Gıda Hattı

Mutluluk hastalığı olur mu?

17 Haziran 2022, 18:16
Paylaş
Mutluluk hastalığı olur mu?

Psikolog Edgar Cabanas ve sosyolog Eva Illouz "Mutlukrasi: Bilim ve Mutluluk Sektörü Hayatlarımızı Nasıl Kontrol Ediyor" kitabında mutluluk takıntısının nereden kaynaklandığını ve bundan neden kurtulmak gerektiğini irdeliyor.

Orijinal adı İspanyolca "Happycracia: Cómo la Ciencia y la Industria de la Felicidad Controlan Nuestras Vidas" olan kitapta milyonlarca dolarlık "mutluluk endüstrisinin" insanlara dayattığı fikirler sorgulanıyor. Günümüzde mutluluk insanların azimle erişebileceği bir şey olarak görülüyor, mutluluğa ulaşmak için her şeyimizi ortaya koyarak çabalamamız gerektiği fikri her noktada bilinç altımıza aşılanıyor.

Yazarlar mutluluğa karşı olmadıklarını, sadece mutluluk biliminin bir sektör haline geldiğini ve mutlu olmak adına insanlara sunduklarının ciddi kısıtları, tartışma götürür iddiaları, birbiriyle çelişen çıkarımları ve kötü sonuçları olduğunu düşündüklerini ifade ediyor.

Mutluluk endüstrisi oluştu

Kitaba göre mutluluk üzerine yapılan bilimsel araştırmalar; sosyal konumunu korumak, para akışını sürdürmek ve moda olmaya devam etmek için sürekli yeni denekler arayan ve kavramları yeniden icat eden bir disiplininin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu disiplin ise ana akım psikolojiyi ticari ve profesyonel muadilinden ayıran ince çizgiyi daha da bulanıklaştırdı.

Sonuçta mutluluk kişisel çaba ile erişilebilecek bir kavram olarak aklımızda yerini aldı. Yaşam koçları, kişisel gelişim kitapları kişisel mutluluğa erişmeyi hedefleyenlerin başvurduğu kaynaklar haline geldi. Bu durum mutsuzluğun asıl nedeni üzerinde durulmasını engelledi. Yazarlara göre, örneğin bir ülkedeki ekonomik eşitsizlik toplumda kızgınlık yaratacağına fakirlerin zenginlerin başarısını bir fırsat habercisi olarak gördükleri bir "umut faktörü" oluşturmaya, hayatın iyiye gideceğine dair bu umuda bağlı bir mutluk hissi doğurmaya başladı.

Sistemdeki sorunlar görmezden geliniyor

Pozitif psikoloji olarak adlandırılan ve bireysel mutluluğu hedefleyen akım, sistemdeki sorunların görmezden gelinmesine imkan tanıdı. Mutluluk çevresel değişkenlerden soyutlanarak kişinin kendi sorumluluğu haline getirildi. Bu kültür toplumun birçok alanına da yayıldı. Birçok şirket çalışanlarını "mutlu etmek" yerine onları "mutlu hale getirmek" için "mutluluk uzmanlarından" faydalanmaya başladı.

Yazar Edgar Cabanas BBC Mundo'ya verdiği söyleşide, insanların bireysel mutluluğu yakalamak için yaşam koçları, kişisel gelişim kitapları gibi pek çok kaynağa başvurduğunu, ancak mutluluğun sonu gelmez bir süreç olması nedeniyle bu hedefe hiçbir zaman ulaşamadıklarını öne sürerek, bu kısır döngüden kurtulmak gerektiğini belirtti.

Mutluluk takıntısı 2008'den sonra tepe yaptı

Mutluluğun kişinin azmiyle ilişkilendirilmesinin mutsuz insanlarda suçluluk duygusu başta olmak üzere ruhsal sorunlara neden olduğunu söyleyen Cabanas, mutluluk takıntısının 2008 finansal krizi sırasında topluma pompalanan algı ile tepe noktasına ulaştığını ifade etti.

İnsanların üzüntü ve acıdan korkmaları nedeniyle mutluluk konusunu takıntı haline getirdiklerini öne süren ünlü psikolog, bunun arkasında bazı duyguların "olumsuz" olarak değerlendirilmesinin de yattığını söyledi. Duyguların olumlu ya da olumsuz şeklinde sınıflandırılamayacağını ifade eden Cabanas, bunun daha ziyade içinde bulunulan duruma ve duygunun an üzerindeki etkisine bağlı olduğunu belirtti. Yazar örnek olarak "öfke" duygusunu verdi:

"Öfke şiddete yol açtığı zaman elbette olumsuzdur. Adaletsizliğe karşı savaşmamızı, yanlışları düzeltmemizi sağladığında ise pozitif bir duygu olabilir."

Kendinizin değil başkalarının mutluluğuna odaklanın

mutluluk

Cabanas söyleşide son kitabıyla ilgili şunları söyledi:

"İnsanlar mutlu da olsa daha da mutlu olabileceklerine inandırılıyorlar. Bunun sonu yok. Kimse bize 'Zaten mutlusun, bir şey yapmana gerek yok' demiyor. Bilakis, hiçbir zaman tam olarak mutlu olmadığımız, mutlu olduğumuzu düşünerek rahatlarsak bizi mutlu eden her şeyi bir anda kaybedebileceğimiz için sürekli tetikte olmamız gerektiği söyleniyor. Bu cep telefonu, bilgisayar programı gibi ürünlere benziyor: Hiçbir zaman en iyisine sahip olamıyorsunuz, çünkü en iyisi henüz piyasaya çıkmadı."

"Kitabımızda mutluluğun bilimsel olarak incelenemeyeceğini, bunun bireyselliğe neden olduğunu, dünyayı değiştirecek güce sahip olmadığımız hissini verdiğini söylüyoruz. İnsanlara şunu öneriyoruz: 'Daha mutlu olabilirim' demeyin, 'Birini mutlu edeceğim' deyin. Kendinize değil, başkalarına odaklanın."

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.