Gıda Hattı

Sektörün baş ağrısı kayıt dışı

12 Şubat 2007, 11:37
Paylaş
Sektörün baş ağrısı kayıt dışı

SET-BİR Başkanı Erdal Bahçıvan:"Sektörün baş ağrısı kayıt dışı" Gıdahattı bu sayıda süt ve süt ürünlerini ele aldı. Bu nedenle sanayici cephesinde sektörün en önemli sivil toplum kuruluşu olan SET-BİR Başkanı Erdal Bahçıvan ile de sohbet etme fırsatı bulduk.

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Bahçıvan, babasından devraldığı Bahçıvan Gıda’yı bugün kendi alanında büyük bir sanayi kuruluşu haline getirmiş. Bahçıvan’la söyleşimizde dikkatimizi en çok, sektörün tüm zorluklarına rağmen iyimserliği elden bırakmaması çekiyor. İşte Set-Bir Başkanı Bahçıvan’a göre yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri...

Süt sektörüne ilişkin genel bir değerlendirme yapar mısınız?

Süt sektörü, sorunları oldukça fazla bir sektör. Ama söze sorunlardan başlamamak lazım. İyimser bakıyorum yani. Bugün “tarımsal işletmecilik anlayışı” hakim olmaya başladı. Ayrıca çiftçiyle köylüyü de ayırmaya başladık. Teşvikler daha rasyonel ve ölçülebilir bir yola doğru giriyor. AB sürecinin bu değişime katkısı yadsınamaz. Kendi içinde kapalı bir hayvancılık anlayışından küresel bir anlayışa geçiyoruz. AB, bu açıdan bir fırsattır. AB sürecine, ‘elimizdeki tek kalite pusulası’ diyebiliriz. Bu süreç sancılı da olsa, aklı selim kendini gösteriyor. Yoksa tümüyle sorunların altında kalacağız.

Sektörde temel sorunlar neler?

Söze, kayıtdışı ile başlamak gerekiyor. Bugün sokakta satılan sütün kaydı yok, elimizdeki hayvan potansiyelinin ne olduğuna dair net bir bilgimiz yok. Hammaddedeki disiplinsizlik, kayıtdışının en önemli nedeni. Kayıtdışı beraberinde ciddi bir haksız rekabete sebep oluyor. Süt sanayi gibi hammaddesine hem bu kadar yakın, hem de hammaddesi bu kadar sorunlu başka bir sektör bulamazsınız. Süt sanayicisi eforunun önemli bir kısmını kaliteli ve düzenli hammadde temin etmeye harcamakta.

Peki ya kaçakçılık?

Bakın, et ve süt fiyatlarınız dünya fiyatlarında olsa kaçakçılık olmaz. Bir taraftan hammadde sorunuyla, diğer taraftan kaçakçılık sonucu ortaya çıkan haksız rekabetle boğuşuyorsunuz. İşini düzgün yapan, kayıt içinde çalışan sanayicinin bırakın dünyayla, kendi iç dinamikleriyle bile rekabet edebilmesi imkansızlaşıyor.

Finansmandaki sorunlar neler?

Hammaddeyi peşin ya da maksimum 15 gün vade ile alırsınız. Çiftçiye parasını geç öderseniz bir daha mal alamazsınız. Oysa ürünü sattıktan sonra tahsilatınız 120 günde gerçekleşiyor. Sanayici neredeyse tarımı sübvanse eder hale geliyor. Bu nedenle de sektör büyümüyor.

Çözüm öneriniz nedir?

Ziraat Bankası’nın misyonu tarım sektörünü kalkındırmak ise, yüzünü sanayiciye dönmeli. Sanayi üzerinden yatırımsal destekler ve kredilendirme sistemine geçilmeli. Bu, sektörü kayıt altına almak için de rasyonel ve ekonomik bir model olacaktır. Sanayicinin yükü biraz hafifletilse çok şey değişir. Sanayici çılgın bir şekilde yatırım yapıyor. Ama sorun toprakta olunca maça 4-0 mağlup başlıyoruz. Marketler, kayıtdışı ile mücadele için büyük öneme sahip. Ancak raflarda ürün olmazsa perakendenin de bir önemi yok. Her iki taraf birbirini yaşatmak zorunda. Üzerimizdeki finansman yükü sanayicinin hızını kesiyor. Ar-ge’nin, dağıtımın önünü kesmek, neticede market raflarını fakirleştirir. AB, buna tedbir almış.

Kayıtdışı ne boyutta?

Süt sektörünün yüzde 70’i kayıtdışı diyebiliriz. Sokak sütü dahil, toplam 11 milyon ton sütün 6,5-7 milyon tonu kayıtdışı. Küçük işletmelerin bu kadar çok olduğu bir yerde denetim de mümkün değil. “Ölçülebilirliği” Türk tarımına sokmak zorundayız. El yordamıyla ne sorunlara gerçek çözüm üretebiliyor ne de inandırıcı olabiliyoruz. Süt tüketimiyle ilgili sosyal bir projeye de imza atmıştınız… İlginç ve çok güzel bir çalışmaydı o. Sanayiciler el ele verip, okullara sütü sokmaya çalıştık. Ne üzücü ki 11 yaşına kadar süt içmemiş çocuklarımız olduğunu gördük. Bu tip projeler devlet eliyle başlatılmalı ve sürdürülmeli. 5 yıl devam edebilsek, böyle bir projeden müthiş çıktılar elde edilir. Nisan ayında Tarım Bakanlığı ile farklı ülkelerden bakanların katılımıyla bir konferans düzenleyeceğiz. Sektörümüzün en büyük şanssızlığı, içe kapanık kalması. Tarımda da global oyuncularla birlikte hareket etmeliyiz. Biz inanıyoruz ki; Türkiye bu potansiyeli ile bölgesel güç olabilir. Toprak ve insan, bir ülkenin en temel varlığıdır. Türkiye her ikisine de sahip.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.