Tarım, Kadın, Sanat - 5. BÖLÜM - Ana Dolu Kadın Kooperatiflerinden Selam Var

FAO çalışma ekibine dahil olduğum günden bugüne yaptığım her işin duvara bir taş koymak olduğu duygusuyla adeta yeniden doğdum.

Bir sanatçı tasarımcı sanat eğitimcisi olarak bütün bilgilerimi aktarmak istediğim bu kadar coşku ile çalışabileceğim başka bir toplumsal hizmet mutlaka vardı. Ama Çok değerli Dr. Ayşegül Selışık ile yaratıcı düşünme geleceğin kaygıları toprak tarım ve kadın konusunda inanılmaz güzel sorumluluklar paylaşma şansım oldu. Bu buluşma benim yaşamsal kaygılarımı sanatsal tasarımsal uygulamalarla çözüm arama çalışmalarıma dönüştü. Bir sanatçı için toplumsal gelişmeye ışık tutmak kadınlarla öğrenmek öğretmek geleceğe fidan dikmekten kutsal ne olabilirdi. Toprak ana Anadolu ve bizim kadınlarımız ile sınırsız mesai koydum kendime. Üretmek yaratıcı düşünmeye önderlik etmek paylaşmak. Yaşam boyu öğrenmek ve gelişmek. Bu süreçte Kadın Kooperatifleri projesi İle yeniden doğdu ruhum. Her gün yeni bir fikir heyecan ve merak ile uyanıyorum. Şimdilik 11 tane Kooperatif.

Onlarla internet ile de inanılmaz teknoloji ile sürekli buluşabiliyor ve de bilgi alışverişinde bulunuyoruz. On bir şehir de Yüz elliyi geçen kadınımızla iletişimdeyim.

Sizlerle her hafta onları buluşturmak istiyorum. Muhteşemler. Savaşçılar. Analar eşler kadınlar ve de güzeller. Üretmek kazanmak için bir araya geldiler. Bu kadar. Yarın için üretmek aileleri için var olmak istiyorlar. Paylaşıyorlar çalışıyorlar disiplin geliştiriyorlar ve iş proje geliştiriyorlar. Eğitimler alıyorlar. Bu süreçlerde aileleri ile paylaşıyorlar. Yaşayan üreyen canlılar gibi…Değişim güzel yönde.

Kooperatif tasarım marka danışmanlığım nedeniyle her yolculuğa soluksuz hazırım. Atölyeye girdiğimde kocaman bir enerji güç ve sevgi ile karşılaşıyoruz. El ele verip neler yapmışız değerlendiriyor düzeltmeler yapıyor markamız doğrultusunda hemen sonuca gidiyoruz. Zaman kaybına tahammülümüz yok. Hepimiz sonuç odaklıyız. Marka üretim kalite kontrol satış pazar hedefimiz var.

ANA DOLU adı güzel kendi güzel Ülkemiz Yurdumuz Yurttaşlarımız.

Ana eşittir beslenme ve bakım ve sevgi. Dünyadaki eş meleklerimiz analarımız.

Kadınlar elleri kolları sıvarsa topraklar imar olur erkeğini harekete geçirir. Yuvayı yapar ve üretir ürettirir.

Bugün bu topraklar kadim kültürlerin ve Ana tanrıçalardan savaşçı kadınlara kadar öykülerin mitosların yurdudur. Öyle zengindir ki sürekli tarihte iştah açmıştır. Her kesin sahip olmak istediği muhteşem bir mücevherdir. Başından hiç bulut eksik olmayan yüce dağlar gibidir.

Biz Anadolu’nun bütün mitoslarının sahibiyiz izlerini taşıyoruz. Çok zenginiz çok. Sadece bilgiyi doğru ulaştırmak paylaşmak ve en önemlisi SAYGI sözcüğünün yaşamımızda gerçekten var olması. Bütün inanışlara yaşamlara ve kültürlere.

Gümüldür’de Canlı günün Turuncueller Kadınlarıyla harika bir gün geçirmişiz. Üretmiş tasarlamışız. Hayal etmişiz…

Özellikle Kültür ve turizm alanlarında satılmak üzere anı eşyaları üretmişiz. Klarostan motifler kullanmışız.

Bu güzel çalışan kadınlardan kahin kadınlara uğramadan olur mu?

Gümüldür İzmir arasında Menderes İlçesi Kolophon’a bağlı Klaros Antik kentine kahin kadınlar merkezine uğramadan olur mu? Yaz mevsimi akşam üzeri antik kentlerde gezinmek de bir hoşluk verir insana.

https://izmir.ktb.gov.tr/TR-77172/klaros-kazi-calismasi--menderes.html

18 Temmuz2022-Klaros, E. Civcir, Ünal Örnek, Yasemin Öztürk, Turuncu Eller Kooperatifi Üyeleri Fatma Çetin, Gülseren Yalçın, Zehra Özden Tatar.

Klaros: (Kültür ve Turizm bakanlığı kaynaklarında).

Nedir burayı gizemli ve ilginç kılan? İnsanoğlu daima bilinmeyene gelecek korkusuna karşı kehanetlere tanrılara sığınır.

Meteoroloji bilimi yok fırtınalardan korkar bekler. Sağlık bilimi gelişmemiştir. Tapınak rahipleri ve rahibelerinden medet umar. Klaros’da pek çok tanrıdan boğalar kurban ederek depremden korunmayı umar adaklar adanır. Her kutsal alan gibi yoğun bir enerji hissedersiniz. Doğaya yönlendirilen bunca enerji orada asılı gibidir adeta.

O kadar çok tanrı üretir ki insan. Doğadaki sıkça olan depremler, sel ve fırtınalara karşı korunmak ister. Kolophon’da yaşayan Ksephofanes isyan eder. Sokrates öncesi geleneklere sporcuların aşırı yüceltilmesine karşıdır. Kehanetlere ve özellikle de halkının insan biçimli çok tanrıcılık inanışına karşıdır. Tektanrıcılığı savunan Anadolu ilklerindendir denebilir.

Ksenofanes tanrı kavramına ahlaki bir temel kazandırmak ister. Ona göre; bir yandan tanrılara saygı duymak, öte yandan onlar için bu tür çirkin masallar uydurmak birbiriyle uyuşmaz. Tanrıyı insan biçiminde tasarlamaya da karşıdır:

"İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendininkilere benzeyen elbiseleri, sesleri ve biçimleri olduğunu sanmaktadırlar." Ksenophanes bu tanrı tasavvuru karşısına tek tanrıcılık düşüncesini çıkarmıştır. Bu düşüncenin halk üzerinde etkisi olmamışsa da tanrının, yerinde durarak, dünyayı düşünmekle kımıldattığı şeklindeki öğretisi, Aristoteles tarafından ele alınmak ve tamamlanmak suretiyle yüzyıllar boyunca hüküm sürmüştür.

"Tanrı ve insanlar arasında en büyük olan, ne biçim ne düşünce bakımından insanlara benzer olamayan tek bir Tanrı."O tümüyle göz, tümüyle düşünce, tümüyle kulaktır." "Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir." "Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona." Anadolu’da İran işgaliyle ayrılmış sürgün hayatı yaşamıştır.

Ne güçlü bir karşı koyuş. Çağında ne cesaret. Anadolu topraklarında çıkmış.

Asıl ilgi alanını olmamakla birlikte bu konularda görüşler de ortaya koymuştur: Dünya düzdür; üst tarafından hava küresi, daha doğrusu yarım hava küresi, alt tarafından ise toprakla çevrelenmiştir. Ksenophanes, güneşin havada bir doğru çizdiğini ve her akşam batıda bir çukura düştüğünü, ertesi gün ise doğudan yeni bir güneşin doğduğunu düşünür. Yıldızlar ise gündüzleri sönen, geceleri tekrar yanan kömür parçaları gibidirler. Dünya belki başlangıçta bir çamurdu. Zamanla güneşin etkisiyle suların bir kısmı buharlaştı, toprak kurudu ve böylece o bugünkü şeklini aldı. Ksenophanes'in karada deniz hayvanlarının, deniz yosunlarının fosillerini bulduğu, bundan hareketle bu kuramı ortaya attığı söylenmektedir. Ksenophanes dünyanın başlangıçtaki halinden birtakım değişmelerle şimdiki haline gelmiş olduğu şeklindeki açıklamasına benzer bir açıklamayı uygarlık hakkında da vermektedir:

"Tanrılar insanlara her şeyi başlangıçtan itibaren vermemişlerdir. İnsanlar araştırma yaparak zamanla en iyiyi bulmuşlardır."

Ayrıca kendisine ve öğretisine karşı eleştirici bir tavır takınmıştır: İnsan doğruya değil sadece doğruyu andırana ulaşabilir.

"Tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da. Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."

Apelles Ressamdır. Kolophon’a beni onun ruhu çeker diye düşünürüm hep. Öyle olmasını isterim. Apelles Kolophonludur. M.Ö. 4.yy erken Hellen döneminde Anadolu topraklarında yaşamıştır. Hiçbir eseri kalmamasına rağmen en ünlü ilk ressamlardandır. Sikyon dor okulunda sanat eğitimi almış ve de Dor tarzında eserler vermiş. Hocası ressam Pamhilos’muş. Apelles Makedonya kralı II Filip ve oğlu Büyük İskender’i elinde şimşek tutarken betimlediği resmi en önemli yapıtıdır. Rönesans ta kitaplardan Apellesin eserlerini ressamların taklit ettiği allegorik Afroditin denizden yükselirken anlatıldığı eseri etki bırakmıştır. Apelles'in dış çizgilerle desen oluşturmaya büyük önem verdiği ve her gün bu konuda çalışma yaptığı söylenir. Protogenes’e yaptığı ziyaret sırasında, iki ustanın en güzel ve en düzgün çizgiyi kimin çizebileceği konusunda iddiaya tutuşması ünlüdür. Hakkında yazılanlardan, Apelles'in yapıtlarında kısıtlı renklerle çalıştığı ve ayrıntılı perspektif kullanmaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Kompozisyonlarının yalınlığı, çizgisinin güzelliği ve etkili anlatım biçimi sanatının başta gelen özelliklerinden sayılmıştır.

Apelles, resim tekniğini geliştirmiş olan çalışmalarından ötürü de değer taşır. Resimlerinde Atramentum adı verilen koyu renkli bir sır kullanmıştı; bu sır hem resimlerini korumaya, hem de renklerin daha pastel bir görünüm almasına yarıyordu. Döneminin en cüretli ve en ilerici sanatçılarından biri olduğu konusunda şüphe yoktur.

Bu gün bunca yoğun enerjinin yaşandığı Bölgemiz de Kolophon’da bir de şairimiz var Şair Mimmeros…

M.Ö 670 da yaşamış şair Mimnermos'dan gençliğinizin kıymetini bilin çağrısı:

Çiçekli ilkbahar nasıl yeşertirse yaprakları,

güneş ışığıyla birden büyürler hani,

bizde gençliğin tadını kısacık bir süre çıkarıyoruz,

tanrılardan yana ne iyiyi ne kötüyü bilmeden.

Kara Kerler yanı başımızda:

birinin elinde yaşlılık, öbüründe ölüm.

Gençliğin çiçeği çabuk solar,

ömrü güneşin yeryüzünde parladığı kadar.

ama bu mevsim geçti mi,

ölmek yaşamaktan daha iyi;

insanın gönlü kararıyor çünkü:

kiminin ocağı söner, acı yoksulluğa düşer;

kiminin çocuğu yoktur,

çocuk özlemiyle gider yeraltına, Hades'e;

kimi de ölümcül hastalıklara yakalanır.

Zeus'un yığınla dert vermediği

bir insanoğlu yoktur.

Çalışmaları İskenderiyeli akademisyenler tarafından sadece iki "kitapta" toplanmış (örneğin, yirmi altı kitapla karşılaştırıldığında Stesichorus ) ve bugün sadece küçük parçalar hayatta kalmaktadır. Parçalar, "mükemmel bir şair" olarak onun kadim tahminini doğruluyor ama aynı zamanda, çeşitli antik yorumcular tarafından varsayıldığı hoşgörülü aşk şairinden "daha sağlam bir karakter" olduğunu da belirtiyor…

Böylesine önemli yaşamlar vardı bu kadim topraklarda.

Ve de Klaros Bilicilik merkezi Apollon’un kızı Manto için kurulur. Kutsal sayılır. Her yıl hacılar gelir adaklar kesilir. Günlerce tapınakların etrafında konaklanır ve bilgelik beklenir.

Bir kehanet merkezi ve kadın biliciler.

Ve bugün de bölge ihmal edilmiş bir kazı ve turizme iyileştirme görmemiş bir alan.

En önemlisi harika bir tarım alanı. Yine kadınlar var çok çalışan kooperatifleşen. Geleceği görüyorlar yine kahinler. Çünkü tarım gıda üzerine bölgenin kadınları alabildiğine üretkenler. Güç birliğinin önemini gelecek için gerekliliğini görmüşler.

Apollon’un kızı Mantonun göz yaşları toprağı suluyor.

Gümüldür Turucueller Kadın Kooperatifi Üyeleri ve Kooperatif Başkanı Gürsel Apa, 18 Temmuz 2022 Atölye çalışmamızdan.

Not:

"Antik metinlerde Apollon Klarios Bilicilik Merkezinin kuruluş öyküsü, M.Ö 13. yüzyıl başlarında gerçekleşmiş olan Kolophon ülkesinin Akha kolonizasyonu dönemine değin gitmektedir. Bu yöre, ard arda denizaşırı iki göç alır. Rhakios liderliğinde Kolophon ülkesine gelen Giritli göçmenler deniz kenarındaki Kolophon'a çıkarlar. Ancak yerel halk Karlar'ın büyük direnişiyle karşılaşırlar ve kıyı şeridine yerleşebilirler. İlk göç dalgasının ardından Kolophon ülkesine ikinci göç dalgası Yunanistan'dan gelir. Pausanias, yeni gelenlerin Thebai kentinin Epigonlar tarafından alınmasının ardından, yurtlarından göç etmek zorunda kalan Thebai halkı olduğunu söyler. Öyküye göre: Kentin düşmesinin ardından esir edilen halk, Apollon Pythios'a köle olarak sunulur. Bu esirler arasında, Apollon kahini Teiresias ve kızı Manto da vardır. Delphoi Apollonu'na köle olarak sunulan Thebaililer'e tanrı koloni kurma, Manto'ya da, Kolophon ülkesinde kendi adına bir bilicilik merkezi kurma buyruğunu verir. Rhakios'la evlenen Manto, Delphoi Apollonu'nun buyruğunu yerine getirerek Klarios Bilicilik Merkezi'ni kurar. Bazı antik yazarlara göre Klarios'daki kutsal kaynak, ülkesinden sürülen Manto'nun gözyaşlarından oluşmuştur."

http://arkeogezi.blogspot.com/2014/07/klaros-manto-gozyaslar.html

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Esma Civcir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gıda Hattı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gıda Hattı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gıda Hattı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gıda Hattı değil haberi geçen ajanstır.