Gıda Hattı

Merkez, İstanbul'a Taşınacak

17 Aralık 2007, 17:45
Paylaş

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası'nın genel merkezini İstanbul'a taşıyacaklarını söyledi. Gaziantep ve Batman'da çeşitli ziyaretlerde bulunan Devlet Bakanı Şimşek, ziyaretinin sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Merkez Bankası'nı İstanbul'a taşıyacaklarının altını çizen Bakan Şimşek, “Peki bu konuda bir yasa değişikliği gerekiyor mu?”şeklindeki soruya karşılık, “Gerekirse bir yasa değişikliği de yapılır” yanıtını verdi.

Bakan Şimşek, İstanbul'u bir finans merkezi yapmak istediklerini belirterek, “Bütün ticari bankalar orada. Finans merkezi orada. Kamu bankaları da zamanla oraya taşınacak. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın orada olması makul yaklaşım” dedi.

Devlet Bakanı Şimşek, bir gazetecinin, Merkez Bankası yönetiminin buna karşı olduğunu hatırlatması üzerine, “Bu polemik konusu değil. Ben sadece Merkez Bankası'nın İstanbul'da olmasının bir mantığı olduğunu söyledim. Ben bunun doğru olduğu kanısında olduğumu düşünüyorum. Bu konuyla ilgili henüz bir yasal düzenleme ve girişim yok” diye konuştu. Şimşek, bir gazetecinin “Merkez Bankasındaki boş olan kadrolara atamalar ne zaman yapılacak?” şeklindeki sorusuna karşılık, Hükümet seçildikten sonra çok yoğun bir tempoda çalıştıklarını hatırlatarak, “Bunlar böyle al acele yapılacak değil, şu anda bir ihtiyaç var bunu gidereceğiz. Atamaları makul bir zamanda, onu da önümüzdeki kısa bir zaman içerisinde yapacağız. Orada şu an bir sorun yok. Tabii ki o açıkla devam edemeyiz o atamaları yapacağız” yanıtını verdi. Bakan Şimşek, “Merkez Bankası Başkanı'nın size bir isim önerisi oldu mu?” şeklindeki soruya verdiği yanıtta, “Bana herhangi bir öneri yok. Önceden bir takım isimler geldi, gitti ancak bana henüz bir öneri gelmedi” dedi.

Şimşek, bir gazetecinin Serhan Çevik'in adının geçtiğinin hatırlatması üzerine, “Sayın Çevik'le ilgili gazete haberleri tamamen bir dedikodu. Kendisiyle bu konuda herhangi bir görüşmemiz olmadı. Bunu kendileri de zaten söylediler” ifadesini kullandı.

İstihdamı artırmak için bazı idari düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını vurgulayan Bakan Şimşek, iş gücünü nitelikli hale getirmek için İş Kur'a kaynak ayıracaklarını ifade etti.Şimşek, bu konuda şunları söyledi:

“Bu bir aktif iş gücü politikasıdır. İstihdam üzerinde idari ve mali yükler var. İdari yükleri önümüzdeki yıl kaldıracağız, sene başında. Yani 50 kişi çalıştıran bir firma sağlık hizmetine ihtiyacı varsa satın alır. Doktor istihdam etmek zorunda değil. Ama özürlü istihdam etmek zorundadır. Bununda primini biz ödeyeceğiz.”

Türkiye'de milli gelirin gittikçe artış gösterdiğini vurgulayan Şimşek, milli gelirin, ciddi bir şekilde yukarı doğru revize edilebileceğini kaydetti.

Milli gelir hesabının eski bir sisteme sahip olduğunun da altını çizen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

“1968 BM ulusal hesap sistemi ile 1987 girdi-çıktı tablosuyla şu anki milli geliri hesaplıyoruz. Bu hesaplama metodunu bir çok ülke terk etti. Benim bildiğim kullanan bir başka ülke de yok. Bulgaristan, Romanya, Güney Afrika bütün ülkeler milli gelirlerini revize ettiler, hatta birkaç kez. Şimdi biz diyoruz ki AB muhasebe sistemine geçeceğiz, bu ISA 95. Girdi-çıktı tablosunu yenileceğiz. Baz yılını yenileyeceğiz.

Bu çalışmalar AB, OECD, Dünya Bankası ve IMF ile çok yoğun bir şekilde yapılıyor. Yani sağlıklı olması kredibil açıdan, dolayısıyla yukarı doğru ciddi bir revize olursa ki bu olabilir. Mesela biz en son 1959 sistemini bırakmışız, 1968 sistemine geçmişiz o zaman yüzde 39'luk bir yukarı doğru revize olmuş. Şimdi burada ne kadar olur hiçbir fikrim yok. Ama önemli ölçüde bir yukarı doğru revize olursa bu ne anlama gelir.

Borcun milli gelire oranını aşağı çeker. Bunlar önemli şeyler. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü farklı olur. Dolayısıyla bu durum Türkiye'nin kredi notunun yükseltilmesine katkıda bulunur. Çünkü bu kredi veren uluslararası kuruluşlar diyorlar ki “Sizin gruptaki ülkelerle brüt borcunuzun milli gelire oranı yüksek”, bu oran şu an yüzde 57'dir, eğer milli gelir yukarı doğru revize olursa Türkiye'nin görünümünü rasyolarını iyileştirebilirler.”Devlet Bakanı Şimşek bir soru üzerine, gelecek yıl cari açığın ne kadar olacağını şimdiden bilemeyeceklerini belirterek, şunları söyledi:

“Cari açığın finansmanı tabii ki önemli bir konudur. Son birkaç yıldır hakikaten finansmanda kaliteyi de artırdık miktarda da istenenin çok üzerinde girişler oldu. Eğer dünyada şartlar değişirse bu bizi bir miktar etkileyebilir. Biz cari açığa bakarken 3 aylık, bir yıllık diye bakmıyoruz. Günü kurtarmaya baksak iki yıllık perspektif gibi işler daha kolay. Örneğin sosyal güvenlikte bu sistem devam ederse 2075 yılına kadar kümülatif sistem açığı milli gelirin yüzde 344'ü kadar olacak. Ben Türkiye'nin tasarruf açığını kapatmada kalıcı bir sorun yaşayacağına ihtimal vermiyorum. Dönemsel sorunlar olabilir.”

Devlet Bakanı Şimşek, enflasyonla mücadelede faizlerin indirilmesinin, dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soruya, Merkez Bankası'nın tüm gelişmeleri yakından takip ederek karar verdiğini söyledi.

Para Politikası'nın da bir dereceye kadar etkili olduğunu belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Merkez Bankası ne yapsa eleştiriyorsunuz. Diyelim ki kuraklık nedeniyle gıda fiyatlarında artış oldu ve bu sizi hedeften uzaklaştırdı. Para politikası burada ne kadar etkili olabilir. 1979 yılına gidin. Büyük petrol şoku yaşandı. Bundesbank ne dedi, (Benim orta dönemdeki hedefim bu. Biz buraya ulaşmak için, çalışmaya devam edeceğiz.) Şimdi Merkez Bankası rakamlara bakıyor burada.

Çekirdek enflasyon var, bir de dışardan gelen sürekli tekrarlanmayacak bazı faktörler var. Mesela dolaylı vergilerde bir düzenleme yaptık. Bu kalıcı olacaksa dikkate alınacak, olmayacaksa 12 ay içerisinde sistemden atılacak. Gıda da öyle, petrol de öyle. Diyelim ki petrol örneğin 70 dolar olursa bu yıl bunun enflasyona etkisi bir süre sonra çıkmış olur. Merkez Bankası muhtemelen bu analizi yapıyordur. Hiçbir şekilde benim tarafımdan onlara bir müdahilim olmaz.”

Gerek dış ticaretteki rekabette, gerekse para politikasında kurun etkili olduğunu ancak tek başına etkili bir etken olmadığını belirten Bakan Şimşek, “Kur tek başına rekabette etken değildir, evet rekabete etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Elbette bazı sektörler kurdan önemli ölçüde etkileniyor. Bunun farkındayız. Bazı sektörlerde de tam aksine ya nötr durumdalar ya da yararlanıyorlardır” diye konuştu. Şimşek, rekabette verimliliğin çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Biz üç değişkenden ikisini kontrol ediyor, kuru da kontrol etmiyoruz. Kuru etkileyen etkenler belli, eğer memleket cazipse o memlekete para akar o memleketin parasına talep artar bu bir, ikincisi de faiz farkları da önemlidir. Onu da kabul ediyorum. Ben etkilemiyor demiyorum, ancak Türkiye'nin çıkışı kur ile rekabet kazanmada değil. Ben kur değerlensin şirketler zorlansın demiyorum. Türkiye daha önce önemli devalüasyonlar geçirdi. Önemli zıplamalar da yaptı ama kalıcı şekilde altyapıyı hazırlamak lazım. Beşeri sermaye yatırıma ve fiziki altyapıya yatırım yapmak lazım.”

Bakan Şimşek, enerji sektöründeki enerji maliyetleri ve elektrik fiyatlarının yeniden ayarlanmasına ilişkin bir soruya ilişkin olarak, bununla ilgili sürecin devam ettiğini, ama enerjide asıl olanın sadece fiyat ayarlaması değil, enerji sektörünün daha etkin çalıştırılması ve enerji sektörüne nasıl yatırımcı çekebileceği yönünde olduğunu vurguladı.Bakan Şimşek, şunları kaydetti:

“Biz enerji arzıyla ilgili sorun yaşamayalım. Ben işin daha çok reform yönüyle ilgileniyorum. 2002'den beri bugüne kadar enflasyon kümülatif yüzde 60 artmış. Nominal olarak elektriği yüzde 6,5 indirmişiz. Yani reel bazda sanayiciye verdiğimiz elektrik fiyatı yüzde 70 daha aşağıdadır.

Biz bu dönemde elektriğin yüzde 52'sini doğal gaz çevrim santrallerinden elde ediyoruz. Doğal gaz da petrol fiyatlarına bağlı olarak yükseliyor. Biz elektrik fiyatlarını en rekabetçi fiyat demiyoruz. Avrupa'da birçok ülke var; kimisi bizim iki katımız, kimisi de yarımız. Biz kamu olarak düzenleyici rolümüzü iyi oynayalım, bunu bir çok anlamda da yapıyoruz. Bugün Ziraat ve Halkbank son 5 yılda vergilerde dahil olmak üzere 13,5 milyar YTL katkıda bulunmuş. Bu önemli bir rakam. Kamuda fiyat ayarlaması yapılması gerekiyorsa yapılacak, ama onun dışında önemli olan düzenleyici mekanizmaları geliştirmemizdir. Benim için önemli olan bunu bizim köklü bir biçimde halletmemizdir.”

Bakan Şimşek, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yönelik bir soruya karşın, Türkiye'nin bu bölgesine gereken her türlü hizmetin verildiğini söyledi. Bütün sorunların çözümünde demokrasi çerçevesinde ekonomik kalkınmanın önemli olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, şöyle devam etti:

“Bana kalırsa Türkiye'nin daha çok demokrasiye, daha çok kalkınmaya ihtiyacımız var. Bizim özgüvenimizin yüksek olması lazım. Biz süreci iyi yönettiğimize inanıyoruz. Biz ekonomimizdeki ve demokrasideki reformları yaptıkça hiç korkulacak bir şey yok. Tam aksine biz güçleneceğiz cazip hale geleceğiz.

Bakın göreceksiniz 10-15 yıl sonra kafamızdaki reformların yüzde 65'ini bile uygulamaya koysak, 1-1,5 trilyon dolarlık milli gelire ulaşırız. O yüzden bizim hem demokrasiye hem de ekonomimizi sağlıklı bir şekilde geliştirmemiz lazım. Türkiye'de bütün vatandaşlarımız birinci sınıftır. Ben bunu burada da dışarıda da söylüyorum. Genel olarak daha iyileştirmeye ihtiyacımız var. Belli bir bölgeye ilişkin değil. Sonra birinci sınıf vatandaş olmak varken başka arayışlara ihtiyaç yok. Bu memleketin önü açık. Özgüveni yüksek yeter ki biz pozitif enerjimizi reformlara aktarabilelim. O reformları uygulayabilelim.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.