Gıda Hattı

Okyanuslar nasıl oluştu?

10 Haziran 2022, 19:14
Paylaş
Okyanuslar nasıl oluştu?

Dünya Okyanus Günü her yıl 8 Haziran tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Peki dünyadaki hayatın kaynağı nasıl oluştu?

Okyanusların öyküsü aynı zamanda hayatın öyküsüdür. Dünyamızın büyük bölümünü kaplayan okyanuslar gezegenimize kendine özgü mavi görünümünü vermekte, kara ve havadaki su döngüsünü sağlamaktadır.

Aslında okyanuslarımızın hikayesi güneş sistemimizin uç noktalarına, hatta ötesine uzanan çok geniş bir konudur. Bunun için öncelikle "suyun kaynağı nedir?" sorusunu yanıtlamak gerekiyor.

Su bir oksijen ve iki hidrojen atomunun birleşmesinden oluşan kimyasal bir maddedir. Hidrojenin evrenimizin başlangıcı olduğu düşünülen Büyük Patlama sırasında oluştuğu, oksijenin ise güneşimizden çok daha büyük kütleye sahip yıldızların merkezinde meydana geldiği tahmin ediliyor. Yani aslında tahmin edilemez boyutta su, şu anda gaz halinde de olsa evrenin dört bir yanında bulunuyor.

Okyanusların kaynağı yıldızlar mı?

Örneğin Hubble Uzay Teleskobu, izlediği Helis Bulutsusunda (Helix Nebula) su moleküllerine rastladı. Farklı süreçlerde ortaya çıkan hidrojen ve oksijen atomlarının ölmekte olan bu yıldızın çevresine saçtığı atmosferde birleştiği ve suyu oluşturduğu ifade ediliyor. Bu keşif okyanuslarımızın kaynağının yıldızlar olduğunu bize söylüyor.

Su moleküllerinin Avcı Bulutsusunda (Orion Nebula) da bulunduğu ve görebildiğimiz kadarıyla halen oluşmaya devam ettiği söyleniyor. Büyük oranda hidrojen gazından oluşan bu bulutsuda diğer moleküllere çok az rastlansa da, bu gök cismi o kadar büyük ki her gün dünyanın okyanuslarını 60 kere yenileyecek kadar su oluşturuyor. Bu gibi noktalarda oluşan ve diğer bütün moleküller, yeni güneş sistemlerinin oluşması için ham madde sağlıyor.

Bu kadar su dünyaya nasıl ulaştı?

deniz

Bir güneşin çevresinde yeni oluşmakta olan sistemlerde de su varlığı göze çarpıyor. Görece yeni güneşlerin çevresindeki devasa toz ve gaz bulutları; burada kuyruklu yıldızlar, asteroidler ve taze gezegenler arasında sürekli çarpışmalar olduğuna işaret ediyor. İlerleyen zamanlarda bu çarpışmalar azalacak, gezegenler ve diğer gök cisimleri kendi kişiliklerini kazanacak.

Güneşimizin çevresindeki asteroidler ve kuyruklu yıldızlar da bizim güneş sistemimizin oluşma sürecinden arta kalan, bundan 4,5 milyar yıl öncesinin izlerini taşıyan gök cisimleri. Bunların bir kısmının su yönünden oldukça zengin olduğu biliniyor.

Günümüzde asteroidlerin büyük kısmı Mars ve Jüpiter gezegenlerinin yörüngeleri arasında bir bölgede güneşin çevresinde dönüyor. Ancak bunların bazıları Dünyamızın daha yakınından geçiyor, hatta yörüngemizle kesişiyor. Kuyruklu yıldızlar ise çok daha uzakta, Pluto'nun yörüngesinin de uzağındaki Kuiper Kuşağında, hatta bize en yakın yıldızla yarı mesafemize kadar uzanan devasa ve gizemli Oort Bulutunda bulunuyor.

Kuyruklu yıldızların içinde su var

Güneş sistemimizin oluşumuna tanıklık eden milyarlarca yılda sayısız kuyruklu yıldız ve asteroidin dünyamıza çarparak bize su getirdiği düşünülüyor. Okyanuslarımızda bulunan sudaki kimyasal izler, bu suyun büyük bölümünün asteroid kaynaklı olduğunu gösteriyor. Son gözlemler bazı asteroidlerin ve kuyruklu yıldızların içlerinde buz olduğuna ve hatta sıvı halde su bulunabileceğine işaret ediyor.

Dünya yüzeyinin %71'i kadarı sularla kaplı. Gezegenimizde 1,23 milyar trilyon litre su bulunuyor. Bunun ise %96,5'i okyanuslarda. Dünyadaki toplam suyun %3'ünden bile azı kullanılabilir ya da içilebilir tatlı su. Dünyadaki tatlı suyun üçte ikisinden fazlası kutuplarda ve buzullarda, kolay kolay erişilemez durumda.

Kaynak: NASA

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.