Gıda Hattı

Nişasta Sektörü Tepkili

18 Ekim 2007, 14:26
Paylaş
Nişasta Sektörü Tepkili

 Yüzde 25 Kapasite, Düşük Üretim Ve Yüksek Maliyet Demektir

Danıştay 13. Dairesi’nin kararı sadece nişasta sektörünü değil gıda sanayi ve mısır çiftçisini de mağdur ediyor!

Şeker Kanunu'na göre Bakanlar Kurulu, toplam şeker üretimi içindeki payı yüzde 10 olan Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) kotasını, her yıl yüzde 50 oranında artırma veya eksiltme yetkisine sahip. Bakanlar Kurulu bu yetkisine dayanarak, 27 Ocak tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararıyla; Şeker Kurulu tarafından 2006-2007 pazarlama yılında NBŞ için ayrılan kotayı, sakkaroz kökenli şekerler için ayrılan kotayla ilişkilendirmeksizin yüzde 50 oranında arttırdı. Alınan kararla nişasta bazlı şeker üreticilerinin kotası 234 bin tondan, 351 bin tona yükseltildi. Tahsis edilen 117 bin ton ek kotanın maddi değeri, 150 milyon dolardır.

NBŞ’deki kota artışı, mısır üreticilerini, mısırı işleyen nişasta bazlı şeker sektörünü ve NBŞ’i hammadde olarak kullanan gıda sektörünü yakından ilgilendiriyor. Nişasta sanayinin hammaddesi olan mısır; sanayide un, nişasta, nişasta bazlı şeker, yağ, endüstriyel alkol, alkollü içkiler ve yem üretiminde kullanılıyor. Mısırın yüzde 65’i nişastadır, dolayısıyla kota artışı yaklaşık 180 bin ton daha fazla mısır üretimi demek. Bu durum, kota artışıyla birlikte yeni mısır ekim alanlarının çoğalması, yeni ekim alanlarının çoğalması sonucunda da bu alandaki istihdamın artışı demek.

Hal böyleyken Şeker-İş Sendikası’nın açtığı dava sonucunda Danıştay 13. Dairesi, “2006-2007 pazarlama yılında nişasta kökenli şekerler için Şeker Kurulu tarafından ayrılan kotanın, sakkaroz kökenli şekerler için ayrılan kota ile ilişkilendirmeksizin yüzde 50 artırılmasına ilişkin, 15.01.2007 tarih ve 2007/11561 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu karara dayanak olarak gösterilen işlemlerin iptaline” karar verdi. 

 İptale ilişkin kararı, 28 Ağustos’ta düzenledikleri basın toplantısında değerlendiren Nişasta Üreticileri Derneği Başkanı Rint Akyüz, “Danıştay kararıyla sanayimizin uzun vadeli planlar ve üretim yapması engellenerek, ekonomiye olan güvenimiz zedelenmektedir” açıklamasını yaptı. Şeker Kurumu’nun rakamlarına göre sektörün pazarının 600 bin ton olduğunu, kendilerinin ise halen 234 bin tonluk kota yüzünden kapasitelerinin yüzde 25’i ile çalıştıklarını da belirten Akyüz; “Piyasada çok ciddi açık var. Bu açık şekerle kapatılabilecek bir açık değil. Son günlerde kaçak girişler nedeniyle bu açığı hissetmez olduk. Bu şekilde kaçak üretim teşvik ediliyor. Kota artışlarımızın yapılmaması sonucunda, sadece Suriye’de 2 glikoz fabrikası kuruldu. Bu gelişmeleri ve kaçağı kontrol etmemiz mümkün değil” diyerek konuşmasına şöyle devam etti; “Nişasta Bazlı Şeker üretimi, Şeker Kanunu kapsamındadır. Bu kanuna göre Bakanlar Kurulu’nun, kotamızı yüzde 50 arttırma ve eksiltme yetkisi var. Şeker Kanunu‘nun devreye girdiği 2001 yılından bu yana Bakanlar Kurulu yetkisini yüzde 50 artırma yönünde kullandı. Kullanmasının sebebi de var, çünkü arz ve talep dengesinde boşluk var. Danıştay geçen sene 2005- 2006 pazarlama yılına ait yüzde 50 artışı yürütmeyi durdurma kararı aldı. Dava hala devam ediyor, henüz neticelenmedi. Bu sene de aynı şekilde 2006-2007 dönemi yüzde 50 kota artışında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu dava da esastan devam ediyor ve karar alınmadı. İşin ilginç olan tarafı bu davaları Şeker-iş Sendikası’nın açması ve Danıştay’ın bunu kabul etmesi. Şeker–iş Sendikası, kota artışından etkilenen taraf olmadığı için davayı açmaması lazım. Etkilenmeyen, bu işten zarar görmeyen tarafın dava açması enteresan.” 

Karar pancar çiftçisini korumaya yönelik değil 

Kararın Şeker İş Sendikası’nın iddia ettiği üzere, pancar çiftçisini korumaya yönelik bir karar olmadığını, bu kararın pancar ve pancar şekeri üretiminin artırımı veya eksilişi ile bir ilişiği bulunmadığına dikkat çeken Akyüz, aksine alınan kararın mısır üreten çiftçileri ve başta gıda sanayi olmak üzere çeşitli sanayi kesimlerini de etkileyeceğini vurguladı. Rint Akyüz,  uygulanan yanlış politikalar sonucu Türkiye’deki mısır üreticisinin ülkenin ihtiyacını karşılayacak şekilde üretim ve hatta ihracat yapmasının engellendiğini de kaydetti ve “Nitekim geride bıraktığımız 2004-2006 yıllarında Türkiye toplam 300 bin ton mısır ihraç etmiştir. Hal böyle iken ve Türkiye’nin nişasta ihtiyacı ortada iken niçin pancar ekilsin diye ısrarcı bir tutum içinde olunduğunu anlamak mümkün değildir. Kaldı ki pancar Türkiye’nin belli bölgelerinde 4 yılda bir ekilebilen bir üründür. Mısır ise Çukurova, Akdeniz, Karadeniz ve Ege Bölgesi başta olmak üzere hemen hemen ülkemizin tüm bölgelerinde yetiştirilebilen ve bazı bölgelerde yılda 2 kez rahatlıkla ekilebilen verimli bir üründür. Çiftçilerimiz pancardan arta kalan dönemlerde, tarlalarında mısır ekmektedirler. Dolayısıyla Türkiye’de pancar çiftçisi diye bir çiftçi yoktur, “çiftçi” vardır ve bu çiftçi duruma göre pancar da eker mısır da...”

Kararın zamanlaması kötü 

“Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararı, sadece bizi değil çiftçileri de çok etkileyecek bir karar. Zamanlaması da kötü oldu. Şimdi mısır mahsule girdi ve 1 Eylül’den itibaren piyasaya çıktı. Bunun karşılığında kotamız olmadığı için biz de alımlarımızı düşürmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’deki mısır bazı dönemlerde ihraç, bazı dönemlerde de ithal edilir. Türkiye mısır üretmeye çok uygun bir ülke olmasına rağmen, diğer rakip ürünler gibi devlet tarafından sübvanse edilmediği için ekonomik bazda üretilir. Bu nedenle mısır üretimini mutlaka yaygınlaştırmak mecburiyetimiz var. Genel bir tarım stratejisi planı yapılması ve sübvansiyon sisteminin doğrudan gelir sistemine çevrilmesi gerektiğine inanıyorum. 

Mısır hammadde olarak; sirkülasyon ve katma değer açısından en yoğun nişasta sanayinde kullanılmaktadır. Mısıra sadece yemin veya NBŞ’nin hammaddesi olarak bakmak yanlış olur. Bu hem Türk çiftçisine, hem de gıda sektörüne haksızlık olur. Sonuç olarak mısırı buğday gibi Türk çiftçisinin ana üretim maddelerinden biri haline getirmeliyiz. Böylece çiftçinin yurdun her tarafında buğdaya alternatif olarak yetiştirebileceği bir ürünü ve  buğdaya nazaran çok daha fazla kullanım alanı ve katma değeri olan bir ürünü de geliştirmiş oluruz.”

Çiftçilerde karara tepkili 

Danıştay 13. Dairesi'nin, iptale ilişkin kararı, Adanalı çiftçilerin de tepkisini çekti. Bölgede faaliyet gösteren 13 ziraat odasının başkanı, 23 Ağustos'ta ortak bir açıklama yaparak, “mahkemenin bu kararının Türk çiftçisinin rekabet gücünü engellendiği” görüşünü savundu. Açıklamada “kararın mısırın hak ettiği fiyattan satılamamasına yol açacağı ve çiftçinin zarar edeceği” belirtildi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.