Gıda Hattı

Makarna, Yaratıcılığa Açık Lezzet

11 Ekim 2007, 02:49
Paylaş
Makarna, Yaratıcılığa Açık Lezzet

 Murat Bozkurt 
Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı

Çok yakında tanıtacağımız makarna kitabımızın üniversitelerde, basın mensuplarında, diyetisyenlerde ve ilgili diğer kişi ve kuruluşlarda referans olarak kullanılmasını ve bu yolla makarnanın doğru algılanmasını hedefliyoruz
Röportaj Metin Ertunç

Kesme, Boncuk, Burgu, Kelebek ve Spaghetti. Bu çeşitlere çocuklara makarnayı sevdirmek amacıyla üretilen renkli ve figürlü makarnaları da eklemeli. Burada saymadığımız daha bir çok çeşidi olan makarna, mutfağımızın da vazgeçilmezlerinden. 10-15 dakikada hazırlanabilen, değişik soslar ile lezzetini artırdığımız pratik yemeğimiz makarna; pratikliğinin yanında, fiyatıyla ekonomik, vitamin-mineral zenginliğiyle besleyici ve iyi bir enerji düzenleyici. Üstelik yağ ve tuz oranı çok az olduğu için, şişmanlatma ve kolesterol riski de yok.

Makarnanın tüm bu olumlu özellikleri, ülkemizde tüketim rakamlarını arzu edilen seviyelere çıkaramamış durumda. Makarna konusunda tüketicinin alışkanlıkları, tüketim rakamları ve tüketici algılaması üzerine geniş bir araştırma yaptıran Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD), araştırmadan olumlu sonuçlar elde etmesine rağmen, tüketicinin makarna hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını da görmüş

Kendisiyle dernek genel merkezinde sohbet ettiğimiz TMSD Başkanı Murat Bozkurt, makarna hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına kitap hazırlattıklarını belirterek; “Kitabımızın üniversitelerde, basın mensuplarında, diyetisyenlerde ve ilgili kuruluşlarda referans olarak kullanılmasını ve makarnanın doğru algılanmasını hedefliyoruz. Besin değeri ekmekten yüksek olan makarnanın, ana yemek olarak tüketilmesi alışkanlığını tüketicimize yerleştirmek istiyoruz” açıklamasını yaptı. 

Makarna sanayine bakıldığında ise, ülkemizin dünya üretim ve ihracatında sayılı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Bozkurt’a göre; önümüzdeki dönem hammadde sıkıntısı yüzünden ihracatta nispi bir gerileme yaşanabilir. Çözüm önerisi ise, doğru tarımsal planlama ve sözleşmeli tarım.
 
 Sektörle ilgili değişik konular hakkındaki sorularımızı da yanıtlayan Murat Bozkurt’la röportajımızı, makarna ve sektörle ilgili kısa detayları keyifle okuyacağınızdan eminiz.

Makarna Sanayinin 2007’deki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmiş yıllarla kıyasladığınızda ortaya çıkan sonuçlar sanayicinizi tatmin ediyor mu?

 2007 yılı makarna sektörü için iç pazarda bir toparlanma yılı olmasına rağmen, aynı zamanda ihracatta nispi bir gerilemenin olduğu yıl olacaktır. Özellikle yılın ikinci yarısında hammadde fiyatlarındaki artışlar, maliyetlerin ciddi anlamda artmasına sebep olacaktır.

Üretimde karşılaşılan sorunlar nelerdir? Bu seneki kuraklık ve iklim değişiklikleri sizi nasıl etkiledi? Bu hususta gelecek yıllara dair öngörünüz var mı?

Temel sorun hammadde tedariği olacak gibi gözüküyor. Gerek kuraklık gerekse hububat dışı tahılların ekim alanındaki artış, miktar ve kalite olarak sektörümüzü zorlayacaktır. Gelecek yıllarda bunu daha ağır yaşayacağımızı düşünüyoruz. 

Çözüm bilinçli tarım ve doğru tarımsal planlamadan geçiyor. Biraz açarsak, tarım teşviklerinde ülkenin ihtiyacı da belirleyici parametrelerden biri olmalıdır. Tohumluğa verilen destekler yine ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda olmalıdır.  

Bir başka çözüm yolu da sözleşmeli tarım olabilir ki, küresel ısınmanın boyutları öngörülen seviyelere ulaşırsa bu konu kaçınılmaz olarak gündemimize girecektir.  

Türkiye buğdayın vatanı, üretim ve ihracata yetecek kadar makarnalık buğday bulabiliyor musunuz? TMO’nun politikaları sizi nasıl etkiliyor?

Geçtiğimiz yıla kadar sorunumuz yoktu, hatta TMO ve özel sektör durum buğdayı ihracatı yapıyordu. Türkiye 2007 yılında net ithalatçı konumuna gelmiş ve 2007 ilk yarısında yaklaşık 150.000 ton durum buğdayı ithal edilmiştir. 2007-2008 hasat döneminde de geçtiğimiz yılın en az 2 katı ithalat gereklidir. 

TMO’dan beklentimiz ekmeklik buğday ile makarnalık buğday arasındaki fiyat farkını en az % 10 seviyelerine çıkarması ve piyasayı regüle edecek miktarda durum buğdayını, ki bu en az 300.000 tondur, stoklarında bulundurmasıdır.  

Gümrük Birliği ve Serbest ticaret anlaşmaları sektörü nasıl etkiledi? AB’nce önce değer bazında kota varken bu sene kota miktar bazına dönüştürüldü. Bu makarna sektörü için neyi ifade ediyor?
 
Gümrük Birliği’nin, son gelişmeye kadar sektörümüzü olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz. Serbest ticaret anlaşmalarının kısmi faydası olmuştur. AB ile gelinen son nokta en azından eskisine göre daha iyidir. Eski durumda yapabileceğimiz ihracat 5.000 ton iken ve ton başına 106,7 Euro vergi verirken, son anlaşma ile miktar 20.000 tona çıkmış, vergi de sıfırlanmıştır. Bu konu üzerinde derneğimizin uzun yıllardır verdiği bir mücadele vardır ve sonuç alınmıştır. Bu miktarı az bulanlar çıkacaktır ama AB makarna üreticileri ile rekabet edip önce bu 20.000 tonluk kotayı dolduruyor olmamız lazım.

İhracatta karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları nelerdir? 1994-1995 yıllarına kadar ABD en çok makarna ihraç ettiğimiz ülke iken birdenbire ihracatımız durdu? Sebebi ve buna benzer sorunlar nasıl giderilebilir?

Hammadde konusu ihracat için de kritik bir konudur. Buğday fiyatlarındaki artışları makarna fiyatına yansıtmamız gerekiyor. Bu da sürekli fiyatlarla oynamak anlamına geliyor ve dolayısıyla bu konu müşterilerimizi rahatsız ediyor. 

ABD konusu başlı başına bir konudur. İşin özünde, ABD’nin kendi üreticisini koruması yatıyor. Farklı sebeplerle Türk ve İtalyan makarna üreticilerine, Anti Damping ve telafi edici vergiler koyarak bu pazarı bize fiili olarak kapattılar. Bazı üyelerimiz mahkemeye gidip bu vergileri düşürdü ya da sıfırladı ancak o yıllardaki hızı yakalamamız zor gözüküyor. 

 Ekmek tüketiminden makarna tüketimine ne zaman geçeceğiz? Dernek olarak ilk defa pazar araştırması yaptırdınız, bu araştırmanın sonuçları nelerdir? Size nasıl bir yol çizdi?

Gerçekçi olmak gerekirse ekmek tüketimini geçmemiz bu şartlarda zor. Ama hiçbir şey imkansız değildir. Bu iş alışkanlıkların değiştirilmesi işidir. Emek, zaman ve kaynak isteyen bir iştir. Yapmamız gereken makarnayı ana yemek olarak tükettirebilmektir. 

Tüketicilerimiz henüz makarnayı tam tanımıyorlar. Makarnanın şişmanlatmadığını, besin değerini, en hızlı enerjiye dönüşebilen karbonhidratlı besin olduğunu, pratikliğini ve yaratıcılığa açık bir gıda olduğunu tüketiciye anlatabilmemiz gerekiyor.  

Sektörün temel sorunlarına çözüm önerileriniz nedir?
 
Temel sorunların başında, düşük tüketim, sektördeki kapasite fazlalığı ve kayıt dışı ekonomi gelmektedir. Türkiye nüfus ve kültür itibarıyla makarna tüketiminin artırılması için uygun bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla yapmamız gereken şey tüketimin artırılması ve sektörün kısa vadeli değil uzun vadeli ihtiyaçlar çerçevesinde yatırım yapmasıdır. Enteresan olabilecek bir çözümde dünyada örnekleri bulunan, yatırım yapmak yerine, atıl kapasitenin paylaşımıdır. Ayrıca, hammadde sorunu ciddi bir potansiyel sorun olarak önümüzde beklemektedir.

Sektörünüzde kayıtdışılık ne boyutta, bu sektördeki üreticinizi nasıl etkiliyor?

Sektörümüzde kayıtdışılığın oranının Türkiye ortalamasının altında olmadığını düşünüyoruz. Kayıtdışılığın bir kaydı olamadığı için bir rakam vermek güç. Kayıtdışı ekonomi, kayıt içinde çalışan tüm firmalar için bir handikaptır. Kayıtdışılığın altında yatan rant faktörü % 8 oranındaki KDV’dir. Makarna bize göre temel gıdadır ve temel gıdalarda KDV oranı % 1’dir. Bizim gibi sektörler için % 8 ciddi bir orandır.  

Bu işin önlenmesi biraz da istemekle ilgilidir. Bizim sektörde ton makarna başına düşen enerji miktarı ortalama olarak bellidir ve bu rakamlar Maliye Bakanlığı’na geçtiğimiz yıllarda derneğimiz tarafından verilmiştir. Sektörde faaliyet gösteren firmaların çoğu organize sanayi bölgelerinde faaliyet göstermektedir. 

Bunu vurgulamamızın sebebi, bu bölgelerde elektrik kaçağının mümkün olmamasıdır. Tüketilen enerji ile satılan makarna kayıtları kıyaslandığında varsa kayıtdışı bulunacaktır.

Buradaki cezalar da uyarı, komik para cezaları şeklinde değil, ağır para cezası ile ertelenemeyecek hapis cezası ve işletmenin kapatılmasının birlikte uygulanmasıdır. Kısaca caydırıcı bir yanı olmalıdır. 

25 Ekim Dünya Makarna Günü için dernek olarak ne gibi etkinlikleriniz var?

Biz, Dernek olarak Makarnanın ilgili her kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından doğru tanınıp algılanmadığını tespit ettik. Bu nedenle ODTÜ Gıda Mühendisliği bölümü ile birlikte çok kapsamlı bir araştırma ve literatur taraması yapıp bu çalışmayı kitap haline getirdik. Bu kitabın lansmanını, Diyetisyenler Derneği ile birlikte yapmayı planlıyoruz. 

Hazırlıkları süren kitabımızın üniversitelerde, basında, diyetisyenlerde ve ilgili diğer kişi ve kuruluşlarda referans olarak kullanılmasını ve makarnanın kamuoyu nezdinde doğru algılanmasını hedefliyoruz.  

Evde mutfağa girip makarna yapar mısınız? En sevdiğiniz makarna yemeği tarifi nedir?

Evet, makarna yemeği hazırlamak zevkli bir iştir. Özellikle sos yapmayı seviyorsanız, yaratıcılığa çok açık bir uğraşla meşgul olursunuz. Benim en sevdiğim makarna yemeği tarifi, Arabiatta Soslu Penne Rigate (çalık kesme) makarnadır. 

Genel olarak gıda sektörünü nasıl takip ediyorsunuz? Bu anlamda dergimizi nasıl buluyorsunuz? 

Gıda sektörünü, üyesi bulunduğumuz sektörel dernekler, basın, internet ve sektörel yayın organları aracılığı ile takip ediyorum. Derginizi, nispeten yeni bir dergi olmasına rağmen, işlediği konular, hazırladığı dosyalar ve yaptığı röportajlar ile son derece başarılı buluyorum. Başarılarınızın devam etmesini diliyorum.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.