COP28’de neler konuşuluyor, dünyada neler oluyor?

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’nın 28. yıllık toplantısı COP28, bir haftadır Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde devam ediyor. Hükümetler, gelecekte küresel ısınmayı nasıl sınırlayacaklarını ve iklim değişikliğine nasıl hazırlanacaklarını tartışmak için yılda bir kere bir araya geliyorlar. Zirvenin bu yılki ana teması, “İklim eylemi için küresel işbirliği ve dayanışma” oldu.

Politikacıların, protokol erbabının konuşmaları hoşuma gitmez, sizin de başınızı oradaki konuşmalarla şişirmeyeceğim.

Bu yazıyı Aral Gölü yakınlarından yazıyorum. Aral Gölü, su varlığının yüzde 95’ini kaybetmiş olan Asya’nın ikinci büyük gölüydü. İklim değişikliğinin etkilerini yol boyunca görebilirsiniz. Bir tuz gölü olması sebebiyle, su azalmış ama tuzu kalmış. Haliyle rüzgarların etkisiyle, bütün bölge arazilerini tuzlayan sonuçlar doğuruyor. Özbekistan, tarımda bir dönüşüm yaşıyor ama bunun için daha fazla yeni projeler lazım.

İklim değişikliği, dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biridir. İnsanlığın sağlığını, geçim kaynaklarını, güvenliğini ve refahını tehdit ediyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin en çok etkilediği insanlar, genellikle en az sorumlu olanlar ve en az kaynağa sahip olanlardır.

Varlıklılar konuşur, yoksullar yapar!

İşte en yoksulların ve en az sorumlu olanların yaptıklarını ve dünyayı iyileştirmek ve güzelleştirmek için yaptıkları projelerden bahsedeceğim.

Geçen yıl Bangladeş’te Mangrov ormanları ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Çok etkilendim. Malum iklim değişikliği sebebiyle dünyada öncelikle etkilenecek ülkelerin başında Bangladeş geliyor. Düşünün Türkiye’nin dörtte bir alanı kadar bir arazi parçasında Türkiye’nin üç katı insan yaşıyor. Denizlerin yükselmesiyle birlikte onlarca milyon insanın yaşam alanları deniz altında kalacak.

İşte sahil şeridinde yer alan bataklıklarda geniş Mangrove ormanları yetiştiriyorlar. Hem bataklıktan kurtulunmuş oluyor, hem de deniz canlıları için bir yaşam alanı oluşuyor, balıkçılık gelişiyor. Ümit verici bir dönüşüm...

Benzeri bir mangrov ormanı projesi haberi de Endonezya’da devam ediyor. Dünyanın en büyük ve en çeşitli mangrov ormanlarına ev sahipliği yapan Endonezya'da hükümet, yerel toplulukları Ulusal Mangrov Rehabilitasyon programı aracılığıyla mangrov dikmeye teşvik etti. Girişim yeni gelir kaynakları yaratacak, kadınları güçlendirecek, balıkçılık gelirlerini artıracak ve kıyı bölgelerini selden koruyacak.

Yaklaşık 3,4 milyon hektarlık bir alana yayılan Endonezya'nın mangrovları, küresel mangrov alanının yüzde 20'sinden fazlasını oluşturuyor ve şu anda dünyadaki en zengin çeşitlilik olarak kaydedilen 54 gerçek mangrov türünden 40'ını kapsıyor. Endonezya'nın mangrovları 3,14 milyar ton CO2 (genelde "mavi karbon" olarak anılır) veya bir yıl boyunca kullanılan yaklaşık 2,5 milyar yolcu taşıtından kaynaklanan sera gazı emisyonlarına eşdeğer miktarda CO2 depoluyor.

Mangrovlar kıyı topluluklarının geçim kaynaklarının önemli bir bileşenidir ve gelir kaynaklarıdır. Endonezya'da avlanan toplam balık biyokütlesinin yaklaşık yüzde 55’i mangrovlara bağımlı türlerden oluşuyor ve bunların yıllık toplam üretimi 825 milyon dolar değerindedir.

COP28’de neler konuşuluyor, dünyada neler oluyor?

Çikolata sevenler için iyi haber!

Şimdi de lezzetli bir haber vereyim. Malum, iklim değişikliği ile dünyada en fazla etkilenecek meyvelerden biri kakao ağaçları olacak. Hatta 2050 yılında çikolata yeme şansımız kalmayacak yorumları bile yapıldı. Haberimiz çikolatanın hammaddesi kakao ağaçları ile ilgili.

Uyuşturucu sebebiyle kötü bir algısı olan Kolombiya, her türlü sosyal sorumluluk projesi yanı sıra yeni tarım deneyimleri için de önemli bir alan oldu. Geçmiş yıllarda uyuşturucu madde ekim alanlarına palm yağı üretmek için özgün palmiye fidanları yetiştirilmesi için Dünya Bankası’nın teşvik bölgesiydi.

Bilim adamları, Kolombiya'nın Pasifik kıyısındaki Buenaventura bölgesinde deneyim amaçlı yetiştirilen kakao çekirdeklerinin benzersiz nitelikleri olduğunu tespit ettiler.

Kolombiya Tarımsal Araştırma Kurumu'ndan (AGROSAVIA) araştırmacılar, çevresel faktörler ve kakao kalitesi arasındaki karmaşık etkileşimleri ortaya çıkarmak için çok sayıda ölçüm gerçekleştirdiler ve sonuçları analiz ettiler.

Sonuçlardan o kadar memnun kaldılar ki, Buenaventura’nın kakao ağaçları için yeni bir Menşe Adı, yani benzersizliğini ve bölgeye has özelliklerinin belirten belge olarak belirlenmesini de önerdiler.

Şu an Avrupa’da çok miktarda kakao stoku var. AB, tarımsal alan açmak için ağaçlar kesilip ürün elde ediliyorsa, o bölgede üretilen ürünleri yasaklama kararı aldı. Yağmur Ormanları başta olmak üzere çevrenin korunması amacıyla alındı bu karar. Bu bağlamda kakao çekirdeği stokçuları da ya bu ürünlerin üretiminde doğal ağaçların kesilmediğini ispat edecekler ya da kakao stoklarını hemen Avrupa dışına çıkaracaklar. Palm yağı veya diğer değerli tarım ürünleri de buna dahil. Buenaventura haberi, muhtemel ki kakao tüccarları için iyi bir haber olmuştur.

Önümüzdeki yıllarda çikolataların üzerinde Buenaventura adını görürseniz bu hikayeyi hatırlayın.

Oyunu değiştirenler!

Gerçek oyun değiştiriciler, gıdanın insanlar için erişilebilir kalmasını sağlamak için yeni teknolojiler ve yöntemler deneyen Ürdün, Yemen, Fas ve Mısır'daki çiftçiler, mühendisler ve yenilikçilerdir.

Yemen'deki çiftçiler kendileri için gıda üretmenin ve topluluklarını beslemenin yenilikçi bir yolunu buldu. Daha az su kullanan bir damla sulama sistemi, mahsullerini korumak için gölge ağları, bir elektrik jeneratörü ve gübreler ile verimsiz alanı bir geçim kaynağı merkezi haline getirdi.

Ürdün hükümetinin bir önceliği, yeni nesil çiftçileri daha az su gerektiren teknikleri kullanmaları ve kuraklığa ve diğer iklimle ilgili tehditlere karşı daha dayanıklı bitki bitkileri yetiştirmektir.

Dikey tarım ve örtü altı tarım alanında eğitim alan çiftçiler, toprağı su bazlı bir ortamla değiştirerek, hidroponik yoluyla yüksek kaliteli ve yüksek yoğunluklu mahsuller üretebildi.

Su kıtlığı ile birlikte beklenmedik şiddetli fırtınalarla serpiştirilmiş ardışık kuraklıkların çiftçileri yaklaşımlarını yeniden düşünmeye zorladığı diğer bir ülke Fas.  Damla sulama kullanarak, iklime dayanıklı tohumlar ekerek ve daha az su gerektiren daha fazla ürün seçerek aile çiftliğini adapte eden pek çok çiftçi oldu.

Stratejik tahıl depolama kapasitesinin genişletilmesi, Mısır'ın gıda güvenliği stratejisinin bir parçası olarak belirlendi. Modern depolama tesisleri olmadan, buğday tedarik zincirindeki kayıp %40'a kadar çıkabiliyordu.

Güneş enerjisine ilgi

Son on yılda 1 milyardan fazla insanın çoğu güneş enerjisi yoluyla elektriğe erişim sağladı. Küresel olarak, güneşin 2027 yılına kadar dünyanın en mevcut enerji kaynağı olarak kömürü aşması bekleniyor. Bu bağlamda ülkemizde olduğu gibi Asya’da, Afrika’da pek çok enerji sorunu yaşayan ülke, Türkiye’de olduğu gibi güneş enerjisi panelleri ile hem sorunlarını çözüyor, hem de iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir dönüşüm yaşıyor.

Ulaşım, toplam sera gazı emisyonlarının %20'sini oluşturuyor. Son otuz yılda, ulaşım emisyonları yıllık ortalama %1,7 oranında arttı. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, bu emisyonların net sıfır hedefle yola çıkmak için 2030'a kadar yılda %3'ten fazla düşmesi gerekiyor.

Maalesef, 2050 yılına kadar, yolcu taşımacılığına olan talep 2019 seviyelerinden yüzde 75  artabilir ve emisyonlar büyük ölçüde azaltılmadıkça gezegen üzerinde feci etkiler olabilir. Son dönemde şehirlerde artan skooterları, micromobilite anlayışının bir parçası olarak düşünün. Hızlı ulaşım, yeşil enerji, elektrikli araçları da yine bu vizyonun bir parçası olarak kabul edin.

Yeşil binaları, organik yapıları ve daha az enerji harcayan her kentsel parçayı da buna ekleyin. Bu bağlamda da son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Pek çok ülkede sıfırdan yeni şehirler inşa edilmesi de, COP28’de konuşulanlardan daha faydalı sonuçlar doğuracağına emin olabilirsiniz.

Bu nedenle, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için küresel bir işbirliği ve dayanışmaya ihtiyaç vardır. Bu işbirliği, hem azaltma hem de uyum ve kayıp ve zarar konularını kapsamalıdır.

İklim değişikliğiyle mücadelenin en önemli hedefi, sera gazı emisyonlarını azaltmaktır. Bu, temiz enerji üretimine, temiz ulaşıma, temiz endüstriye ve temiz tarıma geçişi gerektiriyor.

COP28’de neler konuşuluyor, dünyada neler oluyor?

Dubai’den iyi haber

COP28'de, temiz enerji alanında önemli ilerlemeler kaydedildi. 134 ülke, 2030 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmaya yönelik taahhütlerini yeniledi. Bu ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artıracak ve fosil yakıtlardan uzaklaşacak.

Temiz ulaşım alanında da önemli gelişmeler yaşandı. 60 ülke, 2030 yılına kadar tüm yeni araç satışlarının sıfır emisyonlu araçlardan oluşmasını taahhüt etti. Bu ülkeler, elektrikli araçlara ve diğer düşük emisyonlu ulaşım seçeneklerine yatırım yapacak.

Temiz endüstri alanında, karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojisine yönelik ilgi artıyor. CCS, atmosferden karbondioksiti yakalayıp depolayarak emisyonları azaltmaya yardımcı olan bir teknolojidir. COP28'de, CCS teknolojisine yönelik yatırımları artırmaya yönelik bir anlaşma imzalandı.

Temiz tarım alanında, gıda israfını azaltmak ve hayvansal ürünlerin tüketimini azaltmak gibi hedefler üzerinde çalışılıyor. Bu hedefler, emisyonları azaltmaya ve sürdürülebilir bir tarım sistemi oluşturmaya yardımcı olacak.

Uyum, kayıp ve zarar

İklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak ve zararları telafi etmek de iklim değişikliğiyle mücadelenin önemli bir parçasıdır. Bu, iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasız olan toplulukları korumayı ve onlara destek sağlamayı gerektiriyor.

Geçen yıl yani COP27’de Kayıp ve Hasar Fonu kararı alınmıştı, Dubai’de bu fonu operasyonel hale getirmek için anlaşma sağlandı.

Bu şunun için önemli. 2022'de Pakistan'daki sellerin o ülkeye maliyetinin 30 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Bu tür afetler için kaynak gerekiyor. Bir karşılaştırma, ABD'nin yıllık askeri bütçesi 2023 mali yılında 816,6 milyar dolardı. Benzeri silah yarışında olan ülkelerin bütçeleri de akıl almaz seviyelerde.

COP28'de, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak ve zararları telafi etmek için yeni bir fon oluşturulması kararı alındı. Bu fon, iklim değişikliğinin en çok etkilendiği ülkelere destek sağlayacak.

Küresel işbirliği ve dayanışma

COP28, iklim değişikliğiyle mücadele için küresel işbirliği ve dayanışmanın önemini bir kez daha gösterdi. Konferans, temiz enerjiye geçiş, temiz ulaşıma geçiş, temiz endüstriye geçiş ve temiz tarıma geçiş gibi konularda önemli ilerlemeler kaydetti.

Ancak, iklim değişikliğiyle mücadelede henüz çok yol kat edilmesi gerekiyor. İklim değişikliğiyle mücadelenin sürdürülebilir olması için, tüm ülkelerin bu konudaki taahhütlerini yerine getirmesi ve işbirliğini sürdürmesi gerekiyor.

COP28’de neler konuşuluyor, dünyada neler oluyor?

Küresel yeni örnekler

COP28'de, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik küresel yeni örnekler de görüldü. Bu örneklerden bazıları şunlardır:

●       Afrika Birliği, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için yeni bir plan açıkladı. Bu plan, Afrika'nın temiz enerjiye geçişini hızlandırmayı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için yatırım yapmayı hedefliyor.

●       Hindistan, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu gücünün toplam enerji üretiminin %50'sini oluşturmasını taahhüt etti. Bu taahhüt, Hindistan'ın iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğunu gösteriyor.

●       Çin, 2060 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için yeni bir plan açıkladı. Bu plan, dünyanın en büyük sera gazı emisyoncularından birinin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik taahhüdünü gösteriyor.

“İklimimizin korunduğu, pandemilerin yönetilebilir olduğu – önlenebilir değilse – gıdanın bol olduğu, kırılganlığın ve yoksulluğun yenildiği farklı bir dünyayı finanse etmenin bir yolunu bulmalıyız.”

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga’nın bu ifadesinde olduğu gibi bütün dönüşümler gibi yenilerini de hayata geçirmek için paraya ihtiyaç var. Fırsat ve imkan bulunursa bu örnekler gibi, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel işbirliğinin ve dayanışmanın önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.

Tüm ülkelerin bu konudaki taahhütlerini yerine getirmesi ve işbirliğini sürdürmesi, daha yaşanabilir bir gelecek oluşturmak için kritik önem taşıyor. Bunları ana gündemimiz yapamasak bile hiç olmazsa bilgimiz olsun, gelecek hakkında biraz daha umudumuz artsın!

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikri Türkel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.