Yabani ağaçlar tarıma kazandırılırsa!

Yabani ürün kavramı her geçen gün daha çok ilgimi çekmeye başladı. Çocukluğumun geçtiği köyümün bunda etkisi olduğu kadar ülkenin potansiyelini düşünmenin de etkisi vardır. Böğürtlen, kızılcık, mantar, menengiç, semizotu, kekik, salep gibi hayatımızda olan pek çok gıda, yabani bir üründür.

Hafta içinde Yudum ve Egemden Yağ ile Manisa’nın bir dağ köyü olan Davutlar’a gidip, “Delice” zeytini denilen yabani zeytin ağaçlarının aşılanması projesini yerinde görme şansı buldum.

Genelde Manisa köyleri ovada olur ve bereketli topraklarda üzüm, zeytin başta olmak üzere pek çok meyve ve sebzenin tarımı ile uğraşırlar. Ama Davutlar ile birlikte projenin yürütüldüğü 5 köydeki gibi ekim ve dikime uygun olmayan şartlarda yaşayan yerler de var. Proje, Tarım Bakanlığı gözetiminde Tohum derneği ile birlikte yürütülüyor.

Kıraç topraklarda tarım seçenekleri sunulmalı!

Türkiye’nin pek çok yerinde kıraç topraklar ve ekime müsait olmayan coğrafyalarda binlerce köyümüz var. Çoğu orman bölgesi olan bu yerleşim yerlerindeki insanlarımıza yeni tarımsal seçenekler sunmamız gerekiyor. Yabani ağaçların aşılanması bu seçeneklerden biri.

Delice ağaçlarının aşılanması verimi 5 ila 6 kat arttırdığı gibi köylü için de sürdürülebilir bir gelir oluşturuyor. Bu sadece yabani zeytin ağaçlarıyla sınırlı değil. Mesela, Türkiye’nin pek çok yerinde menengiç ağacı vardır. Bu yabani ağaçların meyvesinden menengiç kahvesi yapılır. Eski İstanbul konaklarının bahçesinde mutlaka bir menengiç ağacı olurmuş. Amaç da kahvesiz kalmamaktı. Malum o dönemde kahve Yemen’den geliyordu ve bazen erişmek mümkün olmuyordu.

Aşılanan yabani menengiç ağaçları, aşıların tutmasının ardından 3-4 yıl sonra yılda 1 ile 2 kg, 8-10 yıl sonra ise 4 ile 5 kg arasında Siirt fıstığı verebilmektedir. Bugün Türkiye’nin pek çok yerinde menengiç ağaçları Siirt fıstık ağaçlarıyla aşılanmaktadır. Sadece Güneydoğu bölgesinde 1 milyonu aşkın ağacın aşılandığı biliniyor.

Menengiç ağaçları fıstık vermeye başladı

Tarihte zeytin üretici niteliği zayıf olan Mut ilçesi bugün güçlü bir zeytin ve zeytinyağı üreticisi olmasını milyonlarca yabani zeytin ağacının aşılanmasına borçludur. Aynı şekilde Manisa’nın Demirci ilçesinde de yüzbinlerce menengiç ağacı artık fıstık vermeye başladı. İlçenin üretim şeklini değiştirdi.

Davutlar Köyüne giderken yolda rastladığım tabloda da bölgede sadece zeytin değil menengiç ağaçlarının da fıstık üretimine kazandırılması çalışmalarının yapıldığını gösteriyordu. Ayrıca yol kenarında bol çiçekli “Karaçalı”da gördüm. Karaçalı çiçeğinin balı da çok tercih edilen ve medikal değeri yüksek bir çeşittir. Yine kayalık bölgelerde bol çiçekli çok yabani bitki de yer alıyor. Bu ve benzeri köylerde mutlaka arıcılık da geliştirilmelidir.

80 milyon delice zeytin ağacı var

Bu önemli bir adımdır. Unutmayalım ki Türkiye’de hala 80 milyon civarında Delice yani yabani zeytin ağacı bulunmaktadır. Ege Bölgesinde de 4 -5 milyon Delice olduğu tahmin ediliyor. Muhtemel ki bunların bir kısmından hiç istifa edilmiyor. Pek çoğu da verimsiz bir niteliğe sahip. Hem orman köylüsüne ek gelir kazandırmak, köyden göçü engellemek ve ülke ekonomisine değer katmak için aşılama projeleri devam etmelidir.

Pandemi öncesi, "Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyonu Eylem Planı" kapsamında, 174 bin 447 zeytin fidanı dikildi ve 1 milyon 444 bin 655 yabani zeytin ağacı aşılanarak ekonomiye kazandırıldı. Söz konusu 5 yıllık dönemde yapılan çalışmalardan, Ege ve Akdeniz Bölgesi'ndeki 316 köy yararlanmaya devam ediyor. Bu çerçevede, ayrıca bozuk orman vasfındaki yaklaşık 100 bin dekar saha rehabilite edilmişti.

Yerel ürüne özel markalama!

Davutlar ile birlikte projenin yürütüldüğü 5 köydeki bir izlenimim de şu oldu: Buranın farklı bir iklim etkisi var. Dağın tepesinde olması özelliği ile hem Ege Deniz havası hem de Doğu Ege karasal iklim havasının kesişim alanı özelliği gösteriyor. Uzmanlar bu iklim özelliği ile zeytinlerinin de farklı bir aroması olacağını ve farkındalık taşıyacağını belirtiyor. Yudum ve Egemden Yağ yöneticileri yerel ürünü alıp, özel markalama yapabileceklerini belirtiyor. Aşılama çalışmaları yapılan her yöre için böyle bir markalama düşünülmelidir.

Bir başka deneyimimi de paylaşmak isterim: Yurt dışındaki lüks restoranlarda menüdeki yemeklerin bazılarının yanında organik, vegan, helal, koşer gibi tanımlamalarının yanı sıra “Yabani” tanımı da ekleniyor. Haliyle yabani tanımı daha yüksek fiyat anlamına geliyor. Türkiye’de de yabani ürünlerin değerlendirilmesi bu yönüyle ayrı bir anlam ve değer taşıyacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikri Türkel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.