Gıda Hattı

Paris İklim Anlaşması nedir? Anlaşmanın amaçları nedir?

8 Ekim 2021, 20:47
Paylaş
Paris İklim Anlaşması nedir? Anlaşmanın amaçları nedir?

Son yıllarda iklim değişikliğinin korkutucu etkilerini daha şiddetli yaşıyoruz. Peki bu konuda sıkça adı geçen Paris İklim Anlaşması nedir? Anlaşmanın amaçları nedir? Türkiye bu anlaşmaya katıldı mı? Sizler için derledik…

Paris İklim Anlaşması nedir?

Paris İklim Anlaşması, 2015 yılında Paris’te toplanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 21’inci Taraflar Konferansı’nda, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 195 ülke ve AB’nin katılımıyla kabul edildi.

Paris Anlaşması olarak da anılan anlaşma, 22 Nisan 2016’da imzaya açıldı. Türkiye Cumhuriyeti aynı tarihte anlaşmaya imza koydu.

İklim konusunda taraf ülkeler için yasal bağlayıcılığı olan ilk uluslararası anlaşma niteliğindeki Paris Anlaşması, taraf ülkelerin 55’inin onay prosedürlerini tamamlamasıyla 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe girdi.

Türkiye Paris İklim Anlaşması’nı onayladı mı?

Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nın kabulüne ilişkin kanunun 7 Ekim 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla resmen anlaşmayı onaylamış, anlaşmaya taraf olmuş oldu.

Anlaşmaya 197 ülke imza attı. Türkiye ile birlikte, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin toplam 192 diğer üyesi, anlaşmaya taraf olarak süreci tamamladı.

Bu ülkeler arasında onay prosedürünü tamamlamayan ve taraf olmayan 5 ülke; Eritre, Libya, Irak, İran ve Yemen’dir. Bu beş ülke arasından İran, en büyük emisyon kaynağı ilk 20 ülkeden biridir.

Anlaşmayı imzalamak ve anlaşmaya taraf olmak ne demek?

Anlaşmayı imzalamak, anlaşmanın ilk tasarlandığı dönemde bir ülke tarafından imzalanması anlamına geliyor.

Anlaşmaya taraf olmak ise, ülkenin parlamentosunun anlaşmayı onaylaması anlamına geliyor. Anlaşmanın bir ülkede uygulanabilmesi için, bu onayın verilmesi gerekiyor. Anlaşmayı imzalayan, ancak parlamentosunda onaylamamış olan ülkeler, anlaşmaya taraf olmuş sayılmıyor.

Paris İklim Anlaşması maddeleri

Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede bugüne kadar “tarihi bir adım” olarak nitelendirilen Paris Anlaşması, iklim değişikliği ile mücadele için spesifik hedefler de içeren önemli bir anlaşma…

  • Paris İklim Anlaşması kapsamında, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesi döneme göre 2 santigrat derecenin altında tutulması Bu hedefin tutturulabilmesi ise anlaşmaya imza koyan ülkelerin taahhütlerine uyarak, dünya genelinde karbon emisyonunun 2050'ye kadar sıfıra indirilmesine bağlı.
  • Küresel çapta emisyonların azaltılması için fosil yakıt kullanımına son verilmesini öngören Anlaşma, tarafların iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlama yeteneğini artırmayı ve “düşük sera gazı emisyonları ve iklime dirençli kalkınma yolunda tutarlı bir finansman akışı” sağlamayı hedefliyor.
  • Paris İklim Anlaşması, taraf ülkelere belli bir emisyon azaltım hedefi dayatmıyor. Taraf ülkeler, ne zaman ve ne kadar sera gazı azaltım taahhüdünde bulunacağına kendileri karar veriyor ve ulusal katkı beyanlarıyla BM Sekreteryasına iletiyorlar. Anlaşma, ülkeleri her beş yılda bir bu beyanlarını iyileştirmeye davet ediyor.

Paris İklim Anlaşması’nın tamamı, Ekoloji Kollektifi Derneği tarafından Türkçe’ye çevrilerek yayınlandı. Anlaşmanın Türkçe çevirisinin tamamı, iklimadaleti.org sitesine yüklendi, buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Anlaşmanın orijinalini, İngilizce olarak buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

iklim-degisikligi-gidahatti

Paris İklim Anlaşması’nda “Gıda”

Paris İklim Anlaşması’nın amaçlarının ifade edildiği Madde 2’nin 1. Bendi ve 1. Bendi’nin (b) fıkrası şu şekildedir:

1. Sözleşmenin uygulanmasına ve hedefine ulaşmakta destek niteliğindeki bu Anlaşma iklim değişikliği tehdidine, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu ortadan kaldırma çabaları bağlamında küresel yanıtı aşağıdaki yollarla güçlendirmeyi amaçlamaktadır:

(b) İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum kabiliyetini arttırmak, iklim direncini ve sera gazı düşük emisyonlu büyümeyi gıda üretimini tehdit etmeyecek şekilde güçlendirmek…

Paris Anlaşması metninde sıralanan kararların, “…Gıda güvencesini sağlama ve açlığı sona erdirme yönünde temel önceliği ve gıda üretimi sistemlerinin iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında özel hassasiyetlerini dikkate alarak,…” alındığı ifadesi de yer almaktadır.

Gıda üretimi, gıda güvencesi ve tarımın Paris İklim Anlaşması’nın kapsamındaki önemli konulardan olduğu söylenebilir.

Küresel sera gazı emisyonlarında ülkelerin payı

BM Çevre Programı (UNEP) verileri, 2015’te atmosfere salınan sera gazı miktarının 50 milyar ton olduğunu gösteriyor. En fazla sera gazı üretenler arasında Çin, ABD ve Avrupa Birliği bulunurken, sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada yer alan Türkiye, küresel sera gazı emisyonlarının %1’inden sorumlu. Kişi başına düşen emisyon miktarı da giderek artıyor.

Paris İklim Anlaşmasını imzalayan 197 ülkeden 61’i emisyonlarında mutlak azaltım, 10 ülke emisyon yoğunluğunu kontrol etme, 83 ülke ise referans senaryodan azaltım hedefi beyan etmiş durumda.

Avrupa Birliği 2030 yılına kadar emisyonlarını %55 azaltmayı ve 2050 yılına kadar da karbon nötr olmayı hedefliyor. Çin, 2060 için karbon nötr olma hedefini; Japonya, Güney Kore, Güney Afrika ve Kanada ise sıfır emisyon taahhütlerini açıkladı. 2020 sonu itibariyle 30 ülke karbon nötr olma hedefi koymuş durumda. 19 Şubat 2021’de resmi olarak Paris Anlaşması’na geri dönen ABD’de Biden yönetimi, 2050 yılında karbon nötr olmaya, 2035 yılında ise elektrik üretimi sektörünü karbonsuzlaştırmaya yönelik hedeflerini açıkladı.

Sera gazı emisyonları için Türkiye’nin ulusal katkı beyanı

“Referans senaryodan azaltım” taahhüdü veren grupta yer alan Türkiye’nin BM Sekreteryası’na sunulan Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı’nda, 2012 yılında 430 milyon ton olan toplam sera gazı emisyonlarının, azaltım önlemleri ile 2030 yılında 929 milyon tona kadar çıkarabileceği belirtildi.

Yani sera gazı emisyonlarını azaltma değil, iki katından fazla artırabileceğini vurgulayan Türkiye, eğer hiç önlem alınmazsa (referans senaryo, business as usual) emisyonlarının 2030’da 1 milyar 175 tona çıkacağını, verilen beyanla bu miktarın 929 milyon tonda tutulacağını iletti. Bu beyan da, “artıştan %21 oranında azaltım” olarak tanıtıldı.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği; insanlık için yıkıcı sonuçlar

Küresel ortalama sıcaklık artışının 2 dereceyi geçmesi halinde, insan hayatını doğrudan etkileyecek yıkıcı sonuçlar ortaya çıkacak.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) verilerine göre, küresel sıcaklıktaki 1,5 derecelik artışla %100’e ulaşan sel riski, 2 derecelik ısınmayla %170’e ulaşacak. Şiddetli kuraklığa maruz kalan insan sayısı 1,5 derecelik artışta 350, 2 derecelik artışta ise 410 milyona çıkabilecek. Aşırı sıcak hava dalgaları ise dünya nüfusunun %9’u yerine %28’ini etkileyebilecek.

Diğer yandan küresel ısınmaya bağlı buzulların erimesi ve tatlı su kaynaklarının aşırı hava olayları sonucu giderek azalması nedeniyle, 2050'de milyarlarca insan su kıtlığı ile karşılaşabilecek. Dünya Meteoroloji Örgütü'ne (WMO) göre, 2050'ye kadar sel riski altındaki kişi sayısının 1,6 milyara çıkması, 2,7 ila 3,2 milyardan fazla kişinin ise su kıtlığı ile karşı karşıya kalma riski bulunuyor.

kuresel-isinma-dunya-gidahatti

Küresel ısınma, tarım ve gıda arasında nasıl bir ilişki var?

İklim değişikliği, tarım ve gıda güvencesi üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Öte yandan tarım da iklim değişikliğinde etkili olmaktadır.

Dünyadaki sera gazı emisyonlarının 3’te 1’i, tarım ve gıda sektörlerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, iklim ve küresel gıda güvencesi üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Özellikle, iklim değişikliğinin, hızla artan dünya nüfusuna yeterli gıdayı sağlamayı güçleştirdiği ortamda, sözü edilen olumsuz etki ciddiye alınmalıdır.

Bir çalışmaya göre, gıda üretiminin neden olduğu emisyonlar mevcut eğilimle devam ederse, yüzyılın sonunda toplam 1.356 gigatona ulaşacaktır. Bu miktar tek başına dünyanın 2060 yılı itibariyle 1,5 santigrat dereceden fazla, yüzyılın sonunda ise 2 santigrat derece ısınmasına neden olmak için yeterlidir.

Tarım sektörü, iklim değişikliğine katkıda bulunan etkilerini azaltma yönünde önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çerçevede, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum sağlanması ve üretkenliğin arttırılması yönünde bir politikaya ihtiyaç vardır.

Yapılan akademik bir çalışma, 2015 Paris İklim Anlaşması’nın, iklimi gözeten tarım politikalarının benimsenmesi ve uygulanması için yeterli etkinlikte olmadığı sonucuna varmıştır.

Bu çalışmaya göre Anlaşma, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change) ve Kyoto Protokolleri’nde olduğu gibi, tarım politikaları ve iklim politikaları arasındaki sıkıntılı ilişkiyi değiştirememiştir.

Bir başka çalışma, sera gazı emisyonlarının azaltılmaması durumunda, tarım ve balıkçılıkta verimin düşeceğini, dünya nüfusunun %90’ının bundan etkileneceğini göstermiştir. Birçok ülke ise, Paris İklim Anlaşması’nda öngörülen şekilde emisyonları azaltması durumunda, bu kayıpları önleme imkanına sahiptir.

Paris İklim Anlaşması’nın tarım ve gıda için önemi ne?

İklim değişikliği, gıda güvenliğini de tehdit ediyor.

BM'ye göre, halen 500 milyon kişi çölleşmenin meydana geldiği bölgelerde yaşıyor ve bu bölgelerde yaşayanlar her geçen gün iklim değişikliğinden daha fazla etkileniyor.

Dünya nüfusunun 2050'ye kadar 10 milyara ulaşması öngörüsü, beslenmesi gereken 3,4 milyar insan daha anlamına geliyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel ölçekte gıda ihtiyacının 2050'ye kadar en az yüzde 70 artacağını öngörüyor. Bu da, dünya genelinde tarım üretiminin de artırılması gerektiğinin açık göstergesi.

Buna karşın, küresel sıcaklıktaki her 0,5 derecelik artışın, tarımda ürün verimliliğini daha da düşüreceği biliniyor.

Konu üzerinde çalışan bilim insanları; iklim değişikliğinin etkileri, yüksek sıcaklıklar, aşırı hava koşulları, kuraklık, artan karbondioksit seviyeleri ve deniz sevilerinin yükselmesinin gıda kaynaklarını tehdit ettiği konusunda uyarıyor.

Yani insanlığın 2050'ye kadar yeteri kadar gıdaya ve suya erişimi de, iklim değişikliğiyle mücadele atılacak adımlara bağlı olacak. Paris İklim Anlaşması kapsamında atılacak adımlar, bu nedenle de çok önemli…

Sera gazı emisyonlarına katkısıyla öne çıkan tarımsal faaliyetlerden kaynaklı emisyonların azaltılması için hayvancılığın, tarımsal üretimdeki payının giderek azaltılması gibi çözümler, dünyanın gündeminde önemli bir başlık…

İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek coğrafyalardan birinde bulunan Türkiye’nin, iklim değişikliğinin giderek artan tahribatından korunmak için küresel iklim hareketinin içinde yer alması ise büyük önem taşıyor.

Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşılabilecek mi?

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Eylül ayında yayınladığı son raporunda dünyanın Paris İklim Anlaşması'nda yer alan küresel sıcaklık artışını 2 santigrat derecenin altında tutulması hedefini karşılamaktan çok uzakta olduğunu ve sera gazı emisyonlarının 2030'a kadar yüzde 16 artış göstereceğini bildirdi.

Raporda ayrıca G20 ülkelerinin küresel sera gazı emisyonların yüzde 80'inden sorumlu olduğunun altı çizildi.

Climate Action Tracker tarafından yayımlanan sıcaklık analizleri ise, iklim hedeflerine 2050 yılına kadar halen ulaşılabileceğini öngörüyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.