Tarım, Kadın, Sanat - 6. BÖLÜM - Ağaç Kadın Mitoloji  

Dünya bir yuvarlak. Her yere öyküler ulaşıyor. Tohumlar da sözcükler gibi uçuşuyor. Bitkiler şekil değiştirerek yeniden yeniden doğuyorlar. Mitler de öyle.

Akdeniz mitolojisinin kıyı boyunca anavatanı Anadolu’dur.

Akdenizli bitki örtüsü gibi. Makiler. Çalı bitkiler. Bu çalı bitkilerden Defneler, zeytinler, sakızlar ürerler. Akdenizlidir onlar.

İnsanlar bu doğa içinde toprağa bağlı iç içe yaşamıştır. Gerçekle hayal iç içe karışmıştır.  Öyküler anlatılmıştır. İlaçlar, içecekler yeni damak tatları geliştirmiştir.

Akdeniz’in bitki örtüsü makidir. Coğrafya derslerimizin öğretilerinden. Bu çalıların içinde sakız ağacı da var. Çok uzun zamanda yetişen ama çok verimli sağlık üreten bir ağaç. Sakız ağacı ‘’SakızAdalı’’ değil ‘’Akdenizli’’ bir bitki. Akdeniz’in mimarisi mitolojisi ve insanları da benzerdir.

Ağaç mitoloji ve kadın dediğimizde sanatta çok özel imgeler vardır. Semboliktir. Ağaç tanrısı veya ağaç ruhu ağaçla ilgili doğa tanrısı genellikle kadın olarak sembolize edilir. Bu tür tanrılar mitolojide anlatılır. Her Ülkeye göre değişen ağaç tanrıçaları vardır. Eskiden doğurganlık ağaca tapınma kültüne bağlı gibidir. Peri hayalet ruh gibi sihirle ifade edilirler. Yani sıra dışı güç olarak tanımlanır.

Akdeniz’deydik. Ege kıyılarında. Makilerin kıyısı.

Gülbahçe’ye geldik. İzmir Urla ve Gülbahçe Köyü.

Gülbahçesi yoktu ama gülbahçesi gibi bir kooperatif ile buluştuk. Benim güzel Yurdum Benim güzel insanlarım. Gül kadınlarım…

Böyle diyesim geldi içimden. Harika bir yamaçta Kooperatif merkezini kurmuşlar.

Ne ilginçtir ki kurumsalları da sakız ağacı sembolü. Ağaç kadın. Sakızağacı gövdesi kadın figürü olarak çizilmiş. Gel de mitolojiyi yaşama. Sihirli kadınlar ağaç perileri.

Üretmek geleceği kurtarmak için bir aradalar. S.S. Gülbahçe Kadın Girişimi Üretim  ve İşletme Kooperatifi. Biz de Fao adına buradayız. Kadının kooperatifler yoluyla güçlenmesi.  Amaç: Gücün enerjinin emeğin kadına faydaya dönmesi.  Emekli yüksek eğitim almış çalışan kadınlarımız da var. Yaşamın müthiş eğitimini özünü almış şimdi paylaşanlar da var. Otuz kadar kadın. Ve de İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü harika ziraat mühendisleri.

Bilgi deneyim paylaşımı var. Önderlik var. Güç var. Kadın güçlüyse Ülke güçlü.

Hemen kaynaştık. Programımızı uyguladık. Tespitler yaptık ve bana büyük bir armağan.

Çok heyecanlandım. Kültürel miras coğrafi, işaretler, endemikler derken. SAKIZ AĞAÇLARI

Oysa biz sakız ağacının anavatanına gelmişiz. Marka üretiminde hep birlikte tema, kurgular tasarımlar sakızağacı üzerine dönüştü.

Bütün ürünlerimize sakızağacı işlemeye karar verdik. Tişörtler çantalar ambalajlar hepsi.  Satışlar da kazanılan da sakız ağacı yetiştirmek için kullanılacak. Şimdiden söyleyelim harika tasarım ürünler hazırlanıyor. Destek: ‘’Sakız Ağacı’’ yetiştiriciliği projesine…

Damla sakızı

Damlasakızlı Türk kahvesi, sakızlı muhallebi, damlasakızı tatlı vs.

O büyülü aromanın yetiştiği yer burası. İyi de bir damlasakızı SAKIZ AĞACI görmek istedik ama ne görelim çoğu kesilmiş.

Peki, bu kooperatifin derdi ne o zaman. İşte bu ‘’Damlasakızı ağacı dikimi ve ürünü ‘’bu kadınların derdi olmuş.

Harika bir proje rehberleri ve uygulama ekibi var. Tarım Orman Bakanlığının uzman ekibi.  Çok severek yürekten ilgililer. Ve burası için çok söylenecek şey var.

İlk çalışma günümüzdü.

Şimdi Sakız ağacı ve bölgenin önemi:

Gülbahçe'nin tarihteki ilk ismi Rodones’miş.  1928 tarihli Osmanlıca köy listesinde ise, Gül Bağçe (كل باغچە) olarak geçermiş. Bu tarihte Gül Bağçe, Urla’nın  ‘’Gül Bağçe’’ nahiyesine bağlı üç köyden biriymiş. 1935 genel nüfus sayımında Gülbahçe olarak kaydedilmiş

Gülbahçe İzmir. Şimdi ise eski yerliler, emekli olup başka illerden gelenler var. Arnavut  Göçmen yerleşmesi varmış. Arnavut düğünleri gelenekleri yaşarmış köyde. Ama çok azalmışlar. Malum her tür göçü yaşayan bir dünyada zamanda yaşıyoruz. Arnavutlar keçi koyun beslermiş. Dokumacılık varmış. Şimdi yok. Tükeniyoruz. Kadınlar kültürel mirasın bekçileri sürdürülebilirliğin ana unsurlarıdır. Koyun keçi gidince yün de gitmiş tezgahlar da. Düğün ve çeyiz geleneği de gitmiş. Hayvan dokuma çeyiz kültürü öylesine bağlı ki birbirine. Keçi koyun varsa köyde kadının eli para görür. Evde yoğurt peynir eksik olmaz. Süt ve ürünleri mutfağın ana unsurları. Düğünlerde çeyizlerin ana unsuru dokuma halılar kilimler yaygılar. Yün yok hiç birisi yok. Yünü boyamak kök boyalar sanatı yok. Bir kültürü yok etmek istiyorsan Anadolu’da koyunu ve keçiyi yok et…

Üzüm bağları onlar da. Üzüm şarap yapılmayınca para etmiyor.

Tamam ya ağaçlar. Sakızağaçlarına ne oldu ki…soruyorum. Kesilmişler ağaç kıymetli olduğu için. Suyun öte yakacığında, öbür mahallede, sakızın ünü dünyayı almış. Anavatanı Gülbahçe (Akdeniz kıyısı) ama bahçede sakızağacı yok. Gül de yok. Ama güller açmış bence Kadın Kooperatifi güçlü ve bilinçli bir şekilde açılmış. Sağlam akıllı ve bilgililer. Hedefleri var. Sakızağaçlarını dikecekler. Planlamışlar yerleri de hazır. İnşallah tahsis edilen yerde. Bir ağaç dikmek bugün için değil. On yılda verim alacaklar ama onlar en zoru seçmiş. ‘’Verim çağı 15-50 yaşları olan bir ağaçtan, ortalama 300-350 g sakız toplanabilir. Damla sakızının toptan olarak kilogram fiyatı 100 Avro’nun üzerindedir’’ (Doç. Dr. Murat İSFENDİYAROĞLU)

Gelecek nesiller kazansın derler (On sene sabır gösterecekler). Ana gibi düşünürler. Türk Kadınına yaraşır şekilde.

Tahsis edilen toprakta da dua edilecek elbet. İnsan için en hayırlı olan ağaçlar dikilecek. Kadınların eline verilecek.

Sakız ağacı yurdumuzda Ege ve Akdeniz kıyılarında var. Maki bitki örtüsü içinde yer alıyor.  Her mevsim yeşil kalan çalı biçiminde bir bitki.  Kanarya adalarında ve bütün Akdeniz kıyılarında doğal olarak yaşıyor.  Damla sakızı (Mastik) elde edilen tipi, sadece Yunanistan’ın Sakız adasının güneyinde ve aynı ekolojik kuşakta bulunan Türkiye’nin batısında -Çeşme ve Urla çevresinde çokça görülmekteymiş. Damla sakızı bitkisel reçine olarak üretilirmiş. Ağacın gövde ve kalın dallarının çizilmesiyle elde edilir ve toplanır. Sıvı şeklinde akan sakız hava ile birleşince donuyor. Kullanılmak üzere işleniyormuş.

Çok kıymetli damlasakızını kazanmak için ağacını kesmeyeceğiz. Bolca dikeceğiz. Şimdi bekliyoruz Gül Kadınlar bu projede başarılı olacaklar. Kararlı inançlılar.

Murat İsfendiyaroğlu Hocamızın bilgilerine dayanarak: Damla sakızına dair ilk bilgiler M.Ö. 5. yüzyılda Herodot tarafından verilmiştir. Dioskorides’in De Materia Medica’sında, damla sakızının tedavi edici özelliklerinden bahsedilir. Yine Romalı Plinius, Naturalis Historiae adlı ünlü ansiklopedik eserinde, damla sakızının yararlarını anlatır. Damla sakızı, büyük hekim Hipokrat tarafından da iyi bilinmektedir. Bergama’lı Galen, saç dökülmesinden yılan sokmasına birçok ilaçta damla sakızına da yer vermiştir. Roma’lı kadınlar dişlerini sakız ağacının dallarından hazırlanan kürdanlarla parlatmıştır. Sakız adasını 14. yüzyılda ele geçiren Cenevizliler damla sakızı ticaretinde monopol oluşturmuşlar, çıkardıkları yasalarla özellikle sakız hırsızlığına karşı ağır cezalar uygulamışlardır. Kaptan-ı Derya Piyale Paşa tarafından 1566’da fethedilen Sakız adasına, idari ve mali açıdan pek çok ayrıcalık tanınmıştır. Damla sakızı yüzyıllar boyu Sakız adasıyla Osmanlı sarayı arasında bir iletişim aracı olmuştur. Günümüzde damla sakızı üretimi sadece Sakız adasında yapılmaktadır (şekil 8; 9). Adanın güneyinde bulunan 24 sakız köyünde (Mastichohoria) yıllara göre 120-140 tonluk bir üretim söz konusudur. Yetiştiricilik, üretim ve pazarlama 1938 yılında çıkarılan bir yasayla kurulan üreticiler birliği tarafından düzenlenmektedir. Sakız adasında üretilen damla sakızı, 1997 yılında Avrupa Birliği’nin ilgili yönetmeliğine göre coğrafi işaret (PDO) almıştır. Bugün için 3513 kişi üretim faaliyeti içinde bulunmaktadır (şekil 10). Üretimin önemli bölümü Arap ülkelerine ihraç edilmektedir. Bunun yanında, sakıza dayalı önemli bir endüstri gelişmiştir.

Türkiye’de ise sakız ağacı yetiştiriciliği ve damla sakızı üretiminin tarihçesine dair yeterli bilgi bulunmamakla beraber, özellikle Çiftlikköy ve Alaçatı’da bulunan eski sakızlık kalıntıları (şekil 11), geçmişte, sınırlı da olsa, yetiştiricilik yapıldığına işaret etmektedir.

Damla sakızın kimyasal bileşiminin % 97’sini reçine asitleri ve Mastikorezenler, % 1-3’ünü ise uçucu yağlar oluşturur. (Doç. Dr. Murat İSFENDİYAROĞLU’ http://sakizagaci.gen.tr)

Ve çok önemli bir tespit; Bugüne kadar Çeşme yarımadasında ekonomik anlamda sakız ağacı yetiştiriciliği konusundaki girişimler sonuç vermemiştir. Bunun en önemli nedeni bölgede tarımın önemini yitirmiş olmasıdır. Tarım alanları hızla ikinci konut ve turistik tesislere tahsis edilmektedir. Bu nedenle, sakızağacı yetiştiriciliği için uygun iklim ve toprak özelliklerine sahip alternatif alanlara yönelmek gerekmektedir. Bunun yanında, doğrudan devlet desteği sağlanması ve alternatif üretim modellerinin (eko turizm, agro turizm, vb.) geliştirilmesi önem taşımaktadır.

Tüketelim. Keselim. Beton binalar yapalım.

Dünya pazarında Chios Mastiha adıyla tanınan damla sakızının birçok kullanım alanı bulunmaktaymış:      

  • Naturel olarak çiğnenen damla sakızı sindirimi kolaylaştırırken, nefes açıcı etkide de bulunur.
  • Düzenli olarak çiğnenmesi ağız ve diş sağlığı üzerinde çok olumlu etkilerde bulunur. Bu nedenle diş macunu yapımında kullanılmaktadır.
  • Gıda sanayinde: Çiklet, reçel, dondurma ve sütlü tatlıların yapımında kullanılmaktadır. 
  • Rakı ve likör gibi distile alkollü içkilere aroma kazandırılmasında kullanılmaktadır. 
  • Sakız yağının antiseptik özelliği nedeniyle, yara merhemlerinin yapımında kullanılır. 
  • Doğal damla sakızı kandaki kolesterol seviyesini düşürerek, kalp krizi ve yüksek tansiyon riskini azaltmaktadır. 
  • Damla sakızı ülser ve gastrite neden olan Helicobacter pylori’ yi öldürerek, söz konusu rahatsızlıkları tedavi etmektedir. 
  • Kozmetik sanayinde kullanılan sakız yağı, cilt bakım kremlerinin yanı sıra UV ışınlarını emme özelliği nedeniyle güneş yağlarının bileşimine girmektedir. 
  • Sanat eserlerinin korunmasında kullanılan çok özel bir cilanın (MEGILP) hazırlanmasında kullanılır (Ressamlar için makale ile anlatılacak kadar önemli bir cila koruyucu)

Bu Damla Sakızı ağacı bize zararlı gelmiş. Kesmişiz.

Gülbahçe antik limanı yok olmuş,

Gülbahçetepedeki zeytinyağı işliği ve  limana inen yağ olukları kırılmış,

Gülbahçe yel değirmeni yok olmuş,

Neyse ki güller açmış Gülbahçe Kadın Kooperatifiyle.

Koyunlar gitmiş. Keçileri de kaçırmayalım diyecektim ama; Keçileri de kaçırmışız…

https://dergiurla.com/tarihin-icinde-dogal-bir-kaynak-gulbahce-ilicasi/ Gülbahçe’de İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü arazinde yer alan bu ılıca, tarihi dokusu nedeniyle “Kleopatra Hamamı” olarak da bilinir. Roma Hamamı olarak da adlandırılmaktadır. Ancak ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber, yapı içinde Helenistik döneme ait kalıntılar da bulunur.

Semra Yıldız S.S. Gülbahçe Kadın Girişimi Üretim  ve İşletme Kooperatifi Başkanı, emekli biyolog ve üyeler, Fao Kooperatif Uzmanı Ünal Örnek, Yasemin Öztürk ve atölye çalışmamızdan bir anı. E.Civcir

Atölye ürün geliştirme. Atık değerlendirme ekolojik ürün geliştirme. E. Civcir

Sihirli çember Gülbahçe Kadınları Atölyesinden. E. Civcir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Esma Civcir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.

01

Semra Yıldız - Esma hocam kalemi ize yüreği ize sağlık mükemmel bir yazı olmuş .bizim içinde ne güzel cümleler kurmussunuz ?çok teşekkürler ? Hedefimiz hayallerimiz kadar büyük başarmak için cok çalışmamız gerek.cook işimiz var cooook ama elimizden tutan, bizi yönlendiren, hayallerimizin dahada buyumesine yol açan sizin gibi değerli insanlarda var böyle olunca neden basaramayalimki diyoruz. hedefe kitlendik yolumuzu yürüyoruz .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ağustos 20:50