda Türk gıda sektörü büyük bir dönüşüm ve gelişim sürecinin içine girdi. Özellikle geleneksel üretimden teknolojik üretime geçişin hızlanması bu dönüşümü ve gelişimi hızlandıran en temel unsur oldu. Türk Gıda sektörünün sadece ülkemizde değil global pazarlarda da daha etkin ve rekabetçi bir yapıya kavuşması da bu ilerlemenin en temel itici güçlerinden biri oldu. Bugün; toplam imalat sanayimiz içerisinde dördüncü sırada bulunan gıda ve içecek sanayimiz, ülke kalkınmamızın ve ihracatımızın ana sektörlerinden biri.

“Gıda ve İçecek Sektörünün, öncü konumunun ve sürdürülebilir büyümesinin devamlılığı için, kendisini sürekli yenilemesi gerekliliği ortadadır” diyen Şemsi Kopuz gıda sektörünün ilerlemesinin önündeki en büyük engelin kayıtdışı olduğunu vurgulayarak açıklamasına şöyle devam etti: “Hepimiz her sektör adına bir şeyler söylemeye başladığımızda dönüp dolaşıp mutlaka kayıt dışı ekonomiye geliyoruz. Kayıtdışı ekonomi ile “mücadele edilmeli” diyoruz. Ama ne yazık ki bugüne dek gerek makro anlamda gerekse de sektörel bazda kayıtdışı ekonominin ülkemizdeki büyüklüğüne ilişkin net bir rakama ulaşmak mümkün olmuyor. Türkiye artık “Türkiye’yi kayıtdışı ekonomi ayakta tutmaktadır” mantığının arkasına saklanmaktan vazgeçmek zorundadır. Bu vergisini ödeyen, sigortasını yatıran dürüst üreticiye yapılan en büyük haksızlıktır.”

“Kayıtdışı gıda güvenliğini tehdit ediyor”

“Gerek makro anlamda gerekse de sektörel bazda kayıtdışı ekonominin ülkemizdeki büyüklüğüne ilişkin net bir rakama ulaşmak mümkün değil. Bu nedenle bırakın kayıtdışını, kayıtlı olanı bile doğru dürüst bir araya getirip analiz edebilmiş bir ülke değiliz. Dolayısıyla makro anlamda kayıtdışı ile mücadele ediyoruz derken kayıtlı olana da yol gösterecek bir yol haritasına sahip değiliz. TGDF olarak ısrarla altını çizdiğimiz husus bu sektördeki kayıtdışının gıda güvenliği denetimi açısıdan en büyük tehlike olmasından kaynaklanmaktadır. Adı üzerinde adamın kaydı yok. Bunu mali açıdan denetleyemezken güvenli gıda üretip üretmediğini nasıl denetleyeceksiniz?”

“Envanter, sektöre güvenilir ve yol gösterici veri tabanı sunuyor”

“Türk gıda sektörünün güvenilir ve yol gösterici veri tabanına oturtulması TGDF’nin olduğu kadar tüm paydaşların en temel önceliği olmalıdır” diyen Başkan; “Gıda sanayi yapısı itibariyle son derece karmaşık olup; tarladan sofraya uzanan büyük bir zincirin en önemli halkasıdır. Toprakta başlayan her türlü sorun tüketicinin sofrasına kadar gelmektedir. Bu ister kalitesiz hammaddeden kaynaklansın isterse de fiyat istikrarsızlıklarından kaynaklansın neticede bu büyük bedel yine tüketiciye yansımaktadır. Geçtiğimiz yıl TGDF olarak ilk defa bir Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri hazırladık. Yapılan çalışmada TOBB, TUİK, Hazine Müsteşarlığı verileri baz alınarak ilk defa gıda ve içecek sanayine özel bir veri analizi gerçekleştirildi. İlk çalışmanın büyük bir beğeni ile karşılanması, üyelerimiz, okurlarımız ve akademi çevrelerinden olumlu tepkiler gelmesi, ne kadar doğru bir çalışma yaptığımızın da en büyük göstergesidir.

Bu yıl geçtiğimiz yıldan farklı olarak AB Gıda ve İçecek Sektörü verilerini de baz alarak daha geniş bir envanter hazırladık. Mevzuat, teknoloji, gıda güvenliği gibi önemli konularda entegre olmaya çalıştığımız, en büyük ithalatçımız ama aynı zamanda global pazarlardaki en güçlü rakiplerimizden biri olan AB Gıda ve İçecek Sektörü ile ilgili en güncel ve en doğru bilgileri de envanter çalışmamız kapsamına alarak fotoğrafın tamamına dair bir dokümana sahip olduk.” şeklinde açıklamasına devam etti.

“Son 10 yılda gıda ihracatımız %110,2 oranında arttı”

Gıda sektörüne ilişkin güncel verilere de değinen TGDF Başkanı Kopuz; sektördeki gelişimin kendisini gösterdiği en belirgin alanın ihracat olduğuna dikkat çekti. Son 10 yılda gıda ve içecek sanayi ürünleri ihracatının % 110,2 oranında artış gösterdiğini söyleyen Kopuz; aynı dönemde ithalatta da bir gerileme yaşandığını belirtti.

2007 sonu itibariyle gıda ihracatının genel ihracattan aldığı payının arttığını, yine bir önceki yıla göre gıda ürünleri ihracatında %18,9 oranında yaşanan artışla ihracatta 10,5 milyar doları aştıklarını ifade eden Kopuz; sektör olarak, çok değil birkaç yıl içinde 20 milyar dolar ihracatı yakalayacaklarına inandıklarını söyledi.

“Gıda sektörünün önünü açacak düzenlemeler biran önce hayata geçirilmeli”

Kopuz konuşmasına şöyle devam etti: “Kısa başlıklar halinde, güncel verilerle gıda sektörümüzün geldiği noktayı rakamlarla açıklamaya çalıştım. Gıda ve İçecek sanayimizin hala yaşamakta olduğu; yeni gıda yasası çalışmasının henüz sonuçlanmaması, tarım-sanayi entegrasyonunda yaşanan eksiklikler, kayıt dışının doğurduğu gıda güvenliği ve denetimi gibi sorunlara rağmen, istikrarlı bir yükseliş trendi içine girdiği, dünya piyasalarında rekabetçi bir yapıya kavuşması sayesinde ise sürekli artan bir ihracat potansiyeline kavuştuğu görülmektedir. Bu yükselişin ve dönüşümün devamı, ülkemiz için en önemli konulardan biridir.

Bu nedenle sektörümüzün önünü açacak, özelleştirmeden yeni gıda yasası ve AB mevzuatına uyuma kadar birçok yasal düzenlemenin bir an önce gerçekleştirilmesini talep ediyoruz”.

Küresel ısınmanın etkileri devam edecek

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kopuz, enflasyonda gıda ve içecek fiyatlarının getirdiği çok ciddi artış olduğunu, 2008'de de ciddi tehditler beklendiğini söyledi.

Türkiye'de su kaynaklarının iyi kullanılması, toprak reformunun yapılması gerektiğini ifade eden Kopuz, ''Türkiye'de ve dünyada gıda fiyatlarındaki artışın 2008 ve 2009'da devem edeceğine inanıyorum. Küresel ısınma tehdidi hala devam ediyor. Tüm dünyada ve Türkiye'de bu sıkıntı devam edecek. Tarımda dayanıklı kalemlerimizi seçip ona göre planlama yapmalıyız'' dedi.

Gazetecilerin buğday fiyatlarındaki artışla ilgili olarak sorduğu bir soruya ise Başkan Kopuz, ''Bu fiyat artışının ekmek fiyatlarına bu denli yansımaması lazım. Yüzde 80 buğdayın fiyatının arttığı bir dönemde de fiyat ayarlaması yapılabilir'' şeklinde cevap verdi.

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak da toplantıda, arıların küresel ısınma, kuraklık ve başka nedenlerle telef olması ve bitkisel tozlanma yapamaması olduğunu öne sürdü. Altıparmak, "Dünyadaki ortalama üretim yüzde 25 azalmış, arıların popülasyonunda da yüzde 25 azalma var. Türkiye'de 250 milyon dolar bal üretimi var ama arıların bitkisel tozlaşma yapması nedeniyle tarımsal üretime esas katkısı 5 milyar dolar. Tüm tarım sanayicilerinin Türkiye'deki arıcıları desteklemesi lazım" dedi.

“İşletme sayısı %4,5 oranında arttı”

Basın toplantısında; projenin başından beri yürütücülüğünü üstlenen TGDF Kurumsal İlişkiler Direktörü İlknur Menlik tarafından, Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2007 çalışmasının özet bir sunumu yapıldı. Bu yıl AB verilerini de ekleyerek gıda sanayicisinin, en büyük ihracat ve ithalat partneri olan AB Gıda ve İçecek Sektörü hakkında da en doğru verilere ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını belirten İlknur Menlik, elde edilen veriler sayesinde hem AB hem de Türk Gıda Sanayinin bir yıl içerisindeki gelişiminin de rahatlıkla görülebileceğini belirtti. AB ve Türk Gıda sektörlerinin en önemli ortak paydası, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin % 95’ten fazla bir oranla Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler’den (KOBİ) oluşması olduğunu vurgulayan Menlik, Türk gıda sektöründe işletme sayısının bir önceki yıla göre %4,5 artışla 23.276’ya ulaştığını belirtti. Menlik, görece işletme sayısında bir artış yaşanmasına rağmen, sektördeki kayıt dışılığın en büyük problem olmaya devam ettiğini; bu durumdan en çok kayıtlı, vergisini veren gıda üreticisinin, dolayısıyla da gıda sektörünün zarar gördüğünün altını çizdi.

Sunumunda; Gıda ve İçecek Sanayimizde son yıllarda kapasite kullanım oranının gerilediğini, oluşan atıl kapasitenin en büyük sebebinin ise iç pazardaki talepte yaşanan daralma olduğunu vurgulayan İlknur Menlik, sanayicinin bunu aşmak için ihracata yöneldiğine ve 2007 gıda ihracatının bir önceki yıla göre %18,9 oranında artış gösterdiğine de dikkat çekti.

İşte Ana Başlıkları İle Gıda Envanteri 2007

• Gıda ve İçecek ürünlerinin dünya ihracatı, 2000-2006 döneminde %80 yükselme kaydederek 320 Milyar USD’a ulaşmıştır.

• AB’ye üye 27 ülkenin verilerine göre, Gıda ve içecek sanayinin 2006 yılı işhacmi, 2005 yılına göre %2,5 artarak 870 Milyar Euro olarak gerçekleşmiştir. AB’de gıda perakende pazarının 2010 yılında, yaklaşık 1.210 Milyar Dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

• TOBB’nin sanayi veri tabanına göre Türkiye’de, gıda ve içecek sanayinde faaliyet gösteren işletmelerin sayısı Ocak-2008’de, 2007-Ocak ayına göre % 4.5 artarak 23.276 olmuştur.

• Ocak 2007 ‘de yaklaşık olarak 148 Milyon ton olan gıda sanayi toplam üretim kapasitesi, Ocak 2008’de %14.6 azalarak 127 Milyon tona gerilemiştir. En fazla üretim kapasitesine sahip olan sektör, 40.6 Milyon ton ile Un ve Unlu Mamuller sektörüdür

• Ocak-2007’de 11.3 milyar litre olan içecek sanayi üretim kapasitesi, Ocak 2008’de, yaklaşık olarak 2 milyar litre artarak 13.3 milyar litreye yükselmiştir. En fazla üretim kapasitesine sahip sektör, 6.4 milyar litre ile maden suları sektörüdür.

• Ocak-2007’de yaklaşık 881 Bin kişinin istihdam edildiği sektörde, Ocak -2008 itibariyle istihdam edilen kişi sayısı yaklaşık olarak 639 Bin kişidir. Sektörde %27.5’lik bir istihdam kaybı söz konusudur.

• 37 Ülkeyi kapsayan ve AB üyesi 27 ülkenin ortalaması 100 olacak şekilde hesaplanan 2006 yılı gıda ve alkolsüz içecekler grubu satınalma gücü paritesine göre, 37 ülke içerisinde fiyat düzeyinin en yüksek olduğu ülke İzlanda’dır.

• Türkiye; sadece gıda grubunda AB’den %18 daha ucuz, sadece alkolsüz içecekler grubunda AB’den %1 daha pahalı, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda %16 daha ucuz, alkollü içecekler grubunda %76 daha pahalı ve incelenen 37 ülke arasında 22. sıradadır.

• TÜİK tarafından yapılan hane halkı tüketim harcamaları araştırması 2006 sonuçlarına göre, gıda ve alkolsüz içeceklerin harcamalar içerisindeki payı %24.8’dir. Harcamaların parasal karşılığı ise 304 YTL olarak hesaplanmıştır.

• 2005 yılı verilerine göre, gıda ve içecek ürünlerine yapılan Ar-Ge harcamaları, 29.423 bin YTL olarak hesaplanmıştır.

• Gıda ve içecek sanayi kapasite kullanım oranları 2006 yılında %71.21, 2007 yılında ise %72.91 olmuştur.

• 2002-2007 yılları arasında verilen yatırım teşvik belgesi tutarlarının dağılımı incelendiğinde, Gıda ve İçecek Sanayi’ne verilen yatırım teşvik belgeleri tutarlarının, dönem başındaki 445 milyon YTL’den %130.3 artarak 2007 yılı sonunda 1.025 milyon YTL’ye yükseldiği görülmektedir.

• 1996-2007 yılları arasında Gıda ve İçecek Sanayi ihracatı %110.2 artarak 5,2 milyar dolara yükselirken; aynı dönemde Türkiye toplam ihracatı %361.4 ve İmalat Sanayi ihracatı da %391.9 oranında artmıştır

• 2006 yılında %16.0 oranında artış gösteren Gıda ve İçecek Sanayi ithalatı, 2007 yılında ise artış hızı yavaşlayarak %8.5 olarak gerçekleşmiştir.

• İnceleme döneminde, Gıda ve İçecek Sanayi dış ticarette sürekli olarak ihracat fazlası vermektedir.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.