AramaArama
Gıda Hattı
banner
AramaArama

Sağlık Bakanı Koca’dan 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda önemli açıklama!

Sağlık Bakanı Koca’dan 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda önemli açıklama!
30 Ekim 2019, 21:17

İstanbul’da başlayan 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı açılışında konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye Genom Projesi’nin, 29 Ekim 2019 itibarıyla kapsamı genişletilerek resmen başladığını açıkladı. Koca, “Başta muhtelif kanser türleri ve nadir hastalıklar olmak üzere pek çok durumun koruyucu, teşhis koydurucu ve tedavi edici yönüne dair sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sağlık Bakanlığının ev sahipliğinde, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) bilimsel desteğiyle gerçekleştirilen 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı, İstanbul’da başladı.

Kurultay, Türkiye’den ve dünyanın birçok ülkesinde sağlık alanında küresel ve ulusal düzeyde başarılı çalışmalarda yer almış, patent ve ödül sahibi, üniversite, hastane ve teknoparklarda araştırmacı olarak çalışan katılımcılar ile bilim insanları, sağlık bakanları, akademisyenler ve sağlık sektörü paydaşlarını bir araya getiriyor.

31 Ekim’de sona erecek

Bu yıl ki ana teması “Sağlıkta Biyoteknoloji Uygulamaları” olarak belirlenen Kurultay kapsamında, “Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri”nin üçüncüsü de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

Bilimsel araştırmalar ışığında şekillenecek değerlendirmeler ve yol haritasının bildiri olarak yayımlanacağı kurultay, yapılacak bilimsel oturumların ardından 31 Ekim’de sona erecek.

Bakan Koca: “Türk tıp dünyası, küresel bir güç”

Kurultayın açılış töreninde konuşan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, kurultayla alanında saygın bilim insanlarının bilgi ve tecrübelerini paylaştığı bir ortam oluşturmayı amaçladıklarını söyledi.

Türk tıp dünyasının, akraba toplulukların yayıldığı bilinen geniş bir coğrafyadan öte, kendini insanlığa hizmete adamış, yurduna gönül bağıyla bağlı her meslektaşının katkı verdiği bir küresel güç olduğuna inandığını dile getiren Koca, bir araya gelmek, birlikte olmak, aynı hedefe koşmanın bu gücü görünür kılacağını kaydetti.

“İlaca erişimde rakipsiz olduk”

Geçen son 16 yılda sağlıkta yaşanan dönüşüme işaret ederek, bu konudaki gelişmelere ilişkin bilgi veren Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dönüşüm sayesinde sağlık sistemimizde evrensel kapsayıcılığı en üst düzeye çıkardık. Şehir hastaneleriyle birlikte hastane alt yapılarını birçok ülkenin hayal bile edemeyeceği bir düzeye çekmeye başladık. İlaca erişimde neredeyse rakipsiz olduk.

Bu alandaki birikimimiz sayesinde, ihtiyaç halindeki ülkelere sağlık hizmeti götürmek için tereddüt bile etmedik. Ateş altında kalan, güvenli bölgelerde konuşlandırılan bölge halkına, kurduğumuz hastane ve sağlık tesisleri ile sağlık hizmeti götürdük. Bu konuda başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünyanın ülkemizden alacağı önemli dersler olduğuna inanıyorum.

Bununla birlikte insanımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmak ve sağlıkta dünyaya açılmak için önümüze koyduğumuz büyük hedeflerimiz var. Sağlık turizminde dünyanın en çok tercih edilen ülkesi olmamızın önünde engel olmadığını düşünüyorum. Kurduğumuz Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi (USHAŞ) ile bu alanda yeni bir ivme kazanacağımızı umuyorum. İlaç, aşı ve tıbbi cihaz üretiminde yerlileşme yönünde büyük gayretlerimiz var.”

“Biyoteknolojik çalışmalar ümit vadediyor”

Sağlık Bakanı Koca, Türkiye’nin 21. yüzyıla birçok yönden hızlı değişimlerle girdiğini dile getirerek, demografik yapının hızla değiştiğini, kent nüfusunun arttığını, doğum hızının başta batı illerinde olmak üzere düşüşe geçtiğini, çok yakın geleceğin kendilerini önemli bir yaşlı ve bağımlı nüfus sorunuyla baş başa bırakacağını aktardı. Sağlık sisteminin önceliklerini ve kaynak tahsislerini bu değişime paralel olarak hızla dönüştürmek zorunda olduklarına dikkat çeken Koca, şunları kaydetti:

“Modern anlamda tıbbın gelişmesinde önce kimyasal ilaçlar mucize olarak sunulmuştu. Daha sonra ilaçların ve dezenfeksiyon tedbirlerinin kullanıma girmesiyle muhtelif girişimler ve cerrahi müdahaleler ümit veren yöntemler olarak lanse edildiler. Teknolojinin ilerlemesi ile fiziksel ajanlarla yapılan tanı ve tedaviler mucizeymiş gibi sunuldular. Günümüzde ise bütün bunların kıymetini bir kenara itebileceği iddiası ile biyoteknolojik çalışmalar ümit vadetmektedir. Biyoteknolojik ajanların sağlığın koruyucu, tanı koydurucu ve tedavi edici alanlarında kullanılabilmesi çok geniş yelpazeye yayılan bir çalışma alanı açmaktadır. Bu alanda öncülüğü yakalayabilen ülkeler, bilimsel avantajlarının yanında halk sağlığında merhale kaydedecek ve önemli ekonomik kazanımlar elde edecektir. Öncelik verdiğimiz bu alanda, TÜSEB çatısı altında başlattığımız çalışmaların yarışta ön almamıza büyük bir yarar sağlayacağına inanıyorum.”

Türkiye Genom Projesi resmen başladı

TÜSEB’in Ar-Ge projeleriyle dışa bağımlılığı en aza indirerek ülke ekonomisine ve toplum sağlığına güçlü katkılar sağlamayı hedeflediğini vurgulayan Koca, metabolik hastalıklar, kişiselleştirilmiş tıp, ilaç geliştirme, aşı geliştirme alanlarında biyoteknoloji çalışmalarından beklentilerinin çok yüksek olduğunu anlattı.

Önemli bir çalışmanın başladığını iftiharla duyurmak istediğini de belirten Koca, “Türkiye Genom Projesi 29 Ekim 2019 itibarıyla kapsamı genişletilerek resmen başlamıştır. Başta muhtelif kanser türleri ve nadir hastalıklar olmak üzere pek çok durumun koruyucu, teşhis koydurucu ve tedavi edici yönüne dair sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

HIMSS’19 Eurasia açıldı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin en büyük sağlık bilişim etkinliği HIMSS’19 Eurasia-Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı’nın açılışına da katıldı.

Açılış konuşmasında, bundan 20-25 yıl kadar önce Türk dilinde bilişim diye bir kavram olmadığını, o zamanlar maksadın “bilgi işlem” ile ifade edildiğini aktaran Koca, sağlık sektöründe de bir avuç bilgi işlemcinin bulunduğunu ve devlet hastanelerinde bir tek bilgisayar alımının bile Bakanlık merkezinin iznine tabi olduğunu hatırlattı.

Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulamaya geçtiğinde ilk çıkan genelgelerden birinin devlet hastanelerinin bilgi sistemleri alımında kendi imkanlarıyla serbest bırakılması olduğuna işaret eden Koca, bu genelgeyi takiben hastanelerin donanımlarını kurduğunu, o zamanki moda adıyla otomasyon ihalelerini yapmaya başladığını ifade etti.

Filmsiz hastaneden, kağıtsız hastaneye!

Bu süreçte hastanelerin, ihtiyaçları doğrultusunda, altyapıların ve yazılımların sürekli değişimine ve gelişimine şahit olduğunu dile getiren Koca, şunları kaydetti:

“Artık hastanelerimiz tüm işlemlerini yürütmek için bilgi sistemlerine ihtiyaç duyuyorlar, yatırım yapıyorlar, beraber çalıştıkları yazılım firmalarına ihtiyaçlarını karşılamaları, vizyonlarını gerçekleştirebilmeleri için baskı kuruyorlar. Devasa yer tutan fiziki arşivlerini dijitalleştirmeye çalışıyorlar, filmsiz hastaneden, kağıtsız hastaneye geçmeyi hedefliyorlar. Burada bir örneğini göreceğimiz 'dijital hastane' olma uğraşı veriyorlar. Süreç burada durmayacak; bir adım sonra ‘akıllı hastane’ olmak için çaba harcayacaklar ve hatta yapay zeka taşıyan sistemler talep edeceklerdir.”

“Pek çok ülkenin ancak hayal edebileceği bir dijital ortam oluşturduk”

Bilişimin kullanılmasının, sağlık yönetimini ve sağlık hizmet sunumunu tamamen değiştirdiğine dikkati çeken Koca, veriye dayalı yönetim, hasta güvenliği, hizmet kalitesi ve verimlilik arayışlarının bu zeminde hayat bulduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin bu alanda gösterdiği ilerlemenin birçok yönüyle dünyaya örnek olabilecek mahiyette olduğunun altını çizen Koca, “Şu anda tamamen yerli diyebileceğimiz pek çok sağlık yazılımına sahip bir ülke olmakla övünebiliyoruz. Sağlık alanında ulusal çapta, büyüklüğümüze ve nüfusumuza sahip pek çok ülkenin ancak hayal edebileceği bir dijital ortam oluşturduk. Vatandaşlarımızın tamamının sağlık verilerini saklayabilecek, işleyebilecek ve paylaşabilecek düzeye eriştik. Bunu insanlarımızın sağlığını geliştirmek, doğru sağlık politikaları oluşturabilmek ve sağlık harcamalarımızı optimum seviyede tutmak için bir fırsat olarak görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Bilişimi dikkate almadan sağlık hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesinin artık mümkün olmadığına dikkat çeken Bakan Koca, “Hastaneler artık kağıt üzerindeki hesaplarla yönetilemeyecek kadar karmaşık hizmetler üreten örgütler halini almıştır. Bu örgütler, 24 saat dinamik olarak çalışan, yaşayan organizmalar gibidir. Bu organizmaları ayakta tutabilmek, içinde çalışan sistemlerin koordinasyonunu sağlamak, hemen tüm süreçlerde bilişim sistemlerinin etkin varlığıyla mümkün” ifadelerini kullandı.

“Türkiye, ABD’den sonra dünyada en çok dijital hastaneye sahip ülke konumunda”

Türkiye’nin geldiği düzeyden duyduğu memnuniyetini dile getiren Sağlık Bakanı Koca, “Geldiğimiz noktayı sayılarla ifade edecek olursak, HIMSS EMRAM kriterlerine göre Seviye 6 hastane sayımız 167, Seviye 7 yani tam dijital hastane sayımız ise 3’e ulaşmıştır. Ayrıca ilk defa bu yıl uygulamaya başladığımız bir uygulamayla, Seviye 6 olan ağız ve diş sağlığı hastane sayımız da 7’ye yükselmiştir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, ABD’den sonra dünyada en çok dijital hastaneye sahip olan ülke konumuna yükseldiğini belirten Fahrettin Koca, şunları kaydetti:

“Bakanlık olarak bundan 6 yıl önce başladığımız bu süreçte hedefimiz, hastaneleri yerli yersiz teknolojiyle donatmak değil, sağlık hizmet kalitesi ve hasta güvenliği için doğru bilgi ve teknolojinin gerektiği yerde ve en iyi şekilde kullanımını sağlamaktır. Sağlık Bakanlığımız, sağlıkla ilgili üretilen verilerin tamamını tek bir veri havuzunda depolayarak hasta mahremiyeti ilkeleri çerçevesinde kişilerin kendilerinin ve hekimlerinin erişimine açmış durumdadır.”

Sağlık alanında henüz çok belirgin olmasa da bilişimin tüm hayatı etkilediğine işaret eden Fahrettin Koca, bu dönüşümün, sağlık hizmetlerinin sunum karakterini de kökten değiştireceğine vurgu yaptı.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.