İş Dünyasının duygu durumu: Depresif ve gergin!

Araştırmalar gösteriyor ki iş dünyasının duygu durumu, oldukça depresif ve fazlasıyla gergin. Çalışanların yüzde 40’ı işlerini yaparken kendilerini stresli ve öfkeli olarak ifade ediyor. Çalışan bağlılığı ise tüm dünya ortalamasında yüzde 15 seviyesinde. Bu korkunç ve ürkütücü bir oran... Birliğe ve iyiliğe ihtiyaç var.

Hiçbirimiz 2020 yılından önceki gibi değiliz. Bir dönem kapandı ve yeni bir dönem başladı. Hem işte hem günlük yaşamda herkesin öncelik sıralaması değişti. Herkes iş yaşam dengesini ve hayatın içindeki yerini anlamlandırmaya çalışıyor. Zihinler “geride bıraktığımız neydi ve şimdi hangi dünyaya doğru ilerliyoruz?” sorusu ile meşgul. Ne yazık ki bu soru yerinde olsa da yanıtı kısa vadede değil, ancak biraz daha zaman geçince karşılık bulacak.

Hemen hemen herkes mutluluğun anlamını sorguluyor. Belki de mutluyuzdur ama farkında değilizdir. Hiç böyle düşündüğünüz oldu mu? Bu bakış açısı bana daha iyi geliyor son zamanlarda ya da öyle düşünmek işime geliyor ve de iyi hissettiriyor diyelim.

İş Dünyasının duygu durumu

Çok yeni tarihlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki iş dünyasının duygu durumu oldukça depresif ve fazlasıyla gergin. Çalışanların %40’ı iş yerlerinde olmasa da işlerini yaparken kendilerini stresli ve öfkeli olarak ifade ediyor. Çalışan bağlılığı ise tüm dünya ortalamasında %15 seviyesinde. Bu korkunç ve ürkütücü bir oran.

Kuruma bağlılığı ölçmek için Bekir Ağırdır’ın çok beğendiğim bir önerisi var: Şirketin rozetini verin çalışanlarınıza, takma zorunluluğu da söylemeyin, ertesi gün bakın bakalım kaçı göğsünde takmaya devam ediyorsa bağlılığınız o orandadır. Oldukça güzel ve basit bir test. Burada rozet yerine birçok başka emtia olabilir. Denemeye değer.

İş Dünyasının birliğe ve iyiliğe ihtiyacı var

Peki bu karmaşıklığın içinde en doğru temeli nasıl oluşturacağız?

Bu dünyanın, bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey birliktelik ve iyilik. Birliktelik “toplantılarda ekip olmalıyız” diyerek sadece hedeflerin rakamlardan ibaret olduğu bol rakamlı tablolardan ibaret olmamalı. Ortak bir gayede buluşulmalı. Bunun için de emek vermek ve iletişim değil, değerlerin ortak olduğu anlamlı ilişkiler kurmak gerek. Çalışanların da iş yerlerinde her gün neyi başardıklarını ve neyi aşmaları gerektiğini sadece nicel olarak değil, artıp azalabilen ve sayılabilen değerlerle birlikte, nitel olarak da bilmeye, hissetmeye, haz duymaya, gerekirse pişman olmaya ve bunları paylaşmaya ihtiyaçları var.

Yöneticiler çalışanlarına ne yapmaları gerektiğini ve nasıl yapmaları gerektiğini söylemekte bir sorun yaşamıyorlar. Ancak çalışanlar da müşteriler de şirketlerin ne yaptığı ile değil neden o işi yaptıklarını, o ürünü neden sattıklarını, o hizmeti neden sunduklarını, ne ve nasıl sorusuna göre daha çok bilmek ister.

Olumsuz durumlar tamam, ya olumlular?

Öte yandan her gün binlerce firmada on binlerce insan birçok kaliteli iş sonuçları üretiyor. Hep şuraya takılıyor zihnim: Şirketlerde etik kurul, ihbar hattı vb. isimlerle kurulmuş olumsuz durumların vakit kaybettirilmeden bildirilmesi istenirken, neden olumlu iş sonuçları için aynı model uygulanmaz? Neden yöneticisi görmese de arkadaşları tarafından görülen fark yaratan oranda mükemmel iyi şeyler yapan çalışanları bildiren bir sistem yoktur? Müşterilerden gelen teşekkürlerden bahsetmiyorum. Bazı şirketlerde vardır mutlaka ancak duyulacak kadar yaygınlaşmadığı ya da sistematize edilmediği konusunda hem fikirizdir sanırım.

Özetle: Çalışanlar manipüle edilen yöntemlerle yönetilmek yerine ilham veren, yol gösteren ve birlik duygusu misyonlu, bağlılık beklemeden evvel bağ kurabilen liderlerle çalışmak istiyor. Eskiden ulaşılması zor liderler makbulken, şimdi ulaşılabilen, hatta danışılabilen liderler makbul. Cevap bekleyen değil anlam yaratan, sorgulayan değil doğru soru sorabilen, tecrübeli olduğu kadar ileri görüşlü olabilen, bilen değil bilgiye saygı duyan liderler makbul. Çünkü artık çalışanlar ilham almak ve etki yaratan kişilere bağlı kalabiliyor.

Çalışanların iyiliğini düşünen ve amaçları doğrultusunda ortak değerlerde buluşan kurumlar, kısa, orta ve uzun vadede şirketin karlılığında, kazancında ve rekabet gücünde önde olacaktır.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın.

Didem Tınarlıoğlu

[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Didem Tınarlıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.