Gıda Hattı

Prof. Alpbaz: "Balık çiftliklerine tepkiler aşırıya kaçtı"

28 Ekim 2006, 13:08
Paylaş

-Ege Üniversitesi (EÜ) Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Alpbaz, "Ağ kafes yetiştiricilerini vatan haini gibi göstermek büyük haksızlıktır" dedi.

Alpbaz, son yıllarda önce Bodrum, daha sonra Çeşme ve Mordoğan'da çeşitli sivil toplum örgütlerinin, denizlerde ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği konusunda mitingler düzenlediğine dikkat çekerek, "Balık yetiştiriciliği gelişmez ve geliştirilemezse, halkımızın ileriki yıllarda bu kaliteli balıkları yemesi hayal olur. Çocuklarımıza balık yediremeyiz ve sağlıklı nesiller yetiştiremeyiz" diye konuştu.
Özveriyle ve çok güç şartlarda çalışan ağ kafes yetiştiricilerinin tamamını karalayan bir protestoya dönüşen tepkilerin, ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan balık yetiştiriciliği sektörünü olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Alpbaz, "Yenilenebilir nitelikte ve mevsimlik olan bazı işletmelerdeki kirliliklerin asla insan sağlığını etkileyen boyutta olmadığını yakından biliyoruz. Balıkların kaçmaması için her gün ağ kafeslerin yırtık olup olmadığı, balıkların kaçıp kaçmadığı dalgıçlar tarafından kontrol edilir. Su ürünleri mühendisleri, bu balıklarla akşama kadar iç içe yaşar. Bu işletmelerde kirlenme etkisiyle hastalanan tek kişiye bile rastlamadık. Bu sebeple bütün ağ kafeslerin doğayı kirlettiği ve denizleri yüzülemez hale getirdiğinin söylenmesini ve vatandaşların tedirgin edilmesini normal karşılayamıyoruz. Su ürünleri yetiştiriciliği konusundaki tepkilerde aşırıya kaçıldığı düşüncesindeyiz" şeklinde konuştu.
Türkiye'deki deniz çiftliklerinde başlıca çipura ve levrek yetiştirildiğini kaydeden Alpbaz, ayrıca mercan, karagöz, mırmır, sinarit ve diğer birçok değerli deniz balığı yetiştiriciliğinde bu işletmelerde çok olumlu çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti. Su ürünleri yetiştiriciliğinin dünyada en hızlı gelişen sektör olduğunu belirten Atilla Alpbaz, şöyle devam etti:
"1975
 yılında 6 milyon ton olan üretim, 2003 yılında 55 milyon tona yükselmiştir. Komşumuz Yunanistan bile bizden iki kat daha fazla deniz balığı yetiştirmektedir. Yılda 500 bin ton olan avcılıkla sağlanan su ürünleri üretimimizin yüzde 80'i hamsi, sardalya ve istavrit gibi küçük balıklardır. Çipura ve levrek gibi değerli balıkların üretimi, doğadan bin 500 ton civarındadır. Bunun yarısı da küçük boyludur. Ağ kafeslerdeki üretimimizse Yunanistan'ın yarısı kadar, yani 35 bin ton dolayındadır. İç sularda alabalıkla beraber su ürünleri yetiştiriciliğimiz 90 bin tona yaklaşmıştır. Bu da bütün su ürünlerinden sağlanan gelirin üçte birini karşılamaktadır."
Halkın sağlıklı beslenebilmesi için 700-800 bin ton daha kaliteli balık gerektiğini belirten Prof. Alpbaz, "Bunu avcılıkla veya ithalatla sağlama imkanı yoktur. Bu gerçeği bilerek ağ kafeslerde balık yetiştiriciliğinin korunması ve geliştirilmesi, ülkemiz için kaçınılmaz ve hayati bir konudur. Bugün 7-8 YTL'ye 1 kg çipura ve levrek alınabiliyorsa yetiştiricilik sayesindedir. Yoksa alabalık, çipura ve levrek gibi balıkları sofralarımızda göremezdik" şeklinde konuştu.
Turizm gerekçesiyle ağ kafeslerde balık yetiştiriciliğinin yıpratılmasının ülke gerçekleri ve menfaatlerine uymadığını vurgulayan Alpbaz, konunun her yönüyle ele alınarak nerelerde turizme önem verileceği ve nerelerde ağ kafes yetiştiriciliği yapılacağının belirlenmesi gerekitğini söyledi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.