Gıda Hattı

Mohandas Gandi kimdir? Mohandas Gandi hayatı

2 Ekim 2021, 12:41
Paylaş
Mohandas Gandi kimdir? Mohandas Gandi hayatı
Mahatma Gandi kimdir? Hindistan'ın tarihinde önemli bir yere sahip olan Mahatma Gandi biyografi araştırması bugün yapılmaktadır. Mahatma Gandi hayatı ve yapmaya çalıştığı işler hakkında gidahatti.com olarak sizler için araştırma yaptık.

Mohandas Gandi biyografi

doğum; 2 Ekim 1869

ölüm; 30 Ocak 1948

mesleği; Hindistan'ın ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideri.

Görüşleri Gandizm olarak anılır. Kötülüğe karşı aktif ama şiddetsiz direniş ve gerçek ile ilgili olan Satyagraha felsefesinin öncüsüdür. Bu felsefe Hindistan'ı bağımsızlığına kavuşturmuş ve dünya üzerinde vatandaşlık hakları ve özgürlük savunucularına ilham kaynağı olmuştur. Gandi, Hindistan'da ve dünyada, Tagore tarafından verilen ve yüce ruh anlamına gelen mahatma ve baba anlamına gelen bapu (Guceratça: બાપુ) adlarıyla anılır. Hindistan'da resmî olarak "Ulusun Babası" ilan edilmiştir ve doğum günü olan 2 Ekim Gandhi Jayanti adıyla ulusal tatil olarak kutlanır. 15 Haziran 2007'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oybirliği ile 2 Ekim gününü "Dünya Şiddetsizlik Günü" olarak ilan etmiştir. Gandi, hakkında en fazla eser yazılan kişiler listesinde 8. sırada yer almıştır.

Gandi ilk olarak Güney Afrika'da Hint topluluğunun vatandaşlık hakları için barışçıl başkaldırı gerçekleştirdi. Afrika'dan Hindistan'a döndükten sonra yoksul çiftçi ve emekçileri baskıcı vergilendirme politikasına ve yaygın ayrımcılığa karşı protesto etmeleri için örgütledi. Hindistan Ulusal Kongresi'nin liderliğini üstlenerek ülke çapında yoksulluğun azaltılması, kadınların serbestisi, farklı din ve etnik gruplar arasında kardeşlik, kast ve dokunulmazlık ayrımcılığına son verilmesi, ülkenin ekonomik yeterliliğine kavuşması ve en önemlisi olan Swaraj, yani Hindistan'ın yabancı hâkimiyetinden kurtulması konularında ülke çapında kampanyalar yürüttü. Gandi, Hindistan'da alınan Britanya tuz vergisine karşı 1930'da yaptığı 400 kilometrelik Tuz Yürüyüşü ile ülkesinin Britanya'ya karşı başkaldırmasına öncülük etti. 1942'de Britanyalı yetkililere açık çağrıda bulunarak Hindistan'ı terk etmelerini istedi. Hem Güney Afrika hem de Hindistan'da birçok kez hapsedildi.

Gandi her durumda pasifizmi ve gerçeği savunarak bu görüşlerini hayata geçirdi. Kendi kendine yeterli olan bir aşram kurarak basit bir hayat yaşadı. Çıkrık ile örülen geleneksel dhoti ve örtü gibi giysilerini kendisi yaptı. Önceleri vejetaryen iken sonraları yalnızca meyve ile beslenmeye başladı. Hem kişisel arınma, hem de protesto amacıyla bazen bir ayı aşan oruçlar tuttu.

Mohandas Gandi hayatı

Gençliği

Genç Mohandas

Mohandas Karamçand Gandi 2 Ekim 1869 günü Porbandar'da bir Hindu Modh ailesinin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Babası Karamçand Gandi, Porbandar'ın diwanı, yani başveziriydi. Annesi Putlibai, babasının dördüncü eşi ve Pranami Vaişnava mezhebinden bir Hindu idi. Karamçand'ın ilk iki eşi birer kız çocuk doğurduktan sonra bilinmeyen bir nedenle ölmüşlerdir. Dindar bir anne ile geçirdiği çocukluk döneminde çevresinde Gucerat'ın Caynizm etkileriyle Gandi, canlılara zarar vermeme, etyemezlik, kişisel arınma için oruç tutma ve farklı inanç ve kast üyeleri arasında karşılıklı tolerans gibi öğretileri öğrenmiştir. Doğuştan vaişya, yani çalışanlar kastına mensuptur.

Gandi ve eşi Kasturba (1902)

Mayıs 1883'te, 13 yaşındayken, ailesinin isteğiyle yine 13 yaşındaki Kasturba Makhanji ile evlendi. İlki bebekken ölen beş çocukları oldu; Harilal 1888'de, Manilal 1892'de, Ramdas 1897'de ve Devdas 1900'de doğdu. Gandi, gençliğinde Porbandar ve Rajkot'ta ortalama bir öğrenciydi. Bhavnagar'da bulunan Samaldas Koleji'ne giriş sınavını kıl payı kazandı. Ailesi avukat olmasını istediği için kolejde de mutsuzdu.

18 yaşında 4 Eylül 1888'de Gandi avukat olmak için hukuk okumak üzere University College London'a girdi. İmparatorluk başkenti Londra'da geçirdiği zaman içinde etten, alkolden ve seksten uzak durmak gibi Hindu kurallarına uyacağına dair, Caynist keşiş Becharji'nin önünde annesine verdiği sözün etkisinde kalmıştır. Her ne kadar, örneğin dans dersleri alarak, İngiliz geleneklerini denemeye çalıştıysa da ev sahibinin koyun etinden yaptığı yemekleri yiyemiyor, yine ev sahibinin gösterdiği Londra'nın birkaç etyemez lokantasından birinde yemek yiyordu. Yalnızca annesinin isteklerine körükörüne uymak yerine, etyemezlik üzerine yazılar okuyarak, entelektüel olarak da bu felsefeyi benimsedi. Etyemezler Derneği'ne katıldı, yönetim kuruluna seçildi ve bir şubesini kurdu. Daha sonra, örgütleme deneyimini burada kazandığını söylemiştir. Karşılaştığı etyemezlerin bazıları 1875 yılında evrensel kardeşliğin tesisi için kurulmuş olan ve kendilerini Budist ve Hindu edebiyatını araştırmaya adamış olan Teosofi Derneği'ne üyeydi. Bunlar Gandi'yi Bhagavadgita'yı okuması için teşvik ettiler. Daha önce din konularına özel bir ilgi göstermemiş olan Gandi Hinduizm, Hristiyanlık, Budizm, İslam ve diğer dinlerin kutsal metinlerini ve bunlar hakkında yazılan eserleri okudu.

İngiltere ve Galler barosuna girdikten sonra Hindistan'a döndü ama Bombay'da avukatlık yaparken çok başarılı olamadı. Daha sonra lise öğretmeni olarak işe başvurup başarılı olamayınca Rajkot'a geri döndü ve arzuhalcilik yapmaya başladı fakat bir Britanya subayı ile düştüğü anlaşmazlık sonucu bu işi de bırakmak zorunda kaldı. Otobiyografisinde bu olaydan ağabeyinin yararına yaptığı başarısız bir lobicilik girişimi olarak söz eder. 1893'te bu şartlar altındayken o zamanlar Britanya İmparatorluğu'nun bir parçası olan Güney Afrika'da Natal eyaletinde bir Hindistan firmasının önerdiği bir yıllık işi kabul etti.

Gandi 1895 yılında Londra'ya döndüğünde radikal görüşlü Sömürgeler Bakanı Joseph Chamberlain ile tanıştı. Daha sonraları bu bakanın oğlu Neville Chamberlain 1930'larda Büyük Britanya Başbakanı olacak ve Gandi'yi durdurmaya çalışacaktı. Joseph Chamberlain, Hintlere barbarca yaklaşıldığını kabul etmesine rağmen bu durumu düzeltecek herhangi bir yasa değişikliğine gitmeye pek istekli değildi.

Eserleri

Gandi üretken bir yazardı. Uzun yıllar aralarında Güney Afrika'da iken Gucerati dilinde Harijan, Hindi dilinde ve İngilizce; Indian Opinion ile Hindistan'a döndükten sonra çıkardığı İngilizce Young India gazetesi ile Guceratça Navajivan adlı aylık dergi gibi birçok gazete ve derginin editörlüğünü yaptı. Sonraları Navajivan Hindi dilinde de yayımlandı. Bunlara ek olarak hemen hemen her gün kişilere ve gazetelere mektuplar yazdı.

Gandi aralarında otobiyografisi Doğrulukla Olan Deneyimlerimin Öyküsü'nün de bulunduğu, Güney Afrika'daki mücadelesi hakkında Satyagraha in South Africa (Güney Afrika'da Satyagraha), siyasi bir broşür olan Hind Swaraj or Indian Home Rule ve John Ruskin'in Unto This Last denemesinin Gucerati dilindeki yorumu gibi birçok eser yazmıştır. Bu son deneme ekonomi üzerine denemesi olarak sayılır. Ayrıca yoğun olarak etyemezlik, beslenme ve sağlık, din, sosyal reformlar gibi konular üzerine de yazdı. Gandi genellikle Gucerati dilinde yazdı ama kitaplarının Hindi ve İngilizce çevirilerini de düzeltti.

Gandi'nin tüm eserleri 1960 yılında The Collected Works of Mahatma Gandhi (Mahatma Gandi'nin Tüm Eserleri) adıyla Hindistan hükûmeti tarafından yayımlandı. Yazılar yaklaşık yüz cilt içinde toplanmış 50.000 sayfadan oluşur. 2000 yılında tüm eserlerin gözden geçirilmiş baskısı, Gandi'nin takipçilerinin hükûmeti siyasal amaçları için değişiklik yapması ile suçlamasıyla bir anlaşmazlık çıkmıştır.

Gandi hakkında kitaplar

Birçok biyografi yazarı Gandi'nin hayatını yazmayı üstlenmiştir. Bunların arasında iki tanesi diğerlerinin arasından sıyrılmıştır: D. G. Tendulkar'ın sekiz ciltlik Mahatma. Life of Mohandas Karamchand Gandhi (Mahatma, Mohandas Karamçand Gandi'nin Yaşamı) ile Pyarelalve Sushila Nayyar'ın on ciltlik Mahatma Gandhi'si. ABD Ordusu'ndan Albay G. B. Singh'in hayatının yirmi yılını araştırma kitabı Gandhi: Behind the Mask of Divinity'yi (Gandi:Kutsallık Maskesinin Ardında) yazmak için Gandi'nin özgün konuşmalarını ve yazılarını toplamak için geçirdiği söylenir.

Mirası

Gandi'nin doğum günü olan 2 Ekim, Hindistan'da Gandhi Jayanti olarak kutlanan ulusal bir bayramdır. 15 Haziran 2007'de, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu"nun oybirliğiyle 2 Ekim'i "Dünya Şiddete Hayır Günü" olarak kabul ettiği duyurulmuştur.

Batı'da sıklıkla Gandi'nin ilk adı olduğu sanılan Mahatma kelimesi Sanskritçe Ulu anlamına gelen maha ile ruh anlamına gelen atma kelimelerinden gelmektedir.

Dutta ve Robinson'un Rabindranath Tagore: An Anthology kitabı gibi birçok kaynak Mahatma unvanının Gandi'ye ilk olarak Rabindranath Tagore tarafından yakıştırıldığını belirtir. Diğer kaynaklarda ise bu unvanı Nautamlal Bhagavanji Mehta'nın 21 Ocak 1915'te verdiği belirtilir. Otobiyografisinde Gandi hiçbir zaman bu onura layık olmadığını düşündüğünü açıklar. Manpatra'ya göre, Mahatma unvanı Gandi'nin adalet ve doğruluk için gösterdiği özenilecek özveri için verilmiştir.

Time Dergisi Gandi'yi 1930'da yılın adamı seçti. Time Dergisi Dalay Lama, Lech Wałęsa, Dr. Martin Luther King, Jr., Cesar Chavez, Aung San Suu Kyi, Benigno Aquino, Jr., Desmond Tutu ve Nelson Mandela'yı Gandi'nin çocukları olarak adlandırdı ve şiddet karşıtlığı için tinsel mirasçıları olduklarını belirtti.[57] Hindistan hükûmeti her yıl toplum için çalışanlar, dünya liderleri ve vatandaşları arasından seçilenlere Mahatma Gandi Barış Ödülü'nü sunar. Güney Afrika'nın ırk ayrımını ortadan kaldırmak için mücadele eden lideri Nelson Mandela, ödülü kazanan Hint olmayanlar arasında tanınmış olanlardandır.

1996 yılında Hindistan hükûmeti 5, 10, 20, 50, 100, 500 ve 1000 rupilk banknotlar üzerinde Mahatma Gandi serisini başlattı. Günümüzde Hİndistan'da dolaşımda bulunan tüm paralar üzerinde Mahatma Gandi'nin portresi bulunur. 1969 yılında Birleşik Krallık Mahatma Gandi'nin doğumunun yüzüncü yılı anısına bir dizi posta pulu çıkardı.

Büyük Britanya'da birçok Gandi heykeli bulunmaktadır. Bunların en dikkat çekeni hukuk okuduğu University College London'ın yakınında Londra'nın Tavistock Meydanı'ndaki heykeldir. 30 Ocak Birleşik Krallık'ta "Ulusal Gandi'yi Anma Günü" olarak kutlanır. Amerika Birleşik Devletleri'nde New York'ta Union Square Park'ta, Atlanta'da Martin Luther King, Jr. Ulusal Tarihi Sit'inde,Washington, DC'de Hindistan Büyükelçiliği yakınında Massachusetts Avenue'de Gandi heykelleri bulunur. Güney Afrika'nın Pietermaritzburg şehrinde (1893 yılında trende birinci mevkiden atıldığı yer) bir anıt heykeli bulunur. Madame Tussaud'nun Londra, New York ve diğer şehirlerdeki müzelerinde balmumu heykelleri de vardır.

Yeni Delhi'de bulunan Raj Ghat 1948 yılında Gandi'nin cenazesinin yakıldığı yerdir.

Mohandas Gandi cenaze

Gandi 1937 ile 1948 yılları arasında beş kez aday gösterilmesine rağmen Nobel Barış Ödülü'nü alamadı. Yıllar sonra Nobel Komitesi kamuoyuna yaptığı açıklamada bu ödülü verememenin derin üzüntüsünü bildirmiş ve ödülün verilmesinde aşırı ulusalcı görüşlerin olduğunu kabul etmiştir. Mahatma Gandi 1948 yılında ödülü alacaktı ancak suikaste uğraması sonucu alamamıştır. Yenhi yaratılan Hindistan ve Pakistan arasında o yıl ortaya çıkan savaşta ayrıca önemli bir faktör olmuştur. 1948'de Gandi'nin öldüğü yıl Barış Ödülü "yaşayan uygun bir aday olmadığı" bahanesiyle verilmedi ve 1989 yılında Dalay Lama'ya Ödül verildiğinde komite başkanı "bunun kısmen Mahatma Gandi'nin anısına saygıdan ötürü" verildiğini belirtti.

Yeni Delhi'de Gandi'nin 30 Ocak 1948'de suikaste uğradığı Birla Bhavan (ya da Birla Evi), 1971 yılında Hindistan hükûmeti tarafından alınmış ve 1973'te Gandhi Smriti ya da Gandi Hatırası olarak halka açılmıştır. Mahatma Gandi'nin yaşamının son dört ayını geçirdiği oda ile gece dolaşırken vurulduğu yer koruma altındadır.

Mohandas Gandi'nin suikaste uğradığı yerde şimdi bir Şehit Sütunu bulunmaktadır.

Mahatma Gandi'nin öldüğü 30 Ocak günü her yıl birçok ülkenin okullarında Şiddet Karşıtı ve Barış Günü olarak kutlanır. İlk olarak 1964'te İspanya'da kutlanmaya başlamıştır. Güney Yarımküre okul takvimini kullanan ülkelerde bu gün 30 Mart'ta ya da yakın günlerde kutlanır.

Ülküler ve eleştiriler

Gandi'nin katı ahimsa görüşü pasifizmi içerir dolayısıyla da siyasi spektrumun her kanadından çeşitli eleştirilere maruz kalmıştır.

Bölünme kavramı

Prensip olarak Gandi dinsel birlik görüşüyle çatıştığı için siyasi bölünmeye karşıydı. Hindistan'ın bölünerek Pakistan'ın kurulması hakkında Harijan'da 6 Ekim 1946'da şöyle yazmıştır:

Pakistan'ın yaratılması isteği, Müslümanlar Birliği tarafından öne sürülmesi İslam dışı ve hatta günah dolu olduğunu söylemekten de çekinmem. İslam birliği ve insanlığın kardeşliğini temel alır, insanlık ailesinin birliğini bozmayı değil. Dolayısıyla Hindistan'ı büyük bir ihtimalle savaşan iki gruba bölmeye çalışanlar hem Hindistan'ın hem de İslam'ın düşmanıdır. Beni parçalara ayırabilirler ama yanlış olduğunu düşündüğüm bir görüşe katılmamı bekleyemezler [...] çılgınca konuşmalara rağmen tüm müslümanları dost edinmeye çalışmak arzumuzdan vazgeçmemeliyiz ve onları sevgimizin esiri olarak tutmalıyız.

Mahatma Gandi

Ancak, Homer Jack Gandi'nin Cinnah ile Pakistan konusundaki uzun mektuplaşmalarında şunlara dikkati çeker: "Her ne kadar Gandi kişisel olarak Hindistan'ın bölünmesine karşıysa da öncelikle bağımsızlığın elde edilmesi için Kongrenin ve Müslümanlar Birliğinin işbirliğiyle kurulacak olan geçici bir hükûmet altında işbirliğini yapılması ve daha sonra çoğunluğu Müslüman olan bölgelerde yapılacak bir halk oylamasıyla bölünme sorununa karar verilmesini belirten bir anlaşma önerdi."

Hindistan'ın bölünmesi hakkındaki bu çifte görüşü nedeniyle Gandi hem Hindular hem de Müslümanlar tarafından eleştirilmiştir. Muhammed Ali Cinnah ve çağdaşı Pakistanlılar Gandi'yi Müslüman siyasi haklarını baltalamak ile suçladı. Vinayak Damodar Savarkar ve müttefikleri Gandi'yi Müslümanların Hindulara karşı düzenlediği vahşete gözünü kapayarak Müslümanların siyasi olarak gönlünü almakla ve Pakistan'ın yaratılmasına izin vermekle suçluyordu. Bu siyasi olarak çekişmeli bir konu hâline gelmiştir: Pakistan asıllı Amerikalı tarihçi Ayesha Jalal gibi bazıları Gandi ve Kongre'nin Müslümanlar Birliği ile iktidarı paylaşmaktaki isteksizliklerinin bölünmeyi hızlandırdığını iddia ederken; Hindu milliyetçi siyasetçi Pravin Togadia gibi diğerleri Gandi'nin liderliğinde gösterdiği aşırı zayıflık sonucunda Hindistan'ın bölündüğünü söyler.

Gandi ayrıca 1930 yılında Filistin'in bölünerek İsrail devletinin kurulması konusunda yazarken bölünme konusundaki hoşnutsuzluğunu belirtmiştir. 26 Ekim 1938'de Harijan'da şöyle yazmıştır:

Bana Filistin'deki Arap-Yahudi sorunu ve Yahudilerin Almanya'da yaşadıkları hakkında görüşlerimi bildirmemi isteyen çeşitli mektuplar alıyorum. Bu çok zor soru hakkındaki görüşlerimi bildirirken tereddüt içindeyim. Tüm Yahudilere sempati duyuyorum, onları Güney Afrika'da yakından tanıdım. Bazıları yaşam boyunca arkadaşım oldu. Bu arkadaşlarım sayesinde Yahudilerin çağlar boyunca zulüm gördüklerinden haberdar oldum. Hristiyanlığın dokunulmazlarıydılar [...] Ama sempatim adaletin gerekliliklerine karşın gözlerimi kör etmiyor. Yahudiler için ulusal bir ev haykırışı bana pek çekici gelmiyor. Bunun kurulması için izin İncil'de arandı ve Filistin'e dönen Yahudiler bunu çok arzuladı. Niye, dünya üzerindeki diğer insanlar gibi doğdukları ve hayatlarını kazandıkları ülkeleri kendi vatanları olarak kabul edemediler? İngiltere nasıl İngilizlere, Fransa'da Fransızlara aitse Filistin de Araplara aittir. Yahudilerin isteklerini Araplara kabul ettirmeye çalışmak hem yanlış hem de insanlık dışıdır. Şu anda Filistin'de olanlar hiçbir ahlak kuralı ile açıklanamaz.

Şiddet içeren direnişin reddi

Gandi ayrıca şiddet içeren yöntemlerle bağımsızlığını kazanmaya çalışanları eleştirmesi nedeniyle de siyasi arenada hedef oldu. Bhagat Singh, Sukhdev, Udham Singh ve Rajguru'nun asılmalarını protesto etmeyi reddetmesi bazıları tarafından suçlanma sebebi olmuştur.

Bu eleştiriler hakkında Gandi şunları söylemiştir: "Bir zamanlar silahları olmadığı zaman Britanyalılarla nasıl silahsız mücadele edeceklerini gösterdiğim için beni dinleyenler vardı [...] ama bugün benim şiddet karşıtlığımın [Hindu-Müslüman ayaklanmalarına karşı] çözüm olmadığını ve dolayısıyla insanların nefsi müdafaa için silahlanmaları gerektiği bana söyleniyor.."

Bu argümanı birkaç makalede daha kullandı. İlk olarak 1938'de yazdığı "Zionism and Anti-Semitism," (Siyonizm ve Anti-Semitizm) adlı makalesinde Gandi Nazi Almanyası'nda Yahudilerin çektiği zulümü Satyagraha bağlamında yorumlar. Pasif direnişi Yahudilerin Almanya'da yüz yüze geldikleri zulüme karşı gelme yöntemi olarak sunar,

Eğer ben bir Yahudi olsaydım, ve Almanya'da doğup hayatımı orada kazansaydım, en az uzun boylu beyaz Alman kadar Almanya'yı vatanım olarak görürdüm ve ona ya beni vurmasını ya da zindana atmasını söylerdim; sınırdışı edilmeye ya da ayrımcı davranışlara tabi olmayı reddederdim. Bunu yaparken bu sivil direnişe Yahudi arkadaşlarımın katılmasını beklemezdim çünkü sonunda geride kalanların benim örneğimi izleyeceklerine güvenirdim. Eğer bir Yahudi ya da tüm Yahudiler burada önerilen çözümü kabul ederse şu anda olduğundan daha kötü bir duruma düşmezler. Ve gönüllü olarak çekilen ızdırap onlara bir dayanma direnci ile neşe verecektir [...] Hitler'in bu tarz eylemlere karşı hesaplayarak göstereceği şiddet Yahudilerin genel bir katliamı bile olabilir. Ama Yahudi zihni kendini gönüllü ızdıraba hazırlarsa hayal ettiğim bu katliam bile Jehovah'ın bir tiranın ellerinden ırkı kurtaracağı bir teşekkür ve neşe gününe bile dönüşebilir. Tanrıdan korkanlar için ölümde korkutucu bir şey yoktur.

Gandi bu açıklamaları için oldukça çok eleştirilmiştir. "Questions on the Jews" (Yahudiler Üzerine Sorular) adlı makalesinde şöyle cevap vermiştir: "Arkadaşlar Yahudilere yaptığım ricayı eleştiren iki gazete kupürü bana göndermiş. İki eleştiride de Yahudilere kendilerine karşı yapılan yanlışlar için pasif direnişi önermekle yeni hiçbir şey önermediğimi söylenmiş.....benim müdafaa ettiğim kalbten gelen şiddetten feragat ve bu büyük feragat sonucu ortaya çıkan etkin uygulamadır. Eleştirilere "Reply to Jewish Friends" (Yahudi Arkadaşlara Cevaplar)[70] ve "Jews and Palestine" (Yahudiler ve Filistin)[71] makaleleriyle şöyle cevap vermiştir: "benim müdafaa ettiğim kalbten gelen şiddetten feragat ve bu büyük feragat sonucu ortaya çıkan etkin uygulamadır."

Gandi'nin Yahudi Soykırımı ile yüz yüze kalmış olan Yahudiler hakkındaki görüşleri birçok yorumcunun eleştirisine neden olmuştur. Siyonizmin karşıtı olan Martin Buber 24 Şubat 1939'da Gandi çok sert bir açık mektup yayımladı. Buber Britanyalıların Hint uyruklarına davranışı ile Nazilerin Yahudilere karşı yaptıklarını kıyaslamanın münasebetsiz21 Aralık 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. olduğunu belirtmiş; ve hatta Hintler zulmün kurbanları olduğunda Gandi'nin bir zamanlar kuvvet kullanımını desteklediğini belirtmiştir.

Gandi 1930'larda Yahudilerin Nazilerden gördüğü zulmü Satyagraha açısından yorumladı. Kasım 1938 yılındaki makalesinde pasif direnişi bu zulme karşı bir çözüm olarak önerdi:

Yahudilere Almanlar tarafından uygulanan zulmün tarihte eşi benzeri yok gibi gözükmektedir. Eski zamanların tiranları, Hitler'in bugün ulaştığı çılgınlık düzeyine hiç gelmemişlerdi. Hitler bu çılgınlığı dini bir azim ile sürdürmekte. Onun için, yaymaya çalıştığı seçkin ve militan milliyetçilik dininin gerektirdiği her tür insanlık dışı davranış, şu an ve sonrasında ödüllendirilecek bir insanlık davranışıdır. Açıkça çılgın ama gözüpek bir gençliğin suçları tüm ırkın üzerine inanılmaz bir vahşet ile çökmekte. İnsanlık adına yapıldığı kabul edilebilecek bir savaş var ise, tüm bir ırkın zulüm görmesini engellemek için Almanya'ya açılacak olan savaş tamamen haklı olacaktır. Böyle bir savaşın iyi ve kötü yönlerini tartışmak benim ufkumun ötesindedir. Almanya ile Yahudilere karşı uyguladıkları bu suçlar için bir savaş açılmasa bile, kesinlikle Almanya ile bir ittifaka girilemez. Adalet ve demokrasi için savaştığını söyleyen ama bu ikisinin düşmanı olan bir ulus ile nasıl ittifak kurulabilir ki?"

Glenn C. Altschuler, Gandi'nin Britanyalılara yaptığı Nazi Almanyası tarafından işgal edilmelerine izin vermeleri öğüdünü ahlaki yönden sorgular. Gandi Britanyalılara eğer "evlerinizi işgal etmek isterlerse, siz evlerinizden çıkın. Eğer serbestçe çıkmanıza izin vermezlerse onlara bağlılığı kabul edeceğinize erkek, kadın ve çocuk katledilmenize izin verin" demiştir.

Gandi'nin Güney Afrika'da bulunduğu ilk yıllarda yazdığı bazı makaleler tartışma konusu olmuştur. Tüm eserlerinin yayımladığı "The Collected Works of Mahatma Gandhi," (cilt 8, s.120) koleksiyonunda yeniden basıldığı üzere, Gandi 1908 yılında "Indian Opinion" gazetesinde zamanının Güney Afrika hapishanesi hakkında şunları yazmıştır: "Yerli mahkûmların büyük çoğunluğu hayvanlardan yalnız bir basamak yukarıda ve genellikle sorun çıkarıyor, kendi aralarında dövüşüyorlar." Yine aynı koleksiyonda (Cilt 2, s.74) tekrar yayımlanan, 26 Eylül 1896 tarihli konuşmasında Gandi "tek meşgalesi avlanmak ve tek ihtirası bir karı satın alabilmek için yeterli miktarda sürü hayvanı toplamak ve sonra hayatını uyukşukluk içinde ve çıplak olarak geçirecek olan çiğ kaffir"den sözeder. Günümüzde Kaffir deyimi aşağılıyıcı bir anlam içerir ancak Gandi'nin zamanında anlamının bugünkünden farklı olduğunu belirtmek gerekir. Buna benzer yorumlar nedeniyle bazıları Gandi'yi ırkçılıkla suçladı.

Uzamanlık alanları Güney Afrika olan iki tarih profesörü Surendra Bhana ve Goolam Vahed, bu tartışmaları The Making of a Political Reformer: Gandhi in South Africa, 1893–1914. (New Delhi: Manohar, 2005) (Siyasi bir Reformcunun Gelişimi: Gandhi Güney Afrika'da 1893-1914) adlı eserlerinde ele aldı. İlk bölüm olan, "Sömürge Natal'da Gandi, Afrikalılar ve Hintler"de "Beyaz idare"nin altında Afrika ve Hint toplulukları arasındaki ilişkiler ile ırk ayrımcılığına dolayısıyla da bu topluluklar arasında ortaya çıkan gerginliklere neden olan politikalar üzerine yoğunlaşırlar. Bu ilişkilerden çıkardıkları sonuca göre "genç Gandi 1890'larda hüküm süren ırk ayrımcılığı kavramlarından etkilenmiştir. Aynı zamanda "Gandhi'nin hapishanedeki deneyimlerinin Afrikalıların durumları hakkında daha duyarlı olmasına neden olduğunu [...] daha sonraları Gandi'nin yumuşadığını; Afrikalılara karşı önyargılarını dile getirirken daha az kategorik olduğunu, ve ortak amaca yönelik noktaları görmeye daha açık olduğunu" belirtirler. "Johannesburg hapishanesindeki olumsuz görüşlerinin Afrikalıların genelinden ziyade uzun süre mahkûm kalan Afrikalılara yönelik" olduğunu söylerler.

Güney Afrika eski devlet başkanı Nelson Mandela, 2003 yılında Johannesburg'da Gandi'nin bir heykelinin açılmasını engellemeye çalışanlara rağmen Gandi'nin bir takipçisi olmuştur. Bhana ve Vahed heykelin açılması ile ilgili olaylar hakkındaki yorumlarını The Making of a Political Reformer: Gandhi in South Africa, 1893–1914 adlı eserlerinin sonuç bölümünde yapmışlardır. "Gandhi'nin Güney Afrika'ya Mirası," bölümünde "Gandhi, Beyaz idareyi sona erdirmeye çalışan birçok nesil Güney Afrikalı aktiviste ilham kaynağı olmuştur. Bu miras onu Nelson Mandela'ya bağlar [...] öyle ki Gandi'nin başladığını bir anlamda Mandela tamamlamıştır. Gandi'nin heykelinin açılması sırasında yaşanan tartışmalara atıfta bulunarak devam ederler. Gandhi hakkındaki bu iki farklı perspektif hakkında, Bhana ve Vahed şu sonuca ulaşır: "Apartheid sonrası Güney Afrika'da Gandi'yi siyasi amaçları için kullanmaya çalışanlar, Gandi hakkındaki bazı gerçeklerden bihaber olduklarında davalarına bir şey katamadıkları gibi, ondan basitçe ırkçı diye söz edenler de aynı derecede olayları saptırmaktadır.

Yakın geçmişte, Nelson Mandela, Güney Afrika'ya satyagrahanın girişinin 100. yıl dönümüne denk gelen Yeni Delhi'de 29 Ocak–30 Ocak 2007 tarihli bir konferansa katıldı. Ayrıca, Mandela Gandhi, My Father filminin Temmuz 2007'deki Güney Afrika galasında izleyici karşısına bir video klip ile çıktı. Bu klip hakkında filmin yapımcısı Anil Kapoor şöyle bahsetmiştir: "Nelson Mandela filmin açılışı için özel bir mesaj gönderdi. Mandela yalnızca Gandi hakkında değil, benim hakkımda da konuştu. Kalbimi ısıtan ve tevazu hissettiren bu filmi yaptığım için bana ettiği teşekkürdür. Hâlbuki bu filmi Güney Afrika'da çekmeme ve Dünya prömiyerini burada yapmama izin vermeleri nedeniyle benim teşekkür etmem gerekirdi. Mandela filmi çok destekledi. Güney Afrika devlet başkanı Thabo Mbeki, Güney Afrika hükûmetinin geri kalan üyeleriyle bu açılışa katıldı.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.