Gıda Hattı

Ruhi Su kimdir, Ruhi Su hayatı

20 Eylül 2021, 11:00
Paylaş
Ruhi Su kimdir, Ruhi Su hayatı
Ünlü şair Ruhi Su biyografi ölüm yıldönümünde en çok araştırılan konu oldu. Bugün hakkında merak edilenleri ve yaşamı boyunca dile getirdiği düşüncelerini sizlerle paylaşıyoruz. Sanatı ile milyonların kalbinde yer alan Ruhi Su kimdir, Ruhi Su hayatı, Ruhi Su eşi ve Ruhi Su biyografi...

Ruhi Su biyografi

doğum; 1912, Van

ölüm; 1985, İstanbul

eğitim; Musiki Muallim Mektebi (Ankara Müzik Öğretmen Okulu)

meslek; Halk Müziği Sanatçısı, Müzisyen, Şair

eşi; Sıdıka Su

Ruhi Su hayatı

Halk müziği yorumcusu, besteci ve şair (D. 1912, Van - Ö. 20 Eylül 1985, İstanbul). Çocukluğunun büyük bir bölümü babasının memurluğu nedeniyle Van’da geçti. Birinci Dünya Savaşı (1914-18) yılları sırasında ailesinin bütün üyelerini yitirdi. On yaşına kadar yoksul bir ailenin yanında kaldı. İlköğrenimini Adana Öksüzler Yurdu’nda yatılı olarak yaptı. Bu dönemde müzik yeteneği ve sesinin güzelli­ğiyle dikkatleri çekti. Müzik öğretmeninin desteğiyle keman dersleri aldı. Bir süre askeri liseye devam ettikten sonra, Adana Lisesi’nde parasız yatılı ola­rak okudu. Ardından Musiki Muallim Mektebi (Ankara Müzik Öğretmen Okulu)’ne girerek 1935-36 ders yılında burayı bitirdi.  

Okulu bitirir bitirmez Riyaseticumhur Filarmo­ni Orkestrası (Cumhurbaşkanlığı Flarmoni Orkestrası)’nda keman sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra kemanı bırakarak şan çalışmalarına yöneldi. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda oluşturulan Opera Bölümü’ne kabul edilen ilk dört öğrenciden birisiydi. 1942 yılında konservatuvarı bitirerek Ankara Devlet Operası’na girdi. Aralarında “Bastien und Bastienne”, “Fidelio”, “Satılmış Nişanlı”, “Figaro’nun Düğünü” ve “Rigoletto” olmak üzere birçok operada eserinde önemli roller üstlendi. Ayrıca Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde müzik öğretmeni olarak çalıştı. Ünlü sanatçının eşi Sıdıka Su'dur.

Ankara Radyosu

Ruhi Su, Ankara Radyosu’nda 15 günde bir yayımlanan türkü programları düzenledi; AÜ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde büyük bir koro oluşturdu. Aldığı klasik Batı müziği eğitimi , ömrü boyunca kendisini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu. Sa­natçı olarak daha çok halk türküleri alanın­da ünlendi. Halk türkülerini kendi geliştir­diği özgün üslupla söyleyebilmek amacıyla bağlama çalıştı. 1943-45 yılları arasında Ankara Radyosu’nda halk türküleri söyledi. İlk dinletisini 1944 yılında Ankara Halkevi’nde verdi. 1952’de Türkiye Komünist Partisi Tevkifatı sırasın­da tutuklanınca Devlet Operası’daki işine son verildi.

Yargılanma dönemi

Yargılanarak beş yıl hapiste, yirmi ay da Konya’nın Çumra ilçesinde emniyet gözetiminde kaldı. 1957 yılında hapisteyken söylediği “Mahsusmahal” adlı türküsüyle ünlendi. Hapis ve sürgün cezası bittikten sonra, 1960 yılında İstanbul’da Taksim Belediye Gazinosu’nda sahneye çıkmaya başladı. Bir yandan da halk türkülerini derleyip kaydederek arşivleme işini üstlendi. Bu arada radyoda, “Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor” anonsuyla sunulan bir radyo programları yaptı. Bu programlardan birinde söylediği “Serdari Halimiz Böyle N’olacak? / Kısa çöp uzundan hakkın alacak” türküsü nedeniyle radyodaki işine de son verildi.

Daha çok Alevi ozanlarından Pir Sultan Abdal ile Hatayi gibi halk ozanlarının deyişlerini okumakla birlikte, Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, hatta çağdaşı Aşık Veysel’e kadar diğer birçok ozanın deyişlerini de yorumlamıştır. Ruhi Su, aynı zamanda Nâzım Hikmet’in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975 yılında Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978’den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. ‘Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi’ olarak da bilinen sanatçı birkaç kez yurtdışına, bu arada 1981 yılında Avustralya’ya giderek oradaki Türk göçmenlere konserler verdi. Türkiye’de son dinletisini 6 Şubat 1983 tarihinde İstanbul’da, Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Haftası nedeniyle sunmuştu. Söylediği beste ile türküler atasında; “Kuvvayi Milliye Destanı”, “Evlerinin Önü”, “Drama Köprüsü”, “Ankara’ın Taşına Bak”, “Uyur İken Yardılar” gibi türküler, onun sesinden ve sazından çok ünlü olmuştu.

Ölümü

Ruhi Su, 12 Eylül (1980) yönetiminin engellemeleri yüzünden tedavi için yurtdışında çıkma şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985 tarihinde öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır. Cenaze törenine binlerce kişi katılmış ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüşmüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube’de on beş gün süreyle gözaltında tutulduktan sonra serbest kaldı.

Ruhi Su, Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir söylem ve tarz ile halk türkülerini yorumla­mış; Zülfü Livaneli, Rahmi Saltuk ve Sümeyra Çakır gibi birçok sanatçıyı önemli ölçüde etkilemiştir.

Plakları

Sanat yaşamı boyunca on altı adet 45’lik, on iki adet de uzunçalar plak doldurdu. Kendi şiirlerinin yanı sıra, başta Nâzım Hikmet olmak üze, daha başka şairlerin çeşitli şiirleri üzerine besteler yaptı. Şiir, yazı ve konuşmala­rını “Ezgili Yürek” (1985) adlı bir kitapta topladı. “Ruhi Su’ya Saygı” adlı bir kitap da öldükten bir yıl sonra 1986 yılında yayım­landı.

Eserleri

Ruhi Su Ezgili Yürek

Şiir düz yazı; Ezgili Yürek(1985)

İnceleme; Türk Halk Oyunları(1994)

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.