Gıda Hattı

Proteinler ve Beslenmedeki Yeri

Proteinler ve Beslenmedeki Yeri

Protein kelimesi Yunanca “birincil öneme sahip” anlamına gelen ‘prota’ sözcüğünden gelmektedir. Canlılar hücrelerden meydana gelir, hücrelerin temelini de proteinler oluşturur. Proteinler temel olarak vücutta yapım ve onarımdan sorumludur. Beslenmede yeteri kadar karbonhidrat alınmadığı durumlarda ise vücutta enerji elde etmek için de kullanılırlar.

Proteinler insan vücudunda yaklaşık 20 kadar amino asidin farklı düzenlerde birleşmesi ile oluşan karmaşık organik yapılardır. Amino asitler insan vücudunda sentezlenmiyorsa esansiyel amino asitler, sentezleniyorsa esansiyel olmayan amino asitler olarak adlandırılır. Vücutta sentezlenemeyen amino asitlerin besinler yolu ile vücuda alınması gerekmektedir.

Proteinler vücut için çok önemli bileşenlerdir. Vücudumuzun yapı taşları hücrelerdir ve hücrelerin temelini proteinler oluşturur. Proteinler; vücudun büyümesi, gelişmesi,  yaraların iyileşmesi, çeşitli maddelerin sindirim ve sentezi, sıvı dengesinin sağlanması, bağışıklık sisteminin çalışması, zeka gelişimi, hormon ve enzimlerin üretilmesi ve azot dengesinin sağlanması gibi bir çok hayati mekanizmada önemi bir rol oynar.

Amino Asit Nedir?

Amino asitler proteinlerin yapı taşlarıdır. Doğada 300’den fazla çeşit amino asit bulunmasına karşın memelilerde sadece 20 civarı amino asit bulunur. Bunlar hücrenin genetik materyali olan DNA tarafından kodlanan amino asitlerdir.

Amino asitler insan vücudunda sentezlenip sentezlenemediğine göre ikiye ayrılır. Esansiyel amino asitler vücutta sentezlenemediklerinden besinler yolu ile vücuda alınmaları gereken amino asitlerdir. Triptofan, Treonin, Fenil Alanin, Metionin, Lizin, Lösin, İzolösin ve Valin esansiyel amino asitlerdir. Çocuklarda, Histidin de sentez edilmediğinden bu listeye dahil olur. Esansiyel olmayan amino asitler ise vücutta temel organik maddelerden yapılabilen amino asitlerdir.

Protein İhtiyacının Karşılanması

Gıdalar tüketildikten sonra içerdikleri proteinler yapı taşları olan amino asitlere parçalanır ve vücudun ihtiyaç duyduğu proteinler bu amino asitler kullanılarak oluşturulur. Vücudun sentezleyemediği amino asitlerin besinler yolu ile karşılanması bu nedenle önemlidir. Tek bir besin ile vücutta sentezlenemeyen tüm amino asitlerin karşılanması mümkün olmadığından beslenmede çeşitlilik büyük bir öneme sahiptir.

Çeşitli hayvansal ve bitkisel gıdalar farklı miktarlarda ve kalitede protein içerir bu nedenle hayvansal ve bitkisel gıdalar arasında beslenmede bir denge kurulmalıdır. Bu dengenin kurulması için tüketin proteinin %20’sinin hayvansal gıdalardan, kalanının ise bitkisel gıdalardan sağlanması gerekir.

Yetişkinler için günlük alınması gereken protein miktarı kilo başına 0,8-1,2 gramdır. Ancak günlük alınması gereken protein miktarı vücut yapısına ve bazı durumlara göre değişiklik gösterebilir. Başta çocuklar olmak üzere, büyüme çağındaki kişiler, spor yapanlar ve hastalık durumlarında vücudun protein gereksinimi artış gösterir.

Proteince zengin besinler; balık, yağsız et, kümes hayvanları etleri, süt ürünleri, bakliyat ve soya gibi  gıdalardır.

Protein Eksikliği

Vücutta protein eksikliği günlük beslenmede yeterli miktarda ve kalitede protein alımının sağlanamamasının sonucudur. Yetersiz ve dengesiz beslenmenin yanı sıra bazı hastalıklar (eminlim bozuklukları, böbrek ve karaciğer hastalıkları vb.) da vücutta protein eksikliğine neden olabilir. Aynı zamanda proteinlerden yeterli miktarda yararlanabilmek için karbonhidrat ve yağ da beslenmede gerekli miktarlarda tüketilmelidir. Eğer bu durum sağlanamasa, proteinler asıl görevleri dışında vücutta enerji elde etmek için kullanılırlar.

Vücutta protein eksikliği olması durumunda; vücut kendi dokularındaki proteini kullanmak zorunda kalır, büyüme yavaşlar ve durur, vücut ağırlığı azalır, halsizlik, anemi ve ödem (şişlik) oluşur, hastalıklara karşı direnç azalır, iyileşme geç olur. Ayrıca vücut katbettiği azotu terine koyamadığından vücudun azot dengesi bozulr. Protein eksikliği olan kimsede neşesizlik, mizac değişiklikleri, çabuk yorulma gibi belirtiler olur.Daha sonraki dönemlerde ise belirgin kansızlık, hastalıklara eğilim, kan şekeri azalması, kan basıncı düşmesi, göz bozuklukları, diş etleri rahatsızlıkları gibi durumlar görülür.