AramaArama
Gıda Hattı
banner
AramaArama

Merkez Bankası Başkanı’ndan enflasyon mesajı!

Merkez Bankası Başkanı’ndan enflasyon mesajı!
25 Eylül 2019, 13:06

Ankara Sanayi Odası’nda (ASO) sanayicilerle buluşan Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, ekonomide toparlanma ve dengelenmenin devam ettiğini söyledi, “Enflasyondaki iyileşme önümüzdeki dönemde de sürecek” mesajını verdi. Sanayicilerin faaliyetlerini büyük bir özveriyle sürdürdüğünü dile getiren Uysal, “Karşılıklı güven, işbirliği ve iletişimi geliştirerek çalışmalarımızı önümüzdeki dönemlerde daha da zenginleştirerek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal, Ankara Sanayi Odası (ASO) Meclis Toplantısı’nda, “Ekonomik Görünüm ve Merkez Bankasının Reel Sektör Çalışmaları” başlıklı bir konuşma yaptı.

“Reel sektör ile uyum içinde çalışmaya özen gösteriyoruz”

TCMB olarak uyguladıkları politikaların etkinliğini arttırmak adına reel sektör ve diğer tüm paydaşları ile uyum içerisinde çalışmaya özen gösterdiklerini belirten Uysal, konuşmasına makroekonomik görünüme ilişkin bir değerlendirme yaparak başladı.

İktisadi faaliyetin 2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren dengelenme sürecine girdiğine işaret eden Uysal, şunları söyledi:

"Geçen yılın ikinci yarısındaki daralmanın ardından Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’da, 2019 yılının ilk yarısında ılımlı bir toparlanma gözledik. Dengelenme sürecinde net ihracatın büyümeye katkısı tarihsel olarak en yüksek düzeylerine ulaşarak iktisadi faaliyetteki yavaşlamayı önemli ölçüde sınırladı. Büyüme kompozisyonundaki bu değişim, dış dengede belirgin bir iyileşmeye neden olarak 12-aylık birikimli cari işlemler dengesinin 2002 yılından bu yana ilk kez fazla vermesini sağladı.

Başta sanayi üretimi olmak üzere, öncü göstergeler, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın ve ekonomideki dengelenmenin yılın ikinci yarısında da devam ettiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, enflasyondaki düşüşle birlikte ülke risk priminin ve finansal oynaklıkların azalacağını; finansal koşullardaki kademeli iyileşmeyle iktisadi faaliyetteki toparlanmanın ılımlı şekilde süreceğini öngörüyoruz.

doviz-gidahatti

“Düşük kur, dış ticaret dengesindeki iyileşmeyi destekliyor”

İçinde bulunduğumuz dönemde, reel kurun düşük seviyelerde seyrediyor olması Türkiye’nin küresel ticaret pazarında sahip olduğu rekabet gücünü, dolayısıyla da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyi desteklemekte. Rekabet gücü kazanımları, dış şoklara karşı ihracat potansiyelimize önemli bir dayanıklılık ve esneklik kazandırmakta, böylelikle ekonominin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönelmesinde önemli rol oynamakta. Nitekim son aylarda ekonomideki yaşanan toparlanma sürecine rağmen cari dengenin ana eğiliminde bir bozulma olmadığını görüyoruz. Turizm gelirlerindeki güçlü artışın da katkısıyla 2019 yılının geri kalanında cari işlemler dengesindeki iyileşmenin devam etmesini bekliyoruz.

“Enflasyondaki iyileşmenin devam edeceğini öngörüyoruz”

Tüketici enflasyonunda 2018 yılının Ekim ayından bu yana belirgin düşüş görüyoruz. Sıkı para politikası ve koordineli politika çabaları neticesinde birikimli döviz kuru etkilerinin azalması ve iç talebin ılımlı seyri enflasyondaki düşüşün temel sürükleyicileri olarak öne çıkmakta. Bu faktörlerin katkısıyla enflasyondaki iyileşme eğiliminin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini öngörüyoruz.

Enflasyondaki düşüşe bağlı olarak enflasyon beklentilerinde de iyileşme görmekteyiz. Enflasyon beklentilerinin çıpalanması, para politikasının etkinliği ve enflasyon-büyüme ödünleşiminin azaltılabilmesi açısından kritik önem taşımakta. Önümüzdeki dönemde enflasyon görünümündeki iyileşmeye bağlı olarak beklentilerin de iyileşmeye devam edeceğini değerlendiriyoruz.”

Faiz indirimleri

Enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, Temmuz ayındaki 425 baz puanlık indirimin ardından Eylül ayında da politika faizini 325 baz puan indirdiklerini anımsatan Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, “Son dönemde enflasyon dinamiklerinde iyileşme gözlemliyoruz. Küresel gelişmelerin de etkisiyle para politikasında oluşan hareket alanının önemli bir bölümünü Temmuz ve Eylül aylarında önden yüklemeli bir şekilde kullanmayı tercih ettik. Bu kararı alırken hedeflediğimiz dezenflasyon patikasıyla büyük ölçüde uyumlu olan bir para politikası duruşu hedefledik. Gelinen noktada para politikası duruşunun enflasyondaki düşüş sürecini destekler nitelikte olduğunu değerlendirmekteyiz. Öte yandan, Türkiye’de enflasyon gelişmekte olan ülke grubuna kıyasla halen yüksek seviyelerde. Enflasyondaki düşüşü kalıcı hale getirebilmemiz için para politikasındaki temkinli duruşumuzu sürdürmemiz gerekmekte. Bu çerçevede, parasal sıkılığın düzeyini enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirleyeceğiz” dedi.

Kredi faizlerinde düşüş

Merkez Bankası olarak aldıkları kararların kredi piyasası üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Uysal, “Temmuz ve Eylül aylarındaki faiz indirimleri ile birlikte mevduat ve kredi faizleri geriledi. Kredi faizlerindeki gerilemeyi hem firma hem ihtiyaç kredilerinde gözledik. Ayrıca, kredi büyüme hızı, tüketici kredilerinde daha belirgin olmak üzere yükselişe geçti ve kredi büyüme oranlarında ılımlı bir canlanma gözlendi. Parasal aktarım mekanizmasının gecikmeli etkilerine bağlı olarak önümüzdeki dönemde kredi piyasasındaki canlanmanın daha belirgin hale geldiğini görebiliriz” ifadelerini kullandı.

Fiyat istikrarı ve büyüme

Konuşmasında fiyat istikrarı ile büyümenin birbiriyle çelişmediğini, aksine birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirten Uysal, şöyle devam etti:

“Verimlilik artışına dayalı bir büyüme, fiyat istikrarının sürdürülebilirliğini güçlendirirken; fiyat istikrarının sağlanması belirsizliği azaltıp faizleri düşürmek suretiyle yatırımları ve büyüme potansiyelini destekler.

Bu noktada, merkez bankalarının uyguladıkları para politikalarıyla fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğine değinmek istiyorum. Bildiğiniz üzere, merkez bankaları uyguladıkları para politikası vasıtasıyla toplam talep, kredi koşulları ve benzeri makro değişkenleri etkilemek suretiyle nihayetinde enflasyon üzerinde belirleyici rol oynar. Merkez bankaları faiz politikasıyla yalnızca kısa vadeli faizi belirlemekte ve bu faiz “politika faizi” olarak adlandırılmaktadır. Merkez Bankasının politika faizi bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olarak belirlenmiştir. Para politikası öncelikle finansal sistemdeki fiyatlamaları etkiler. Maliyetleri değişen bankalar daha sonra diğer bazı başka faktörleri de dikkate almak suretiyle bu değişimi kredi ve mevduat faizlerine yansıtırlar.

Para politikalarının reel sektör açısından önemi!

Reel sektörde faaliyet gösteren firmalar açısından değerlendirildiğinde para politikası özellikle iki açıdan önemlidir: Borçlanma maliyeti ve öngörülebilirlik. Piyasada uzun dönemli kredi faizleri, merkez bankalarınca belirlenen politika faizinin üzerine kredi riski primi, vade primi ve enflasyon bekleyişleri gibi unsurların eklenmesiyle oluşur. Dolayısıyla merkez bankaları enflasyonist baskıların yaşandığı bir dönemde politika faizlerini yükselttiğinde, bankaların kısa vadeli maliyetini artırmış olsa dahi, risk primi ve enflasyon beklentilerini azaltabildikleri ölçüde uzun vadeli faizleri olumlu etkileyerek reel sektör firmalarının borçlanmasını kolaylaştırabilir.

Para politikası duruşunun reel sektör açısından bir başka önemi ise, özellikle yüksek oynaklık dönemlerinde enflasyonun gelecek dönemde izleyeceği seyre dair sinyal gücü ve rehberlik özelliğiyle öngörülebilirliği sağlamaktan geçer. Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması; reel sektörde faaliyet gösteren bir firma açısından girdi maliyetlerinin düşürülmesi, ileriye dönük fiyatlama yapabilmek, yatırım ve üretim süreçlerini planlamak açısından önem arz etmektedir.

Dolayısıyla merkez bankaları para politikası kararlarını alırken orta ve uzun vadeli bir perspektifle fiyat istikrarını ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamaya yönelik bir anlayış benimsemektedir. Enflasyonun yüksek olduğu, döviz kuru üzerinde değer kaybı baskılarının ve oynaklığın fazla olduğu dönemlerde, sıkı para politikası duruşunun gerek öngörülebilirlik gerekse uzun vadeli borçlanma maliyetleri üzerinden reel sektörü rahatlatabileceğini unutmamak gerekir.”

“Sanayiciler faaliyetlerini büyük bir özveri ile sürdürüyor”

Günümüzde birçok ülke merkez bankasının para politikalarını kurgularken kullandıkları bilgi setlerini çeşitlendirmeye ve zenginleştirmeye büyük önem verdiklerini, bu bağlamda özellikle reel sektörden edinilen bilgiler, reel sektörün değerlendirmeleri ve ihtiyaçlarının karar alma süreçlerine artan düzeyde dâhil edildiğini kaydeden Uysal, “Biz de Merkez Bankası olarak, politika etkinliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla, sağlıklı ve kapsayıcı ekonomik büyümeyi desteklemek adına, ana paydaşlarımızdan biri olan reel sektörle çift yönlü iletişim kurmaya özel önem veriyoruz. Reel sektörün nabzını tutmaya yönelik olarak sahadan elde ettiğimiz değerli bilgileri, diğer tüm veriler ile birlikte harmanlayarak politika oluşturma süreçlerinde değerlendirmekteyiz. Bu bilgilerin, karar alma süreçlerimiz açısından en kıymetli girdilerden birini oluşturduğunu ifade edebilirim” değerlendirmesini yaptı.

Saha çalışmalarında sanayicilerin faaliyetlerini büyük bir özveriyle sürdürdüğünü gözlemlediklerini dile getiren TCMB Başkanı Uysal, “Bu kapsamda firmalarımızın dinamizm, yenilenme ve küresel rekabet koşullarına uyum sağlama hususunda önemli adımlar attıklarını ve ülke ekonomisine yaptıkları katkıyı artırdıklarını memnuniyetle takip ediyoruz. Biz de Merkez Bankası olarak fiyat istikrarını sağlama ve finansal istikrarı destekleme hedeflerimizi gözeterek sağlıklı ve kapsayıcı büyümeye katkı verme amacıyla hareket ediyoruz. Karşılıklı güven, işbirliği ve iletişimi geliştirerek çalışmalarımızı önümüzdeki dönemlerde daha da zenginleştirerek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.