AramaArama
Gıda Hattı

Migren atakları nasıl önlenir? Beslenme kılavuzu…

13 Eylül 2021, 19:00
Paylaş

Migren tüm dünyada yaygın olarak bilinen bir hastalık olup gastrointestinal, nörolojik ve otonom değişikliklerinin neden olduğu bir baş ağrısıdır. Peki beslenme ile bu atakları önlemek mümkün mü?

Dünya genelinde 240 milyon insanı etkilemekle birlikte bu bireylerden yaklaşık 1,400’ü her yıl migren atakları yaşadıklarını dile getirmektedirler. Kadınlarda özellikle üreme döneminde erkeklere göre kıyaslandığında sıklığı daha fazla olmakla birlikte atak şiddetinin de kadınlarda daha kuvvetli geçtiği bildirilmektedir. Migrende ilk atak genellikle 10-30 yaş aralığında görülmektedir.

Migren bir ya da daha fazla semptomun neden olabildiği; tek bir bölgede ve her zaman aynı şekilde oluşmayan, aralıklı veya ilerleyeci olarak ta oluşabilen bir hastalıktır.

Tanısı nasıl konulur?

Her baş ağrısı migren değildir. Bu nedenle migren tanısı bireyin öyküsü göz önünde bulundurularak konulmalıdır. Tanıda ilk baş ağrısı durumunda oluşan nedenler dikkate alınırken, ağrının kronikleşmesiyle migren sınıflamaları yapılmaktadır. Migren sınıflaması; International Classification of Headache Disorder kriterlerine göre; migren altı alt tipe ayrılmaktadır.

Bunlar;

  • Aurasız migren,
  • Auralı migren,
  • Kronik migren,
  • Migren komplikasyonları,
  • Olası migren,
  • Migren ile ilişkili olabilecek epizodik sendromlardır

En sık rastlanılan migren tipi aurasız migrendir. Migren yetişkinlerde 4-72 saat ve çocuklarda 2-48 saat sürebilen, tek taraflı, orta ve ileri şiddette, tekrarlayıcı şekilde görülen baş ağrısıdır. Sıklıkla sabahları ortaya çıkmakla birlikte kademeli bir şekilde artış gösterici etki de bulunabilmektedir.

Belirtileri nelerdir?

Migren hastalığının belirtileri nörolojik, ruhsal ve genel sistemik belirtiler olacak şekilde 3 başlık altında incelenebilir. Depresyon, devamlı uyku hali, huzursuzluk, aşırı mutluluk duygusu gibi belirtiler ruhsal belirti olmakla birlikte ışığa karşı hassasiyet, sese duyarlılık, şiddetli uyku isteği, esneme, konstrasyon bozukluk migren de nörolojik belirtiler arasında sınıflanmaktadır. İştahsızlık, üşüme, ensede gerginlik hissi, susama da genel belirtiler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Atakları tetikleyen durumlar

Her migren hastasında baş ağrısı ataklarının aynı olmadığı gibi atakların nedensiz olarak başlabildiğide görülmektedir. Bazı migren hastalarında ise tek bir tetikleyici faktör ağrı oluşumuna neden olurken bazı hastalarda birden fazla tetikleyici faktör ile birlikte ağrı oluşumu başlayabilmektedir. Tek bir faktör tetikleyebileceği gibi birden fazla faktörde migren atağının oluşmasını sağlayabilmektedir.

Stres, depresyon menstrüasyon, uyku süresi, öğünlerin düzenli olmayışı, basınç, rüzgar gibi hava değişimleri, parfüm gibi keskin kokular ve sigara dumanına maruziyet, parlak ışık, öksürük gibi etkenler bireylerde migreni tetikleyebilmektedir.

Yapılan çalışmalar sese karşı hassasiyet ve bulantının en sık rastlanılan semptomlar olduğu gösterilmiştir. Besin tetikleyecileri göz önüne alındığında alkol, çikolata, peynir, kafein, monosodyum glutamat (MSG), aspartam en sık karşılaşılan besinler olarak karşımıza çıkmaktadır.  Migren hastalarında çevresel faktörler ile birlikte bireyin kişisel sorunları, eşlik eden kronik hastalıklar, obezite, gebelik, hipertansiyon ve premenstrual sendrom vb. ağrı da tetikleyici neden olarak gösterilmektedir.

Migren metabolizmayı bozuyor

Kronik migrenli bireylerde insulin duyarlılığında bozulma, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve obezite gibi sağlık sorunları sıkça görülebilmektedir. Morbid obez kadınlarda migren görülme sıklığının en yüksek olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmektedir. Obezitenin migreni tetikleyici bir faktör olduğu aşikardır. Bunun tam tersi olarak normal vücut ağırlıklı bireylere kıyasla migrenli hastalarda obez ve fazla kiloluluk sorunu da sıkça görülmektedir. Bunun sebebi; migrenin beynin yeme kontrolünü denetleyen merkezinde bulunan açlık ve tokluk hormonlarındaki değişikliklere neden olmasıdır. Migren yaşayan kilo sorunu olmayan kişilerde migren ataklarının iştah dengesini daha fazla yeme yönünde değiştirerek yağlanmaya neden olduğu belirtilmektedir.

Beslenmeyle sıkı ilişkili

Migren ve beslenme arasında karmaşık bir ilişki bulunmaktadır. Besinler içerdikleri maddelerin vazokonstriktör veya vasodilator etkisi ile sinir yollarını uyararak ağrı oluşumuna neden olabilmektedir. Migrende akut ve önleyici tedavilerle birlikte hastaların beslenmeside tedavinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Migren hastaları değerlendirilirken beslenme günlüğü tutturularak tükettiği besinler sorgulanmakta ve atak döneminde bu besinlere dikkat edilmesi sağlanmaktadır.

Açlık, alkol, çikolata ve peynir sık bildirilen tetikleyiciler arasında gösterilemektedir. Açlıkla birlikte meydana gelen hipoglisemi migreni tetiklediği için az az ve sık sık beslenme, ara öğün düzeni baş ağrısını önleme için strataji haline getirilmelidir. Baş ağrısını tetikleyen başlıca kimyasallar; monosodyum-glutamat, nitrat, nitrit, tiramin, feniletilamin, ve histamine içeren aminlerdir.

Sert ve çedar peynrilerinde tiramin, turunçgillerde oktopamin, kırmızı şarap-bira da histamine ve çikolatada feniletilamin bulunmaktadır. Hazır besinlerde; besinlere renk vermek ve bakterilerden korunması için kullanılan sodyum nitritin bazı bireylerde baş ağrısına neden olabileceğini de unutmamak gerekmektedir. Bazı besinler de yer alan histamin, tiramin, feniletilamin, putresin, kadevatin ve spermidin gibi biyolojik aminler insan metabolizmasında önemli olmakla birlikte migren ile ilişkilendirilmişlerdir.

Alkol

Alkollü içeceklerin baş ağrısını tetikleyeci özelliğinin etonol, histamin gibi biyolojik aminler, sülfitler, fenolik flavonoidler, trombositlerden serotonin salınımı ve dehidratasyona neden olmasından kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Alkollü içecekler arasında migren tetikleyecisi olarak yer alan şarap migren olmayan bireylerde dahi baş ağrısı atakları geçirdiklerini göstermektedir. Bu doğrultuda alkolün migrenle yakından ilişkili olduğunu kırmızı şarap vs. içkilerin tüketilmemesine özen gösterilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Çikolata

Çikolata içerisinde yer alan teobramin, kafein, ve feniletilamin gibi biyolojik aminler migrende tetikleyici olarak gösterilmektedir. Yapılan çalışmalarda migren ve çikolata ilişkisinin kişiden kişiye değişmesinden dolayı, baş ağrısını tetiklediğini düşünen bireylerde tüketimi sınırlandırılarak kontrol altına alınmalıdır.

Peynir

Peynirin içerisinde yer alan biyolojik amin olan tiraminden kaynaklı olarak migren tetikleyecisi olabileceği gösterilmektedir. Migren hastalarında peynirin tetikleyeci olarak göstermeleri %0 ile % 19 arasında değiştiği  bildirilmektedir. Peynir tükemiyle migrenin ilişkilendirebileceği bu nedenle tüketminin kontrol altında tutulması gerektiği önerilmektedir.

Kafein

Çikolata, çay, kahve, ve kola gibi besinlerde yer alan uyarıcı etkisi ile bilinen kafein  vazokonstrüksiyon ve uyarıcı nörotransmitterlerin serberst bırakılmasını sağlayarak, beyin-damar içerisinde ki uyarıcı adenozin reseptör ve inhibitörlerinin blokajı ile etki etmektedir. Kafeinin etkisi dozu ile yakından ilişkilidir. Yapılan çalışmalar sonucunda çay ve kahve tüketimi fazla olan bireylerde migren ve kafeinin yakından ilişkili olduğu gösterilmiştir. Kahve tüketimi 200 mg ve daha fazla ise kafeinin doğrudan kesilmesi de migren üzerinde tetikleyici olacağı gösterilmiştir.

Aspartam

Aspartam, sükrozdan 150-200 kat daha fazla tatlı yapay bir tatlandırıcıdır. Aspartamın migren tetikleyici olup olmadığı kesin olarak belirtilmemekle birlikte 30 mg/kg’günlük normal doz, 75 mg/kg’ye çıkıldığında etkilerinin oluşabileceği belirtilmektedir. Aspartam ve migren arasında ki ilişkiyi inceleyen çalışmalar kısıtlı olması ile birlikte bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Beslenmede dikkat edilmesi gereken noktalar

Beslenme tedavisinde bireyler özellikle ve öncelikli olarak beslenme günlüğü tutmaları ve atak geçirilen dönemlerde tüketmiş oldukları besinlere dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu şekilde besinlerin bireylerde nasıl etkileyecek olacağının anlaşılması, tedavi süresince yer alıp almayacağı belirlenmesi ve atak sıklıklarının azaltılmasına yönelik bir beslenme planı hedeflenerek daha kaliteli bir yaşam bireye oluşturulmalıdır. Migrenin önlenmesinde ve geciktirilmesinde yaşam tarzı ve davranış değişikliği önemli bir yere sahiptir.

Yapılacak başlıca değişiklikler; yeterli ve düzenli uyku, nefes egzersizleri, doğru bir beslenme modeli ve günlük sıvı alımının yeterli düzeyde alınması olmalıdır.

Migrende beslenme tedavisyle ilgili olarak üzerinden durulan bir diğer konu ise işlevsel besinlerdir. İşlevsel besinler sağlık ya da tıbbi faydası olan, hastalıkların önlenmesinde tedavisinde kullanılan besin yada besin ögesidir. Magnezyum birçok hücre içi işlem için gerekli olup, migren oluşumunda önemli bir yerş olduğu düşünülmektedir. Magnezyum eksikliği depresyon, plateletlerin hiğeragregasyonu, serotonin reseptör fonksiyonun etkilenmesi ve nörotransmitterler için önemli rolü bulunmaktadır. Migren hastalarında magneyum emiliminde yetersizlik, böbrekten magnezyum kaybı, stress, düşük besinsel alım gibi nedenlerden dolayı yetersizlikler oluşabilmektedir. Günlük önerilen miktar 400 mg magnezyum oksit etkili olduğu, olmadığı durumlarda 2 katına çıkarabilinmektedir.

Diğer işlevsel besinlerden olan öksürürük otunun bir ay boyunca günde 2 kez 75 mg ve sonra günde 2 kez 50 mg kadar kullanmanın, kasımpatının günde 100 mg kadar çayının hazırlanmasının, koenzimQ’nın günde 300 mg ve riboflavinin günde 400 mg ek takviye olarak desteğinin yararlı olabileceği ifade edilmektedir.

Migren gelişiminde hormonların da etkisiyle riskli bir durum olan gebelikte beslenmenin yeterli, dengeli, düzenli ve çeşitli olması gerekmektedir. Açlık ve buna bağlı gelişen hipoglisemiden uzak durulmalıdır. Peynir, çikolata, MSG'yi diyetten çıkarmak migren ataklarını azaltmaya destek olunmasına rağmen peynirin beslenmedeki öneminden ve yararından dolayı hamilelikte kısıtlama yapılması önerilmemektedir.

Diğer bir yandan alkol ve sigaranın migren atağı dışında birçok ölümcül kronik hastalıklara da neden olabileceği unutulmamalı, iyi yaşamda kesinlikle kullanılmaması gerektiğinin altını çizmekte fayda görüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.