Gıda Hattı

Prof. Dr. A. Murat Tuncer

3 Nisan 2007, 14:14
Paylaş

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, ABC Çocuk Sağlığı Merkezi Kurucusu ve Pediatri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

Çocuk sağlığında özellikle tüm yaşamın sağlık standartlarının belirlenebileceği ilk yılın konusu, büyüme ve gelişmenin izlenmesidir.

Sağlıklı bir büyüme ve gelişme gösteren bir bebek, neredeyse başka hiçbir parametreye bakılmaksızın Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF verilerine göre sağlıklı kabul edilebilir.

Bu sağlıklı çizgiyi yakalayabilmek ve devam ettirebilmekte en önemli faktör beslenmedir. Beslenmenin kaliteli ve sağlıklı olmasından bahsedebilmek için hem kantite hem de kalite açısından değerlendirilmesi önem taşır. Yani hem kalori, protein miktarları, sıvı alımının yeterli, hem de mikro besleyiciler dediğimiz bazı mineral ve vitamin içeriğinin dengeli olmasından emin olunmalı.

Dış uyarılar kadar zihinsel fonksiyonların zamanında ve istenen boyutta gelişmesini sağlayan, olumlu ve bazen de olumsuz etki edebilen en önemli faktör beslenmedir. Örneğin iyot, demir, omega-3 yağ asitleri gibi tamamlayıcı beslenme faktörlerinin eksikliklerinde ciddi zihinsel fonksiyon gerilikleri oluşmaktadır ve yanlış beslenme ile ilgili olarak ciddi öğrenme bozuklukları ve yaşıtlarına göre gerilik tariflenmiştir. Protein-enerji malnutrisyonu denilen ağır tablonun haricinde çoğunlukla belirgin beslenme bozukluğu, farkedemediğimiz ancak mikro besleyiciler dediğimiz maddelerin eksikliklerinin görüldüğü durumlar çok daha sıktır.

Özellikle yaşamın bazı dönemlerinde beslenme kalitesinin değeri tartışılmaz olarak öne çıkmaktadır. Bunlar bebeklik ve çocukluk dönemi, ergenlik, okul dönemi, sınav dönemleri, yaşlılık veya hastalık dönemleri olarak özetlenebilir. Erişkin dönemde beslenme hem alışkanlık olarak artık yerleşmiş bir yaşam tarzı olmuş, değiştirilmesi oldukça güçleşmiş, hem de artık yanlış beslenme ile gelişebilecek zararların başlangıç temelleri atılmıştır. Bu nedenle bebeklik ve çocukluk döneminde beslenme, hem sağlıklı bir beslenme tarzının bir yaşam tarzı olarak geliştirilmesi hem de kalp ve damar hastalıkları ve kanser gibi bazı önlenebilecek hastalıkların erkenden önlenebilmesi için önem taşır.

Süreç gerektiren beslenme eğitimi için çocuklara ısrarcı olunmamalı, başka çocuklarla karşılaştırılmamalıdır. Beslenme bir yarış, ödül ya da cezalandırma yolu olarak seçilmemeli ve böyle bir yol izlenmemelidir.

Beslenmede yapılan ısrarcı ve yanlış tutumlar; çocuğun beslenme gibi ciddi bir desteği kaybetmesine yol açabileceği gibi, örneğin okul ve arkadaşları ile ilişkilerine kadar varan yanlış bir sürecin de başlangıcı olabilir. Zorla yemek yedirilen çocukların ev ödevlerini de zorla yapmaları bu konuda dikkat çekici bir bulgudur.

Beslenme yaklaşımlarımızı belirlerken çocuğumuzun yaşı, okul dönemi, okula gidiş ve okulda kalış süresi, aktivite ağırlığı ve en önemlisi yeme trendi göz önüne alınmalıdır. Örneğin süt sevmeyen bir çocuğa zorla süt içirmeye çalışmaktansa ona sütü sevdirecek değişik yollar aramak, yoğurt ve peynir gibi diğer kalsiyum-protein kaynaklarıyla desteklemek doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yürüyerek okula giden, okula gitmek için çok erken bir saatte evden çıkan, okulda ağır sportif aktiviteleri olan, okulu tam gün devam eden bir çocuğa önerilecek beslenme programı ile yakındaki okuluna hemen ulaşabilen, okulda yarım gün eğitim alan, ağır sportif gruplara henüz girmemiş çocuklara önerilen beslenme programı farklı olmalıdır. Çocuğumuzun okulda yemek alıp, almadığı, alıyorsa okul beslenme programının da bilinmesinde büyük yarar vardır. Ağır tempodaki çocuklarımıza daha kalorili ve uzun süre tok tutacak gıdalar önerirken, kısa sürede eve döncek bir çocuğa hafif meyve ağırlıklı bir beslenme ile ana öğünü eve saklama tarzında bir yaklaşım doğru olacaktır. Ağır tempoda uzun bir gün geçirecek bir çocuğa sabah kahvaltısında daha yeterli ve kapsamlı bir beslenme önermek akıllıca olur. Bazı çocuklar bu kapsamlı kahvaltıyı alamayacaklarından belki sütlü gevrek ve meyve suyu gibi bir kahvaltı ve çocuğumuzun yanına verilecek doğru içerikte bir beslenme çantası ile bu kahvaltının günün ilerleyen saatlerinde takviye edilmesi yoluna gidilebilir. Araştırmalar, okula kahvaltı ederek giden çocukların başarısının, kahvaltı etmeyenlere oranla çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bunun için çocuklara kahvaltı etme alışkanlığının kazandırılması çok önemlidir.

Bebeklik çağında bir şekilde tamamlanmaya çalışılan doğru beslenme komponentlerinin alımı, çocuğun aile kontrolundan kısmen çıktığı ve kendi kendini idare etmeye başladığı okul döneminde daha belirgin olarak aksamaktadır. Hızlı ve keyifli beslenmenin sağlıklı beslenmenin önüne geçtiği bu dönemde, çocukların hoşlanacağı tad ve sunumların yakalanması, hoşlandığı tarzın doğru beslenme ile birleşik sunumu ve mikro besleyicilerin ilave edildiği beslenme tarzlarının oluşturulması önem taşımaktadır. Fonksiyonel gıdalar ve demir, iyot, omega-3, vitaminler gibi özel besin ögeleri ile desteklenmiş yiyecek ve içeceklerin özellikle okul dönemi çocuklara yönelik olarak üretimi ve kullanımının, bu açıdan önemi büyüktür.

Arkadaş çevresinin giderek genişlediği özellikle ilköğretimin yarı yıllarında genel eğilimler önem kazanır. Bunda beslenmeye ilişkin reklam sektörünün, özellikle çocuklara yönelik tada dayalı, ağır kalorili ve yararsız besinlere ilişkin reklamların ciddi bir katkısı vardır. Bu nedenle; özellikle çocukların beslenme trendine uygun besleyici ve destekleyici fonksiyonel gıdaların ve bunların üreticileri ile reklamlarının, doğru beslenmeyi yönlendirici çok önemli bir rolü, toplumsal bir sorumluluğu bulunmaktadır. Çocuğumuzun abur cubur ve yağlı, kalorili atıştırmalıklarla doyup, gereken ögelerini alamaması; hem sağlığı hem de başarısı için çoğu kez çok geç farkına varabildiğimiz önemli sıkıntılara yol açacaktır.

Bu anlamda son yıllarda çocuk beslenmesine yönelik sağlıklı, fonksiyonel gıdaları destekleyici olarak kullanmak yararlıdır. Demir, iyot, C vitamini, omega-3 katkılı atıştırmalıklar ve içecekler, desteklenmiş çocuk ekmekleri, kolay kullanılabilir peynirler son ayların en gözde ürünleri olarak önerilebilir. Meyveli yoğurtlar da çocukların gözde ve sağlıklı yiyecekleri olarak görünmektedir.

Ülkemizde yapılmış birçok çalışma, okul çağındaki her üç çocuktan birinde demir ve iyot eksikliği bulunduğunu göstermektedir. Sağlık Bakanlığı’nın girişimleriyle rutin olarak tuzlara iyot eklenmesi bu nedenle çok olumlu bir yaklaşım olmuştur. Özellikle demir eksikliği her yaşta zihinsel fonksiyonları olumsuz olarak etkilemektedir. Orta ve ağır derecedeki bir kansızlığın, kognitif (bilişsel) fonksiyonlar ile fiziksel aktivitede düşüklüğe neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu tip bir kansızlığın öncesinde, henüz demir eksikliği döneminde sorunun çözümü çok daha kolay olmaktadır. Bu nedenle demir eksikliğinin, beslenmeye demir ilavesi ile düzeltilmesi önem taşır. İyi beslenen popülasyonlarda bile görülebilen demir eksikliği durumunda demir ilavesi, öğrenme kabiliyetini olumlu yönde etkilemektedir.

Önemsenmesi gereken en önemli olgulardan birisi de, çocuklara iyi bir rol model olmak için tüm aile üyelerinin doğru beslenme alışkanlıkları izlemeleridir. Aile bireylerinin hep birlikte sofrada oturarak beslenmesi bir alışkanlık haline getirilmeli, gerekirse bunu özendirecek yaratıcı yollar bulunmalıdır.

Gazlı içeceklerin zararını, içilmemesi gerektiğini söyleyen bir ebeveynin kendisinin gazlı içecek tüketmesi, doğru sonuçlar doğurmayacaktır.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.