Gıda Hattı

Nişasta bazlı şekere kota kararı ...

7 Ağustos 2006, 21:33
Paylaş


Şeker sektörü sıkıntı yaşıyor
Türkiye’de kota uygulanan glikozun temininde şekerleme ve bisküvi üreticileri sorunlar yaşıyorlar.

Nişasta sanayinin hammaddesi olan mısır, sanayide un, nişasta, nişasta bazlı şekerler, yağ, endüstriyel alkol, alkollü içkiler ve yem üretiminde kullanılmakta. Türkiye’de mısır nişastası ve bu nişastadan üretilen fruktoz ve glikoz gibi şekerler, gıda sanayiinin iki önemli sanayi hammaddesidir. Nişasta bazlı şekerlerle şekerlemeler, şekerli maddeler, unlu mamüller, baklava, helva, dondurma, reçel, alkollü-alkolsüz içecekler, sakız gibi gıda ürünleri üretilmekte.

Dünyada yaklaşık 600 milyon ton üretilen mısırın yaklaşık yüzde onu nişasta ve nişasta bazlı şekere dönüştürülmekte. ABD tek başına dünya mısır üretiminin yüzde kırkını karşıladığından nişasta bazlı şeker üretiminde önemli bir rol üstlenmekte ve ABD şeker ihtiyacının yarısına yakını nişastadan bazlı şekerlerle karşılanmakta. Türkiye’de ise nişasta üretimi yıllara göre dalgalı bir seyir izlerken nişasta bazlı şeker talebi devamlı artış gösterirken kota uygulamasından dolayı üretimi sınırlı ve sabit kalmakta. Türkiye’de nişasta ve nişasta bazlı şekerler sektöründe faaliyet gösteren 5 şirketin tamamı iç ve dış piyasaya yönelik faaliyette bulunmakta ve sektör üretiminin yüzde otuzunu nişastalar, yüzde yetmişini nişasta bazlı şekerler oluşturmakta. Yıllık tatlandırıcı talebi 2.3 milyon ton düzeyinde; bu talebin yüzde yetmişi Türkşeker Fabrikaları yüzde yirmisi Pankobirlik Fabrikaları  ve yüzde onu nişasta bazlı şeker fabrikaları tarafından karşılanmakta.

Türkiye’de nişasta bazlı şeker üretimi doksanlı yıllarda başladı ve  teknolojik üstünlük, kullanım kolaylığı, hijyenik avantaj, daha ucuz fiyat gibi unsurlardan dolayı piyasada kabul görerek hızla arttı. 2001 senesinde 4634 sayılı Şeker Kanunu yürürlüğe girdiğinde, kapasite raporları üzerinden Sanayi ve Ticaret Bakanlığı resmi rakamlarına göre sektörün kurulu kapasitesi yıllık 932.000 ton ve kota kapsamı giren ürünlerin toplam fiili resmi satışları ise 460.000 tondu. Bu rakamlara göre sektörde yüzde 49.35 kapasite kullanım oranı ve arz fazlasından dolayı oldukça yoğun bir rekabet ortamı mevcuttu. 4634 sayılı Şeker Kanunu yürürlüğe girip toplam Türkiye A kotası 2.340.000 ton olarak belirlenince, Nişasta şekerlerine tanınan %10 kota 234.000 ton olmuştur. Bu miktarın piyasada mevcut talebin ancak yarısını karşılayabilecek olması nedeniyle Bakanlar Kurulu, kanunun kendisine verdiği yetkiyi her kota yılında kullanıp nişasta bazlı şeker kotasını %50 arttırarak 351.000 ton olmasını sağlamıştır. Sektör son 4 kota döneminde yılda 351.000 ton üretirken 2001 senesinde 460.000 ton olan fiili pazar büyüklüğü şu anda en kötümser tahminle 600.000 tona erişmiştir. Buna karşılık sakaroz şeker pazarının büyümediği, dolayısıyla Türkiye “A” kotası hep aynı kaldığı için nişasta bazlı şeker talebinin yerli üretimle karşılanma oranı %76’dan %61’e gerilemiştir. İhracatı 6 milyar doları aşan gıda sektöründe sıkıntı o kadar büyümüştür ki 2 sene önce Hükûmet glikozda tarife kontejanı açmış ve kendi sanayiine üretim yaptıramazken mecburen glikoz ithalatına izin vermiştir. Kota yılları sırasında sektörün kapasite kullanım oranı %37 olarak sınırlı kalmıştır.

Nişasta bazlı şeker üreten Cargill, Amylum, PNS, Sunar, Tat firmaları 932 bin ton kurulu kapasitelerine rağmen, kota nedeniyle son 4 yıldır 351 bin ton şeker üretip satabiliyor. Şeker Kanunu’nda nişasta bazlı şeker olarak adlandırılan gruba giren fruktoz tamamen içecek sektöründe kullanılırken glikoz şekerleme ve biskuvi sanayinde kullanılıyor. Dünya üzerinde sadece Türkiye’de kota uygulanan glikozun temini konusunda şekerleme ve bisküvi üreticileri sorunlar yaşıyorlar.

2005 yılı sonunda Bakanlar Kurulu nişasta bazlı şekerler için Şeker Kurulu tarafından ayrılan kotayı yüzde 50 oranında yükseltti. Şeker Kanunu’na göre Bakanlar Kurulu toplam şeker üretimi içindeki payı yüzde 10 olan mısırdan üretilen nişasta bazlı şeker kotasını, her yıl yüzde 50 oranında artırma veya eksiltme yetkisine sahip. Son dört yıldır da bu yetki “sakaroz şekeri kotalarıyla ilişkilendirilmeksizin” kullanılıyor. Yani diğer bir deyişle nişasta bazlı şeker kotalarını arttırırken sakaroz bazlı şeker kotalarının etkilenmemesini, düşmeden aynı seviyede kalmasını da sağlıyor. Bunun sonucu Türkiye şeker ihtiyacının yüzde seksenbeşi, 1 milyon 940 bin tonu pancardan, yüzde onbeşi, 351 tonu nişasta bazlı şekerden sağlanıyor. Böylece nişasta bazlı şeker üreticileri ek kotayla birlikte 117 bin tonluk bir üretim imkânına sahip oluyorlar.

Fakat Şeker-İş Sendikası, konunun kendilerini ilgilendirmemesi ve çıkacak sonuç ne olursa olsun sakaroz şekeri sanayisini, dolayısıyla işçilerini etkilemeyeceklerini bilmelerine rağmen Bakanlar Kurulu’nun her yıl bu artırımı yapmasının yasal olmadığını savunarak Kasım 2005’te Danıştay’a başvurdu. Davayı yürüten Danıştay 13. Dairesi, Nisan 2006’da Şeker-İş Sendikası’nın yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Şeker-İş Sendikası, verilen karar üzerine Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu’na itiraz etti ve Temmuz ayında İdari Davalar Genel Kurulu nişasta bazlı şeker üreticilerine kota artırma imkânı veren 2005-2006 pazarlama yılına ait Bakanlar Kurulu kararında yürütmeyi durdurma kararı aldı ve esastan görüşmek üzere davayı 13. Daireye iade etti.  Gerekçeli karar Ağustos ayının ikinci yarısında tebliğ edildiği ve 2005-2006 pazarlama yılı zaten Ağustos ayı sonunda sona erdiği için kararın pratikte fiili bir etkisi olmadı. Gerekçesi hukuksal olması gerekirken tamamen ekonomik olan bu karar, sakaroz şekeri üreticilerini hiç bir şekilde olumlu veya olumsuz etkilemiyor çünkü kota oranları her halikârda aynı kalacağı için aynı üretim ve satışı yapmaya devam edecekler. Ancak bundan sonraki uygulamaları etkileyebileceği için bu kararın kalıcı olması üretim açısından nişasta sektörü, hammadde bakımından da tüm gıda sektörü için çok önemli. Bu kararın kalıcı olması nişasta bazlı şeker arzında 117.000 tonluk eksiklik demek. Bu da sektörde kapasite kullanımını %25’e düşürürken, fruktoz (izoglukoz) kullanan gıda sanayicisine çok ciddi maddi yük bindirecek, glikoz kullanan sanayiyi ise hammade yokluğunun içine iterek üretim yapamaz hale getirecektir. Umarız aklı selim galip gelir ve yanlış hesap Danıştay’dan döner.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.