AramaArama
Gıda Hattı

Orman yangınlarında son durum ne? 3 Ağustos orman yangınları son durum!

3 Ağustos 2021, 14:00
Paylaş
Orman yangınlarında son durum ne? 3 Ağustos orman yangınları son durum!
Orman yangınlarında son durum ne? 3 Ağustos orman yangınları son durum! Türkiye'yi saran yangınları 6'ncı günde de söndürme çalışmaları devam ediyor. Şu ana kadar 119 yangın söndürülürken, 7 yangın devam ediyor. İşte detaylar...

Orman yangınlarında son durum ne? 3 Ağustos orman yangınları son durum! Türkiye'yi saran yangınları 6'ncı günde de söndürme çalışmaları devam ediyor. Şu ana kadar 119 yangın söndürülürken, 7 yangın devam ediyor. İşte detaylar...

Antalya'nın Aksu ilçesinde yaşayan ve tarımla uğraşan Harun Yılmaz, geçen hafta iş yerinden yıllık izne ayrıldı. Ailesiyle baba ocağına giden Yılmaz, burada bir anda alevlerin evlerine doğru geldiğini gördü. 3 çocuğunu, eşini ve Alzheimer hastası anneannesini yanına alan Yılmaz, otomobille bölgeden ayrılmaya çalıştı. Girdiği yolda alevlerin arasından geçen Yılmaz, bir süre sonra döndüğü yolun da çıkmaz sokak olduğunu gördü. Arkasından aracına doğru gelen alevleri çaresizce izleyen Yılmaz, bu sırada kapısı kapalı olan villayı fark etti.

Kendisi ile ailesini duvardan atlayarak villanın bahçesine sokan Yılmaz, yanındakilerle buradaki yüzme havuzuna girdi. Alevlerin iyice yaklaşmasıyla sıcaklık artınca çocuklarını suya sokup çıkaran Yılmaz, panik içinde ağlayan çocuklarını sakinleştirmeye çalıştı. Saatler süren bekleyişin ardından alevler, villanın etrafındaki ormanları yaktı ve son olarak villaya sıçradı. Alevleri gören Yılmaz, villanın çökeceğini düşünerek ailesiyle aracını bırakıp kaçarak, güvenli bölgeye ulaştı.

Göz yaşlarıyla anlattı

Yangının ardından ailesiyle birlikte beklediği havuza tekrar giden Harun Yılmaz, villanın yanarak çöktüğünü gördü. Cep telefonu kamerası ile yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlatırken video çeken Yılmaz, "Arabayla buraya kadar geldim. Arkamdan çok kuvvetli bir şekilde yangın geliyordu. Kendimiz havuza attık. Üstümüzde alevler vardı. Çocukları havuza batıra çıkara hayatta kaldık. Son anda hayatımızı kurtardık. Bu havuz olmasaydı hepimiz ölüyorduk. Köyümüzde sağlam 5 ev kalmış sadece" dedi.

'Dönsem arabanın içinde hepimiz yanacaktık'

Yangının ilk çıkışını gördüklerini ancak evlere ulaşacağını düşünmediklerini söyleyen Yılmaz, "Yıllık izne çıkmış babamı ziyaret gelmiştim. Kozalaklar atınca bir anda yangın evimizin önüne geldi. Kaçarken yanlış yola girmişim. Kaçacak bir yerimiz yoktu. Tekrar dönsem arabanın içerisinde hepimiz yanacaktık. Burada havuz olduğunu görünce korkuluk demirlerinin üzerinden atlayıp buraya girdik. Uzun süre havuzun içerisinde kaldık. Villa tutuştu, yıkılsaydı yine ölecektik. Havuzdan çıktık ve çocukları güvenli bir alana ulaştırınca gidip yardım istedim" diye konuştu.

'Bir anda etrafımızı sardı'

"Geldiğimizde alevler bir anda sardı etrafımızı. Havuzda yanmayız, diye düşündüm. Çocukların hepsini kucakladık. Çocuklar 'Baba öleceğiz' diye ağlıyordu. Çocukları sürekli suya batırıp çıkarıyorduk. Çocuklarıma bir şey olursa ne yaparım diye düşündüm. Bir şey olsaydı intihar ederdim. Bir baba olarak babalığımı yapamadım, diye. Çocuklarım hala şokta. Uyurken bile 'Yangın var. Ev yanıyor' diye bağırıp uyanıyorlar."

Çökertmeyi 'Deli Mehmet' rüzgarı yaktı

Çökertme’deki alevlerin söndürülememesinin en büyük nedeni olarak ise birkaç gündür hissedilen denizden esen ‘meltem’in yerini nereden estiği belli olmayan yöresel tabirle ‘Deli Memet’ adlı rüzgâra bırakması gösteriliyor.

Her yönden esen ‘Deli Memet’ rüzgârının yangını karıştırması nedeniyle bütün koy alevlerle kaplandı. Çökertme Koyu’nda 3 uygulama noktası oluşturan jandarma ekipleri ise, sadece söndürme amaçlı araçlar ve su tankerlerinin bölgeye geçişine izin veriyor. Kıyı şeridindeki tüm turizm tesisleri ve plajlar ise kapatıldı. Plaj işletmecisi Aykut Güney, 10 Ağustos’a kadar büyük işletmelerin randevularını iptal ettiğini söyledi.

'İçimizden yangın sönmeyecek'

Manavgat’ı küle çeviren cehennem alevlerinin arkasında bıraktığı enkaz yürekleri dağlıyor. Yangında evi tamamen yanan Hatice Korkmaz, ‘Elimiz, kolumuz bağlı, evimizin yanışını izledim. Ev yandıkça ben bağırdım. Bağıra, bağıra, evimin yanışını izledim’ diyerek çaresizliğini dile getirdi.

Sadece demir yığınları kaldı

Manavgat’ta altı gündür süren yangının arkasında bıraktığı enkaz yürekleri yakıyor. Yangının vurduğu köylerden Oymapınar, Dikmen, Sırtköy ve Bucakşeyhler köylerinde taş üstünde taş kalmamış. Dikmen köyünde parktan, çay bahçesine, evlerden, marketlerden geriye sadece demir yığınları kaldı. Oymapınar’da da çoğu evden sadece geriye harabe kalırken, köy sakinlerinden Hatice Korkmaz’ın söyledikleri aslında çaresizliği özetliyor: “Evi olmayanın neyi olur?”

Manavgat’taki yangının altıncı gününde, kontrol altına alınan yerlere gidildikçe dehşetin ne kadar büyük olduğu görülüyor. Sadece ormanları değil, evleri ve umutları da yıkan yangın, gerisinde büyük bir demir enkazı bırakıyor. Çünkü yangının kül ettiği bölgelerde sağlam kalan tek şey demir yığınları.

'Bağıra bağıra izledim'

Bunun en açık örnekleri yangının üç gün önce söndürüldüğü Manavgat’ın Dikmen ve Oymapınar köyleri. Köylere Side merkezinden giderken sağlı sollu ormanlardan geriye sadece küle dönmüş ağaçların kalıntıları kaldı. Köylere girildiğinde ise evleri yanan vatandaşların çaresizce kurdukları çadırlarda beklediğini görüyoruz.

O köylerden biri olan Oymapınar’da aile apartmanlarının önünde çaresizce bekleyen 60 yaşındaki Hatice Korkmaz. Korkmaz, yaşadığı acıyı şöyle anlattı:

Ağabeylerimle birlikte aile apartmanında oturuyoruz. Yangın yukarı taraftan gelince son anda fark ettik ama alevlerden çıkamadık. Askerlerimiz gelip bizi evden çıkardı. Bölgeden uzaklaştırdılar. Döndük, sadece apartmanın yanışını izledik. Elimiz, kolumuz bağlı, evi izledim. Ev yandıkça ben bağırdım. Bağıra, bağıra, evimin yanışını izledim. Saçlarımı yoldum ama gözlerimin önünde benimle beş kardeşimin evi gözlerimin önünde yandı. Evin içinde gelinimizin 50 altın bileziği vardı.

Burada doğdum, burada büyüdüm. Ömrüm burada geçti. Ama yana yana geçti. Ev yandıktan sonra yanına gelince içim parçalandı. Evin yanıyor ama müdahale edemiyorsun. Nasıl bir şeydir, kimse bilemez. Çadır kurduk, şimdi sadece bekliyoruz. Her yerden bir sürü erzak geliyor. Allah razı olsun. Ama evi olmayanın neyi olur? Evim olmadıktan sonra nasıl mutlu olayım. 5-6 saat evin yanışını izlemek kahretti. Hâlâ dumanı devam ediyor. Eşyalarımız, anılarımız, çocukluğumuz hepsi kül oldu. Üç gündür düşündükçe ağlıyoruz. Duman görsek korkmaya başlıyoruz.”

'Gelinliği mi kurtardın mı?'

Aynı apartmanda yaşayan Selahattin Korkmaz ise evin yanmasına değil, kızının gelinliğine yanıyor. Korkmaz, “Evimin yanmasını geçtim. Anne,babamın, kızımın fotoğrafları gitti. Kızım İzmir’de yaşıyor.

Yangından sonra ilk aradığında ‘Baba gelinliğimi kurtardınız mı?’ diye sordu. Kurtaramadım. Evin yanmasını düşünmüyorum. Tekrar para bulur yaptırırsın ama içinde anılar var. Her şeyin anısı var. 60 yaşına kadar cıvata gibi getirip getirip bir kenara koyduk.

Hepsi neredeyse beş dakikada kül oldu. Güldüğüme bakma, içimiz yanıyor. İçeride 12 bin dolar ve 12 bin Euro paramız yandı. Zarar çok. Ama beş kardeşimizin birinin öldüğünü düşünün. Birimiz ölse evi mi düşüneceğiz, onu mu. Önce can. Buradan bir tane de cenaze çıkabilirdi. Ama şükür ki öyle bir yangından canımız sağ çıktık” dedi.

Manzara savaş alanı gibi

Yangının küle çevirdiği bir diğer köy ise Dikmen Köyü. Köyün en çok kullanılan lunaparkı ve aile çay bahçesinde sadece sandalyelerin demiri var. Parklardaki salıncakların ve oyun alanlarının hali gelen yangının şiddetini en iyi şekilde yansıtıyor. Köyün marketindeki şişeler bile bu sıcaklıktaki yangına dayanamamış.

Marketin sahibi, “Durum ve hal ortada. Şu manzara savaş alanlarında bile ortaya çıkmaz. Sanki marketin ortasına bomba düşmüş. Baktığında buranın market değil de çöplük veya hurdacı olduğunu düşünürsün. Toparlanmamız ne kadar sürecek, onu da bilmiyoruz. Artık psikolojimiz bozuldu, küçük bir duman bile korkutmaya yeterli. Yangına markette yakalansam, aynı bu şişeler gibi eriyip giderdim. Kaçtığımıza mı, hayatımızın kurtulduğuna mı, yoksa hayatımızın alt üst olduğuna mı yanalım” diye konuştu.

Sırtköy’de iki evinden sadece taş yığını kalan Necati Sarı ise, “Manavgat’ta otelde çalışıyorum. Yangın esnasında otelden çıktım. Köye gelmek istedim. Evimin son halini görmek istedim. Ama oğlum bırakmadı. Yedi ay önce eşimi kanserden kaybettim. Oğlum, ‘Baba annemi kaybettim, seni de mi kaybedeyim’ deyince bırakmadı. Yoksa gelir ateşin içine atlardım. Evleri babam bana yapmıştı. 35 yıllık evlerin son halini bile göremedim. Sadece taş yığını kalmış, yıkılmış. Babamın kemikleri sızlıyordur şimdi” diyerek ağladı.

97 Adet safari ATV kül oldu

Bucakşeyhler Mahallesi’nde Manavgat Irmağı’nın hemen dibinde 13 bin 200 metrekareye kurulu Quad Safari merkezi de yangından küle döndü. İçerisinde tur şirketi, seyahat acentası, restoran, butik, karavan imalatı ve safari merkezinin bulunduğu işletmenin ayakta kalan hiçbir malzemesi yok. İşletmenin sahibi Cengiz Kartal (58), son durumu Milliyet’e değerlendirdi:

Köpeğimin yanımda olmadığını görünce o ateş fırtınasına girip kurtardım. Ben işletmem için bu mücadeleyi verirken en çok zoruma giden şey suyumuzun kesilmesi. Manavgat Irmağı’nın çimleri sulama kamyonlarının dolum tesisi, arazözlere hizmet veremedi. Burası yanmadan önce Akdeniz bölgesinin en büyük quad safari şirketiydi.

20 yıllık emeğim 30 saniyede gözlerimin önünde eridi. 150 ATV safari aracın 97’si tanesi yandı. Motorun tanesi 36-40 bin TL arası. Butik, ofis, yazlık ev, 200 kişilik endüstriyel mutfak hepsi kül oldu.

Demir: Evimi bırakamadım burada cehennemi gördük

Yangının Manavgat’ta vurduğu Sırtköy de önceki gece alevler kontrol altına alındı. Köyde 15’e yakın ev yanarken, evleri için mücadele eden ve damacana ile su söndürmeye çalışanlar da oldu.

O vatandaşlardan Mehmet Ali Demir, “Yanımızdaki ev ve yamaçtan ateşler yükselince üç metre öteyi bile göremedik. Yanımızdaki evde tüp vardı, en çok ondan korktum. İki tane Şaşal aldım eve sıçramasın diye müdahale ettim. Evimi bırakamazdım. Burada cehennemi gördük diyebilirim. Köyden kaçmak aklıma bile gelmedi” dedi.

“Ayın 28’inde üç ayrı bölgeden yangın geldi. Yangının geldiği gün öncesinde bütün sularımız ve elektrik kesildi. Belediyeyi aradım, ‘Yangın geliyor, suyumuzu açın’ dedim. Telefon kesildi. O gün sabaha kadar uyumadım. Saat 06.00’da tam güneş doğarken poyraz esmeye başlayınca bir kilometre ötedeki yangın işletmemizi buldu. Fırtına bir dönmeye başladı. Üç dağın yamacından poyrazın da etkisiyle 30 saniye içinde yangın bu taraflara geldi. O anda her yer mahşer alanı gibi oldu. Nereye koşacağımızı şaşırdık. Her yer yanmaya başlayınca elimizden geleni yaptık. Ama işin işten geçtiğini anlayınca arabalarla kaçmaya başladık. Bu sırada arabamın hava filtresi yandı. 200 metre ateş içinde koştum. Canımızı zor kurtardık.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.