Gıda Hattı

Şekerin tadı kaçtı

7 Ağustos 2006, 16:30
Paylaş

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ertelendi  

Şekerde özelleştirme süreci yine aksadı. Daha önce duyurulan Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi sonbahara ertelendi. Bu ani erteleme şeker sektörünü belirsizlik ortamına sürükledi.

Türkiye'deki toplam şeker tüketimi 2.4 milyon ton iken üretim miktarı 2.29 milyon tonda kalıyor. Bu üretimin de yüzde seksenbeşi pancar şekerinden, yüzde onbeşi mısır nişastasından elde ediliyor. Türkiye değişik kapasitelere sahip toplam 30 pancar şekeri fabrikası bulunmakta. Bu fabrikaların toplam kapasitesi 2 milyon 940 tona ulaşıyor.

Bu miktarla Türkiye toplam pancar şekeri üretiminde dünya üretiminin yüzde 6.3'ünü sağlıyor. Bu fabrikalardan Kayseri, Bor, Eregli ve Ilgın Şeker Fabrikaları'nın Aralık 2005'de özelleştirilmesine karar verilmişti. Özelleştirme için son teklif verme tarihi 30 Haziran 2006 olarak duyurulmuştu. Fakat Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Kayseri Şeker Fabrikası'nın ve Sümer Holding'e ait Bor, Ereğli, Ilgın Şeker Fabrikalarının satışını 30 Kasım 2006'ya erteledi. Özelleştirme kapsamında Kayseri Şeker Fabrikası'nın yüzde 9.9999 oranı hisse olarak satılırken Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikaları varlık olarak satılacak.

Özelleştirilmesi kararlaştırılan Kayseri Şeker Fabrikası bugün Türkiye'nin en yüksek pancar işleme kapasitesine sahip. Fabrikanın toplam sermayesi 135 milyon YTL'ye ulaşıyor. Özelleştirme kapsamında bu sermayenin 13.449.062 YTL'lik hissesi satışa sunuluyor.

Özelleştirme kararı alınan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. toplam 1.5 milyon YTL'den fazla sermayeye sahip. Şeker sektöründe yüzde yetmiş oranında pazar payına sahip şirketin bünyesindeki 25 şeker fabrikası arasında yer alan Bor, Ilgın ve Ereğli Fabrikaları da varlık olarak satışa çıkarıldı. Bu üç fabrikadan Bor Şeker Fabrikası 51 720 ton, Ereğli Şeker Fabrikası 108 520 ton, Ilgın Şeker Fabrikası 102 000 ton üretim kapasitesine ulaşıyor.

Kayseri, Bor, Ilgın ve Ereğli Şeker Fabrikaları'na talip şirketlerden biri de, ŞMS. ŞMS, Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği üyesi olan ve Türkiye'de çikolata ve şekerli mamül üretimi yapan kuruluşların bir araya gelerek kurdukları bir şirket. Bu nedenle ŞMS, Türkiye'de üretilen şekerin en önemli ve büyük kullanıcısı. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi gündeme gelmemişken kurulan ŞMS bugün özelleştirme sürecine girmiş olan şeker fabrikalarına Konya Şeker ortak girişimi ile talip oldu. Konya Şeker, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikaları ile beraber Türkiye pancar şekeri ihtiyacının yüzde otuzbeşini karşılıyor. Bu nedenle Konya Şeker'le yapılan ortaklık önem taşıyor. Çünkü Konya Şeker sektörde ciddi bir birikime sahip. ŞMS de şekerin direkt kullanıcısı. Bu iki önemli kuruluşun beraber şeker fabrikalarına talip olması sektör açısından dikkat çekici. Finansmanın bir kısmı şirketin kendi özsermayesinden karşılanıyor: Yani bir nevi sanayicinin eli taşın altına giriyor. Tarım-Sanayi Entegrasyonundan bahsedilen günümüzde bu ortaklık önemli bir model oluşturuyor. Özelleştirme sürecine bakıldığında Türkiye'de bir ayağı sanayici, bir ayağı tüketici olan başka bir model ve bu oluşumu ikame edebilecek başka bir örnek çalışma bulunmuyor. 

Kayseri, Bor, Ilgın ve Ereğli Şeker Fabrikalarına talip olan ŞMS'nin özelleştirme ertelemesi ile ilgili Genel Koordinatör Ayhan Sümerli'nin görüşünü aldık: “İhalenin ertelenmesi ile ilgili yapılan spekülasyonlara itibar etmiyoruz. Zira ihalenin yapılacağı hafta kurda meydana gelen ani dalgalanma herkes açısından verilecek teklifleri gözden geçirmeyi zorunlu kılıyordu. Zira tüm fizibiliteler kurun 1.30 YLT seviyelerinde olduğu döneme göre yapılmıştı. Burada tabii bu ertelemeden kaynaklanacak başka daha temel bir sorun var. Bence bu daha önemli ertelemeden dolayı önümüzdeki yılın kampanyasını artık kaçırdık. Yani bir ay önce vereceğiniz fiyat 5 yıl için yapılmış bir fizibiliteye dayanıyorken şimdi 4 yıla göre yapacaksınız bütün hesapları. Zira Türkiye'nin AB'ye uyumu kapsamında 5-6 yıl içinde kotaların kaldırılması sözkonusu olacak. O zaman ihaleyi alan kuruluşun dünya fiyatları ile rekabet edebilmesi gerekmekte.”

Şeker Kurumu'nun yeni üyeleri konusunda da endişelerini dile getiren Sümerli, “Neticede Şeker Kurumu'nun başkanlığına Şeker Şirketi Genel Müdürü getirilmiştir. Bu noktada tarafsızlığın nasıl sağlanacağı sadece benim değil, herkesin aklında gelen ilk sorudur. Açıkçası bunu ancak uygulamalara bakarak değerlendirmemiz mümkün olacaktır diye düşünüyorum.” dedi.

Art arda gelen ertelemeler şeker sektörünün pozisyon almasında sıkıntılara neden oluyor. Nişasta Üreticileri Derneği Başkanı Rint Akyüz de ertelemenin getirdiği tehlikelere dikkat çekti: “Özelleştirmede çok ve hayati önem taşıyan zaman kaybedilmiştir. İlk özelleştirme sayılabilecek satış, hatırlarsanız, 1995 senesinde Konya Şeker Fabrikasının Özelleştirme İdaresi elinde bulunan %25 hissesinin satışı ile başlamış ve yabancı yatırımcıların da katıldığı ihalede siyasi irade tercih hakkını kullanarak bu %25 hisseyi Pankobirlik'e satmıştır. Bu satışın arkasından diğer fabrikaların da özelleştirilebilmesini sağlamak üzere çalışma yapılmış ve özelleştirmeyi sağlayabilmek üzere fabrikaları devlet subvansiyonuyla yaşamaktan çıkartıp kâr eder hale getirebilmek için Avrupa Birliği'nde uygulanmakta olan Şeker Kanunu'nun bir benzerinin Türkiye'de uygulanması fikri ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği ve o zaman henüz AB üyesi olmayan Polonya, Macaristan gibi ülkelerin Şeker Kanunları getirtilerek çalışma yapılmış, epey gecikmeyle kanun taslağı 2000 senesinde Meclis'te kanunlaşabilmiştir. Ancak, dikkatle ve AB'ye uyumlu olarak hazırlanan taslak, Meclise sevk edildikten sonra ciddi değişikliklere uğramış ve ‘ruhunu' kaybetmiştir. Örneğin kanunun amacı ‘Yurt içi talebi yurt içi üretimle karşılamakken', dünyada hiçbir ülkede olmayan bir uygulamaya gidilerek nişasta bazlı şekerler (fruktoz ve glikoz) sakaroz bazlı şekerlerin (pancar şekeri) bir uydusu haline getirilmiş ve nişasta bazlı şekerler kendi talepleri kadar üretilip satılması gerekirken sakaroz bazlı şekerin %10'nuyla sınırlandırılmıştır. Bu sebeple, gıda sanayisinin nişasta bazlı şeker talebi karşılanamadığı için büyük güçlüklerle karşılaşılmış ve hatta sıkıntı çok büyüyünce çok garip uygulamalar yapılmıştır. Örneğin yurt içinde kendi sanayisi kapasitesi olduğu halde glikoz üretemezken gıda sanayisinin talebini karşılayabilmek için tarife kontenjanı açılarak yurt dışından glikoz ithal ettirilmiştir.

Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte arz kısıldığı için iç piyasada fiyatlar çok yükselmiş, dolayısıyla zamanında kâr edemeyen özellikle devletin elindeki fabrikalar kâr eder hale getirilmiştir. Yani, diğer bir deyişle fabrikalar kâr eder duruma geldiği için özelleştirmenin ana koşulu sağlanmış ve önü açılmıştır. Ancak, malesef 2000 senesinden bugüne kadar çok önemli bir zaman kaybedilmiş ve fabrikalar değerleri yüksekken satış işlemi yapılamamıştır. Özelleştirme kapsamına büyük gecikmeyle alınan 3 fabrikanın ihalesi de malesef geciktirilmiş ve iş çıkmaza girmiştir. 

Bilindiği gibi AB ciddi bir şeker reformu yapmış, arkadan da bu reformun uygulama sürelerini iki kere daha da öne çekmiştir. Bu reform çerçevesinde AB'de uygulanan asgari şeker fiyatı kademeli olarak düşürülmekte ve bir kademeden sonra uygulamaya son verilmektedir. Buna karşılık nişasta bazlı şeker kotalarında ciddi artışlar yapılmış ve kota uygulamasına son verilene kadar artışa devam edileceği açıklanmıştır. Ayrıca AB, 4 üye ülkede pancar şekeri üretimi durdurmuş olup aynı zamanda fabrika kapatılması teşvik edilmekte ve 4 yıl içinde fabrikalarını kapatacaklara zaman içinde göreceli olarak azalan oranlarda çok ciddi teşvikler vermektedir. 

Esas en önemlisi AB'nin Dünya Ticaret Örgütü'ne verdiği taahhütler çerçevesinde 2009 senesinden itibaren ACP ülkelerinden gelecek kamış şekerine ‘0' gümrük uygulayarak sınırlarını açacak olmasıdır. Yani 2009 senesinden sonra AB'deki şeker fiyatı dünya borsalarındaki şeker fiyatına eşit olacaktır.

Bu gerçekleri değerlendirdiğinizde ve özellikle Türkiye'deki şeker fiyatının dünya şeker fiyatlarının 3 ila 4 misli seviyesinde olduğunu göz önüne alırsanız, hem özelleştirmenin her geçen gün imkânsız hale geldiğini ve büyük fırsat kaçırıldığını, hem de pancara dayalı Türk şeker sanayisini çok ciddi tehlikelerin beklediği aşikârdır. Her geçen günün büyük kayıp olduğunu göz önüne alarak özelleştirme ihalelerinin acilen yapılması gerekmekte.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.