Gıda Hattı

Mustafa Seyit Sutüven kimdir? Mustafa Seyit Sutüven hayatı

14 Ekim 2021, 19:15
Paylaş
Mustafa Seyit Sutüven kimdir? Mustafa Seyit Sutüven hayatı
Mustafa Seyit Sutüven kimdir? Türkiye'nin en önemli iş adamlarından biri olan Mustafa Seyit Sutüven hayatı ve eserleri merak ediliyor. Mustafa Seyit Sutüven biyografi araştırmasını gidahatti.com olarak sizler için hazırladık.

Mustafa Seyit Sutüven kimdir? Şair ve iş adamı olan Şair Mustafa Seyit Sutüven hayatı ve eserlerine dair tüm merak edilenler...

Mustafa Seyit Sutüven biyografi

doğum; 1908

ölüm; 14 Ekim 1969

mesleği; şair, iş adamı

Mustafa Seyit Sutüven hayatı

Hayriye Hanım ile Seyyit Efendi'nin oğlu olarak Edremit'te doğdu. Dedesi Hacı Galip Efendi ve babası Seyyit Efendi edebiyatla meşgul olan kültürlü insanlardı (Yazar 1938: 296). Edremit Numune İptidaisini bitirdikten (1921) sonra dışardan sınavlara girerek Balıkesir Lisesi'nden mezun oldu. Ticaret hayatına atıldı. 1929'dan itibaren uzun yıllar doğduğu şehirde bir kırtasiye dükkânı işletti; Edremit Zeytinyağı Satış Kooperatifi'nde müdür (1943-44), İzmir Zeytinyağı Kooperatifi'nde yönetim kurulu başkanı (1952-55) olarak çalıştı. Evli ve iki çocuk babasıydı. 14 Ekim 1969'da İzmir'de öldü, cenazesi İstanbul'a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Şair Mustafa Seyit Sutüven kimdir?
Şair Mustafa Seyit Sutüven

Mustafa Seyit Sutüven, 1938'de Mehmet Behçet Yazar'a yazdığı mektupta kendisinde edebiyat zevkinin oluşmasında aynı zamanda hocalığını yapan Ruhi Naci Sağdıç'ın büyük etkisinin olduğunu belirtir (Yazar 1938: 296). Hayatı boyunca büyük şehirlerdeki edebiyat muhitlerine dâhil olmayı isteyen Mustafa Seyit Sutüven, bu sebeple zaman zaman Ankara ve İstanbul’a seyahatler yaparak dönemin önemli şairleriyle tanışma imkânı bulur. Bir taraftan aruz vezniyle kaleme aldığı gazel ve mesnevilerinde eski şiir geleneğini sürdüren şair, diğer taraftan halkın sorunlarıyla dertlenip mutluluklarıyla saadet bulan bir duyarlılıkla hicivler yazar. Serbest vezne, özellikle de bu vezinle yazdığı şiirleriyle adını duyuran Nâzım Hikmet’e hayran olan Mustafa Seyit, Nev-Yunanîlik ve Akdeniz Havzası Edebiyatı cereyanının etkisinde kalır (Aktaş 2004: 507).

Şair, bu minvalde aruz ölçüsüyle kaleme aldığı ve kendisini ünlendiren “Sutüven” adlı şiirini yazar. Sutüven, şairin doğum yeri olan Edremit’te bir şelalenin adıdır. 1934’te Atatürk’ün İzmir’den Edremit’e geleceği öğrenilince zamanın Edremit Kaymakamı Mithat Kemal Bey, Edremit bölgesinde şairliğiyle tanınmış Mustafa Seyit’ten bölgenin güzelliğini anlatan bir şiir yazmasını ister. Mustafa Seyit, Ocak ve Şubat aylarının soğuk günlerinde Sutüven şelalesine bakarak tarihsel ve zihinsel bir yolculuğa çıkmış, çıktığı bu yolculuk sonucunda da "Sutüven" şiirini yazmıştır (Tekşan 2018). Şair, bu şiirinde başta Yunan medeniyeti olmak üzere Moğol, Mısır, Med, Roma ve Türk medeniyetlerinden bahsederek duyarlılığını oldukça geniş bir medeniyet ve kültür coğrafyasından kotarmayı başarır. Mustafa Seyit, "Sutüven" şiirinde büyük bir kültür birikimine yaslanır ve şiirinin varlığını derin bir medenî yapıdan besler. Zahir Güvemli, şairin Şiirler kitabına yazdığı önsözde bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Mustafa Seyit içinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran bir halk çocuğu. Öyle bir halk çocuğu ki, yaşadığı topraklara Halikarnas Balıkçısı’nın gözüyle bakıyor ve o topraklardaki medeniyet bütünlüğünü, kültür bütünlüğünü görebiliyor. Bu sebepledir ki şiirlerinde çeşitli anlatım imkânlarına başvurabiliyor. Onun ilk zamanlarında, birtakım amatörler Vergilius ya da Ovidius’u taklit ederek yalnız mitologya konulu şiirler yazarlardı. Eski Yunan Tanrıları arasında dünya edebiyatınca sakız edilmiş hikâyeleri, isimleri, mısralarına doldurdular mı kendilerini ‘Yunanî şair’ ya da Şiirimizin Homeros’u diye ilan ettirirlerdi. Oysa Mustafa Seyit, gerçeği görmüş, Yunan ve Latin şairlerini, hatta Yunan mitologyasını hangi toprakların nasıl Kazdağı’nın, Edremit’in ne zaman yetiştirdiğini anlamış bir insan olarak kendi yaşadığı memleket açısından o isimleri bütünleştiren coğrafyayı öne almıştı." (Güvemli 1976: 6). Sutüven, ilerleyen yıllarda da Nev-Yunanî tarzda şiirler kaleme almayı sürdürmüştür. "Akdeniz", "Kutup Yollarında", "Orşilim Kızları", "Şıpşıp I-II" şiirleri bu bağlamda örnek verilebilecek metinlerdir.

"Sutüven şiiri, gerek şekil, gerek muhteva bakımından zengin bir şiirdir. Ona bu zenginliği veren âmil, çeşitli unsurların dil musikisinin, tarih ve efsanenin, kendini ve milletini yüceltme duygusunun ve son parçalarda hissolunan esrarlı havanın bir araya gelmesidir. Şiirde teferruat ile bütün, dış ile iç arasındaki sıkı bir münasebet vardır." (Kaplan 2006: 295-296).

Mustafa Seyit Sutüven; Yücel, Servetifünun (Uyanış), Yeni Ses ve İnsan dergilerindeki şiirlerinden sonra bir suskunluk dönemine girmiş; daha sonra Yurt ve Dünya, Türk Dili, Varlık, Yeditepe, Yeni İnsan dergilerinde görünmüştür. 1960'tan sonra şiirden tamamen kopmuştur. Cemal Süreya bu kopuşu "şairin 'Sutüven' şiirinden sonra bir daha aynı başarıyı gösteremediği, hep bu şiirin gölgesinde kaldığı ve ilk şiirine yenilmiş bir şair olduğu" şeklinde değerlendirmiştir. (Akt. Yalçın 2010: 933)

Sutüven, içinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran, halk söyleyişine bağlı bir şairdir. Şiirlerine bakıldığında, mitolojik unsurlarla bir ufuk genişliği yaratmak istediği, halk öykü ve efsanelerine yaslandığı, Köroğlu destanından esinlendiği, Il. Dünya Savaşı yıkımlarına başkaldırdığı ve çağının sorunlarını işlediği görülür. Şiirlerinde çeşitli anlatım imkânlarına başvurmuş; biçim yapısı bakımından her türü denemiştir. Sağlığında kitaplaştırmadığı seksen kadar şiiri, 1976 yılında Zahir Güvemli ve Behçet Necatigil'in önsözleri ile yayımlanmıştır.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.