Gıda Hattı

Otizmli çocuklarda beslenme yaklaşımı nasıl olmalı?

2 Ekim 2021, 14:28
Paylaş

Dünya biliminde otizm nasıl değerlendiriliyor ve en güncel bilgilerle otizmde beslenme açısından hangi önerilere yer veriliyor isterseniz detaylıca bakalım. Ne dersiniz?

Otizm nedir?

Otizm genellikle yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan ve kişinin sosyal yaşantısını kısıtlayan, etrafıyla olan iletişimindeki eksikliklere neden olan nörogelişimsel bir bozukluktur.

Otizmde, tekrarlayıcı ve sınırlayıcı davranışların yanı sıra genellikle göz iletişimi kurmama, seslenildiğinde tepki vermeme, dikkat eksikliği ve sözel olmayan iletişimde sorunlar gibi bireyselleşmiş davranışlar görülmektedir. Bu belirtiler ancak çocuk konuşmaya başladığında fark edilmektedir.

Ne sıklıkta görülür?

Dünyanın her tarafında, toplumun her kesiminde görülebilen ve yaygınlığı giderek artan otizm belirtileri ortaya çıktıktan sonra yaşam boyunca devam eden bir hastalıktır. Dünyada 1000 kişiden 13 kişi otizm tanısı alırken, ülkemizde otizm görülme sıklığı 150 kişide 1 kişi olarak tahmin edilmektedir. Nedeni tam olarak bilinmemesine karşın otizmin genetik bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.

Ancak immünolojik, metabolik ve çevresel etmenlerin de etkili olduğu belirtmek isterim. Bununla birlikte insan beyninin toksik maddelere hassasiyeti ve anne karnında teratojenlere, alkol ve viral enfeksiyonlara maruz kalmanın ileriki yaşlarda ortaya çıkan otizmin görülme sıklığını arttırdığı bilinmektedir.

Otizmli çocuklarda zihinsel ve davranış problemleri görülmektedir. Bu sorunlar arasında uyku problemleri, yeme bozuklukları, öfke nöbetleri, çevreye karşı saldırganlık, kendini uyarıcı davranışlar yer almaktadır.

Otizmin tedavisi, çok sayıda eşlik eden hastalığın yanı sıra belirtilerin etkileşiminden dolayı zor ve karmaşıktır. Yeme bozuklukları, gastrointestinal bozukluklar, epilepsi ve obezite otizme en fazla eşlik eden hastalıklar arasında yer almaktadır.

Otizmli çocuklarda yeme bozukluğu sıkça görülüyor

Büyüme ve gelişme açısından büyük önem taşıyan beslenme sorunlarının bu çocuklarda sıklıkla görüldüğünü ve sağlığı olumsuz etkilediğini belirtmek isterim. Otizmli çocuklar arasında yeme bozukluğu %90 oranında görülmektedir. En sık görülen beslenme sorunları arasında yiyecek reddi, pika yani toprak vb. yiyecek olmayan şeylerin yenmesi, kusma, yiyecek seçimi veya aşırı yemeyi sizlere sıralayabilirim.

Otizmli çocuklarda beslenme ile ilgili sorunların yüksek oranda görülmesinin nedenleri ise besin seçiciliği ve intoleransı, sosyal uyum içindeki eksiklikler, yeni bir besin denemeden korkma ve motor becerilerindeki sıkıntılardan kaynaklanmaktadır.

Yapılan araştırmalar otizmli çocukların, sağlıklı çocuklara göre daha fazla oranda besini reddettikleri ve daha az besin çeşidi tükettiklerini belirtmektedir. Tek çeşit besinin çok sık tüketilmesi ise otizmli çocuklarda besin ögesi yetersizliklerinin daha yüksek görülmesine neden olmaktadır.

 Gastrointestinal bozukluklar, sıklıkla otizme eşlik eden sorunlar arasında yer almaktadır. Kronik kabızlık, ishal, kusma, karında şişlik ve ağrı gibi beslenmeyle ilişkili gastrointestinal problemler sık karşılaşılan sorunlar olarak belirtilmiştir. Bu gastrointestinal sorunlar çocuklarda sinirlilik, kendine zarar verme ve saldırma gibi davranışların ortaya çıkması ile kendini göstermektedir.

Obezite de otizme eşlik edebilir

Otizme eşlik eden hastalıklardan bir tanesi de obezitedir. Yapılan araştırmalar otizmli çocuklarda sağlıklı yaşıtlarına göre vücut ağırlığı artışı ve obezite görülme sıklığının daha yüksek olduğunu ve risk etmenlerinin arttığını göstermiştir.

Kısıtlama diyetleri, motor becerilerin zayıflaması ile fiziksel aktivitenin azalması, düşük kas gücü, vücut ağırlık artışına neden olan ilaçlar, genetik ve metabolik durumları bu risk etmenleri arasında sıralayabilirim.

Otizmli çocukların kendilerine has ve alışılmadık yeme davranışları bulunmaktadır. Normal çocuklarla karşılaştırıldıklarında, yutkunma, çiğneme, dillerini hareket ettirme veya yutma hareketlerinin farklı olduğunu söyleyebiliriz.

Ortaya çıkan farklılıklar çocukların yemek yemede güçlük yaşamalarına ve sınırlı sayıda yiyecek tüketmelerine neden olmaktadır. Bu farklılıklara ek olarak bağırsaklarının aşırı geçirgen olmasının ve beslenmede çok seçici olmalarının sonucu olarak, pek çok vitamin ve mineral eksikliği yaşadıkları bildirilmektedir.

Otizmli çocuklarda, belirtilerin azaltılması, otizme özgü davranışlarda gelişim sağlanması ve otizme eşlik eden hastalıkların belirtilerinin iyileştirilmesinde sağlıklı beslenme büyük önem taşımaktadır.

Otizmli çocuklarda belirtilerin farklı şiddette görülmesi, eşlik eden hastalık veya hastalıkların her çocukta farklı olabilmesi ve otizmin nedeninin tam olarak bilinmemesinden dolayı kesin bir beslenme tedavisi yaklaşımından söz edilememektedir. Beslenme tedavisinin hedefleri genellikle yetersizliği görülebilecek besin ögelerinin yerine konulması ve eşlik eden hastalıkların tedavisine yönelik olmaktadır.

Otizmli çocuk beslenmesinde hangi özel diyetler uygulanır?

Buna yönelik beslenmelerinde çeşitli tedavi yaklaşımları denenmektedir. Uygulanan bu tedavi yaklaşımları arasında aşağıdaki beslenme tipleri yer almaktadır:

  • Glutensiz-Kazeinsiz Diyet,
  • Ketojenik Diyet,
  • Özel Karbonhidrat Diyeti,
  • Feingold Diyeti,
  • Kandida Vücut Ekoloji Diyeti
  • Elimine Alerji Diyeti

Glutensiz-Kazeinsiz Diyet

Glutensiz diyet çölyakta tek tedavi seçeneği olarak kullanılmasının yanı sıra otizmli bireylerde de kullanılmaktadır. Ayrıca sütte bulunan kazein nedeniyle de tüm süt ve süt ürünlerinin (peynir, yoğurt, ayran vb.) otizmli çocukların diyetinden çıkarılmasının da etkili olacağı bildirilmektedir.

Bu diyet teorisinde gluten ve kazein içeren yiyeceklerin tam olarak sindirilememesi sonucunda “opioid peptitlerin” oluşup otizm’e bağlı semptomları arttıracağı hipotezi ortaya atılmıştır. Opioidler sinir sisteminin işlevini etkileyen kimyasal bileşiklerin bir grubudur. Normalde gastrointestinal sistemimiz düzgün bir şekilde görevini yerine getirirken proteinlerin yapısındaki peptitler parçalanır ancak parçalanmanın tamamlanamaması sonucu opioid peptitler oluşmaktadır.

Bu durumda opioid peptitlerin bağırsaktan geçişine izin verilmekte ve bağırsak geçirgenliği artmaktadır. Bağırsak geçirgenliğinin artması ile opioid peptitler kan dolaşımına sızarak kan-beyin bariyerine geçmektedir. Bu durum merkezi sinir sisteminin işleyişinde bozulmalara neden olabilmektedir. Glutensiz-kazeinsiz diyet, bu proteinleri içeren besinlerin diyetten çıkarılması esasına dayanmaktadır.

Glüten ve kazein içeren besinlerin diyette azaltılması ile otistik davranışlarda iyileşmeler olabileceği öngörülmüştür. Diyetin iletişim, dikkat, motor beceriler, öğrenmeye yanıt, kaygı, uyku düzeni ve sinir atakları üzerinde olumlu gelişmeler sağladığı, glutenin diyete yeniden eklenmesi ile dil ve iletişim becerilerinin kötüye gittiği, saldırganlık hali ve hiperaktivitenin arttığı görülmüştür.

Yapılan çalışma sonuçlarına göre glutensiz-kazeinsiz diyet uygulayan otizmli çocukların normal diyet uygulayan otizmli çocuklara göre gastrointestinal semptomlarında, yiyecek alerjilerinde, yiyeceğe karşı duyarlılıklarında azalma ve psikolojik, sosyal davranışlarında iyileşmeler olduğu bildirilmiştir.

Besinsel tedavi yaklaşımları arasında en çok umut veren bir diyet olmasına karşın uzun süreli besin kısıtlamaları sonucunda besin ögesi yetersizlikleri görülmektedir. Bu nedenle diyetin uygulanması sırasında bireyin besin ögesi değişimleri yakından takip edilmelidir.

Ketojenik Diyet

Epilepsi, düşük bilişsel yetenek, zayıf dil işlevi ve şiddetli otizm semptomları ile ilişkilendirilmektedir. Her 100 otizmli çocuktan 12’sinde epilepsi hastalığı görülmektedir. Epileptik nöbetlerin sayısını ve şiddetini azaltmak için terapötik bir yöntem olarak tanımlanan ketojenik diyetin zihinsel davranışlar ve hiperaktivite için olumlu etki yaptığı görülmektedir.

Uzun zincirli trigliserid diyeti olarak da bilinen ketojenik diyette enerjinin büyük bir kısmı yağlardan gelmekte ve bu tüketilen yağları vücut enerji için kullanmaya zorlanmaktadır. Bu diyette protein günlük gereksinimin minimum kısmını oluştururken karbonhidratlar ciddi şekilde sınırlandırılmaktadır.

Ketojenik diyet ile metabolik yollarda oluşan özel kimyasalların kontrolü sağlanarak mitokondriyal işlevi aktive etmekte ve otistik davranışlar üzerinde iyileştirici etkiler gösterebildiği belirtilmektedir.

Özel Karbonhidrat Diyeti

Diyette glisemik indeksi düşük olan karbonhidratlar kısıtlanırken rafine edilmiş karbonhidratlar tamamen çıkarılmaktadır. Bu diyetin amacı, bağırsaklarda hastalık yapan bakterileri besleyen karbonhidrat türlerini kısıtlamak ve böylece hasar görmüş bağırsak duvarını iyileştirmektir.

Bu nedenle diyette fermente besinlerin, özellikle ev yapımı yoğurdun ve probiyotiklerin kullanımı önerilmektedir. Özel karbonhidrat diyeti nişastaları yasaklamakta ve esas olarak daha fazla et, tavuk, balık, yumurta, orta derecede taze sebze, taze ve kuru meyve ile kuruyemişlerden oluşmaktadır.

Feingold Diyeti

Birçok koruyucu ve katkı maddesinin içinde yer alan kimyasal olarak üretilen fenol ve salisilatların kısıtlandığı diyete verilen addır. Renklendirici ve koruyucuların ise çocuklarda hiperaktiviteye neden olduğu bilinmektedir

Otistik çocukların diyetinden, renklendirici ve koruyucu içeren bu besinlerin veya domates gibi doğal salisilat içeren besinlerin çıkarılması hastalığın semptomları üzerinde olumlu etkiler göstermektedir.

Bu nedenle özellikle renklendirici, aroma verici, tatlandırıcı içeren besinlerin diyetten çıkarılması ve domates gibi salisilat içeriği yüksek olan besinlerin diyette kısıtlanması önerilmektedir.

Kandida Vücut Ekoloji Diyeti

Candida albicans, maya benzeri bir mantar olup, özellikle bağışıklığı baskılanmış bireylerde enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Aşırı artışı, otizmli çocuklarda görülen konsantrasyon bozukluğu, saldırganlık ve hiperaktif davranışlar gibi sorunlar ile ilişkilendirilmiştir.

Kandida Vücut Ekoloji diyeti, candidanın aşırı büyümesini engelleyerek bağırsağın sağlığını desteklemek ve asit/baz dengesini sağlamak için düşük asit oluşturan besinleri, düşük miktarda ya da hiç şeker içermeyen besinleri ve fermente besinleri önermektedir. Glutensiz olmasının yanı sıra diyette pirinç, mısır ve soya bulunmamaktadır.

Elimine Alerji Diyetleri

Otizmli çocukların çoğunda sindirim ve bağışıklık sistemindeki anormallikler nedeniyle besin hassasiyeti mevcuttur. Eğer çocukta herhangi bir besin alerjisi veya intoleransı olduğu düşünülüyorsa şüphelenilen besinin iki haftalığına çıkartılması ve aynı besinin diyete tekrar eklenerek alerjik semptomların meydana gelip gelmediğinin gözlenmesi gerekmektedir.

Alerjik besinlerin diyetten çıkarılmasının bazı çocuklarda sindirim sistemi, davranış ve dikkatin iyileştirilmesine katkı sağladığı bildirilmektedir. Diyetten çıkarılacak besinler arasında süt, buğday, soya, yumurta, yerfıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz ürünleri bulunabilmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.